Yayın yönetmeni olduğu Tele1’e el konulan ve keyfi “siyasi casusluk” davasından 11 aydır tutuklu bulunan 41 yıllık gazeteci #MerdanYanardağ, 29 Eylül’de (Salı) bir kez daha Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde mahkemeye çıkacak. Bu keyfi tutukluluk son bulmalıdır.
Rojin’in arkasında dağ gibi duran, sırtında taş taşıyarak kızını okutan babası Nizamettin amca vardı. Şimdi de elleri öpülesi o babanın arkasında milyonlarca kişi olarak biz varız! ROJİN’E NE OLDUĞUNU BULACAKSINIZ! #RojinKabaişİçinAdalet
75'inci Pazar
Adım adım 1,5 yıla giderken 75'inci pazara uyandım. Bir kaç gündür yine bunaltıcı bir sıcaklık ve yüksek nem var, o yüzden gece uyumak zor oluyor. Sabah miskinlik yapasım geldi, kendimi evde yatağımda miskince uyukladığım sabahlarda hayal ettim. 9.40 gibi tekrar uyandım. Elbette sabah sayım saatiydi, aklımda da gece gördüğüm rüya vardı. Rüyamda bazlama tost yiyordum. Burada insanın rüyaları bile yoksun kalabiliyor.
Son dönemde geceleri konusu yemek olan rüyalara uyanıyorum. Geçenlerde zeytinyağlı taze fasulye görmüştüm. Bir akşam sofrasında dostlarla sohbet ederken uzun uzun iştahla onu yiyordum. Bir süre önce de garip biçimde karnıyarık yediğim bir rüyayla uyanmıştım. Düşünün o kadar hasret kalmışım ki ev yemeklerine, dost sofralarına, pazar sabahlarına..
Spora çıkmadan çayımı ve 10 gündür dolabımda muhafaza ettiğim haşlanmış yumurtamı rendeleyip peynir ekleyerek yapmaya çalıştığım omletimi hazırlayıp buhara pişmeye koydum. Yeşilliklerimi de, zeytin, peynir, domates, salatalık, biber hazırladım. Spor sonrası avlumu yıkarken korkan şapşike bu temizliği onun için yaptığımı anlatarak iyice terlemiş halde duşa girdim. Sonra çıktım kahvaltımı ettim.
Kendimi yalnız kahvaltı yediğim bu pazarlarda avutmak daha zor oluyor. Allah'tan çok fazla yalnızlık yoğunlaşamadan avlu açıldı. "Hem avukat hem vekil var" diye hazırlanıp çıktım. Önce avukatım ile kısa ve verimli bir görüşme yapıp mektupları yanıtladım, sonra değerli Murat Emir gelmiş onunla epeyce uzun ve keyifli bir görüşme yaparak, gelecek için umut yüklenerek hücreme döndüm.
75'inci pazarımı yazıvereyim diye masama oturup televizyonu açıp, bir yandan yazmaya bir yandan dostum Kürşad Oğuz'un antropolog sosyolog David Le Breton ile yaptığı güzel mülakatı izliemeye başladım.
Le Breton'dan doğrusu epey istifade ettim. "Sinistroz" dedikleri çağımızın kötümserlik ve narsistlikle yüklü ruh halini dinledim mesela. "Sistematik kötümserlik" en çok bizim içinden çıkmamız gereken ruh hali. İyimser olacağız. Hayatı hakkıyla yaşayacağız inşallah. 2023'te İzmir'de aday adayı olduğum zaman yola "Yürüyelim arkadaşlar" diye başlamıştım. Şu geçen zamandan sonra Yeni Parti'nin sloganı oldu. Evet, yürüyeceğiz, yürürken tüm zorluklara rağmen ilerleyerek, sevgiyle, aşkla değiştireceğiz.
Ben Pınar Gültekin. Diri diri yakıldım, bir varile hapsedildim. Adli tıp "canlı canlı yakıldı" dedi, Yargıtay ise bu vahşette "canavarca his yok" dedi! Katilime sırf erkek diye "tahrik indirimi" veriliyor. Sadece Bedenimi değil Adaletimide Yaktılar.. #PınarGültekin
"Mardinli ırgat çocuğuydum. Dedem, ağa'nın adamları tarafından öldürülüp mallarına el konulmuş. Atatürk, köyün ağasıyla birlikte ağaya yardım ve yataklık eden 21 kişiyi kurşuna dizdirmiş. İbret olsun diye 1 hafta köy meydanında kalmışlar. Köye derhal okul kurulmuş. Ninem ise veremden ölmüş. Köyümüze bir de sağlık ocağı açılmış. Okulumuzdaki Türkay öğretmen sık sık kimseye kul köle olmamamızı öğütlerdi. İşte o okulda okuyan ırgatın oğlu Aziz Sancar, Kimya ödülü olan Aziz Sancar oldum. Ey Atatürk, sana minnettarım. Sen ebediyet ufkunda doğan bir güneşsin"
Aziz Sancar👏👏❤
Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’ndan selamlar.
Bir iyi haber, bir kötü haberim var.
İyi haber: Tahliye oldum.
Kötü haber: Tutuklandım.
Ben de sizin okuduğunuz hızda öğrendim bu iki haberi. Bu sefer, Daltonlar hakkındaki şakadan, “suçu ve suçluyu övmek” suçundan tutuklandım.
Cezaevinde sıradan bir 58. gündü. Bir elimde Cici Bebe, diğer elimde İhsan Oktay. Konstantiniye’nin dehlizlerinde dolaşıyordum. “SEGBİS’in var” dediler. Bayram değil, seyran değil; bu neyin SEGBİS’i düşüncesiyle koridora çıktık. Hücre-SEGBİS arasındaki bir dakikalık koridor yolculuğunda özgürmüşüm, bilmiyordum. Bilsem hafiften dans ederdim.
Avukatlarıma haber verilmediğini, normalde salona gelmem gerektiğini ama acele bir durum olduğunu bildirdiler. Suçlamaya konu metni okudular. “Çocukları dövmemeliyiz.” demişim de “Neden çocukları dövmek gerektiğini düşünüyorsun?” diye sorulmuş gibi hissettim. Hayattan, Türkçemizden ve altı üstü komediden söz ettim. Tekrar tutuklanmama karar verdiler. Adli yılın açılışını burada kutlayacağım, başarılı bir sezon olsun.
90 dakikalık gösteriden iki ayda bir yeni suçlama çıkıyor. Reels yerine tam gösteri YouTube kanalımda, odaklanma problemi olan varsa da telefon detoksu öneririm. Bana iyi geldi.
Ben iyiyim; moralim, sağlığım yerinde. Bu ay çocukkenki ağustoslar gibi hızlı geçti. Allah’tan okul yok Eylül’de.
Bu mektubu yazarken cezaevinde 10 saniyeliğine elektrik gitti. Karanlıkta bütün mahkumlar hücrelerde ıslık çalıp bağırdılar. İlkokulda pikniğe giderken gezi otobüsü tünele girmiş gibi hissettim.
Karatepe 2026, efsane tayfa. Unutulmayacaksın.
Ak troller ne oldu sesiniz çıkmıyor ? Melih Gökçek Avrupaya milyon eurolar götürmüş hadi adamsanız namusunuz varsa savunun bunları. Allah elbet belalarını vercek.
#MelihGökçek#AKP