Bir aylık bütçe açığı: 139 milyar TL; bir aylık faiz giderleri: 163 milyar TL
HMB verilerine göre 2025 Ocak ayı bütçe giderleri: 1 trilyon 56 milyar TL, bütçe gelirleri: 917 milyar TL oldu. Yüzde 38 artan bütçe giderleri enflasyonun altında kalırken, yüzde 48 artan bütçe gelirleri enflasyonun üzerinde bir artış gösterdi (Ocak enflasyonu %42.1).
Geçtiğimiz yılın ayına göre bütçe açığı 11 milyar azalırken faiz giderleri 42 milyar TL arttı.
İki yılını doldurmasına az bir zaman kalan ekonomi programının son kullanım tarihi giderek azalırken bütçe açığı yüksek seyretmeye devam ediyor.
Mali baskınlık enflasyonu düşürmeye yönelik önlemleri etkisiz hale getireceğinden gelirleri artırmak yetmiyor, harcamalar daha çok kısılmalı. Aksi halde daha uzun süre enflasyonla yaşamak zorunda kalacağız.
Tüzel kişiler için Kur Korumalı Mevduat (KKM) sonlandırıldı…
Ekonominin standart bir kuralı olarak döviz kurundaki artışa faiz artışı ile tepki vermek yerine Aralık 2021 tarihinden itibaren para politikası aracı haline getirilen, ithal ikameci politikaların uygulandığı 1967 model KKM’nin bir ateş topu olduğu anlaşılınca tedricen sonlandırılmak istendi.
“Bu hesapta bereket var”, sloganıyla birçok reklam filmi çekilmişti…
Bir dönem sisteme girişi teşvik etmek amacıyla KKM gelirlerinde stopaj oranı sıfırlanırken enflasyondan gelir dağılımına, MB zararlarından bütçe açıklarına kadar ekonomik ve sosyal hasarlara yol açtığı anlaşılınca sitemden çıkışı özendirmek amacıyla bu sefer asgari faiz zorunluluğu kaldırılıp tekrar vergi alınmaya başlandı.
Şimdi (15 Şubat 2025) tüzel kişiler için KKM sonlandırıldı.
VIII. Cumhurbaşkanı Özal KKM için (O dönem ifadesiyle Dövize Çevrilebilir Mevduat: DÇM) “bilgisizliğin vesikası, inşallah sonraki iktidarlar ders alır” ifadesini kullanmıştı.
G. Santayana’nın dediği gibi “Yeni olan hiçbir şey yokmuş sadece tarih okumamışız.”
Para politikalarının tasarımında “Piyasa Katılımcıları Anketi” ne kadar etkili?
MB, 2025 yılsonu enflasyon tahminini %21’den %24’e çıkarınca piyasa katılımcıları da %27.05’den %28,30’a yükselttiler. Katılımcılar 12 ay sonrası enflasyon tahminlerini ise %25,38’den %25,26’ya düşürdüler.
Ankette en çok dikkat çeken husus geleceğe ilişkin zaman süresi uzadıkça katılımcıların tahminlerinde daha fazla iyimser olduğudur.
Geçmiş dönemlerde yapılan tahminlerle sonuçlar ne kadar uyumlu oldu? Örneğin bir yıl önce 2024 Şubat ayı piyasa katılımcıları anketine göre;
12 ay sonrası enflasyon %37,8 tahmin edilmişti, gerçekleşen %42,1; dolar kuru 40 TL tahmin edilmişti şimdi 36,2 TL; politika faizi %36,6 idi şimdi %45; Cari açık 34,6 milyar dolar idi şimdi 9,9 milyar dolar.
Birincisi döviz baskılandığı için doların enflasyondaki payı duruyor. O kanalın etkisini henüz yaşamadık.
İkincisi asgari ücretin enflasyona etkisi sınırlı. Enflasyonu yükselten daha ciddi nedenler var. Örneğin koyduğunuz her dolaylı vergi (ÖTV, KDV) enflasyon olarak geri dönüyor. Elektrik, akaryakıt, doğalgaz, cep telefonu, internet fiyatları, eğitim ücretleri ve daha birçok ürünün fiyatını kamu belirliyor. Burada MB'nin yapacağı bir şey yok.
Üçüncüsü cezai ve polisiye önlemlerle enflasyonun düştüğü dünyada görülmemiştir.
