TALEBİMİZ KISMEN KARŞILIK BULDU!
Üniversite idari personellerimiz adına uzun süredir takipçisi olduğumuz ve kamuoyuna taşıdığımız taleplerimizden biri daha karşılık buldu.
Üniversite idari personelimizin önemli beklentilerinden biri olan, karşılıklı yer değiştirme konusunda takvimin yayınlanmasını önemli bir adım olarak değerlendiriyor, teşekkür ediyoruz.
Üniversitelerimizde görev yapan idari personellerimize hayırlı olsun.
Ancak, daha önce defalarca gündeme getirdiğimiz ve YÖK nezdinde de başvurularda bulunduğumuz şekilde, başta mazeret tayin talepleri olmak üzere, idari personel için, üniversitelerimizde eş güdümü sa��layacak kapsamlı bir nakil yönetmeliği yayınlanmalıdır.
Bu yapılmadığı takdirde meslektaşlarımızın yaşadığı sorunlara kalıcı çözüm bulunamayacaktır.
@YuksekogretimK
Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi’nin Sayın Rektörünü bu “vefalı” tutumundan ötürü tebrik ediyorum(!)
Sayın Rektör, "Kargadan başka kuş tanımam" diyor yani..
Helal olsun..!
@YuksekogretimK
ENFLASYON HESABI TUTMUYOR, ALIM GÜCÜ DÜŞÜYOR
TÜİK tarafından açıklanan verilere göre temmuz ayında enflasyon %1,78 olarak gerçekleşirken yıllık enflasyon ise %31,75 seviyesine ulaşmıştır.
Geçtiğimiz ay kamu görevlileri ve emeklilerine 2026 yılının ikinci altı ayı için %7 oranında maaş artışı yapılmıştı.
Ancak temmuz ayı enflasyonunun açıklanmasıyla birlikte bu artışın yaklaşık dörtte biri, başka bir ifadeyle yaklaşık 2 puanı daha ilk ayda erimiştir. Bu tablo, kamu çalışanları ve emeklilerimizin alım gücünün korunamadığını bir kez daha açık biçimde ortaya koymaktadır.
Ne yazık ki ülkemizde uzun yıllardır benzer bir tablo yaşanmaktadır. Her toplu dönemde maaşlara yapılan artışlar, takip eden aylarda gerçekleşen enflasyon karşısında hızla etkisini kaybetmektedir. Böylece maaş artışları gerçek anlamda bir zam olmaktan çıkmakta; yalnızca gelecekte yaşanacak enflasyonun önceden yapılan eksik bir telafisine dönüşmektedir.
Oysa maaş zammının amacı, kamu görevlilerinin refahını artırmak, milli gelirden hak ettikleri payı almalarını sağlamak ve alım güçlerini yükseltmektir.
Enflasyonun gerisinde kalan artışlar ise çalışanların ve emeklilerin refahını artırmadığı gibi, onları her geçen gün biraz daha yoksullaştırmaktadır.
Bugün gelinen noktada yıllık enflasyon hâlâ %31,75 seviyesindedir. Bu durum, enflasyondaki düşüşün beklenen hızda gerçekleşmediğini ve fiyat artışlarının vatandaşlarımız üzerindeki baskısının devam ettiğini göstermektedir.
Hayat pahalılığı karşısında maaşlar sürekli geriden gelirken, kamu çalışanları ve emeklilerimizin alım gücü her ay biraz daha azalmaktadır.
Türkiye Kamu-Sen olarak yıllardır dile getirdiğimiz gerçek bir kez daha doğrulanmıştır: Enflasyon farkı bir zam değildir. Enflasyon farkı, yalnızca yaşanan kaybın gecikmeli ve eksik biçimde telafi edilmesidir. Çalışanların refahını artırmayan, sadece kayıplarını karşılamaya çalışan bir ücret politikası sürdürülebilir değildir.
Bu nedenle maaş politikalarında yeni bir anlayışın benimsenmesi artık kaçınılmazdır. Enflasyon farkının yanı sıra kamu görevlileri ve emeklilerine ek zam, refah payı ve alım gücünü kalıcı biçimde koruyacak eşel mobil benzeri bir ücret güncelleme sistemi hayata geçirilmelidir. Aksi halde her maaş artışı daha ilk aydan erimeye devam edecek, kamu çalışanları ve emeklilerimiz enflasyon karşısında her geçen gün biraz daha geriye düşecektir.
Türkiye Kamu-Sen olarak kamu görevlileri ve emeklilerimizin refah içinde yaşayabilecekleri bir gelir seviyesine kavuşmaları, yaptıkları fedakârlığın karşılığını alabilmeleri ve refahtan hak ettikleri payı elde edebilmeleri için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi bir kez daha kamuoyuyla paylaşıyoruz.
Kıbrıs Davası’nın önderleri Rauf Denktaş ve Fazıl Küçük başta olmak üzere, Türk Mukavemet Teşkilatı’nın yiğit mücahitlerini ve kahraman mehmetçiğimizi minnet, saygı ve Fatihalarla anıyoruz.
Aziz ruhları şad olsun.
Kıbrıs Türk Devleti var olsun.
13,52’LİK ARTIŞ MEMURA REFAH DEĞİL ALIM GÜCÜNDE DÜŞÜŞ GETİRİYOR
TÜİK tarafından açıklanan haziran ayı enflasyon verileriyle birlikte kamu görevlileri ve emeklilerinin yılın ilk altı ayında bir kez daha alım gücü kaybettiği resmen tescillenmiştir.
