Pride’a doğru giderken toplumsal cinsiyet eşitsizliği, haklarımız ve yasaklar üzerine konuştuk. Av. Gizem Karaköçek'e sunumu ve anlatımı, katılımcılara ise katkıları ve keyifli sohbetleri için teşekkür ederiz.
.
Yaşasın Onur, Yaşasın Direniş, Yaşasın Varoluş ✌️🌈
İl örgütümüz DİSK Kocaeli Bölge Temsilciliği'nin İzmit İnsan Hakları Parkında düzenlediği basın açıklamasına katıldı.
56. yıl dönümünde 15-16Haziran Büyük İşçi Direnişi'nden öğrenmeye devam ediyoruz.
Alın terinin hakkını mutlaka alacak Türkiye işçi sınıfına selam!
Hakları için direnen öğretmenler ablukada!
Bugün Öğretmen Sendikası’nın çağrısıyla Kurtuluş Parkı’nda oturma eyleminde bir araya gelen pek çok öğretmen ve yurttaşa polis saldırısı gerçekleştirildi.
Direnen öğretmenlerle bekleyişimizi sürdürüyoruz. Öğretmenler haklarını alana, bu liyakatsiz düzen yıkılana kadar yarım adım dahi geri atmayacağız!
Öğretmenlerin ve ailelerinin Ankara’da kaldıkları otelde polis ablukası devam ediyor!
Okullarda öğrencilerin ve öğretmenlerin can güvenliğini dahi sağlayamayan patronların Bakanlığı ve kolluk kuvvetleri, öğretmenlerin konakladığı alanları dahi gasp edip basın açıklaması yapmalarına engel oluyor.
Öğretmenler haklarını alana kadar yanlarındayız!
Hakkını arayan öğretmenlere saldırmaktan vazgeçin!
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’nın çağrısıyla verilmeyen hakların, tutulmayan sözlerin hesabını sormak için Kurtuluş Parkı’nda toplanan, aralarında iki üyemizin de bulunduğu çok sayıda öğretmen gözaltına alındı.
Haklarını almak için açlık grevine başlayan eğitim emekçilerinin yanındayız. Gözaltılar derhal serbest bırakılsın, sözler tutulsun, öğretmenlerin hakları eksiksiz verilsin!
Öğretmene açlık serbest, şiddet serbest, ölüm serbest ama bakanlığa gitmek, parkta toplanmak, hatta kaldırımdan yürümek bile yasak.
İçişleri Bakanı cevap versin; Ankara’da Anayasa’yı, yasaları bir talimatla yürürlükten mi kaldırdınız? Kimsenin bilmediği bir OHAL mi ilan ettiniz?
Öyleyse çıkın söyleyin. Öğretmenler ister aç olsun, ister açık, biz okul sahiplerinin dostuyuz deyin. Kaldırımda bile yürüyemezsiniz, kanun da benim, devlet de benim, siz de yurttaş değil kölesiniz, deyin.
Bu oyun bitsin. Bitsin ki sonrasında görelim siz mi büyüksünüz, şu eyleme gelmek için anasından babasından borç alan, hayatını çaldığınız o gencecik öğretmenler mi?
Madenciler, öğretmenler, gençler, kadınlar...
Bu ülkede hakkını arayanın karşısına muhatabından önce polis barikatı çıkıyor. Ankara'da iki gündür direnen özel sektör öğretmenleri ve mülakat mağduru öğretmenler gözaltına alınıyor. Güvencesizlikten, mülakattan, torpilden, sömürüden bıktığını dile getiren öğretmenlere Saray’ın cevabı bu!
Onlarsa yılmıyor, bu defa hem öğrencilerine hem tüm Türkiye’ye alın terinin hakkı için direnmeyi öğretiyorlar. Öğretmenlerin mücadelesi hepimizin mücadelesidir. Dayanışmayla kazanacağız. #ÖğretmenlerGözaltında #Öğretmenlerablukada
Açlıkla, yoksullukla terbiye ettikleri öğretmenler kendileriyle görüşebilmek için yerlerde sürüklenmek zorunda mı?
Bu ülkede emekçilere kurşun sıkanlar evlerinde rahat rahat oturuyorlar, mülakatta Saray’a biat etmediği için o öğretmenin ne günahı var?
İl Başkanımız Fırat Çoban, Edirne’deki Özşen Madencilik’te verilmeyen hakları için direnirken kurşun sıkılan madencilerle dayanışma eyleminde konuştu.
Ankara’da direnişteki öğretmenlerin eyleminde Ankara İl Başkanımız Fırat Çoban, 30’a yakın yurttaşımızla birlikte gözaltına alındı. Gözaltına alınan il başkanımızın, yoldaşlarımızın, Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Genel Başkanı Eren Edebali’nin ve öğretmenlerin durumunu avukatlarımızla takip ediyoruz.
Hakkını arayan öğretmenlere gaz, cop ve gözaltıyla karşılık verilmesi kabul edilemez. Mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz, gözaltılar derhal serbest bırakılsın!
Yoldaşlarımızı aldık!
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’nın Milli Eğitim Bakanlığı önünde tutulmayan sözler, verilmeyen hakları için düzenledikleri eylemde gözaltına alınan Ankara İl Başkanımız Fırat Çoban ile Çankaya İlçe Başkanımızın da aralarında bulunduğu çok sayıda yurttaşımız serbest bırakıldı.