Fed eski başkanlarından ''Volcker diyor ki; “Enflasyonla başa çıkmanın en iyi yolu, onun oluşmasını önlemektir''
Sarı öküzü vermeyecektik...
Selamlar kardeşim
Sözü söyle alana kulağında kalana…
Fed Başkanı J. Powell, kongrede yaptığı sunumda enflasyonun yüzde 2 hedefine çok yaklaştığını ancak hala biraz yüksek kalmayı sürdürdüğünü dile getirerek faiz indirimi konusunda acele edilmemesi gerektiğini söylüyor.
Biz şimdi bunu nasıl anlamalıyız?
Ticaret komşudan başlar…
Kanada ihracatının %75’ini, Meksika %80’ini ABD’ye yapıyor. Japonya ticaretinin büyük bir kısmını Asya-Pasifik ülkeleri ile gerçekleştiriyor. G. Kore’nin ithalatında Japonya ve Çin büyük paya sahip. İngiltere’nin en çok ithalat yaptığı 10 ülkenin 8’i Avrupa’da yer alıyor. Singapur en çok Çin ve Hindistan ile ticaret yapıyor.
Türkiye komşularına yeterince ihracat yapamıyor…
Türkiye’nin 8 komşusuna yaptığı ihracat 34,2 milyar $ olup toplam ihracatın %13’ünü oluşturuyor. Irak’a yapılan ihracat (13 milyar $) hariç Türkiye 7 komşusuna 21,2 milyar $ ihracat yaparken sadece Almanya’ya 20.4 milyar $ ihracat yapıyor.
Gazali, “uzun mesafelere ulaşmak yakın mesafeleri aşmakla mümkündür”, der.
Net ihracatçı olduğumuz Suriye ile daha kurallı bir ticaret için 2007 tarihinde imzalanıp 2011 yılında askıya alınan Serbest Ticaret Anlaşması (STA) yeniden yürürlüğe konulmalıdır.
Bu anlaşma her iki ülkenin de lehine olacaktır.
Aksi halde tartışmaların sonu gelmez.
TÜİK verilerine göre işsizlik oranı düştü…
TÜİK’in Aralık 2024 HİA sonuçlarına göre mevsim etkisinden arındırılmış dar tanımlı işsizlik (tabelada görülen) %8.5 olurken geniş tanımlı işsizlik (atıl işgücü) %28.2 oldu. Dar tanımlı işsiz sayısı 3.5 milyondan 3 milyona düşerken geniş tanımlı işsiz 8 milyondan 11.4 milyona yükseldi.
Verilerde dikkat çeken dar ve geniş tanımlı işsizlik oranları arasındaki makasın giderek açılıyor olması. İki yıl önce fark 11.1 puan iken şimdi 19.7 puana yükseldi. Beş yıl önce geniş tanımlı işsizlik dar tanımlı işsizliğin 1.39 katı iken şimdi 3.31 katına çıktı.
Diğer veriler şöyle:
Referans döneminde (son 4 hafta) iş arayanların sayısı azalmış (Yukarıda belirtildiği gibi bunların sayısı 3 milyon). İşgücüne katılma oranının düşmesi işsizliğin azalmasına neden olurken istihdam edilenlerin sayısı azaldığı halde işsizlik, artması gerekirken azalmış.
İş bulma ümidini kaybetmelerine rağmen iş olsa çalışacak olanlar, kısa süre içerisinde işbaşı yapabilecek olanlar ve iş aramayıp çalışmaya hazır olanlar artmış (Sayıları 4.9 milyonu bulan bu kesim işsiz sayılmıyor).
Kısa süreli işlerde çalıştığı için (Haftada 2 gün ya da ayda 10 gün) iş aramaktan vazgeçip ancak iş bulsa çalışacak olanlar artmış (Sayıları 3.5 milyon olan bu kesim de işsiz sayılmıyor).
Yine ilginç bir durum olarak ekonomik büyüme düşerken işsizlik düşmüş (2023 yılında %5.1 büyüyen ekonominin 2024 yılında %3-3.5 büyümesi bekleniyor).
Hayret edilecek bir durum yok: Hangi varlığın değeri yükselmiş ise birikimler oraya yönlendirilmiş…
MB’nin çalışmasına göre Türkiye’de 1.5 trilyon $ olan hanehalkı birikimlerinin %33’ü finansal, %67’si ise finansal olmayan varlıklardan oluşuyor.
