Bu söylediklerimi yazin bir kenara !
Maduro'nun CIA operasyonuyla esir alinmasinin ardindan, Israil zorunlu olarak Iran'a saldiracaktir ve Iran Israil'i haritadan silerken tüm dünya halklari Irani ayakta alkislayacaktir..
Mahkeme salonlarında da söyledim bugün buradan bir kez daha ilan ediyorum:
Topyekün halk ayaklanması çığırtkanlığı yaparak bu partinin öz evlatlarını birbirine düşman etmek isteyenler bilsin ki; o kirli emellere asla geçit vermeyeceğiz! İç karışıklık yaratma çabaları, sadece dış müdahale heveslilerine zemin hazırlar. Biz bu oyunu bozarız!
Şimdi kavga değil, omuz omuza durma vaktidir. Bütün yol arkadaşlarımı, bu köklü çınarın evlatlarını sükunete ve akla davet ediyorum.
Gün, baba ocağına sahip çıkma günüdür! Tüm partililerimizi, ve yüreği bu ülke için çarpan her bir yurttaşımızı, saat 14.00’te omuz omuza bir grup toplantısı gerçekleştirmek üzere Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezimize, yani Baba Ocağımıza çağırıyorum.
Biz biriz ve birlikteyiz.
AB ve GB elitleri Macaristan'da nasilki Orban'dan iktidari alip kendileriyle isbirligi yapacak birine teslim ettilerse, Türkiye'de de Erdogandan iktidari alip, Ekrem Imamoglu & Özgür Özel ikilisine taslim edeceklerdi.
Yapabilirlermiydi bunu?
Evet, Macaristanda, Romanyada, Moldovada nasil yaptilarsa Türkiyede de yapacaklardi.
Iste Kilicdaroglu faktörü devreye girince bütün hesaplar altüst oldu.
Türkiye Kilicdarogluna bunun icin ihtiyac duydu, Erdogan icin degil, Türkiye icin ihtiyac duyuldu.
Cünkü, Avrupanin kontrolü altina alinmis bir Türkiye onlarca yil kana bulanacak bir bir Anadolu demekti !
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Teori Dergisi Haziran 2026 (437. Sayı) sayısındaki yazısının tam metni aşağıdadır.
1.Bölüm
BATI’NIN YOL AYRIMI: ABD’NİN BATI’SI MI, AYDINLANMANIN BATI’SI MI?“
Biz tek bir uygarlığın parçasıyız -Batı uygarlığının. Ulusların paylaşabileceği en derin bağlarla birbirimize bağlıyız; yüzyıllar süren ortak tarih, Hristiyan inancı, kültür, miras, dil, soy ve atalarımızın birlikte uğruna fedakârlık yaptığı ortak uygarlık için verdikleri mücadelelerle güçlendirilmiş bağlarla.”
