Başantrenörümüz Dusan Alimpijevic ile yola devam! ✍️
2023/24 sezonunda takımımıza katıldığı günden bu yana Camiamızın sevgisini kazanmış olan ve birlikte önemli başarılar kazanacağımıza inanmış olduğumuz Başantrenörümüz Dusan Alimpijevic ile 2027-2028 sezonu sonuna kadar sözleşme imzalanmıştır.
Dusan Alimpijevic’e yeni dönemde üstün başarılar dileriz. 🦅
Sponsorsuz beyaz forma bir EFSANE! Ne cabir yapı, ne tera, ne de misli. Mis gibi yeni sezon forması. Nike mağazasına daha bugün gelmiş. Siftahı ben yaptım.
@Wilson11G SiZ futbol oynamiyorsunuz defans yapiyorsunuz ayrica kirli oynuyorsunuz sizin gibi takimlarin bu turnuvada olmamasi gerekiyor futbolun ruhunu öldürdünüz.
Kulübümüzden Açıklama
Denetim Kurulu raporumuzda yer alan Dikilitaş Projesi gelirlerinin kullanımı ve yöneticilerimize yapılan iade ödemelerine ilişkin olarak, kamuoyunda oluşan bilgi kirliliğini gidermek amacıyla açıklama yapma ihtiyacı doğmuştur.
Bazı mecralarda dile getirilen, kulüp kaynaklarının yöneticilerimize aktarıldığı yönündeki iddialar gerçeği yansıtmamaktadır. Söz konusu süreç, kulübümüzü önemli bir faiz yükünden korumak amacıyla hayata geçirilmiş, tamamen Beşiktaş'ın menfaatine yönelik planlı bir mali yönetim uygulamasıdır. Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi adına sürecin işleyişini şeffaflıkla paylaşıyoruz.
Banka Borçlarının Kapatılması ve Faiz Yükünden Kurtuluş
Kulübümüzün asıl planı, bankalara olan finansal borçlarımızı Dikilitaş Projesi'nden gelecek avans geliriyle kapatmaktı. Ancak bürokratik süreçler nedeniyle bu avansın kasamıza girişi zaman alırken, banka borçlarımızın faiz yükü her geçen gün ağırlaşmaya devam ediyordu.
Bu tabloyu tersine çevirmek amacıyla Yönetim Kurulumuz stratejik bir karar almıştır. Tüpraş, Beko ve Nike sponsorluklarımızdan elde edilen yaklaşık 50 milyon Euro'luk gelir, Dikilitaş avansı beklenmeden doğrudan banka borçlarımızın erken kapatılmasına yönlendirilmiştir. Bu sayede kulübümüz önemli bir faiz maliyetinden kurtulmuş, kalan kredi borcumuz ise 5 yıl vadeyle yeniden yapılandırılarak nakit akışımız rahatlatılmıştır.
Yönetici Finansman Desteğinin Rolü
Sponsorluk gelirlerinin (50 milyon Euro) tamamı banka borçlarına giderken aynı zamanda kulübümüzün vadesi gelmiş bonservis ödemeleri, personel ödemeleri, kulüp giderleri gibi işleyişten kaynaklanan ertelenemez günlük yükümlülükleri de aksatmadan yerine getirilmiştir.
Bu noktada, kulübümüzün sportif ve mali hiçbir aksaklık yaşamaması adına, Yönetim Kurulu üyelerimiz devreye girmiş ve kendi şahsi kaynaklarından "sıfır faizli ve karşılıksız" finansman sağlayarak kulübün çarklarının dönmesini sağlamıştır.
Yönetim kurulumuzun bu desteği olmasa, BEKO ve TÜPRAŞ sponsorluklarının gelirinin bir kısmı, kulüp işleyişi için harcanacaktı.
Böylelikle Bankalar Konsorsiyumu'na bu derece büyük bir ödeme yapılması söz konusu olmayacak, Dikilitaş avansı kasamıza girene kadar geçecek sürede önemli tutarda faiz ödemesi devam edecekti.
Yönetim kurulumuzun sağladığı kasa kolaylığı sayesinde, sponsorluk gelirleri doğru zamanda doğru amaca yönlendirildi ve Beşiktaş'ın mali yapısı önemli ölçüde rahatlatılarak Bankalar Konsorsiyumu borcunun Beşiktaş için en uygun koşullarda ödenmesi sağlandı.
Dikilitaş Gelirinin Kullanım Sırası
Dikilitaş Projesi geliri kulübümüze ulaştığında, kaynak aşağıdaki öncelik sırasıyla kullanılmıştır:
Bankalar Konsorsiyumu'na olan borç ödemesine ek olarak, kulübümüzün vadesi geçmiş bonservis borçları ve sporcu ücretlerinin tamamı da aksatmadan ödenmiştir.
Bu ödemelerin ardından, yöneticilerimizin kulübü faiz yükünden korumak amacıyla sağladığı desteğin sadece küçük bir kısmı kendilerine iade edilmiştir.
Yapılan bu iade; herhangi bir faiz veya kişisel çıkar unsuru içermeyen, yöneticilerimizin kulübe sağladığı geçici desteğin doğal karşılığından ibarettir. Ortada bir kaynak aktarımı değil, kulübümüzün menfaatini gözeten, kurumsal ve şeffaf bir mali yönetim uygulaması söz konusudur.