Hanehalkı birikimlerinin dağılımı şöyle:
Finansal varlıklar: 505 milyar $
Yastık altı altın: 311 milyar $
Kiradaki konut: 701 milyar $
Hanehalkı birikimlerinin neredeyse yarısının yatırım aracı olarak kiraya verilen konutlardan (ikamet amaçlı değil) oluşması dikkat çekici. Özellikle 2021 yılının sonlarından itibaren uygulanan negatif reel faiz uygulaması yatırım aracı olarak konuta olan talebi yükseltmiştir (Faiz yüzde 8.5, enflasyon yüzde 75).
Meğer Türkiye’de 12.8 milyon TL üzeri değeri olan konut sayısı fazla değilmiş…
Konutun değerlenmesi ile birlikte birden fazla konuta sahip olmak sahibine yeni yükümlülükler getirmeyince konutlara olan talep daha da yükseldi. Örneğin 2024 yılında Türkiye’de “değerli konut vergisi” olarak sadece 83 milyon TL tahsil edilmiş (Değeri 12 milyon 880 bin TL üzerinde olan ilave konutlardan bu vergi alınıyor).
HMB diyordu ya "32 dairesi olan bir kişinin vergi kaydı yok”.
Değer artışı çok, yükümlülüğü yok. Konut neden tercih edilmesin…
Canınız sağ olsun…
Türkiye milli gelirine oranla dünyada en fazla yardım yapan ülkeler arasında ilk sıralarda yer alıyor.
2016-2023 yılları arasında ağırlıklı olarak Suriyeli mülteciler olmak üzere Somali’den Bangladeş’e, Afganistan’dan Sudan’a, Yemen’den Cibuti’ye dünyanın birçok bölgesine toplam 61.6 milyar dolar kalkınma ve insani yardım yaptı.
Bu Çin bu ABD’yi çıldıracak: Tarife savaşları yanında bir de teknoloji savaşları…
2024 yılında 918 milyar $ dış ticaret açığı veren ABD bu açığın 295 milyar $ kısmını (Türkiye’nin yıllık ihracatından fazla) Çin’e karşı veriyor.
Ve yıllardan beri iki ülke arasındaki ticaret büyük bir farkla ABD aleyhine devam ediyor.
Şimdi Çin’in OpenAI ve Google gibi ABD’li rakiplerinden daha düşük maliyetle ürettiği yapay zekâ girişimi DeepSeek’i geliştirmesi ABD’yi daha fazla strese sokmuş durumda.
Öyle ki DeepSeek’in piyasaya girmesiyle ABD’li çip devi Nvida’nın piyasa değeri bir günde 600 milyar $ (Türkiye’nin milli gelirinin yarısından biraz fazla) düştü. Alphabet, Amazon ve Microsoft gibi ABD’nin diğer teknoloji şirketleri ile birlikte toplam kaybı 1 trilyon $ oldu.
Bu Çin bu ABD’yi çıldıracak...
2025 yılı enflasyon hedefi %21’den %24���e yükseldi.
Kasım ayında açıklanan son Enflasyon Raporu’nda 2025 yılı enflasyon hedefi %14’den %21’e; Şubatta ise %24’e yükseltilerek hedefler üç ayda 10 puan revize edildi.
Hedef yukarı faiz aşağı…
23 Ocak tarihinde faizleri düşürdükten 15 gün sonra bu kez enflasyon hedefini yükseltiyoruz.
Daha yüksek enflasyon bekleniyorsa faizleri neden düşürüyoruz?
Beklentilerde iyileşme varsa hedefi neden yükseltiyoruz?
Hedef %24’e çıkınca %21 hesabı ile belirlenen ücret artışları ne olacak?
Ücretleri de revize edebilecek miyiz?
Kuyu derin değil ip kısa…
Sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliği ile ilgili dikkatle izlenen göstergelerden biri prim ödeyen aktif sigortalıların sayısı ile aylık alan pasif sigortalıların oranını gösteren aktif/pasif oranıdır (aktüeryal denge).
