Newroz Uysal Aslan’ın “Mezardaki de çocuktur, cezaevindeki de çocuktur” sözünü şiddetle kınıyoruz.
Bizim oğlumuz Ahmet, 14 yaşında, masum bir ��ocuktu. Canını aldıktan sonra “çocuk” diye savunulanlar ise onu öldürenlerdir.
Bir annenin mezardaki çocuğu ile cinayet işleyen çocuğu aynı cümlede anmak, adalet değil, vicdan yoksunluğudur. Acıları eşitlemeye, mağduru failin yanına koymaya çalışmak kabul edilemez.
Biz acı yarıştırmıyoruz.
Biz, katille mağduru ayırıyoruz.
Ahmet’in kanı yerde kalmayacak.
Çocuk katillerine indirim yok.
Minguzzi Yasası’nı istiyoruz! @TBMMresmi @TBMMGenelKurulu @abakingurlek @adalet_bakanlik @tcbestepe @RTErdogan @herkesicinCHP @herkesicinCHP @ozgurozeliletsm @MhpTbmmGrubu @MHP_Bilgi @SaadetPartisi @zaferpartisi @iyiparti @iyipartitbmm
Ben bir anneyim. Evladım Ahmet'in sesi artık benim sesimdir. Bu nedenle Ahmet'in fotoğraflarını ve videolarını daha fazla paylaşacağım. Onun hatırasının unutulmasına asla izin vermeyeceğim.
Mücadelem yalnızca Ahmet için değildir. Benzer acıları yaşamış ve yaşayabilecek tüm çocuklar ile aileler için de adalet arayışımı sürdüreceğim.
Çocuklara karşı işlenen ağır suçlarda adalet duygusunu güçlendirecek, mağdur ailelerin beklentilerini karşılayacak yasal düzenlemeler için mücadele etmeye devam edeceğim. Bu kapsamda, geriye dönük uygulanmasını savunduğum düzenlemeler de dâhil olmak üzere, hukukun ve demokratik hakların tanıdığı tüm meşru yolları kullanacağım.
Hiç kimse beni susturamaz, yıldıramaz ve bu haklı mücadeleden vazgeçiremez. Vicdanı olan herkes biliyor ki adalet geciktiğinde yalnızca bir aile değil, toplumun tamamı yaralanır.
Buradan devletimizin tüm yetkililerine çağrıda bulunuyorum: Çocukların yaşam hakkını en güçlü şekilde koruyacak, mağdur ailelerin adalet beklentisini karşılayacak adımların gecikmeden atılması, toplumun adalet duygusunun güçlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.
Ben geri adım atmayacağım. Ahmet'in adını, mücadelesini ve adalet arayışını yaşatmaya devam edeceğim. Hukuk içinde, kararlılıkla ve son nefesime kadar mücadele edeceğim.
Kamuoyunun vicdanına saygıyla duyurulur.
Yasemin Akıncılar Minguzzi
@gurseltekin34 Siz daha halkın tepkisini fazla hissetmediniz daha! CHP’nin seçilmişlerinin dokunulmazlıklarını kaldırıp hapse attırdığınızda göreceksiniz gerçek tepkiyi!!!
HISTORISCH: Wir stehen erstmals seit 72 Jahren im WM-Viertelfinale!!!
UN MOMENT HISTORIQUE : pour la première fois depuis 72 ans, nous sommes en quarts de finale de la Coupe du monde!!!
UN MOMENTO STORICO: Per la prima volta dopo 72 anni siamo ai quarti del Mondiale!!!
📌 Gazeteci Kayhan Ayhan serbest bırakıldı
🗣️ "Gece 12'de kanser hastası annemin yanında, kadının gözyaşları içinde beni bir şekilde alıp gözaltına aldılar ve işte tutuklamaya sevk ettiler."
🗣️ "O davalarda biz gazeteciler olmasak ne yaşanıp bittiğini kimse bilmeyecek. Biz bunlar bilinsin diye, kamuoyu tarafından bilinsin diye mücadele ediyoruz ama sonuç olarak böyle gözaltılarla hatta tutuklamaya giden yollarla karşılaşıyoruz."
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.
Kamuoyunun Dikkatine!
Dünyanın en köklü aktif müzik grubu olarak yapılan bu saygısızlığa karşı avukatlarımız gerekli hukuksal süreçleri başlatmıştır.
Asdfghjkl 😂
Şaka şaka.
Son gösterine bayıldık, İyi ki varsın 🙏 @idgoktas
Neşemizi de çalamazlar ya 😜
Mizahın tamamen yasaklanacağı ve kabul görmeyeceği günlere doğru koşar adım gidiyoruz.
Plastip şovlardan, Soyut Padişah gibi oyunlardan geldiğimiz noktaya bakın.
Deniz Göktaş gibi korkmayan ve olması gerektiği gibi mizah yapanın başına gelenleri görün.
Yarın arkadaşlarınızla kendi aranızda bir siyasetçiyle ilgili konuştuğunuz zaman bile sesiniz içinize kaçtığında, fısır fısır ve korkarak konuştuğunuzda hatırlarsınız.
#DenizGöktaşSerbestBırakılsın
İnsan,insanı yakar mı?
insan, insan yanarken bakar mı?
İnsan,insan yanarken alkışlar mı?
İnsan, insanı yakanı alkışlar mı?
İnsan yanarken, yanmayan insan var mı?
Varsa yanmayan, o insan mı?
#SivasKatliamınıUnutma#UnutMADIMAKlımda
Suyun yetmediği iki yer vardı:
Biri Kerbela, diğeri Madımak...
Maalesef bu ülkede bu zihniyet hâlâ devam ediyor..!!
Yitirdiğimiz canlarımızı saygı, özlem ve rahmetle anıyorum. 😢🙏🥀
#unutMADIMAKlımda#Madımak#Sivas1993#SivasKatliamınıUnut