��ğretmenlerin hakkını gasp edenlere değil, alın terinin karşılığını isteyen öğretmenlere yönelen polis şiddetini kabul etmiyoruz! Mücadeleye kaldığımız yerden devam edecek, bu memlekette milyonlarca emekçinin anasının ak sütü kadar helal haklarından bir an olsun vazgeçmeyeceğiz.
Parti Sözcümüz Sera Kadıgil, İzmir Urla'da düzenlenen halk buluşmasının konuğu oldu.
Halkın değil patronların söz sahibi olduğu Saray Rejimi'nin siyaset düzenine karşı, sokaklarda ve meydanlarda emekçilerin sesini yükseltmeye devam edeceğiz.
Genel Başkanımız Erkan Baş, Edirne'de Bağımsız Maden İş Sendikası öncülüğünde haftalardır direnen Özşen Madencilik işçilerinin ve ailelerinin üzerine bugün işletme içerisinden ateş edilmesinin ardından dayanışma ziyaretinde bulundu. İşletme önünde direnişimiz sürüyor.
Arkasına Saray’ı alıp madenciye kabadayılık taslayan patronlarla hesaplaşacağız, işçiler hakkını almadan mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz.
56. yıl dönümünde 15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi'nden öğrenmeye devam ediyoruz.
O günden bugüne birlik olup yeri titretenlere; patronların zulmünü, emperyalizmi ve onun işbirlikçilerini yenecek olanlara selam! Alın terinin hakkını mutlaka alacak Türkiye işçi sınıfına selam!
Genel Başkanımız Erkan Baş ile beraberindeki parti heyetimiz, geceyi Edirne'de direnişteki Özşen Madencilik işçileri ve ailelerinin yanında geçirdikten sonra Bağımsız Maden İş Sendikası'nın düzenlediği basın açıklamasına katıldı. İşletme önünde direniş sürüyor.
Madenci hakkını alana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.
Genel Başkanımız Erkan Baş, Edirne'de direnen Özşen Madencilik işçilerinin yanında kamuoyuna açıklamalarda bulundu:
"Aylarca işçileri çalıştırıyorsunuz, sonra maaş günü geliyor 'ben bu maaşı yatıramayacağım' diyorsunuz. Buradaki işçi ezilirse hepimiz eziliriz, yenilirse hepimiz yeniliriz. Bu Türkiye'yi bir taşeron cumhuriyete, yurttaşı da köleye çevirmeye çalışan bir anlayışa karşı emeğin hakkını alma mücadelesidir!"
Genel Başkanımız Erkan Baş, Pendik’te esnaf ziyaretinin ardından ilçe örgütümüzün düzenlediği halk buluşmasının konuğu oldu.
Saray’ın siyaseti halktan ve sokaktan kaçırmasına izin vermeyeceğiz. Emekçilerin dayanışması ve mücadelesiyle kazanacağız.
Bugün 49. Olağan Genel Kurulu’nu düzenleyen TMMOB’nin değerli divan, delege ve üyelerini; aydınlık bir Türkiye mücadelesine yılmadan yorulmadan omuz veren mimar, mühendis ve şehir plancılarını saygıyla selamlıyorum. Başarılı bir genel kurul süreci geçirmelerini temenni ediyorum.
T24’de değerli basın emekçilerinin konuğu olarak gündeme ilişkin soruları yanıtlamaya, tutumumuzu ifade etmeye çalıştım. Karşı karşıya olduğumuz medya ambargosu koşullarında bu imkanı veren gazeteci dostlara teşekkür ediyorum.
Bu vesileyle, röportajda düşüncelerimi tam olarak aktaramamış olduğum bir kısmı da düzeltmek isterim.
Anadil konusundaki hassasiyeti kamuoyunca malum bir devrimci olarak şöyle başlayayım:
“Birîndar birîna xwe dizane.”
Belki sözümün maksadını yeterince anlatamamışımdır, bu nedenle varsa incinen Kürt emekçi kardeşlerime üzüntümü ifade etmek isterim. Ancak bu memlekette herkesin şahidi olduğu; birlikte yaşam, barış ve özgürlük mücadelesindeki ısrar ve kararlılığımızı uzun uzun anlatmayı da zul sayıyorum. O nedenle kastımı açmakla yetineceğim.
DEM Parti ile alakalı soruya verdiğim cevapta söylemek istediğim şudur: Kürt hareketi, önümüzdeki seçimlerde özel olarak kendi özgün siyasal perspektifini ve programını temsil eden bir aday çıkarma tercihinde bulunabilir. Bu az veya çok bir olasılıktır ve elbette meşrudur.
Bununla birlikte; pek çok başlıkta dayanışma içinde olduğumuz DEM Parti’den siyasal program ve hedefler yönüyle farklı bir konumda bulunan partimizin de gerekli gördüğünde kendi perspektifiyle daha uyumlu bir seçeneği araması veya yaratması da en az o kadar meşrudur.
Sözlerimin kastı bundan ibarettir.
Ülkemizin sorunlarına bütünlüklü yaklaşan, tüm yurttaşlarımızı kucaklayan ortak bir adayın inancının, etnik kökeninin veya anadilinin partimiz açısından en ufak bir önemi yoktur, olamaz.
Bu söyleşiyi vesile olarak görüp, Türk ve Kürt emekçilerinin mücadele birliğini bozmaya çalışanlara ise söyleyecek tek sözüm var:
Denizler’in “Yaşasın Türk ve Kürt halklarının bağımsızlık mücadelesi” dediği yerdeyiz, bir milim sapmayız.