“Benim için sigortalı yaşam, risklerin farkına vararak gelecek endişesi taşımadan özgürce yaşamak ve yaşatmaktır.” İÜ SBF 87 Siyaset Bilimi-Finans-Kamu, Msc EU
3 Eylül 1922...
Esir alınan General Trikopis ve Diyenis'i, İsmet Paşa Başkomutan’ın huzuruna götürür.
Esir generaller, Başkomutan'ın masasının karşısındaki sandalyelere otururlar. mBaşkomutan’ın sağında Fevzi Paşa, solunda İsmet Paşa vardır.
Mustafa Kemal, suçluluk ve aşağılık duygusu altında ezilen Trikopis’in elini sıkar: “Oturun general yorulmuş olacaksınız” der.
Savaştan konuşurlar. Mustafa Kemal Paşa, harita üzerinde harekatla ilgili sorular sorar. Trikopis, cevap verir.
Başkomutan, konuşmanın sonunda, "Hacıanesti yerine, Başkomutanlığa atandığınızı biliyor musunuz?" diye sorar.
Trikopis: “Hayır."
Başkomutan: "Bildirmek için telsizle sizi arıyorlardı."
Trikopis, Utanç içinde önüne bakar…
Başkomutan: "Üzülmeyin General. Siz vazifenizi yaptınız. Artık misafirimizsiniz."
Başkomutan ayağa kalkar. Ötekiler de kalkarlar. İki general, Mustafa Kemal Paşa'nın karşısında esas duruşa geçerler.
Başkomutan: "Sizin için bir şey yapabilir miyim?"
"Eşime sağ olduğumun bildirilmesini rica ederim. Kendisi İstanbul'da."
Başkomutan İsmet Paşa'ya, "Gerekeni yapın" emrini verir.
Esir Generaller, Mustafa Kemal Paşa'yı derin bir saygıyla selamlayıp ayrılırlar.
İstanbul, Kasım 1922… Bir devrin son günleri
Cumhuriyet'in ilanına henüz bir yıl vardır. Saltanat kaldırılmış, İstanbul ise hâlâ işgal altındadır.
Fransız kameraman Camille Sauvageot, Kasım 1922'de kamerasını İstanbul'a çevirir ve bize bir asır sonrasına ulaşacak olağanüstü bir şehir portresi bırakır.
Yeni Cami'nin minaresinden, Beyazıt ve Galata kulelerinden İstanbul'a bakıyoruz. Haliç'i, Eyüp Sultan'ı, Karaköy'ü ve Boğaziçi'ni; kıyılardaki mahalleleri, iskeleleri, buharlı gemileri ve hâlâ İstanbul sularında dolaşan yelkenlileri seyrediyoruz.
Henüz betonlaşmamış tepeler, bugün kaybolmuş yapılar ve bambaşka bir İstanbul silueti…
Bunlar bir film için hazırlanmış dekorlar değil.
Tam 104 yıl önce İstanbul'da hayat gerçekten böyle akıyordu.
Albert Kahn'ın Archives de la Planète koleksiyonunda korunan bu görüntüleri, Kürdilihicazkâr Longa eşliğinde mümkün olduğunca az müdahaleyle bir araya getirdik.
Sekiz dakika boyunca acele etmeden seyredin.
Kasım 1922'nin İstanbul'unda kısa bir yolculuğa çıkıyoruz.
#gdhtarih
İTO ne yaptın İTO!
İstanbul Ticaret Odası TÜFE'yi meğer ay ortalamasındaki fiyatlarla değil, ay sonundaki fiyatlarla hesaplıyormuş.
Bu yanlışlık ağustos ayı motorin fiyatı değişimiyle fark edildi.
İTO'ya göre motorin fiyatları ağustosta "ay sonu" hesaplamasına göre yüzde 4,3 düştü.
Oysa enflasyonda dikkate alınması gereken "aylık ortalama fiyat" ve buna göre motorinde yüzde 11,7 artış var.
İTO, enflasyonu motorin yüzde 4,3 ucuzlamış gibi hesapladı. Dolayısıyla ağustos için açıklanan yüzde 1,66 TÜFE artışı gerçeği yansıtmaktan uzak.
Bu yanlışlık yalnızca motorin değil, çoğu kalem için geçerli.
Çuhacı Han’da Hayata Başlamak
Yazları okul kapanınca mı doğru, bilmiyorum ama ben 12 yaşımda Kapalıçarşı’da, Çuhacı Han’a gidip gelmeye başladım. Ustam Berç Bey’di. Çok kibar, beyefendi bir adamdı.
