@sELimgENc_on@TanselAtlihan Malları satılmıyor fakat esas sorun zorlu grubu Vestel’i bir süt ineği gibi kullanıyor ilişkili grup şirketlerine habire nakit avans veriyorlar bu faiz ortamında bu nedenle şirket berbat bilançolar açıklıyor madem halka açık nerde SPK?
Sizin için adım adım nasıl yapılacağını bulduk.
1. e-Devlet’e T.C. kimlik numaranız ve şifrenizle giriş yapın.
2. Arama bölümüne “Yatırım Hesabı Sorgulama” yazın.
3. Merkezî Kayıt Kuruluşu (MKK) – Yatırım Hesabı Sorgulama hizmetini açın.
4. Sistem, adınıza kayıtlı yatırım hesabı bulunan aracı kurum ve bankaları listeler.
5. Hesabınızı görüntüledikten sonra ilgili banka veya aracı kurumla iletişime geçerek unutulan yatırım, bakiye veya haklarınızın durumunu öğrenebilir ve gerekli işlemleri başlatabilirsiniz.
@TanselAtlihan Tansel abi birazda perukluya değinir misin abi Vestel’i banka gibi kullanıp ilşkili grup şirketlerine habire borç veriyor 60 milyar alacak var abi!
Harbiden tamda günlük kullanımlar için, sabah giy akşam sepete yıkansın. %100 pamuk olması ve rahat kesimi sayesinde hem erkek hem kadın için tasarlanmış unisex ürünler. İyiki bolca almışız diyorum çünkü geçen haftaya göre bir tık zamlanmış. Öyle bile olsa bu fiyatlara atlet vermiyorlar pazarda.
Bence bir inceleyin, memnun kalırsınız.
https://t.co/Qc2d4LHCZD
Amazon Associate olarak uygun satın alımlardan kazanç sağlıyorum.
Trump, Hürmüz'den geçen gemilerden %20 geçiş ücreti istiyor. Ama asıl hedef İran değil.
Bu hafta Trump, Hürmüz Boğazı'ndan geçen her gemiden yükünün %20'sini istedi.
Kendini "Hürmüz'ün Koruyucusu" ilan etti, karşılığında güvenlik vaat etti.
Kısacası, boğazdan geçen herkesten koruma parası. Haber duyulur duyulmaz petrol fiyatları fırladı.
Herkes bunu İran'a karşı bir hamle sandı. Boğazı kapatan İran'dı, Amerika da cevabını veriyordu.
Ama asıl hedef İran değil.
Bu hamle, tek kurşun atmadan, o boğazdan binlerce kilometre uzaktaki başka bir ülkeyi vuruyor.
Çin.
Anlatıyorum.
Önce Çin'i doğru tanımak lazım. Çünkü Çin çok büyük bir güç, ama tek bir konuda dışarıya bağımlı.
Çin dünya üretiminin dörtte birinden fazlas��nı tek başına yapıyor.
Elektrikte Amerika'nın iki katını üretiyor, güneş enerjisinde, elektrikli araçta ve sanayinin çoğu kolunda dünya lideri.
Ama Çin'in tek bir zaafı var.
Çin her gün yaklaşık 11 milyon varil petrol tüketiyor ve bunun yaklaşık %73'ünü dışarıdan alıyor. Yani dünyanın en büyük üreticisi, aynı zamanda en büyük petrol ithalatçısı.
Peki bu ucuz petrolü nereden buluyordu?
Yaptırım altındaki üç ülkeden.
İran, Rusya, Venezuela.
Malını Batı'ya satamayan bu ülkeler, petrolü Çin'e piyasanın çok altında veriyordu. İran'dan günde yaklaşık 1,5 milyon varil, Venezuela'dan 800 bin varil, hepsi indirimli.
İşte Çin'in görünmeyen kozu buydu.
Rakipleri petrolü tam fiyattan alırken, Çin en ucuzunu alıyordu.
Ama asıl büyük kısım Körfez'den geliyor.
Suudi Arabistan tek başına Çin'e günde 1,7 milyon varil satıyor, Rusya'dan sonra en büyük tedarikçi.
Ardından Irak, Kuveyt ve BAE geliyor.
Bütün Körfez petrolünün tek çıkışı Hürmüz Boğazı. Dünya petrolünün beşte biri, Çin'in aldığının da yarısı buradan akıyor.
Yani Hürmüz, İran'ın değil, Çin'in en büyük can damarı. O boğazın anahtarı da İran'ın elinde.
İran 28 Şubat'taki savaştan beri boğazı büyük ölçüde kapalı tutuyor. Tankerler aylarca Körfez'de bekledi.
Ama bir istisna vardı.
İran, dost gördüğü ülkelere, başta Çin'e, ayrıcalıklı ve ücretsiz geçiş tanıdı.
İran'ın Pekin büyükelçisi bunu açıkça ilan etti, dost ülkelere özel muamele.
Sonucu şu oldu.
Herkes boğazda kilitliyken, mayıs ortasında 2 milyon varil ham petrol taşıyan Çinli bir süper tanker Hürmüz'ü geçti. Savaştan beri geçen üçüncü Çin tankeri.