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun yakın zamanda Münih Güvenlik Konferansı’nda Avrupalı muhataplarına hitaben dile getirdiği bu sözler, konuşmasının salonda alkış alan ve dikkat çeken bölümlerinden biri oldu.Rubio aynı konuşmada, Kristof Kolomb ile başlayan ve 1945’e kadar uzanan yaklaşık beş yüzyıllık küresel yayılma ve sömürgecilik çağını, Batı’nın “genişleme dönemi” olarak nitelerken; 1945 sonrasında Demir Perde’nin ardında kalan Doğu Avrupa ülkelerini ve anti-kolonyal hareketler sonucunda yitirilen sömürgeleri Batı’nın gerileme sürecinin göstergeleri olarak sundu.Amerika Birleşik Devletleri’nin bizzat Avrupa sömürgeciliğine karşı verilen bir anti-kolonyal savaşın ürünü olduğu hatırlandığında, Amerikalı bakanın bu sözlerinin salondaki Avrupalı muhatapları nezdinde nasıl bir ironi yarattığı tartışmaya açıktır. Ancak Rubio’nun hitabında asıl dikkat çeken nokta, 1945 sonrasında inşa edilen “kurallara dayalı uluslararası düzen” idealini adeta alaya alırken Avrupa’ya sömürgeci geçmi��ini hatırlatması ve 1945 öncesi düzenin “ganimetlerini” birlikte paylaşmayı ima eden bir teklif sunmasıydı.Bu teklif, satır aralarında açık bir uyarıyı da barındırıyordu: Avrupa bu yeni rotaya eşlik etmese bile ABD “sert gücünü” kullanarak yoluna devam edecekti. Nitekim Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada söz konusu konuşma, Başkan Trump’ın “Batı uygarlığını ‘özür dilemeden’ savunmaya dayanan yeniden canlandırılmış bir transatlantik ittifak vizyonunun cesur bir ifadesi” olarak tanımlandı. Böylece Rubio’nun hitabının Washington’ın resmi yaklaşımını yansıttığı açık biçimde teyit edilmiş oldu.Konuşma, içeriği kadar zamanlamasıyla da kritik bir dönemece işaret ediyor. Rubio’nun konuşması Venezuela Devlet Başkanı’nın yatağında derdest edilmesinin hemen sonrasında; İsrail ile İran’a yönelik düzenlenen ve uluslararası hukuku çiğneyen askerî operasyonun ise arifesinde yapıldı. Bu durum, ABD’nin yeni doktrininin bir söylemden öteye geçtiğini ve artık “kuvveden fiile” dönüştüğünü açıkça kanıtladı.ABD’nin benimsediği bu yeni yaklaşım ve Rubio’nun konuşması, bölgemiz ve dünya açısından son derece kaygı verici bir vizyonu yansıtmaktadır. Batı’yı dışlayıcı ve teolojik bir perspektifle dar bir Hristiyan kulübüne indirgeyen bu uygarlık tasavvuru, tarihsel ilerleme fikri bakımından ciddi bir geri savruluşa işaret etmektedir. Saf gücün kutsandığı ve yalnızca “kuvvetli” olana yaşam hakkı tanıyan bu sosyal Darwinist yaklaşım; demokrasiyi, insan haklarını ve toplumların kendi kaderini tayin etme hakkını açıkça yok saymaktadır. Başka toplumların kaynaklarına el koymayı bir “medeniyet hakkı” olarak sunan bu yağmacı anlayış, Mehmet Akif’in o zamansız dizelerini adeta yeniden hatırlatmaktadır. Bu çerçevede, Rubio’nun işaret ettiği yenidünya düzeninde “medeniyet”, sömürgeci köklerine geri dönen “tek dişi kalmış bir canavardan” başka bir şey değildir. Ne var ki Batı medeniyetinin ne olduğu ve nasıl anlaşılması gerektiği meselesi, bizim toplumumuz için yeni bir tartışma alanı değildir. Aksine Türkiye’de Tanzimat’tan bu yana süregelen modernleşme çabaları, Batı ile kurulacak ilişkinin mahiyeti üzerine yürütülen derin bir entelektüel tartışmayı da beraberinde getirmiştir. Bu tartışmalar ise çoğu zaman şu kadim ikilem etrafında şekillenmiştir:
Yazı iki bölümden oluşmaktadır. Okumanız dileğiyle…
1- Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun 30.05.2026 günü CHP Genel Merkezi’nden yaptığı bayramlaşma konuşması, Cumhuriyet Halk Partisi özelindeki konu başlıklarını aşarak, ülkenin ulusal bütünlüğüne sirayet edecek önemli hususların da gündeminde olduğu gerçeğinin altını çizmiştir.
