Ey Türk istikbalinin evladı! İşte bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır. MUHTAÇ OLDUĞUN KUDRET, DAMARLARINDAKİ ASİL KANDA MEVCUTTUR. 🇹🇷
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
▶️Formation 1⃣:
Kızılelma Front Line→F-16 Block 40 Tier2→E-7 Tier3
Target: F-16 Block 70
▶️Formation 2⃣:
Kızılelma Front Line→Kızılelma Rely Tier2 →E-7 Tier3
Target: Rafale
note: Kızılelma(s) and Block 40 is RADAR Emission OFF
▶️▶️▶️KILL CHAIN:
Rafale → high-power Spectra directional jamming on E-7 (Kızılelmas& Block40 in RADAR emission OFF means no DRFM) → E-7 ESM passively fixes Rafale position → E-7/Link-16 (or equivalent) datalinks track to Kızılelma → Kızılelma (radar silent) launches Gökdoğan(s) → Gökdoğan RF missile flies mid-course on datalink no RF emission → Gökdoğan Missiles active radar seeker takes over in end-game → Rafale will be hit by Gökdoğan, at least one of the 4x Gökdoğans with 97.44% Kill Probablity (assumed Single Gökdoğan KP as 60%)
Haziran ayı Arkeoloji Söyleşileri kapsamında bu kez, tarih boyunca yalnızca bir içecek değil; ekonomik, sosyal ve ritüel yaşamın da önemli bir parçası olan birayı konuşacağız.
Arkeoloji Söyleşileri’nin #183. bölümünde, İstanbul Üniversitesi’nden Arş. Gör. Dr. Tolga Pelvanoğlu ile birlikte “MÖ İkinci Binyılda Ön Asya’da Bira ve Kullanımı” konusunu ele alacağız. İdari kayıtlar ve dönemin yazılı kaynakları ışığında, biranın üretim süreçlerini, tüketim alışkanlıklarını ve toplum içindeki yerini değerlendireceğiz.
Bira, Eski Çağ toplumlarında yalnızca günlük beslenmenin bir unsuru değil; aynı zamanda iş gücü ödemelerinden dinsel törenlere, şölenlerden sosyal ilişkilere kadar geniş bir kullanım alanına sahipti. Söyleşimizde, Ön Asya uygarlıklarının bu önemli içeceğe nasıl baktığını ve yazılı kaynakların bize neler anlattığını birlikte keşfedeceğiz.
📅 10 Haziran 2026 Çarşamba
🕘 21.00
📍 Canlı Yayın – YouTube / arkeolojihaber
Tarih, arkeoloji ve Eski Çağ kültürleriyle ilgilenen herkesi canlı yayınımıza bekliyoruz.
Vincenzo Italiano’nun kariyerine yalnızca maç başına puan ortalaması üzerinden bakıldığında ortaya çıkan tablo ilk etapta çok etkileyici görünmeyebilir ve meseleyi böyle değerlendirmek oldukça sığ bir futbol okuması olur. Serie A ve Super Lig bir mi de karşılaştırıyorsunuz.
Şöyle bakalım: Kariyer ortalaması yaklaşık 1,6 puan/maç seviyesindedir. Ancak bu rakamı değerlendirirken çalıştığı liglerin ve takımların seviyesini dikkate almak gerekir.
Örneğin 2024-25 sezonunda Süper Lig’de ilk dört sırayı tamamlayan takımların ortalama puan performansı 2,12 puan/maç seviyesinde gerçekleşirken, Serie A’da ilk dört takımın ortalaması yaklaşık 2,02 puan/maç oldu. İlk bakışta Süper Lig’in üst sıralarına girmek için daha yüksek bir puan ortalaması gerektiği düşünülebilir. Fakat bu tablo liglerin zorluk derecesinin aynı olduğu anlamına gelmez. Aksine, Serie A’da orta ve alt sıra takımlarının rekabet gücü daha yüksektir; puan kaybetme ihtimali daha fazladır ve her hafta maç kazanmak daha zordur. Süper Lig’de ise büyük kulüpler ile ligin geri kalanı arasındaki ekonomik ve sportif fark genellikle daha belirgindir.
Bu nedenle İtalya’da elde edilen 1,6 puan/maçlık bir ortalama ile Türkiye’de elde edilen 1,6 puan/maçlık ortalama aynı değere sahip değildir. Birçok teknik direktör kariyerinin farklı liglerindeki performansları incelendiğinde, Serie A’da üretilen puan ortalamalarının Süper Lig’e geçildiğinde belirgin şekilde yükseldiği görülmektedir.
Italiano’nun kariyerini değerlendirirken bir diğer önemli nokta da çalıştırdığı kulüplerin profili. Kendisi kariyerinin büyük bölümünü şampiyonluk hedefleyen dev kulüplerde geçirmedi. Spezia’yı Serie A’ya taşıdı ve ligde tutmayı başardı. Fiorentina’yı yeniden Avrupa kupalarının düzenli katılımcılarından biri haline getirdi ve kulübü iki Avrupa finaline taşıdı. Bologna’da ise kulübün son yarım yüzyıldaki en başarılı dönemlerinden birine imza atarak kupa kazandı. Yani Italiano’nun başarısı çoğu zaman puan tablosundaki mutlak rakamlardan değil, çalıştırdığı takımları potansiyellerinin üzerine çıkarmasından kaynaklandı.