Tabii o zamanlar şartlar bugünkü gibi değildi.
Çarşıda dövizle iş yapmak yasaktı. Pırlanta kaçak, çalışanlar çoğu zaman sigortasızdı. Muhasebeci nedir, doğru dürüst bilen yoktu. Çek yok, senet yoktu. Sadece söz vardı, güven vardı.
Sahtek��rlar ise parmakla gösterilirdi. Çünkü güveni kaybetmek, para kaybetmekten daha büyük bir meseleydi.
Özal’ın getirdiği büyük ekonomik dönüşümün beraberinde getirdiği o ahlaki değişim henüz Kapalıçarşı’ya uğramamıştı. Devletin birçok alanında olduğu gibi, işini bilen memur bulmak da kolay değildi.
Ama ne mutlu bana ki, ben o okulda yetişme imkânı buldum.
Çuhacı Han benim için sadece bir işyeri değildi. Orası hayat okuluydu. İnsan tanımayı, sözünün arkasında durmayı, emeğin ne olduğunu, ustaya saygıyı ve işini doğru yapmayı orada öğrendim.
Bugün dönüp bakıyorum da…
Adam 25 yaşına gelmiş, hâlâ babasının eline bakıyor. Hayatın içine girmemiş, sorumluluk almamış, bir işin ucundan tutmamış.
Biz 12 yaşında hayatın okuluna başladık.
Belki şartlarımız zordu ama o zorluklar bizi büyüttü.
Şimdi düşünüyorum da, bazı şeylerin eksikliği aslında bizim en büyük zenginliğimizmiş.
Nurhan 4/9/2026
Yabancı ve kurumsal yatırımcının para piyasası fonu yatırım gelirlerine 10% stopaj düşünülüyor. Oldukça olumlu ve geç kalınmış bir karar
Vergi
1) geriye dönük işlemeyecek zaten biliyoruz
2) Kurumsal, 3 ayda bir geçici vergi matrahından mahsup edebilecek
3) yabancı için bu 10% nihai vergi olacak
1) Geriye dönük işlemiyor olması (ki zaten kanuni gereklilik) çıkış tetiklenmesi ihtimalini yok ediyor
2) Kurumsal açısından bir getiri aşınması yaratıyor ama çok öenmli bir etken olduğunu düşünmüyorum
3) Fonlardaki mevcut yabancı, çıkmadığı sürece sorun yok ama vergi yeni girişleri/gir çıkları engelliyor olacak. Fakat, buraya yeni giriş olmayacak ya da çıkan yeniden girmeyecekse, nereye girecek?
Tekrar tahvil repoya. Çünkü swap piyasasına yeni girişler faizi aşağı çekiyor, getiriyi de...
Tahvillere yeni güçlü yabancı girişler gördüğünüzde aklınızda olsun...
Bir Kere Girince Saatlerce Çıkamayacağınız 50 Site
1.) 'https://t.co/FDTmt38jKw' — Dünyayı canlı uydu görüntüsüyle izleme
2.) 'https://t.co/Tytazsp6y2' — Şu an gökyüzündeki her uçağı görme
3.) 'https://t.co/b8trMj1vUi' — Denizdeki tüm gemileri anlık takip
4.) 'https://t.co/EYzDYh0BqF' — Rüzgar ve fırtınaların canlı haritası
5.) 'https://t.co/tJHTnBvUBe' — Dünyaya düşen yıldırımları anlık izleme
6.) 'https://t.co/ePbstmUfab' — Son depremlerin canlı listesi
7.) 'https://t.co/G7cSydNKiO' — İnterneti taşıyan okyanus kabloları
8.) 'https://t.co/3KOx1uP05V' — Ormanların yok oluşunu uydudan izleme
9.) 'https://t.co/BjXxDVBtur' — Dünyanın istatistikleri saniye saniye
10.) 'https://t.co/cO1EjkMwuG' — Şu an atılan tweet ve arama sayısı
11.) 'https://t.co/ciADXU3PhE' — Ülkelerin gerçek boyutlarını karşılaştırma
12.) 'https://t.co/LO6JWd0BlG' — Yüzyıllar öncesinin haritaları
13.) 'https://t.co/EEUvFXzGao' — 150 bin tarihi harita arşivi
14.) 'https://t.co/yK72tIFetv' — Gönüllülerin çizdiği dünya haritası
15.) 'https://t.co/QfXLWflDxA' — Rastgele birinin penceresinden dünyaya bakma
16.) 'https://t.co/ESMrPd5w78' — Şehirlerde sanal yürüyüş
17.) 'https://t.co/pRBm3f1ANH' — Dünyanın rastgele bir noktasına ışınlanma