Haziran ayında enflasyon %0,99, altı aylık enflasyon ise %17,76 olarak gerçekleşmiştir. Buna karşılık kamu görevlileri ve emeklilerine ocak ayında yalnızca %11 oranında maaş artışı yapılmış, maaşlar bu dönemde de enflasyon karşısında %6,09 oranında erimiştir. Şimdi bu kaybın üzerine %7'lik ikinci dönem artışı eklenecektir.
Buna göre;
Bekâr (15/1) en düşük dereceli memur maaşı 56 bin 731 liradan 64 bin 367 liraya,
Ortalama memur maaşı ise 68 bin 460 liradan 77 bin 715 liraya yükselecektir.
En düşük dereceli memurun maaşındaki artış 7 bin 636 lira, ortalama memurun maaşındaki artış ise 9 bin 255 lira olmuştur.
Bu rakamlara memurun evli olup eşinin çalışmaması durumunda 3 bin 581 TL eş yardımı ve çocukları için 394 TL ile 788 TL arasında çocuk parası eklenmektedir.
Ancak bu rakamlar refah seviyesinin yükseldiğini değil alım gücünün erdiğinin göstergesidir. Bu zamlar ve maaş seviyesiyle kamu çalışanlarımızın altı ay boyunca geçimini sağlaması mümkün değildir.
Yapılan bu artışların gerçek anlamda bir refah sağlaması için bütünüyle enflasyona dayalı sistemden vazgeçilmedikçe bu erime her dönem sürecektir. Gerçek zam; enflasyonun üzerinde yapılan, çalışanı büyüyen ekonomiden pay sahibi yapan artıştır.
Ne yazık ki mevcut sistem kamu görevlilerini her altı ayda bir aynı kısır döngünün içine mahkûm etmektedir. Önce maaşlar enflasyon karşısında erimekte, ardından oluşan kayıp "zam" olarak sunulmaktadır. Bu anlayış değişmediği sürece kamu çalışanlarının alım gücünün korunması mümkün değildir.
Üstelik açıklanan resmi enflasyon ile vatandaşın günlük hayatında karşı karşıya kaldığı gerçek hayat pahalılığı arasındaki fark her geçen gün daha da hissedilmektedir. Kira fiyatları, gıda harcamaları, enerji giderleri, eğitim masrafları ve ulaşım maliyetleri ortadayken kamu çalışanlarına yapılan toplamdaki %13,5’lik artış hayatın gerçekleriyle bağdaşmamaktadır.
Türkiye ekonomisi büyüyor.
Milli gelir artıyor.
Vergi gelirleri rekor seviyelere ulaşıyor.
İhracat yükseliyor.
Ancak bu büyümenin yükünü omuzlayan kamu görevlileri ve emeklileri, ortaya çıkan refahtan hak ettikleri payı alamıyor.
Çağrımızı yineliyoruz:
Kamu görevlileri ve emeklileri artık sadece enflasyon kadar artış istemiyor.
İnsanca yaşayacak ücret istiyor.
Büyüyen Türkiye'den hak ettiği payı istiyor.
Alın terinin karşılığını eksiksiz istiyor.
Bu nedenle;
• Temmuz ayında maaşlara ilave zam yapılmalıdır.
• Kamu görevlileri ve emeklilerine mutlaka refah payı verilmelidir.
• Maaşların aylarca enflasyon karşısında erimesine son verecek eşel mobil sistemi hayata geçirilmelidir.
• Toplu sözleşme sistemi yeniden düzenlenmeli; gerçekleşen enflasyonun peşinden koşan değil, enflasyonu öngören ve çalışanı koruyan bir ücret politikası oluşturulmalıdır.
• Özellikle son yıllarda görev aylıkları ile emekli aylıkları arasındaki makas kabul edilemez boyutlara ulaşmıştır. İlave ek ödemenin emekli maaşlarına yansıtılmaması milyonlarca kamu görevlisini emeklilikten korkar hâle getirmiştir. Bu adaletsizlik de vakit geçirilmeden giderilmelidir.
Kamu görevlileri enflasyonun gerisinden gelen maaş artışlarını değil, enflasyonun önünde giden bir ücret politikası istemektedir.Çünkü refah, enflasyon farkıyla değil; hakça bölüşülen büyümeyle sağlanır.
Mücadelemiz; kamu görevlilerimizi ve emeklilerimizin maaşlarınınher altı ayda bir erimesine yol açan bu ücret anlayışı değişinceye, ek zam, refah payı ve eşel mobil sistemi hayata geçinceye kadar aynı kararlılıkla devam edecektir.
TÜRK EĞİTİM-SEN ÜYESİ ÖĞRETMENİN AİLE BİRLİĞİNİ KORUYAN EMSAL MAHKEME KARARI
Konya 3. İdare Mahkemesi’nin E:2026/162, K:2026/766 sayılı kararıyla, Türk Eğitim-Sen üyesi öğretmenin norm kadro fazlası gerekçesiyle yapılan resen atama işlemi iptal edildi.
Konya 3. İdare Mahkemesi, aile birliğini fiilen zedeleyecek şekilde gerçekleştirilen resen atama işleminde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşarak dava konusu işlemin iptaline karar vermiştir.
Türk Eğitim-Sen olarak, üyelerimizin aile birliği, çalışma huzuru ve kazanılmış haklarının korunmasına yönelik hukuki mücadelemizi kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz.https://t.co/oDCI3fkg0j @Türk Eğitim Sen aracılığıyla