Büyük Beşiktaş camiamızın, kulübümüzün mali yapısını güçlendirmek amacıyla atılan bu yapıcı adımları gölgelemeye yönelik haksız algı çalışmalarına itibar etmeyeceğine olan inancımızı belirtir, kamuoyunu saygıyla bilgilendiririz.
Beşiktaş Jimnastik Kulübü Yönetim Kurulu
⚠️ “Yabancı sınırını tarihe gömeceğim!”
👉🏻 Uğur Meleke, ‘TFF Başkanlığı’na adayım’ dedi. Vaatlerini sıraladı:
• Ligi 16 takıma düşürmek: 16 takımlık-30 haftalık Süper Lig, 5 Avrupa bileti ve 4 küme düşeniyle son maça kadar herkesi yarışta tutacak. 240’ta 240 kaliteli müsabaka olacak hedef. Üst üste iki hafta içi Avrupa maçı olduğunda hafta sonuna lig koymama özgürlüğü getirecek. İki “kupa hafta sonu” takvimiyle, Türkiye Kupası’na olan ilgi de artabilir bu sayede.
• Lig fikstürünü serbest bırakmak: Milli maç öncesine derbi koymama saçmalığını tarihe gömmek. Tümüyle önceden atanmış derbi haftalarından vazgeçmek ve bütün takımları eşit koşullarla kuraya sokmak.
• Havuz dağılımına tribün kriteri: Halen yayın havuzunun yüzde 48’i tüm takımlara eşit, yüzde 46’sı puan primi, yüzde 6’sı da sıralama primi olarak dağıtılıyor. Benim amacım, bu üç kriterin yanına “tribün kriteri”ni de eklemek. Stadına daha fazla seyirci çeken kulüp, havuzdan da daha fazla pay almalı.
• Yabancı sınırını tarihe gömmek: 20 yılda 14 kez değiştiği için artık hiçbir ciddiyeti kalmamış, bence Türk futbolunda cehaletin simgesi olan yabancı sınırını tarihe gömmek. Onun yerine “yabancı vizesi uygulaması” getirmek. Bir yabancı futbolcunun Süper Lig vizesi alabilmesi belli bir puan toplaması koşulu oluşturmak. Sporcunun yaşı, ülkesinin FIFA sıralaması, geldiği ligin kategorisi, üst ya da alt grup millilik, geçtiğimiz sezon oynadığı müsabaka sayısı gibi kriterlere puanlar atamak. Ve totalde belli bir puana ulaşan sporcuya vize vermek.
• Kulüplere teknik adam sınırı: Nasıl bir teknik direktörün bir sezonda maksimum iki takımla sözleşme yapma sınırı varsa, aynı koşulu kulüplere de getirmek. Herhangi bir sebeple bir yılda ikinci teknik adamıyla da yolları ayıran kulübe altyapı sorumlusuyla sezonu tamamlama zorunluluğu.
• Takım elbiseli holiganizme son: Ben Türk futbolunda bir “hakem sorunu”ndan çok “yönetici sorunu” olduğunu düşünenlerdenim. 6222 sayılı sporda şiddet yasasının da, futbol disiplin talimatının da yeniden yazılması, ne işe yaradığı bilinmeyen 45 günlük hak mahrumiyeti gibi komikliklerin yerini caydırıcı cezaların alması, ‘takım elbiseli holiganizm’in son bulması gerek.
• Boğaziçili/ODTÜ’li hakem kadrosu: Türk futbolunda Boğaziçili, ODTÜ’lü hakemlerin sayısını artırmak, hakemliği beşinci sanayi devrimine hazırlamak. Zaten birkaç sene içinde tüm saha çizgileri şahin gözü teknolojisiyle donatılacak. Futbol toplarında ve kramponlardaki küçük çipler sayesinde aut-korner taç-ofsayt gibi dertler kalmayacak. Temasların şiddeti hakemin saatine gelecek. Hakemlik hususunda mafyatik jargondan çıkıp, inovasyon ve bilime yönelmeliyiz hızla.
• Mill Takım primlerini kaldırmak: Milli takımın potansiyelini tam anlamıyla ortaya çıkarabilmek için de ciddi bir reforma ihtiyaç var. İlk iş olarak A milli takım primlerinin kaldırılarak yatırımın alt yaş gruplarına kanalize edilmesi gerek. Ulusal takımı şehir şehir dolaştırmak yerine bir ‘milli takım stadı’ ve ‘milli takım taraftarı’ kültürü de yaratılmalı.
• TFF bütçesini altyapıya yönlendirmek: TFF’nin 8 buçuk milyar liralık (yani yaklaşık 180 milyon dolarlık) giderinin dağılımını değiştirmek. Mesela 2025-26 faaliyet raporunda görünen 171 milyon liralık teşkilat gideri makul müdür? Engelli futbolu giderleri 9 milyon iken teşkilatın gideri neden 171 milyon liradır? Bu tarz gider kalemlerinin kısılması, altyapılara, sokaktaki çocuğa aktarılması gerekmez mi?
• TFF’nin personel sayısını azlatmak: TFF’nin 440 personeline mesleki yeterlik testi yapılarak sayının makul bir seviyeye çekilmesi.