Sen Hewlêr gibi ABD hava savunma sistemleriyle korunan bir yerde bile yaşamaktan korkup Avrupa’ya kaçmışsın. Kürdistan’nın herhangi bir yerinde herhangi bir parti, şahıs, kurum hakkında söz kuracak kalibrede misin? Fonunu al, yayınlarından para kazan, aç kalma.
Bu anı, küçük kardeşlerimde oluşan travmadan biliyorum. Yere yatırmaya çalışma, silah doğrultma, çocukların bulunduğu alanı adeta savaş arenasına çevirme… Kürdistan’da “TEM saltanatı” bitmeden kalıcı barışın sağlanması olanaksız. TEM’in süreci baltalama çabası derhal son bulmalı
Biz de süreçte bir tıkanıklık var hissinin nedenini sorguluyorduk. Fuat Ali Rıza, hissiyatımızın maddi temellerini ortaya koymuş…
‘Çerçeve yasa’ nasıl uygulanabilir? https://t.co/gFB5pL9MZv
Şahid olduk bu savaşın gerçekliğine ancak bizi zorlayan tek şey oldu; O da bir arkadaşın şehadetini bir annenin yüzene bakarak nasıl söylemek… Zor çok zor ama özgürlüğü en çok da şehidlerimiz değerli kıldı…
“Memleketlerinin hoş esintisi resimlerini okşadı. Saçlarından ışık, gözlerinden hilm döküldü. O zamana sığan her şey Kürdistan’ın bir şehitler ülkesi olduğunu tekrar tekrar hatırlattı bize. Onların ardından yürüyenler, üç kere “Şahidiz! Şahidiz! Şahidiz!” diye mırıldandı.”
Amed’te belki de en çok eleştirilen halkın bir kısmının son 10 yıl içerisinde apolitikleşmesi ve duyarsızlaşmasıydı.
Son şehit haberleri ve kurulan taziyelerle birlikte her görüntüde 2017’den öncesine ait görüntüler, fotoğraflar gibi izledim, baktım. Taziyenin ilk günü birçok cafe sahibi, işletmesinde müzik hiç açmamıştı. Dün de bu etki devam etti. Bugün ise birçok işletme kepenk açmayarak taziyeye katılmış.
Kitlesel katılımlar, atılan sloganlar… “Aileler hiç yalnız bırakılmamış” demek eksik kalır. Amed her şehidi kendi evinin içinden gibi sahiplenmiş, mücadelesine minnetini göstermiş.
Bu ruh, bu sahiplenme, bu bağlılık; Kürtlerin durduğu yeri ve kırmızı çizgisini çok net gösteriyor. Bunca acı, bunca özlem, bunca bedele rağmen Kürtler diriliyor. Yeniden diriliyor ve şehitlerinin mirasını büyütme sözü veriyor.
Bu sahiplenmenin tüm kentlerde ortaya çıkacağı kesin… Her yerde aynı bağlılığı göreceğiz. Bu süreci birlikte durarak, her ananın yüreğinde yanan ateşi kendi yüreğimizde taşıyarak paylaşacağız.
Sonra da barış için en güçlü şekilde çalışmalıyız. Onlara olan borcun karşılığı kalıcı barıştır.
NOT; Dün, bugün ve yarınların tarihi bir günden geçtiğine şahitlik edeceğiz. Bu ne bir ilk ne de bir son… 100 yıl önce de şehid veriyorduk, bugün de veriyoruz.
Önderlik ‘Özgürlük bedel ister’ dedi. Bu nedenle geçmişte yapamadığımızı bugün kenetlenerek, Önderlikle başaracağız.