Kîne em?
Cotkar û karker Gundî û rêncber Hemû proleter Gelê Kurdistan Şoreş û volqan Tev dînamêt in Agir û pêt in Sor in wek etûn, Agir gîha qepsûn Gava biteqin
Dinya dihejî Ev pêt û agir
Dijmin dikuji
Kîne em?
Bu ahlaksızlığı sadece İbni Kesir’de yapmadılar, İbnü’’l Esir’in 10-12 ciltlik İslam Tarihi kitabının çevirisinde ve diğer pek çok kaynağın çevirisinde de yaptılar. Hani kaçak elektrik konusunda ahlak dersi veren bir meslektaşımız vardı ya. Ona göre kaçak elektrik haram, ama bir milletin inkarı helal!
@grok@gagahaberyeni Var mı böyle bildiğin kelepir ihtilaflı bir yer. Emlakçıya bulaştırma bizi. Bi de bulursan kuracağım devlette sana sınırsız konuşma hakkı tanıyacam. Gerçi sen her türlü konuşuyorsun.
Sırrı Süreyya Önder’in cezaevi anılarını anlattığı stand up tarzı konuşması. Daha üst seviyede bir politik komedi görmedi bu topraklar. Büyüksün Sırrı abi.
Kayıp: 8 yaşındaki Narin, Diyarbakır Bağlar'da Çarşamba gününden beri kayıp. Evine 3 km uzakta terliği bulundu, kaçırılma şüphesi var. Lütfen paylaşarak Narin'in bulunmasına yardımcı olun. İletişim: 0543 736 26 21
Ezidilerin hayat hikayelerini araştırırken beni derinden etkileyen Abdullah Abbas Helef’in Sonsuz Saygıyı Hakeden Hikayesini size anlatmak istiyorum.
Helef, 2 kız 4 çocuk babası. Bal ticareti ile 400 ezidi kadını kurtarmak için servetini harcayan biri. ++
Bunu yazmasam olmaz.
Herkes kanıksamış, ilgili herkese normal geliyor, kimi mahcubiyetle kimi de pişkince savunuyor.
Ama bana göre çok büyük bir yanlış, ciddi bir etik sorun, yasal kılıfına uydurulmuş olsa bile utanılması gereken bir yolsuzluk.
Tatvan Belediyesi'nde belediye başkanı ve yardımcılarına belediye bütçesinden 3 tane ultra lüks telefon alınmış.
3 tane Iphone 15 Pro Max, yani piyasadaki en pahalı 3 tane telefon.
En pahalı telefonlar ama alırken hiyerarşiye de dikkat etmişler yardımcılara alınan 256gb ama başkana alınan 512gb. yani başkana alınan biraz daha pahalı.
Fiyatları 89 bin, 90 bin, 97 bin.
2 tane de personele almışlar, onlar en ucuzu ama tanesi 7 bin 500 lira.
Sordum, bu nedir dedim, bunun şaka olduğunu söyleyin dedim.
Aldığım cevaba şaşırdım, "Hakkımızdır" dediler.
Başkana "Neden, hangi ihtiyaca binaen telefon alındı, kaç adet alındı, ne kadara alındı, kimlere alındı, belediyenin ekonomik durumuna rağmen neden piyasadaki en pahalı telefon alındı?" diye sordurdum.
Başkan cevap vermedi.
Siyasi partinin yerel yönetimlerden sorumlu birimine sordum, böyle bir yaklaşım partinin ilkelerine uymuyor, halkla aynı standartlarda yaşamak lazım, lüks harcamadır, doğru değil, halka borç çıkarmış bu yüzden sorun yaşayan bir belediyenin böyle çelişkili iş yapması doğru değil, haberiniz var mı, müdahale ettiniz mi dedim, "Sen böyle düşünüyor olabilirsin ama yanlış yok ortada belediyeye demirbaş olarak almışlar" dediler.
DEM Parti'nin genel merkezinde, yerel yönetimlerden sorumlu ilgili kişiye sordum, bu doğru değil, diğer belediyelerde benzer durum var mı, varsa ciddi bir sorundur, siz bir şey demeyecekseniz ben derim dedim.
Mahcup olsa da savunmak zorunda kaldı, "Belediyenin demirbaşına kayıtlı almışlar" dedi.
Aşağıdan yukarıya kadar sorumlu herkes savunuyor, herkes normal görüyor.
Ben normal görmüyorum.
Kimsenin ne böyle bir hakkı var, ne de haddinedir ilkeleri eğip bükmek, kendine çekmek.
Bugün bunu normal gören yarın başka şeyi normal görür, başka şeyi kendine hak görür.
Erdoğan'ın şatafatını eleştirirken, Diyanet İşleri Başkanının makam arabasının lüks olmasına karşı çıkarken niye yırtıyoruz kendimizi, onlar da kurumlarının zimmetinde, demirbaşında.
Öyle olunca yanlış olmuyor mu?
Tatvan gibi insanların yolsuzluktan, hırsızlıktan, beceriksizlikten illallah ettiği bir yerde, insanlara en büyük sözleri "Biz yanlış yapmayacağız, hırsızlık yolsuzluk yapmayacağız" olan, benim de şahsen bu yüzden ve partim olduğu için destek verdiğim, halkın büyük bölümünün hırsızlıktan bıktığı için oy verdiği bir siyasi partinin belediye yönetimi böyle yapamaz.
Böyle bir hakkınız yok.
Kayyum kepazeliği riski altındayken, tek silahınız halk nezdindeki meşruiyetiniz iken, halk karşısında izah edilemeyecek şeyler yapamazsınız.
Üstelik "Belediyenin borcu var, para yok, destek olun" denilerek halktan sürekli fedakarlık isteyen, hiç alakası yokken halkı borç yükünün altına sokan bir belediye yönetimi böyle bir harcamayı yapamaz.
Hesapladım, kendisinden katkı payı alınacak ortalama 50 vatandaşın ödeyeceği katkı payına denk geliyor.
"Su abonesi yapın, kaçak kullanmayın, ceza keseriz" dedikleri için abone yapacak ortalama 80 vatandaşın abone parasına denk geliyor.
Az olsun, çok daha azı olsun, 100 lira olsun, 10 lira olsun.
Yine de yapamazsınız, hiçbir belediye başkanı bunu yapamaz, yapan, devleti, partisi ve hatta halkı arkasında, yanında olsa bile, beni karşısında bulur.
Elimden geldiğince, dilim döndüğünce, gücüm yettiğince yanlışa karşı dururum.
Kimse kusura bakmasın.
Hey malaminê, 'Bir lokma, bir hırka'dan GB'ları bile makama, hiyerarşiye göre farklı olan en lükslere...
@MilenicomN Arkadaş size nerden bulaştım vermediğiniz hizmtin ücretini talep etmeye hiç mi utanmıyorsunuz. Şuan bulunduğumuz yerde altyapı yok cayma hakımızı bile belli bir ücret karşılığında yapıyorsunuz. Tamam hizmet getirin diyoruz yok onu da yapamıyorsunuz. Ama fatura gönderebiliyorsunuz
Şanlıurfa'da Ali Yoktaş isimli çocuk, kaldığı yurtta yurt müdürü tarafından şiddet gördüğünü ve ablasının müdür yüzünden uyuşturucu batağına düştüğünü söyledi.
Çocuk ensesinde söndürülen sigara izlerini de gösterdi…
https://t.co/Kz5FubMt0U