Sayın Kılıçdaroğlu konuşmasının henüz başında, “Partiye geri dönüş” gündeminin yalnızca CHP iç meseleleri olmadığını, yakın tarihimizde ülkemizin temelini sarsmaya yönelik ve bertaraf edilen girişimlerin gelecek için oluşturduğu tehditlerin, bu kez yön değiştirerek nasıl da güçlendiğine dikkat çekmiştir:
“Bugün burada Cumhuriyet Halk Partisi'nin tarihsel namusunu, Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratik güvenliğini, millet iradesinin onurunu ve devlet aklının geleceğini konuşmak için bulunuyorum.”
Bugün, “Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik güvenliği” eleştirisi, CHP’nin gündemi olduğu kadar Türk siyasetinin de birincil konusu haline gelmiştir. “Yaşadığımız mesele yalnızca bir kurultay tartışması değildir. Yalnızca kimin genel başkan olacağı meselesi de değildir.” derken, Türk siyasetini dizayn etmeye çalışan “Baronlar”a da seslenerek, “Bu mesele Türkiye'de siyasetin ahlakla mı, parayla mı, hukukla mı, operasyonla mı, millet iradesiyle mi, aparatlar üzerinden mi şekilleneceği meselesidir.” Vurgusu, CHP bahçesini Cumartesi günü aşarak tüm memlekete sirayet etmiştir.
Dolayısıyla, 2023 Kasım’ından sonra buluştuğu, kucaklaştığı, hasret giderdiği partilileri ile esas gündemi iktidar eleştirisi değilken dahi iktidar, bu eleştirilerden nasibini almıştır.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun sözünü ettiği baronlar kimlerdir? Kimler parayla, operasyonla, ahlaksız pazarlıklarla siyaset mühendisliğine soyunmuştur? Pavyon masalarında delege ahlakını satın alan irade, Kılıçdaroğlu’nu devre dışı bırakarak aslında ne için tehdit oluşturmaktadır? Ve neden Sayın Kılıçdaroğlu, “O kurultay Türk siyaseti için bir milattır!” demektedir?
Bir siyasi parti kurultayının sonucunu değiştiren para ve güç odakları, yarın ulusal sınırlarımızın güvenliğini de masalarda meze konusu yapma ehliyetine sahiptir. Tam da bu noktada yaşadığımız mesele, bir kurultay ya da bir “kim genel başkan olacak” gündemi değildir; Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik güvenliğinin büyük bir tehdit altında oluşuna tanıklık ettiğimiz gerçeğidir. Ahlakı birkaç bin dolara satın alınmış iradelerin önüne yüz bin defa kurultay sandığı koysanız da çıkacak sonuç, ahlaki arınmanın kaçınılmaz olduğu gerçeğidir. Unutulmamalıdır ki iradesi satın alınamayanların olduğu yerde, ahlakı satın alamayacakların i��i yoktur. Bu amaç ve gayeler doğrultusunda, bugün Cumhuriyet Halk Partisi’nin bahçelerinde “satın alınacak delege” söylemiyle partimizin tarihsel birikimine ve onurlu üyelerine hakaret edenler, gerçekte yalnızca bir delege avına çıkmış değildir. Onlar, yarın sizin evinizin bahçe kapısını dahi zorlayabilecek cüreti ve özgüveni inşa etmenin peşindedir.
Bugün asıl sorulması gereken soru şudur: Bu kadar para, bu kadar güç ve bu kadar siyasi operasyon kimin adına, ne için yani hangi amaç için kullanılmaktadır?
Türkiye'nin yakın geçmişi, dışarıdan yönlendirilen yapıların ve onların içerideki uzantılarının bu ülkeye nelere mal olduğunu hepimize göstermiştir. Devletin kurumlarına sızanların, siyaseti yönlendirmeye çalışanların ve millet iradesini kendi hesaplarına göre şekillendirmek isteyenlerin ülkeye nasıl bedeller ödettiği hala hafızalardadır.
Ne yazık ki bugün de benzer yöntemlerin farklı aktörler eliyle yeniden sahneye konulduğuna dair ciddi endişeler vardır. Siyasetin ilkelerle değil ilişkilerle, emekle değil parayla, fikirle değil organizasyonlarla şekillendirilmeye çalışılması başlı başına bir çürümeninde göstergesidir.