SGK (2024) verilerine göre Türkiye’de aktif/pasif oranı 1.62’ye düşmüş durumda (25.6 milyon aktif sigortalıya karşılık 15.8 milyon pasif sigortalı). Bu sonuç 1.62 çalışanın bir emekliyi finanse ettiğini gösteriyor. Genel olarak 4 çalışanın 1 emekliyi finanse etmesi ideal kabul edilse bile gerçek dünyada bu skorun karşılığı yok.
Türkiye’de aktüeryal dengenin düşük olmasının birinci nedeni kayıtdışı çalışanların yüksek olmasıdır. Örneğin kayıtlı çalışan sayısı aynı kalsa bile yaklaşık 8.5 milyon kayıtdışı çalışanın kayıt altına alınmasıyla aktüeryal denge 2.1’e yükselecektir.
İkincisi ise çalışan sayısının düşüklüğüdür. Aynı nüfusa sahip Almanya’da emekli sayısı Türkiye’den 10 milyon; çalışan sayısı 20 milyon fazla olup aktüeryal denge Türkiye’den yüksektir.
Özetle Türkiye’de emekli sayısı fazla değil, çalışan/kayıtlı çalışan sayısı azdır.
MB Ocak Ay�� Fiyat Gelişmeleri Raporu nasıl okunmalı?
Politika aracımız olan faizleri yükseltip talebi kısarak temel mallarda enflasyonu düşürdük. Ancak bizim kontrolümüz dışındaki nedenlerle hizmet enflasyonunu sınırlı ölçüde düşürebildik (2024 Ocak ayında %4.69 olan mal enflasyonu bir yıl sonra %2.69’a düşerken hizmet enflasyonu %12.14’den %10.26’ya düştü).
Hangi nedenler?
Köprü ve otoyol ücretleri, maktu vergi ve kira artışları,
Yüzde 200-500 arasında değişen muayene katılım paylarını ve ücretleri,
Elektrik, akaryakıt, doğalgaz, cep telefonu, internet, eğitim vb. yönetilen/yönlendirilen ürünlerin fiyatları,
Başta havayolu ve haberleşme olmak üzere hizmetler sektöründeki fiyatları,
biz belirlemiyoruz.
Yine enflasyon beklentisi nedeniyle geçmişe dönük fiyatlama davranışlarını biz oluşturmadık.
Dolayısıyla para politikası araçlarını kullanarak hizmet enflasyonunu bu kadar düşürebildik.
Fazlasına muktedir değiliz.
Tüketim malları ithalatı doludizgin…
Ocak ayında ihracat %5.8 artarken
İthalat %10.2
Dış ticaret açığı ise %24 artmış.
İthalatın alt kırılımına bakıldığında,
Hammadde ithalatı %9.5 artarken
Yatırım malları ithalatı ise %2.3 düşmüş.
Tüketim malları ithalatı ise %28 artmış (Aylık 4.2 milyar $, yıllık 55.4 milyar $).
Uygulanan daraltıcı politikalar üretim için gerekli ara ve yatırım malları ithalatını kısarken tüketim malları ithalatını daraltamamış.
İlk ayda 21’in 5’i gitti. Geriye 16 kaldı...
TÜİK Ocak ayı enflasyonunu %5.03,
Yıllık enflasyonu ise %42.12 olarak açıkladı.
2025 yılı için %21 yıllık enflasyon hedefi de zora girdi.
Zaten bu hedefe açıklayanlardan başka kimse inanmamıştı.
Hedefler değişebilir ama bu sefer de uygulanan politikalara güven azalıyor.
O sorun çözülemedi.
“Bu son değil. Hatta sonun başlangıcı bile değil, sadece başlangıcın sonu” (W. Churchill)
Sıcak savaş, soğuk savaş, ticaret ve kur savaşları, küresel kriz, sağlık krizi, hiç bitmeyecek iklim krizi, bölgesel çatışmalar, koridor savaşları ve Trump’ın yeniden başkan seçilmesiyle hortlayan tarife savaşları… Küre çoklu kriz baskısı altında. Üstelik bu krizler önceki yüzyıla göre daha sık yaşanmaya başlandı.
Dünyanın en fazla ithalat yapan ülkesi ABD, Kanada ve Meksika'dan yapılan ithalata %25, Çin’den yapılan ithalata ise ek %10 gümrük vergisi getirdi.
ABD toplam ithalatının %43’ünü (1.3 trilyon $) bu üç ülkeden yapıyor.
Gerekçe hazır: Ulusal güvenlik
Sırada Avrupa var.