18.) 'https://t.co/8JaKk4HmQi' — Dünyanın en tuhaf yerlerinin kataloğu
19.) 'https://t.co/qwJXW2a6zm' — Etkileşimli bilgi deneyimleri
20.) 'https://t.co/Sp9uLE2QOu' — Atomdan evrene ölçek yolculuğu
21.) 'https://t.co/2FitQ7k3ZI' — Güneş sistemini 3B gezme
22.) 'https://t.co/KH9VyPhaoW' — Tarayıcıda gerçek gökyüzü haritası
23.) 'https://t.co/JBLDnae59F' — NASA'nın günün astronomi fotoğrafı
24.) 'https://t.co/HuFaH5Zc2g' — NASA'nın tüm görsel arşivi ücretsiz
25.) 'https://t.co/T3QWBtfYKB' — Veriyle anlatılan görsel makaleler
26.) 'https://t.co/isIkHYtRCm' — Dünyanın gerçek verilerle hali
27.) 'https://t.co/NJ7TdwwdbA' — Dünya hakkındaki yanlış bildiklerimiz
28.) 'https://t.co/vmkn87BBGW' — Karmaşık veriyi görselleştirme
29.) 'https://t.co/eHqySW1EGw' — Dünya Bankası'nın açık verileri
30.) 'https://t.co/av0bjbISF2' — Türkiye'nin resmi istatistik veritabanı
31.) 'https://t.co/l3Mb5x5KkS' — Milyonlarca kitap, film ve yazılım arşivi
32.) 'https://t.co/B6NDL6Bxri' — Telifi düşmüş 70 bin ücretsiz kitap
33.) 'https://t.co/no8SFuA27T' — Dünyanın her kitabının kaydı
34.) 'https://t.co/I1TMHDw3qI' — ABD Kongre Kütüphanesi dijital arşivi
35.) 'https://t.co/yxkHTsqFnH' — Avrupa'nın kültürel miras arşivi
36.) 'https://t.co/wMcjgRaBht' — Amerika'nın dijital kütüphane koleksiyonu
37.) 'https://t.co/8MpQHB3zrG' — Müzeleri evden gezme
38.) 'https://t.co/i3Vt53wDvA' — Sanat eserlerini yüksek çözünürlükte indirme
39.) 'https://t.co/5ei05nWSvS' — 250 bin sanat eserinin arşivi
40.) 'https://t.co/2SpGcVKFiD' — Tarihin unutulmuş görsel hazineleri
41.) 'https://t.co/sSdBoLWEvB' — Ücretsiz kültür ve eğitim arşivi
42.) 'https://t.co/UyUZxtlbfh' — Met Müzesi'nin açık koleksiyonu
43.) 'https://t.co/23cxfWRaNy' — Müzik türlerinin soy ağacı
44.) 'https://t.co/gMDy3tUEMT' — Ülke ve on yıl seçip o dönemi dinleme
45.) 'https://t.co/WrXSWim8jr' — Wikipedia düzenlemelerini sese çevirme
46.) 'https://t.co/IcRIPgCDAS' — Rastgele bilgi kuyusu
47.) 'https://t.co/WoE9MNJ5PU' — Zaman, gündoğumu ve gökyüzü olayları
48.) 'https://t.co/VrkUoUal3M' — Bilim haberlerinin güncel akışı
49.) 'https://t.co/4Nwok7W5wn' — Bilimsel makalelerin ücretsiz ön baskıları
50.) 'https://t.co/DqmPFeYnrl' — Veriyi canlı kodla görselleştirme
İnternet, algoritmanın önünüze koyduğu o beş siteden ibaret değil.
Bugün okul çantası yerine poşet taşıyan, defteri ve kalemi olmadığı için okula gitmek istemeyen çocuklar var. Derin yoksulluk koşullarında yaşayan, günlük, güvencesiz işlerde çalışan aileler için okul masrafları karşılanması güç bir yüke dönüşüyor. Okullar açılırken, @yoksulluk_ag olarak sizleri çocukların okul ihtiyaçlarına destek olmaya ve “Okul Kırtasiyesi İçin Dayanışma” kampanyamıza katılmaya davet ediyoruz. Bütçenize uygun bir miktarla bir çocuğun okul masraflarının azalmasına yardımcı olabilirsiniz. Eğitim hakkı için çocukların yanında olun, dayanışmayı büyütün. Bağış için link burada: https://t.co/9BUwj22FnV
Gülten Kazgan hocanın vefatını büyük üzüntüyle öğrendim. İktisadi Düşünce Tarihi konusunda Türkçe, İngilizce çok kitap okudum. Hocanın kitabı açık ara ilk sıradaydı benim için.Hocam olmadı ama hocam olmuş kadar şey öğrendim kitaplarından. Türkiye'nin başı sağ olsun.
