@trtspor Montella istifa.
Dünya Kupası’nda 24 yıl sonra geldik, 2 maçta 0 gol, grup sonuncusu.
Uluslar Ligi’nde İtalya’ya ilk yarıda 3-0.
Aynı kadro, aynı plan, aynı sonuç.
Bu jenerasyonu daha fazla harcama.
Yeter.
Türk tipi sistemin özelliği “bağımsız kurum yok” diye özetlenemez. Asıl mesele hesap verebilirlik ve hız. ABD’de Madoff’u “bağımsız komisyon” mucizevi şekilde çözmedi; yıllarca denetim kaçtı, skandal patladıktan sonra komisyon kuruldu. Bağımsızlık tek başına çözüm üretmiyor.
Bizde sorun kurumların CB’ye bağlı olması değil; liyakat, şeffaflık ve fiili denetimin zayıf kalması. Anayasa revizyonu konuşulacaksa masaya “daha yavaş ama daha bağımsız” değil, “hızlı karar + gerçek denetim” gelmeli. Hız avantajını inkâr edip her sorunu sisteme yıkmak da kolaycılık
@ozan65433@medreyata Anlamamak da bir tür cehalet değil; ısrardır. Kadından bana ne kardeşim, orada başörtüsü ibaresinin kullanılmasından rahatsız oldum. Kadın başörtüsü olmasaydı ve bu eylem için başı açık bacım mı diyecekti.
Makamlar kişisel zenginleşme yeri değildir.
Hukuki kılıfı olsa bile ahlaken çürük her menfaat hesabını vermelidir.
Ama bu ülkede kural değişmez:
İktidar tarafındaysa yolsuzluk,
Muhalefet tarafındaysa “siyasi hamle”.
Adalet, kimin yaptığına göre değişmemeli.
Değişirse adı adalet olmaz.
Makamlar kişisel zenginleşme yeri değildir.
Hukuki kılıfı olsa bile ahlaken çürük her menfaat hesabını vermelidir.
Ama bu ülkede kural değişmez:
İktidar tarafındaysa yolsuzluk,
Muhalefet tarafındaysa “siyasi hamle”.
Adalet, kimin yaptığına göre değişmemeli.
Değişirse adı adalet olmaz.
Kumaş önemli, evet. Ama o kumaşı forma, o formayı da kimlik yapan terzi.
Bu gece Tüpraş’ta gördüğümüz şey buydu. Beşiktaş, Marsilya’yı 4-1 yendi. Kadronun kalitesi ortada; asıl farkı yaratan ise Vincenzo Italiano’nun o kadroyu nasıl kestiği, nasıl dikiş tutturduğu.
Tebrikler Beşiktaş. Tebrikler Italiano. Kartal yine uçuyor. 🦅
#Beşiktaş
Sayın Özel,
Siyasi partiler arasındaki yarışa, siyasi tartışmalara ve kişilerin demokratik tercihlerine müdahil olmak ne görevimdir ne de bugüne kadar benimsediğim bir tutumdur. Kamu görevlisi olarak sorumluluğum, görevimi hukukun çizdiği sınırlar içerisinde ve siyasi tartışmaların dışında yerine getirmektir.
Ancak mitinginizde şahsımın ismini açıkça zikrederek Üsküdar Belediye Başkan Vekilliği seçim süreci üzerinden birtakım suçlamalarda bulunmanız karşısında sessiz kalmam, kamuoyunda gerçeğe aykırı bir kanaatin oluşmasına sebebiyet verebilecektir. Bu nedenle, herhangi bir siyasi tartışmanın tarafı olmak amacıyla değil, kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi ve gerçeklerin tüm açıklığıyla ortaya konulması adına süreci tarihleriyle ve hukuki dayanaklarıyla açıklamak zaruri hâle gelmiştir.
Üsküdar Belediye Başkanlığının ilk başkan vekilliği seçimine ilişkin (sizinkilerin Gültekin’in “G”sini 6, Ziya’nın “Z”sini 2 olarak okuduğu seçim) İstanbul 2. İdare Mahkemesi tarafından yürütmenin durdurulması kararı verilince, bu seçim sonucunda belirlenen belediye başkan vekilinin görevinin hukuki dayanağı ortadan kalktı ve Meclis 1. Başkan Vekili görevi yürüttü.
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 45. maddesi uyarınca belediye meclisinin 10 gün içinde toplanarak kendi üyeleri arasından belediye başkanı veya başkan vekili seçmesi gerekiyordu.