13 yılda 13 seçim kaybet…
Ardından, “iktidara yürüyoruz” de.
Dünya tarihinde 13 savaş kaybedip, liderlik görevini sürdüren başka bir örnek yoktur.
Bu vakanın Atatürk’ün kurduğu partide olması Atatürk’e nankörlüğün zirvesidir. Bu nankörlük kişisel ihtirasın ötesinde, ancak bilinçli bir stratejiyle açıklanır. Atatürk’ün kesinlikle reddettiği bir strateji…
Bülent Kusoglu az önce TGRT nin sorularini cevaplarken aynen söyle dedi: Dünya yeniden kuruluyor, CHP bu yeni kurulan dünyada Türkiyenin yerini tayin edecektir !
Xi Jinping: “Marx’ın fikirleri ve teorileri o döneme ait olmakla birlikte, aynı zamanda o dönemi de aşan nitelikteydi; onun fikirleri ve teorileri hem zamanın ruhunun doruk noktası hem de halk ruhunun somutlaşmış haliydi.”
🇨🇳 Xi Jinping: "Marx’s ideas and theories originated from those times and also transcended them; his ideas and theories were both the apotheosis of the spirit of the times and the epitome of the spirit of the people."
2023 te Kemal Kılıçdaroğlu'nun küresel çetelerin isteği ile Ekrem İmamoğlu ve çetesi tarafından, neden engellendiğine bakalım.
Engellenmek istenen Kılıçdaroğlu değil, her yıl 147 milyar dolar getirisi olan ve Kılıçdaroğlu'nun muhatabı olduğu 'Merkez Türkiye projesi'dir.
Türkiye'nin kalkınmasına yönelik bu proje, ülkemizi refah seviyesi yüksek ülkeler arasına yükseltecek bir projedir!
Engellemek isteyen ise Amerika ve İngiltere önderliğinde diğer Avrupa ülkeleridir! Çünkü güçlü bir ülke emperyalistlerin işine gelmez.
https://t.co/DIEaTsOR9r
Xi Jinping'in Açıklaması -
Saygıdeğer Başkan Putin, sevgili basın mensupları,
Günaydın. Başkan Putin ile birlikte sizlerle bir arada olmaktan büyük mutluluk duyuyorum.
Başkan Putin Çin’i **25. kez** ziyaret ediyor. Bu ziyaretin kendisi, Çin-Rus ilişkilerinin yüksek seviyesi ve özel niteliğini göstermektedir.
Başkan Putin’i ve tüm Rus meslektaşlarımızı içtenlikle selamlıyorum.
Az önce Başkan Putin ile derin, dostane ve verimli görüşmeler gerçekleştirdik. Önemli birçok konuyu kapsayan stratejik bir diyalog yürüttük.
Birlikte **Çin-Rusya Ortak Bildirisi**’ni imzaladık. Bu bildiri, **kapsamlı stratejik ortaklığın ve etkileşimin daha da güçlendirilmesi**, komşuluk, dostluk ve işbirliği ilişkilerinin derinleştirilmesi konusundadır.
Ayrıca huzurunuzda önemli miktarda ikili işbirliği belgesini imzaladık. Çok kutuplu bir dünyanın kurulması ve yeni tip uluslararası ilişkiler konusunda **ortak bildiri** de yayımlanacaktır.
Bu yıl, Çin-Rus **stratejik ortaklığının ve etkileşiminin 30. yıl dönümü**nü kutluyoruz. 31 yıldır rüzgârda ve yağmurda pişen ilişkilerimiz, zamanın akışına uyarak sürekli yeni zirvelere ulaşmış, şu anda **yeni çağda kapsamlı stratejik ortaklık ve etkileşimin** tarihsel zirvesinde bulunmaktadır. Bu ilişkiler, büyük güçler arasında yeni tip uluslararası ilişkilerin parlak bir örneği olarak kabul edilmektedir.