İKİ KURUM, İKİ KÜLTÜR, İKİ SONUÇ...
Birinci kurum: Futbol. Milli takım. Kulüplerimiz… Siyasete bulaşmış, şımartılmış, kaynaklar akıtılmış... Liyakat yerine muktedire sadakat üzerine kurulmuş. Dünya kupasına giderken hamaset tsunamisiyle uğurlanan, atlar, katlar, yatlar vaadiyle egoları şişirilen ve tek başarı almadan ilk turda elenip silinen…
İkinci kurum: Filenin sultanları… Türkiye kadın milli voleybol takımımız. Ülkemizi küresel arenada temsil eden, FIVB Milletler Ligi finalinde şampiyon olan kızlarımız… Siyasetin girmediği, liyakatin esas alındığı, alın teri, özverili gayretin vücut bulmuşu kızlarımız… Netice; dünyada bize gurur yaşatanlar…
#FileninSultanları #voleybol #futbol #MilliTakım #DünyaKupası #siyaset #liyakat #gurur @serefoguz
Bu arada U 16 ve U17 kadın voleybol takımlarımız da namağlup Balkan şampiyonu oldu. Kızlarımızla gurur duyuyoruz.
https://t.co/qfnE9gF5Hp
https://t.co/M4jH1bxG85
BÖLGESEL ASGARİ ÜCRETİN SAKINCALARI
#MÜSİAD yeniden gündeme getirdi. Bundan çeyrek asır önce de hayli tartışmıştık. Sakıncaları ağır basmıştı.
Teoride yaşam maliyeti farklarını dikkate aldığı için cazip görünse de, uygulamada idari karmaşıklık, göç, eşitsizlik derinleşmesi ve hukuki sorunlar gibi ciddi sakıncaları vardır. Birçok uzman ve işçi tarafı, bu sistemin asgari ücreti “düşürme aracı” haline gelme riski taşıdığını vurgular.
Türkiye gibi bölgesel farkların çok yüksek olduğu bir ülkede en sağlıklı çözüm genellikle ulusal asgari ücreti güçlendirmek (satın alma gücünü artırmak) ve buna ek olarak konut, ulaşım, sosyal yardımlar gibi bölgesel destek mekanizmaları geliştirmek olarak görülür.
1. Eşitlik ve Sosyal Devlet İlkesine Aykırılık
Üniter devlet yapısında vatandaşlar arasında coğrafi temelli ücret ayrımı yapmak, eşitlik ilkesine ve sosyal devlet anlayışına aykırı kabul edilir. Bu durum hukuki ve anayasal tartışmalara yol açabilir. Asgari ücretin özü “en düşük ücret” olmasıdır; bölgesel uygulama bu tanımı bozar ve bazı bölgelerde daha düşük bir çıta oluşturulmasına kapı açar.
2. Bölgeler Arası Gelir Uçurumunu Derinleştirme
Düşük yaşam maliyetli bölgelerde asgari ücret daha düşük belirlenirse, o bölgelerdeki yoksulluk ve gelişmişlik farkı artar. Zengin bölgeler (İstanbul, Ankara vb.) daha yüksek ücret alırken, az gelişmiş bölgeler daha da geride kalır. Bu da gelir dağılımı adaletsizliğini büyütür.
3. Yoğun Göç ve Büyük Şehir Sorunları
Düşük ücretli bölgelerden yüksek ücretli metropollere (özellikle İstanbul’a) göç artışı beklenir. Bu durum:
Konut fiyatlarını ve kiraları daha da yükseltir,
Trafik, altyapı, eğitim ve sağlık hizmetlerinde aşırı yük yaratır,
Büyük şehirlerde yaşam kalitesini düşürür.
4. İdari ve Uygulama Zorlukları (En Büyük Sorun)
Bölgeleri nasıl tanımlayacaksınız? İller mi, illerin içindeki semtler mi?
Aynı il içinde bile yaşam maliyeti çok farklıdır (örneğin İstanbul’da Şişli ile Sultanbeyli, Ankara’da Çankaya ile Sincan).
