Ben size iktidara gül bahçesinden geçerek gitmeyi vadetmiyorum.
Ben size acıya katlanmayı ama teslim olmamayı vadediyorum.
Ben size onur, haysiyet, cesaret ve mücadele vadediyorum!
Epstein olaylarına şu gözle bakmanızı tavsiye ederim. Tarihsel metinler ve hikayeler okunurken size insanlığın bilinçaltını verir. Kral zengindir, güçlüdür. Her gece başka bakire kızla olur. Dilediğini öldürür, dilediğini sürer. Mitoloji tanrıları, Zeus, Gılgamış onlar da öyle değil midir? Kılık değiştirip herkese tecavüz eder. Kendilerine kurbanlar sunulur. Olaylara biraz böyle bakarsanız daha anlam kazanır.
Krallar, monarklar devri insan haklarının gelmesiyle sona ermedi. Yeterince paranız varsa kendinizi bir kral bir tanrı gibi görebilirsiniz. Bu size sınırsız güç getirir. Herkesin yapamayacağı şeyleri yapmaya cüret edebilirsiniz. Güçlüsünüzdür, engelleyebilecek yoktur. Epstein dosyasında dikkat edin, “beni yargılayamazlar bana borçları var” var kısmı çok geçiyor. Çünkü bu işin içinde kağıttan tanrı, kral çok var. Size verilen metinlerde gönderici isimleri kapalı. Bunlar kim? Bilmiyorsunuz. Bir çoğunu da bilemeyeceksiniz. Yeterinde güçlüler ve paraları var. Sadece konuşulmasını istedikleri isimlerin dosyaları piyasaya çıkıyor. Diğerlerinin mail adreslerinin üstü kalınca kapalı. Kralın boynu gidecekse, gitmesin diye önden birkaç bürokrat gönderir. Bunu da bolca okursunuz. Halk hıncını onlardan alır, arkada sistem devam eder.
Her en güçlü kişi, gücün verdiği sarhoşluk ile birden ölümsüzlüğü aramaya başlar. Ya da gençleştiren bir su, yaşlanmayı engelleyen bir iksir hikayeleri. Çocuk beyinlerini yiyen kral hikayeleri. Çocuk kanlarıyla gençleşmeye çalışanlar. Bu okuduğunuz şeyler kolektif hafızada binlerce yıldır insanın düşündüğü şeylerdir.
Yani sizin bugün görüp şaşırdığınız şeyler, 3000-4000 yıl önce dahi insanlığın konusu olmuş. Hep de konusuydu. Siz sadece insan hakları, modern dünya diye pazarlanan şeyleri okuyunca bunların artık olmadığını varsayıyorsunuz. Aslında öyle değil, hiçbir zaman olmadı. Bu gücün ve paranın getirdiği kral olmak, tanrı olmak, dünyayı yönetme arzusu. Tek fark o gün ulu ortaydı, bugün gizlice yapılıyor. Her şeye sahip olmak ve olabilmek arzusu. Çünkü onlar için bir sınır yok. Bu sınırsızlık güçlü hissettiriyor vesselam.
Allah tufan geliyor dedi Nuh'a, dua et demedi sağlam bir gemi yap dedi. İnanan ayet, inanmayan masal desin ama gerçeğimiz bilimdir. Allah'ın emridir. Japonlar doğanın gerçeği diye uyguluyor, sen Allah'ın emri olmasına rağmen... Yıl 2025 toprağa sakinlik ver diye dua etmek... peki
Çağlayan Adliyesinde genç kıyımı gaz kesmeden devam ediyor.
Pazar alınan da var yargılananlar arasında, pazartesi evden alınan da, salı çarşamba alınıp dün yetişmeyen de. Dün Cevahir’den alınan gençler ise henüz adliyeye bile getirilmedi.
Savcılar ifade alma zahmetine girmeden dosya üzerinden mahkemeye yolluyor herkesi.
Bir sulh ceza hakimi mesela içeri doldurdu karar bekleyen 10 genci. İsimlerini okuma zahmetine bile girmeden “hepsinin tutuklanmasına” diyip çıktı gitti salondan.
İstanbul’a daha 5 ay önce gelmiş dosyasında HİÇBİR ŞEY olmayan 18 yaşında bir genci tutukladılar az önce. Ağlıyordu.
Yaşlar zaten böyle.
18-20-21 yaşında insanlar. Çalışan da var aralarında, okuyan da. Ne işte ne okulda olacak kadar şanslı olmayan milyonlarca gençten bazıları da burada. Tanıştığım en “yaşlı” sanık 32 yaşında. Dosyalar dosya falan değil. %90’ı çer çöp. Dosyasındaki tek fotoğrafı gözaltına alındıktan sonra(!) olan bir genci de tutuklamışlar mesela.
Dün tutuklananların tutukluğa itirazı da bugün görülemesin diye özel bir gayret sarf edildi. Avukatlar sabah 8.30’dan akşam 17’ye kadar savcılığın dosyaları mahkemeye sevkini (BİR ALT KAT) tam 8 SAAT beklediler.
Olağanüstü bir rejimin olağanüstü zulmünü iliklerimize kadar hissettiğimiz bugünlerde artık KORKMAMA VE SUSMAMA borcumuz sadece bu memlekete değil bu memleket için korku duvarını aşan bu gençleredir!
Ekrem İmamoğlu'nun 2023 seçimlerinin kaybının ertesi günü yaptığı konuşma:
"Büyük hayal kırıklığı yaşayan on milyonların olduğunun farkındayım. Sakın ama sakın üzülmeyin. Başınız dik yürümeye devam edin.
Kimse endişe etmesin, her şey yeniden başlıyor."
Ekrem İmamoğlu’nun ifadesinin ardından yalnızca 20 dakika içinde 20 sayfalık gerekçeli karar hazırlanmış!
Dakikada 1 sayfa…
A4 sayfası, 12 punto yazı ile ortalama 4.000 vuruş içerir.
Bu hesapla; 20 sayfa = 80.000 vuruş!
Bu kararın önceden yazılmadığına inanacak bir hukukçu yoktur.
Ortada açıkça önceden hazırlanmış bir senaryo ve yargının araçsallaştırılması var.
20 dakikada 20 sayfa gerekçeyle nöbetçi sulh ceza hâkimine sevk,
usule, hukuka, vicdana ve hayatın olağan akışına aykırıdır.
Yargıyı bu kadar itibarsızlaştırmayın. Elinize yüzünüze bulaştırmayın bari…
İstanbul Barosuna üye avukatların iradesinin gasp edilmesi çabası anlamına gelen bu kararın meslek camiamızda hiçbir karşılığı yoktur. İstanbul Barosu, yöneticilerini mahkeme kararlarıyla değil, 147 yıldır olduğu gibi kendi genel kurulunun özgür iradesiyle belirler.
Ey Türk gençliği!
Birinci vazifen; Türk istiklalini, Türk cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dâhilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklal ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin. Bu imkân ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklal ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dâhilinde iktidara sahip olanlar, gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri, şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakruzaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.
EY TÜRK İSTİKBALİNİN EVLADI!
İşte, bu ahval ve şeriat içinde dahi vazifen, Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur! 🇹🇷