Bu yıl aynı zamanda **Çin-Rusya Komşuluk, Dostluk ve İşbirliği Anlaşması**nın imzalanmasının **25. yıl dönümü**dür. Uzun yıllardır iki ülke, anlaşmada yer alan “bloklara katılmama, çatışmama ve üçüncü taraflara karşı yöneltilmeme” ilkelerine sıkı sıkıya bağlı kalmış, karşılıklı saygı, eşitlik, adalet ve kazan-kazan işbirliği ruhuyla hareket ederek uluslararası adalete önemli katkılarda bulunmuş ve yeni tip uluslararası ilişkilerin oluşumuna büyük katkı sağlamıştır.
Saygıdeğer dostlarım,
Başkan Putin ile ortak stratejik liderliğimiz altında Çin-Rus ilişkileri yeni bir seviyeye ulaşmıştır. İki taraf, çağın barış, kalkınma, işbirliği ve kazan-kazan trendine uyarak Çin-Rus ilişkilerinin daha yüksek kaliteli gelişimini sağlamalıdır.
**Birincisi**, yüksek kaliteli siyasi karşılıklı güveni güçlendirmeli, birbirimize stratejik dayanak olmalıyız.
Siyasi karşılıklı güven, Çin-Rus ilişkilerinin en belirgin özelliğidir. Bu, Komşuluk, Dostluk ve İşbirliği Anlaşması’nda temel ilke olarak yer almaktadır. Başkan Putin ile bu anlaşmanın uzatılması konusunda ortak karar aldık. Birbirimizin temel çıkarlarını ve önemli hassasiyetlerini kararlılıkla desteklemeye devam etmeli, farklı seviyelerde sıkı stratejik diyalog ve temasları sürdürmeli, siyasi karşılıklı güveni sürekli güçlendirmeliyiz.
**İkincisi**, yüksek kaliteli karşılıklı yararlı işbirliğine daha fazla ivme kazandırmalı, ulusal kalkınma ve refaha katkı sağlamalıyız.
Son yıllarda ikili işbirliğimiz çok yönlü olarak büyük ilerleme kaydetmiş ve etkileyici sonuçlar alınmıştır. İki ülke arasındaki ticaret hacmi **üç yıldır üst üste 200 milyar dolar** sınırını aşmıştır. Bu yılın Ocak-Nisan döneminde, zor dış koşullara rağmen ticaret hacmi yaklaşık **%20** artmıştır.
15. Beş Yıllık Kalkınma Planı ile Rusya’nın 2030’a kadar olan ulusal kalkınma hedeflerini eşleştirmeli, enerji ve bağlantılılık alanlarındaki istikrarlaştırıcı rolü etkili şekilde kullanmalı, dijital ekonomi, yapay zekâ ve teknolojik inovasyon gibi alanlarda yeni itici güçler oluşturmalı, işbirliğinin hem nicelik hem de nitelik olarak yükselmesini sağlamalıyız.
**Üçüncüsü**, halklar arası yüksek kaliteli temasları teşvik etmeli, Çin-Rus dostluğunun nesilden nesile aktarılması için sağlam temel oluşturmalıyız.
Çin-Rus ilişkilerinin dinamik gelişmesi sayesinde kültürel ve insani bağlar giderek yoğunlaşmaktadır. Eğitim, kültür, turizm ve spor alanlarında işbirliği hızla ilerlemektedir. Gençler arasında Çin-Rus dostluğu daha fazla destek bulmakta, halklarımız birbirini daha iyi anlamakta ve daha da yakınlaşmaktadır.
Başkan Putin ile bu yıl ve önümüzdeki yılı **Çin-Rus Eğitim İşbirliği Yılı** ilan etme kararı aldık. Bu, onuncu böyle devletler arası proje olacaktır. Bu yılın hemen ardından birlikte açılışını yapacağız. Eğitim yılı kapsamında öğrenci değişimlerini genişletmeli, üniversiteler ve araştırma kurumları arasındaki işbirliğini derinleştirmeli, yetenek yetiştirme ve ortak bilimsel araştırmalarda daha somut sonuçlar elde etmeliyiz.