Mahkeme kararının ardından yasal süre işlemeye başladı. 26 Ağustos 2026 tarihi esas alınarak 10 günlük yasal süre hesaplandı. Bu sırada mahkemenin yürütmenin durdurulması kararına itiraz edildi. Biz de itirazın sonucunu bekledik. İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 2 Eylül 2026 tarihinde itirazı reddetti. Bunun üzerine, kanunun öngördüğü 10 günlük süre geçirilmeden, sürenin son günü olan 5 Eylül 2026 Cumartesi günü belediye meclisinin başkan vekili seçimi için toplanması sağlandı.
Meclis üyeleri dışında kimsenin salona alınmaması da keyfî veya siyasi bir tercih değildir. İlk seçimde, meclis üyeleri başkan vekilliği seçimini yaparken üçüncü turun ardından, ara verilmemesi gerekirken seçime ara verildi. Bu ara sırasında il başkanınız ve beraberindeki kişilerin meclis üyeleriyle toplantı yaptığı; bazı meclis üyelerinin tercihlerini değiştirmeleri amacıyla baskı ve tehdide maruz bırakıldıkları, hakaretlere uğradıkları iddiaları üzerine suç duyurusunda bulunuldu. Yaşanan bu olayların ardından, yeni seçimin güvenli ve dış müdahaleden uzak bir ortamda yapılabilmesi amacıyla savcılığın talebi üzerine Meclis üyeleri dışında kimsenin salona alınmaması yönünde gerekli tedbir uygulandı.
Dolayısıyla ortada gizlenecek veya çarpıtılacak bir süreç yoktur. Mahkeme kararına uyulmuş, karara yapılan itirazın sonucu beklenmiş, itirazın reddedilmesinin ardından kanuni sürenin son günü olan 5 Eylül 2026 tarihinde seçim yapılmış ve ilk seçimde meclis üyelerinin iradesine yönelik müdahale, baskı ve tehdit iddialarının tekrar yaşanmaması için gerekli güvenlik tedbirleri alınmıştır.
Sayın Özel; siyasi partiler arasındaki rekabetin ve demokratik siyasetin tarafı değilim. Ancak siyasi tercihlerinizin ve yönetim anlayışınızın ortaya çıkardığı sonuçların sorumluluğunu kamu görevlilerine yükleyerek, onları hedef göstererek veya tehdit ederek değiştiremezsiniz. Görevini kanunun verdi��i yetki ve sorumluluk çerçevesinde yerine getiren kamu görevlilerini siyasi tartışmaların tarafı hâline getirmek de gerçeği değiştirmeyecektir.
@nurhayataltaca Polisleri itip kakmak, görevlerini yapan güvenlik güçlerine hakaret etmek size mi kaldı? Adliye önünde vekil sıfatıyla rezalet çıkarmak yargıya da millete de saygısızlıktır. Utanç verici! 🇹🇷
Ey muhalif kardeşim,
Artık kendine şu soruyu sormanın vakti gelmedi mi?
“AHBAP’ı yönetenlere duyduğum öfkeyi İBB’yi yönetenlere neden duymuyorum?
Haluk Levent’in skandallarına gösterdiğim tepkiyi, Ekrem İmamoğlu’nun skandallarına neden göstermiyorum?”
Yardım paralarınızı alıp kumarda yiyenlerle, oylarınızı alıp yolsuzluk-hırsızlık düzeni kuranların, yatlarda gününü gün edenlerin arasında fark mı var zannediyorsun?
Emin ol, İstanbul’da rant ve yolsuzluk düzeni kuran, tehditle rüşvet toplayan, para kuleleri diken, CHP’yi satın almak için çuvalla para taşıyan Ekrem İmamoğlu, Özgür Özel ve yardakçılarının Haluk Levent’ten hiçbir farkı yok.
Her “Mustafa Kemal’in askeriyiz” diyenin, her “İzmir’in dağlarında çiçekler açar”ı söyleyenin peşine takılmaktan hala usanmadınız mı?
Gelin bu olay sizin için de bir milat olsun…
Birlik olmamız gereken o kutsal anlarda bile birbirimize üstünlük taslamak… Ne acı bir kördüğüm.
Yardım eden, elini nereye uzatırsa uzatsın; Allah razı olsun.
Hırsızlık yapan, hangi tarafta olursa olsun; Allah belasını versin.
Zira iyilik tarafsızdır, zulüm de öyledir. Kalan, vicdanın terazisidir.
@pelinbatutr Depremde devlete ve halka dezenformasyon pompalayıp sonra ‘özür dilerim’ demekle kurtulamazsınız. Bir diplomat kızı olarak utanç verici. Kurumlara verdiğiniz zararı, toplumdaki güvensizliği kuru bir özürle telafi edemezsiniz. Neyse özürde bir başlangıç.
@veliagbaba Rüşvet ve ihaleye fesat iddialarını ‘halkı savunma’ diye mi paketliyoruz? 😂
Yalnız değilmiş… Hakim de yalnız değil, dosya da kabarık! Hukuk mu, mizah mı oynuyoruz?