Sınır belirleme, denetim, şikayetlerin çözümü ve bürokrasi ciddi şekilde artar. Bu sistem “dipsiz kuyu” haline gelebilir.
5. İşverenlerin Taşınması ve Dengesiz Kalkınma
İşverenler maliyetleri düşürmek için üretimlerini düşük ücretli bölgelere taşıyabilir. Bu da:
Yüksek ücretli bölgelerde istihdam kaybına,
Düşük ücretli bölgelerde ise düşük katma değerli işlerin yoğunlaşmasına yol açabilir.
6. Kayıt Dışı İstihdamı Teşvik Etme Riski
Düşük ücret uygulanan bölgelerde işverenler, asgari ücretin de altına inmek için kayıt dışı çalıştırma eğilimi gösterebilir. Bu da hem işçiyi hem devleti (vergi ve prim kaybı) olumsuz etkiler.
7. Tarihsel Tecrübe ve Uluslararası Uygulama
Türkiye’de 1951-1974 yılları arasında bölgesel asgari ücret uygulanmış, yaşanan sorunlar nedeniyle 1974’te ulusal tek asgari ücrete geçilmiştir. Dünyada da üniter devletlerin çoğunda (özellikle Avrupa’da) ulusal asgari ücret tercih edilir; eyalet sistemi olan ülkelerde (ABD, Kanada, Çin vb.) bile tartışmalıdır.
8. Diğer Olumsuz Etkiler
SGK prim yükü farkı: Yüksek ücretli bölgelerde işverenin prim maliyeti artar.
Siyasi lobi ve adaletsizlik algısı (Hangi bölge “daha az gelişmiş” sayılacak?).
İşgücü hareketliliğini bozarak emek piyasasını verimsizleştirebilir.
#AsgariÜcret #BölgeselAsgariÜcret @serefoguz
Sn @sanchezcastejon şahsınızda
Futbol milli takımınızı @SpainIsFootball ve İspanya halkını kutluyorum.
Tebrikler İspanya,
👏👏👏👏🎈🏆
İsrail iktidar mensuplarını üzerken, barış ve adaleti de sevindirdiniz.
Sencer Solakoğlu @sencer_s bu konuları en iyi bilen kişidir. sevgili Meliha Okur @melihaokur2 ile birlikte çiftliği ziyaret edip hayran kalmıştım. Tarımla ve hayvancılıkla ilgili eleştirileri çok yerinde ve önemlidir.
Anne ve babalar duysun! Ülkemizde 1’000’000 üzerinde hayvancılık işletmesi var ve sadece 1300 civarında Brusella ve Verem olmadığı test edilmiş işletme mevcut. Gıda güvenliği hiç öncelenmiyor. Videonun sonuna doğru bazı ürünlerin fiyatlarına da değiniyorum. İyi seyirler
Sanayi üretimi aylık 2.9% geriledi.
Ama, savunma sanayi kalemi diğer ulaşım araçları dışlandığında düşüşü 0.6% olarak hesaplıyorum.
Mayısta, üretim tarafında, tatilin de güçlü etkisiyle momentum kaybı var ama dış ticaret endeksi ile beraber bakıldığında, konjonktürel olarak, bize seken ihracat talebi ile ihracatın reelde güçlenmesiyle bazı sektörlerde üretim de güçlenmiş. Fakat, tedarik kanallarının açılmasıyla bu durum tersine dönebilir, üretim ana kalemleri, enerji üretimi hariç, uzun vadeli trendinin altında...
Ölümlü yaralanmalı kazalarda en büyük kusur %30 altın üzerinde “aracın hızının yol, hava, trafik kural ve şartlarına uyulmaması” olarak ortaya çıkıyor.
Yani, sanıldığı gibi kırmızı ışık(%3 civarı) veya alkollü araç kullanımı (% 0,9) en büyük nedenler değil.
Süper bir karar. Trafik suçlarına, özellikle ölümlü yaralanmalı kazalara dair yaptırımların artırılması gerekiyor.
Trafikte, açık kural ihlalleri ile ölüme yol açanların%Tck 85 “taksitle ölüme neden olmak” suçu yerine, “kasten adam öldürme” suçuna yakın bir ceza getirilmelidir +
@siyahsancakx Yani, bir nevi ölüm garantisi var diyor.
Deniz kumu ile inşaatı savunmak, buna göz yuman kamu otoriteleri, doğal ve güvenli gibi anlatan müteahhitler….
Allah, vatandaşlarımızı her türlü beladan korusun.