**Dördüncüsü**, yüksek kaliteli uluslararası işbirliğini geliştirmeliyiz.
Dünya hiç de huzurlu değil. Tek taraflılık ve hegemonyacılık ciddi zararlar vermektedir. Dünya, kural temelli uluslararası düzenden geriye gitme tehlikesiyle karşı karşıyadır. Ben **İnsanlığın Ortak Kader Topluluğu** fikrini ve dört küresel girişim önerisini ortaya koydum. Bunlar Rusya dahil uluslararası toplum tarafından geniş destek görmüştür.
BM Güvenlik Konseyi’nin daimi üyesi olarak iki ülke, büyük güçlere yakışır sorumluluk üstlenmeli, BM’nin otoritesini ve uluslararası adaleti savunmalı, her türlü tek taraflı zorbalığa ve tarihi geriye döndürme girişimlerine karşı çıkmalıdır. Özellikle II. Dünya Savaşı zafer sonuçlarını inkâr eden, faşizm ve militarizmi aklamaya çalışan provokasyonlara karşı ortak mücadele etmeliyiz. Adil ve makul bir küresel yönetişim sistemi kurulmasını birlikte teşvik etmeliyiz.
Doğru yol ile yanlış yol, Çin-Rus dostluğunun büyük davası tarihî trend ve çağın akışına uygundur. Bu dava mutlaka ileriye gidecek, engelleri aşacak ve yeni parlak sayfalar yazmaya devam edecektir.
Teşekkür ederim.
---
Vladimir Putin'in Açıklaması -
Saygıdeğer Başkan Xi Jinping, hanımlar ve beyler, dostlar,
Öncelikle sevgili dostumuz, Çin Halk Cumhuriyeti Başkanı Xi Jinping’e ve tüm Çinli meslektaşlarımıza, Rus heyetine gösterdikleri sıcak ve samimi misafirperverlik için içtenlikle teşekkür etmek istiyorum.
Bugünkü resmi ziyaretimiz, Rus-Çin ilişkileri açısından **yıldönümü** yılında gerçekleşiyor. 25 yıl önce, komşuluk, dostluk ve işbirliği konusunda çok önemli bir devletler arası anlaşma imzalanmıştı. Bu anlaşma, iki ülkemiz arasındaki kapsamlı stratejik ortaklığın ve etkileşimin gelişmesi için sağlam bir temel oluşturmuştur.
Şu anda Rus-Çin ilişkileri gerçekten **eşi benzeri görülmemiş** bir seviyeye ulaşmıştır ve gelişmeye devam etmektedir. İlişkilerimiz kendine yeterli bir yapıdadır, mevcut dünya konjonktüründen bağımsızdır ve günümüzde ülkeler ile halklar arasında ilişkilerin nasıl kurulması gerektiğinin parlak bir örneğidir.
Bugünkü görüşmelerimiz, geleneksel olarak sıcak, dostane ve yapıcı bir atmosferde geçti. İkili etkileşimin tüm kilit yönleri kapsamlı bir şekilde ele alındı. Görüşmelerin sonucunda imzalanan ortak bildiride, işbirliğimizin öncelikli yönleri belirlendi. Ayrıca oldukça kapsamlı bir hükümetler arası, bakanlıklar arası ve şirketler arası belge paketi imzalandı. Toplamda yaklaşık **kırk** belge.
Bunlardan bir kısmı burada imzalandı. Birçoğu ekonomik işbirliğinin daha da derinleştirilmesine yöneliktir.
Altını çizmek isterim ki Rusya ve Çin birbirleri için önemli ticaret ortaklarıdır. **2025 yılında** ikili ticaret hacmi neredeyse **240 milyar dolara** ulaşmıştır. Ticaretin yapısı, yüksek katma değerli ürünler lehine genişlemiştir.