Bu açıdan bakıldığında Beşiktaş için asıl soru “Italiano kariyerinde kaç puan ortalaması yakaladı?” değil, “Çalıştırdığı kulüpleri beklentilerin ne kadar üzerine taşıdı?” olmalıdır. Çünkü teknik direktörlük kalitesi çoğu zaman mutlak puan ortalamasından çok, eldeki kaynaklarla yaratılan katma değer üzerinden ölçülür.
Dolayısıyla Vincenzo Italiano’nun yaklaşık 1,6 puan/maçlık kariyer ortalaması, yüzeysel olarak değerlendirildiğinde orta seviyede görünebilir. Ancak bu rakam Serie A’nın rekabetçi yapısı, çalıştırdığı kulüplerin ekonomik gücü ve elde ettiği sportif başarılarla birlikte düşünüldüğünde farklı bir anlam kazanır. Bu nedenle Italiano, yüksek puan ortalamasıyla öne çıkan bir teknik direktörden ziyade, kulüplere oyun kimliği kazandıran, mevcut kadronun verimini artıran ve takımlarını beklenen seviyenin üzerine çıkarabilen bir proje teknik direktörü olarak değerlendirilmelidir. Beşiktaş gibi yeniden yapılanma ve sürdürülebilir bir futbol kimliği arayan kulüpler açısından da onu cazip kılan özellik tam olarak budur.
Gazeteci Murat Bardakçı, ''Osmanlı bir islam devleti midir?'' sorusunu yanıtladı:
♦️Değil efendim. Yani hep söylüyorum; umumhaneyle meyhanenin yönetmeliği olan devlette şeriat ne arar?
♦️İkincisi imparatorluktur diyorum yani çok uluslu.
♦️Meyhane yönetmeliği de vardır, kerhane yönetmeliği de vardır.
♦️Resmen yayınlanmıştır.
♦️Hadi gidin şeriat olduğunu söyleyen İran'da veya Suudi Arabistan'da bilmem nerede bu yönetmelikleri bulun.
♦️İçki narı var içki. Alkol narhı var ya. 16. yüzyılda şarap narhı da var devletin.
İstanbul’un fethini hiç hazmedemediler
Bu yıl İstanbul'un fethinin 573'ncü yıldönümü. Ancak Batı hâlâ bu fethi unutamadı. Hristiyanlığın ilk büyük başkentinin ve Son Roma İmparatorluğu'nun başkentinin elimize geçmesini hiçbir zaman hazmedemediler. Batılılar fethin şokunu atlatmak ve şehrin Türkler'in eline geçmesini küçümsemek için fetihten hemen sonra İstanbul'un açık unutulan bir kapı yüzünden düştüğünü uydurup, kendilerini teselli etmişlerdi. Stefan Zweig'tan Elon Musk'a kadar birçok Batılı kuşatma sırasında açık unutulan kapıdan (Kerkoporta) şehrin fethedildiği efsanesini paylaşmıştır.
Geçen ay bu günlerde Mali'de Rusya kaçtı, Rusya yenildi, Rusya 31000 adam kaybetti, orası şöyle kuşatıldı, burası böyle patladı falan fıstık haberleri tüm medyayı kaplamıştı.
Şu an Mali'nin adını bile anan yok. Ne oldu acaba? Rusya 400 asker, 5 uçak, 8 helikopterle Fransa'ya götten girdi diye mi acaba? 😆
Rusya Hava ve Uzay Kuvvetleri'ne ait 5 tane katil uydu (Kosmos 2610/11/12/13/14), Kiev cuntasına istihbarat sağlayan Finlandiya'ya ait İCEYE-X36 uydusunu markaja aldı. Şu an jammingle mesele çözülmeye çalışılıyor (büyük ihtimal çözülecek). Çözülmezse, Finlandiya bir uydu kaybedecek.
Savaş artık uzaya da taşındı.
Bir NATO subayı daha tasfiye edildi.
6 yıl Suriye ve Irakt'ta YPG ve Peşmerge bünyesinde savaşmış. Kürtlere kitap falan da yazmış 🤣...
Salak, Rusya'yı da Orta Doğu sanıp geldi ama sonu oldu 🐈.
Bazen eleştiriler doğrudan muhatabına yönelmez genelleme yapılır; ancak herkes kimin ne kadar sorumluluk taşıdığını bilir. Yine de ‘kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla’ durumunun tarafı olmak istemem.
🚨The Russian Army has liberated Zapsel'e in the Sumy Oblast and is breaking through to Sumy.🇷🇺
Attack aircraft from the "North" group stormed the village from the north, breaking enemy resistance and driving Ukrainian Nazis from the village.
The liberation of Zapsel'e not only expands the security zone in the Sumy Oblast but also completely transforms the village of Velyka Rybytsa, once a major logistics hub for the Ukrainian Armed Forces, into a frontline settlement located a few kilometers from the LBS.