MİLLETİN 1,47 MİLYAR DOLARININ HESABINI KİM VERECEK?
Irak-Türkiye Ham Petrol Boru Hattı üzerinden Irak Hükümetinin onayı dışında gerçekleştirilen kaçak petrol sevkiyatları nedeniyle 1 milyar 471 milyon dolarlık tahkim kararına karşı Paris'te açtığımız iptal davasını kaybettik.
Bu kayıp Türkiye açısından sıradan bir dava kaybı değildir.
Konunun çok önemli üç boyutu var: Birincisi dış politika , ikincisi yolsuzluk, üçüncüsü kamu zararı.
11 Temmuz 1921.
Yunan saldırısı başlamıştı. Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi, Mustafa Kemal’in odasına gelir. Mustafa Kemal harita başında. H.Suphi: "Öğretmenler Derneği, Ankara’da toplanacak. Savaşın yoğunlaştığı bir sırada böyle bir toplantı size ayak bağı olabilir. Uygun görürseniz erteleyelim."
Mustafa Kemal Paşa: "Hayır, hayır, ertelemeyin... Cahillikle, ilkellikle savaş, düşmanla savaştan daha az önemli değildir. Toplantıya katılacağım ve bir konuşma yapacağım."
16 Temmuz 1921, Cumartesi günü Öğretmenler Kongresi...
Mustafa Kemal Paşa kürsüye gelir: "Milli Eğitim Programı derken, hurafelerden, yabancı fikirlerden, doğudan ve batıdan gelebilen bütün etkilerden uzak, tarihi ve milli karakterimize uygun bir kültürü kastediyorum."
Başkomutan Mustafa Kemal Paşa 40 yaşında.
Bir yıl geçti...
Ayşe Tokyaz vahşice katledildi. Ama adalet hala yerini bulmadı.
Ayşe yaşamak istedi, ailesi defalarca kolluğa yalvardı. Ama o devletin kapıları Ayşe’ye ve ailesine kapatılırken, katile sonuna kadar açıldı!
Bu dosya; ihmallerin, bilgi sızdırmanın, delil karartma iddialarının ve cezasızlık kültürünün de yargılandığı bir dosyadır.
Yani bu dava, devletin sistemini genç bir kadını katletmek ve suç ortaklığı yapmak için kullanan o karanlık ağın, o canilerin davasıdır!
Adalet, geciktiği her gün suçlulara cesaret; kadınlara ise korku verir.
Bu dava artık sonuçlanmalı!
Suça ortak olan, delil karartan, bilgi sızdıran, sorumluluğu bulunan herkes ve bugün dahi kız kardeşi Esra’yı tehdit edecek cesareti bulan kim varsa hak ettiği cezayı almalıdır.
#AyşeTokyazİçinAdalet
1 milyar 471 milyon dolar.
Açıklama bekliyoruz.
69 milyar lira cezayı kim ödeyecek?
Soruyorum ey millet size bahsedilen kaçak petrol gelirinden pay veren oldu mu?
Hayır.
Cezayı niye biz ödeyelim ?
Konu araştırılsın.
Kimler gelir elde ettiyse onlar ödesin.
Anıtkabir’e gitmemek…
Kurtuluş Savaşı’na
Lozan’a…
Cumhuriyet’e…
Ve “Tam bağımsızlık” iradesine saygı duymamak demektir.
Şehitlerin kanıyla rengini alan Şanlı Bayrağa saygısızlıktır…
Kuru soğanda ithalat vergisini yüzde 5’e düşürdüler. Yiğidi kuru soğana muhtaç ederken üreticileri yok etmeye devam ediyorlar. Üretimi ve üreticiyi ithalat lobilerine kurban edip halka da çaresizlik dayatanlar mutlaka kaybedecek! Yanlıştan dönün, ithalatın değil ihracatın önünü açın, üretici ve halka destek olun!
Gelelim asıl konuya. Faizleriyle birlikte 3 Milyar dolara ulaşacak bu tazminata neden olanlar, kimler, özel kararnamelerle korundular mı? Sorumlular ortaya çıkacak mı?
7-8 Temmuz 2026…
ABD Başkanı Donald Trump, Ankara’ya geldi.
Ziyaretinin iki ayrı başlığı vardı:
Birincisi, resmî ziyaret…
İkincisi, NATO Zirvesi…
Trump, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne atlı birliklerle götürüldü.
Devlet töreniyle karşılandı.
Külliye’ye giden yolu bildi…
Ama, Anıtkabir’e giden yolu seçemedi.
Basına yansıyan ilk ziyaret programında, Anıtkabir vardı…
Ancak, son programında Anıtkabir yer almadı.
Anıtkabir’in programdan neden ve kimin talebiyleçıkarıldığı…
Hangi gerekçeyle çıkarıldığı, açıklanmadı.
Mustafa Kemal Paşa, kendisine yönelik İzmir suikastıgirişiminin ardından, 18 Haziran 1926’da şöyle demişti:
“Alçak girişimin, benim şahsımdan çok kutsal Cumhuriyetimize ve onun dayandığı yüksek ilkelerimize yönelmiş bulunduğuna şüphe yoktur. Benim naçiz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır; fakat Türkiye Cumhuriyeti sonsuza dek yaşayacaktır.”
-Söylediği gibi oldu…
Naçiz vücudu toprak oldu.
Ama Cumhuriyet, tüm engellere ve nankörlüklere rağmen yaşamaya devam etti.
Ve Atatürk milletinin yüreğinde ölümsüzleşti.
Fırat Fıstık: "Özgür Özel, partiyi kurduğunda ana muhalefet olacağı bir gerçek. Kılıçdaroğlu'nun oyunun ise baraja yaklaşacağını sanmıyorum. İstediği kadar CHP imkanları, kurumsallığı olsun... Kılıçdaroğlu ve ekibi, %2-3 alırlar alamazlar..."
“Biz milliyetçiliği; sokak duvarlarına değil, Kıbrıs’ın topraklarına, Ege’nin deniz yataklarına yazmışız. Biz milliyetçiliği Batı Anadolu’nun haşhaş tarlasına yazmışız” der, Bülen Ecevit
-CHP’yi 1977 seçimlerinde birinci parti yapan Milliyetçilik söylemi ve uygulamalarıydı.
-Yaşanan süreçte, sadece Milliyetçilik değil; Altı Ok’un reddedildiği bir Butlan CHP’siyle karşı karşıyayız.
12 Temmuz 1932…
Atatürk, Türkçe’nin zenginliğini ortaya çıkarmak ve geliştirmek için Türk Dil Kurumu’nu (TDK) kurdu. Vasiyetinde TDK’ya gelir bıraktı.
-12 Eylül yönetimi, Atatürk’ün vasiyetini çiğnedi, TDK’yı kapattı.
-Bugün Türkçe bilmeyen sayısı arttı.
Ve “Şey”sözcüğü kurtarıcı oldu.