Karşılıklı ticaretin artışına, Rusya ve Çin’de kurulan modern ortak girişimler de önemli katkı sağlamıştır. İki ülke arasında ödemelerin ulusal para birimleriyle yapılması yönünde atılan eşgüdümlü adımlar büyük önem taşımıştır. Sonuç olarak, Rus-Çin ithalat-ihracat işlemlerinin neredeyse tamamı ruble ve yuan ile gerçekleştirilmektedir.
Bir başka deyişle, dış etkilere ve küresel piyasalardaki olumsuz eğilimlere karşı korunaklı, istikrarlı bir karşılıklı ticaret sistemi kurmuş bulunuyoruz.
Rusya ve Çin’in enerji alanındaki işbirliği de aktif bir şekilde devam etmektedir. Ülkemiz, Çin’e petrol, doğal gaz (sıvılaştırılmış dahil) ve kömürün en büyük ihracatçılarından biridir. Çin’in hızla büyüyen pazarına bu yakıt türlerinin kesintisiz ve güvenilir şekilde tedarik edilmesini sağlamaya hazırız.
Yüksek teknolojili şirketimiz Rosatom, Çin pazarında başarıyla faaliyet göstermektedir. Tianwan ve Xudapu Nükleer Santralleri’nde Rus tasarımı enerji bloklarının inşası tamamlanma aşamasındadır. Bu blokların devreye alınması, Çin ekonomisinin enerji arzına önemli katkı sağlayacak ve Çinli işletmelere ve hanelere nispeten ucuz ve temiz enerji temin edilmesine yardımcı olacaktır.
Yenilenebilir enerji alanında da büyük potansiyel bulunmaktadır. Özellikle düşük karbonlu üretim projelerinde ortak çalışmalar yapılmaktadır. Rus ve Çin ekolojik sertifikalarının karşılıklı tanınması konusu görüşülmektedir. Bu ziyarette ilgili mutabakat zaptı imzalanmıştır.
Ayrıca yeşil teknolojilerin daha geniş kullanımına imkân sağlayacak kritik element ve metaller konusunda da ortaklığın güçlendirilmesi ele alınmaktadır.
Genel olarak Rusya ve Çin, sanayi işbirliğini enerjik bir şekilde geliştirmekte, yeni ortak katma değer zincirleri oluşturmakta, ileri teknolojileri ve inovasyonları devreye sokmaktadır.
Moskova’da ve Rusya’nın çeşitli bölgelerinde Çin otomobil markalarının üretimi başlatılmıştır. Renkli metalurji, kimya, selüloz-kağıt, biyoteknoloji, eczacılık, uçak imalatı, uzay araştırmaları ve birçok diğer yüksek teknolojili sektörde büyük ölçekli projeler gerçekleştirilmektedir.
Ülkelerimiz, Avrasya ölçeğindeki ulaşım ve lojistik koridorlarının geliştirilmesi konusunda da ortak çalışmaktadır. Bunun sonucunda sadece yük ve yolcu taşımacılığı hacimleri değil, hızı da artmaktadır.
Sınır geçişlerinin kapasitesi artırılmakta, birçoğu 7/24 esasına göre çalışmaktadır. Yeni lojistik merkezler kurulmaktadır.
Rusya, doğu yönündeki ana demiryolu hatlarını (Trans-Sibirya ve Baykal-Amur hatları) modernize etmektedir. Trans-Arktik ulaşım koridorunun, özellikle Kuzey Deniz Yolu’nun altyapısı aşamalı olarak genişletilmektedir.
Rus-Çin dostluğunun en önemli unsurlarından biri de insani işbirliğidir. Halklarımız birbirlerinin tarihi, sanatı ve manevi değerlerine samimi ilgi göstermektedir. Kültürel, bilimsel ve gençlik değişimleri artmaktadır. Karşılıklı turizm akışları büyümektedir.