Yani boğaz herkese kapalı, Çin'e açıktı.
Çin'in asıl kozu tam olarak buydu.
Şimdi Amerika'nın son iki yılda ne yaptığına bak. Her biri ayrı bir haber gibi göründü.
Oysa hepsi aynı planın parçası.
Çin'in ucuz enerjisi dört ayrı musluktan akıyordu. Amerika bu dört musluğu da tek tek kısıyor.
Venezuela.
Amerika operasyon düzenledi, Maduro devrildi. Günde 800 bin varil, kesildi.
Rusya.
Ukrayna, Rusya'nın Çin'e ihracat üssü olan Novorossiysk limanını ve Druzhba boru hattını vuruyor. Hat sürekli sekteye uğruyor.
İran.
Amerika İran limanlarına ablukayı yeniden başlattı. Günde 1,5 milyon varillik petrol tehdit altında.
Şimdi de dördüncüsü geliyor.
En büyüğü. Körfez'in tamamı, yani Hürmüz.
İşte Trump'ın %20'lik ücreti tam bu noktada devreye giriyor.
Üstelik tek hamlede iki iş görüyor.
Birincisi, rakam çok ağır.
Normalde bir gemi, taşıdığı yükün %2-3'ünü masraf olarak öder. %20 bunun on katı. Bu ücret, Körfez petrolünü Çin için fiilen ödenemez hale getiriyor.
İkincisi ve asıl kritik olan da bu.
Trump "tüm kargodan" diyor. Yani İran'ın Çin'e tanıdığı o ücretsiz geçiş ayrıcalığını da masadan kaldırıyor. Çin'in tek açık kapısını da kapatıyor.
Hürmüz'den en çok petrol çeken ülke de Çin. Dolayısıyla bu %20'lik faturayı en ağır ödeyecek olan yine Çin.
Peki Amerika neden doğrudan Çin'in fabrikasına, teknolojisine yüklenmiyor?
Çünkü akıllı strateji, rakibi güçlü olduğu yerden değil, bağımlı olduğu yerden yakalar.
Çin'i üretimde geçemezsin, elektrikte geçemezsin, sanayide geçemezsin. Ama Çin'in dışarıdan aldığı o petrol, dokunabildiğin tek yer.
Amerika da Çin'i cepheden karşısına almıyor. Onu besleyen o tek hattı sıkıştırıyor.
İşte bütün tablonun sırrı burada.
Venezuela'nın en büyük petrol müşterisi kimdi? Çin.
İran'ın en büyük müşterisi? Çin.
Rusya'nın en hızlı büyüyen müşterisi? Çin.
Sahnede hep İran görünüyor, Rusya görünüyor, Venezuela görünüyor.
Ama kesilen her yolun öbür ucunda hep aynı ülke var.
Çin.
Aslında bu kavganın altında daha da büyük bir şey yatıyor.
Para.
Çünkü Çin bu Körfez petrolünü giderek dolarla değil, kendi parasıyla, yuanla almaya başlamıştı.
2024'te Suudi Arabistan ile yuanla ödeme anlaşması yaptı.
Rusya ve İran'la zaten yuan kullanıyordu. Suudi Arabistan, petrolünü sadece dolarla satma sözünü de artık yenilemiyordu.
Bu daha küçük bir başlangıç, ama yönü belli. Petrol yavaş yavaş dolardan çıkıyor. Oysa dünya petrolü yetmiş yıldır dolarla alınıp satılır ve Amerika'nın gücünün büyük kısmı buna dayanır.
İşte Hürmüz'e el koymak, sadece Çin'in petrolünü değil, o petrolün hangi parayla akacağını da yeniden Amerika'nın eline almak demek.
Ama madalyonun bir de öbür yüzü var.
Çünkü Çin bu oyunu görmeyecek kadar saf değil.
Bir yandan İran ve Rusya ile Batı'nın erişemediği kendi ödeme ve tedarik sistemini kurdu.
Bir yandan da asıl kaleyi büyüttü. Petrole olan ihtiyacını azaltmak için var gücüyle elektriğe ve elektrikli araca geçiyor, ki o cephede zaten dünyanın önünde.
Yani bu, iki büyük gücün sessiz ama amansız enerji savaşı.
Amerika Çin'in tek dış bağını sıkıştırıyor, Çin de her yıl ona biraz daha az muhtaç olmaya çalışıyor. Kimin daha hızlı olduğu, önümüzdeki on yılı belirleyecek.
Sonuçta mesele bir boğaz değil, bir geçiş ücreti hiç değil.
Mesele, dünyanın en büyük üretim gücünü kimin yavaşlatabileceği.
Trump bu hafta bir boğaza el koydu.
Ama gözü, o boğazdan binlerce kilometre uzaktaki fabrikada.
Bu benim şahsi analizim.
Gelişmeleri takip ediyorum, sizi bilgilendireceğim.
Normalde kimseyi önermem, ama alıntı yaptığım Orhan Elma bunun istisnası.
Gündemi herkesten hızlı yakalıyor, olayların görünen yüzünde kalmayıp arkasındaki asıl resmi çıkarıyor.
Bu tarz analizleri seviyorsanız, takip etmenizi içtenlikle öneririm.