Buna, geçen yıl Başkan Xi Jinping’in Pekin ziyareti sırasında önerdiği ve bizim de desteklediğimiz karşılıklı vizesiz seyahat rejimi önemli katkı sağlamıştır. 2025 yılında Çin’e **2 milyondan fazla** Rus vatandaşı gitmiştir. Bir milyondan fazla Çin vatandaşı da Rusya’yı ziyaret etmiştir.
Kültür yılları başarılı bir şekilde tamamlandıktan sonra Rusya ve Çin, yeni büyük devletler arası insani projelere başlamıştır. Bunlardan biri de **Rus-Çin Eğitim Yılı**dır. Başkan Xi ile birlikte bu yılların açılış törenine katılacağız.
Program kapsamında yüzlerce konferans, seminer, konser, sergi, masterclass, olimpiyat ve yarışma düzenlenecektir. İlk etkinlikler Rusya ve Çin’de öğrenciler ve öğretmenler tarafından büyük ilgi görmüştür.
Spor alanında da aktif işbirliği yürütülmektedir. Bu hafta sonu Kaliningrad’da başlayacak olan **10. Rus-Çin Yaz Oyunları** kuşkusuz önemli bir olay olacaktır.
Kitle iletişim araçları arasındaki işbirliği de iki ülke ve halklar arasındaki dostluk, güven ve karşılıklı anlayışın güçlenmesine katkı sağlamaktadır. 2026 yılında İTAR-TASS ile Çin’in resmi haber ajansı Xinhua arasındaki ortaklığın **70. yıl dönümü** kutlanacaktır. Bu vesileyle Pekin’de Rus-Çin ilişkilerinin tarihine dair bir fotoğraf sergisi düzenlenmiştir.
Başkan Xi ile güncel uluslararası meseleler konusunda görüş alışverişinde bulunduk. Bu görüşmelerin sonucunda kabul edilen ortak bildiri, iki ülkenin temel yaklaşımlarındaki ortaklığı teyit etmiştir.
Rusya ve Çin, bağımsız ve özerk dış politikaya bağlıdır, stratejik bir uyum içinde hareket etmekte ve dünya sahnesinde önemli, istikrarlaştırıcı bir rol oynamaktadır.
Barış ve ortak refah adına birlikte çalışıyoruz. Bu anlayışla Moskova ve Pekin, uluslararası hukuku ve BM Şartı’nın tam anlamıyla korunması konusunda dayanışma içindedir.
Şanghay İşbirliği Örgütü, BRICS ve diğer uluslararası yapılar çerçevesinde etkili şekilde işbirliği yapmakta, küresel ve bölgesel sorunların çözümüne önemli katkılar sunmaktayız.
Rusya, bu yıl APEC’teki Çin başkanlığını desteklemektedir ve uygulamaya geçirilmesi için gerekli her türlü katkıyı sağlayacaktır. Zirvenin başarılı geçeceğine inanıyorum.
Avrasya Ekonomik Birliği ile “Kuşak ve Yol” girişiminin uyumlaştırılması ve büyük Avrasya ortaklığının oluşturulması perspektifiyle çok taraflı platformlarda da koordinasyonu sürdüreceğiz.
Saygıdeğer hanımlar ve beyler, sevgili dostlar,
Ziyaret programımız oldukça yoğundur. Başkan Xi Jinping ile birlikte birkaç önemli etkinliğe daha katılacağız. Ancak şimdiden dostum Sayın Xi Jinping’e ve tüm Çinli meslektaşlarımıza misafirperverlikleri ve çalışmalarımızın mükemmel organizasyonu için teşekkür etmek istiyorum.
Bu ziyaret ve görüşmelerin, Rus-Çin dostluğunun daha da güçlenmesine, halklarımızın refah ve refahına katkı sağlayacağına eminim.
Teşekkür ederim.