Dört yıldır terapi alıyorum ve kaygılı bağlandığımı biliyorum. Ama çevrede bununla ilgili sürekli sanki eziklikmiş gibi bir algı var. Bana sorarsanız, dünya böyle kaygılı insanların hassasiyeti ve şefkati hatrına dönüyor.
Gördüğümüz bir kediyi aç bırakmayan, suyunu eksik etmeyen, her kış sokakta olanlar için dualar eden, kısacası eksikliği görüp kapatmaya çalışan bizleriz. Bu neden eziklik olsun?
Sürekli olarak kaygı sanki kötü bir şeymiş ve eksikmişiz gibi lanse edilmesinden çok boğuldum. Kaygılı bağlanmanın aşırısı hayat kalitesini bozuyor, doğru ama kimse bizim tarafımızdan sevildikçe sevilmedim demeyecektir. Bunu yakıt olarak kullanmak mümkün.
Kaygıyı güce çevirmek mümkün. İlişkilerde güçsüz değil asıl en güçlü taraf biziz.
rasûlullah ﷺ şöyle buyurdu:
‘eğer başına bir şey gelirse, “keşke şöyle yapsaydım, o zaman şöyle şöyle olurdu” deme; “Allah böyle takdir etti ve dilediğini yaptı” de. zira “keşke” demek, şeytanın vesvesesine yol açar.”
Sayın Adalet Bakanım,
Sabrım artık taşmak üzere. Aylardır sizinle görüşebilmek için bekliyorum. Her defasında "Tamam Yasemin Hanım, inşallah" denilerek umutlandırılıyor, ancak somut bir adım göremiyorum.
Bir anne olarak artık sesimin duyulmasını istiyorum. Adalet beklemek bu kadar zor olmamalı. Bu yaşadığımız belirsizlik ve sessizlik, acımızı her geçen gün daha da büyütüyor.
Lütfen bu zulme son verin. Ben yalnızca evladım ve tüm çocuklarımız için adalet istiyorum. Mücadelemden vazgeçmeye hiç niyetim yok. Hukuk ve adalet içinde, sesimi duyurmaya devam edeceğim.
Saygılarımla.@abakingurlek
Arkadaşlar,yarının belirsizliği sizi umutsuzluğa sürüklüyorsa,Secde Suresi 17.ayeti hatırlayın:“İnsan kendisi için saklanan nimetleri,gözlerini kamaştıracak güzellikleri bilemez.”Belki de endişeyle baktığınız gelecekte,hayal bile edemeyeceğin kadar güzel şeyler saklıdır. Sabredin
bu abla "hayatta bir şeyleri kendine çekmek" istiyorsan, bir şey yapmak yapmak istiyorsan en gerekli şeyin "sakin" olmak olduğunu söylüyor... nasıl yani, anlatayım gel.
öncelikle sen ne kadar sakinsen, o kadar çekiyorsun her şeyi kendine ve sakin olduğunda dışarının ne düşündüğü bir o kadar umrunda olmuyor... tertemiz değil mi?:D
sebep? eski, düzensiz düşünce kalıplarının üstüne çıkıyorsun.
sakinleştiğinde çok iyi bir şey oldu: bilincin, o yıllar boyu zihnine yerleştirdiğin düzensiz düşünce bloklarından/kalıplarından ayrıldı.
ego mevzusu var bir de... kendini uzun süredir içinde tanımladığın, egoya dayalı o eski ve sınırlı benlikten de uzaklaşırsın. kendine bir alan oluşturursun.
hocam nihayet gevşersin, sakinleşirsin ve beyin dalgalarının yavaşladığı o alanda... ego benliğinden ve dış gerçeklikteki şeylere ihtiyaç duyma hâlinden çıkarsın.
işte böyle şeylere ihtiyaç duymayı bıraktığın an, işte o zaman bir şeyler seni kovalamaya başlar.
ama en iyi yönü bu değil...
en iyi yönü:
sen bunu yaptığında kendi düşüncelerini kendin seçme gücüne sahip oluyorsun. gevşediğin anda eski düşünce kalıplarından, negatif frekansını oluşturan o negatif düşüncelerden çıkmış oluyorsun.
geri çekilmeyi başardığında frekansın otomatik olarak düzelir; çünkü kendinizi bu negatif düşüncelere bağlamayı bırakmışsındır.
bu durum, vücudunuzda negatif duygular üretilmesini durdurur. o negatif duygular ki, sizi arzuladığınız güzelliklere karşı görünmez kılar. koşarsın, erişemezsin...
sadede gel mi dedin:D?
yani sakinlik, durgunluk ve meditasyon seni egodan ayırır. sonra fark edersin ki; yaratıcı yeteneklerin var. yeni düşünceler seçebilir, yeni duygular belirleyebilirsin.
Kendinize odaklanın. Spor yapın, dans edin, yürüyüşe çıkın, hayatınıza iyi gelen küçük alışkanlıkları çoğaltın. Çünkü insanın enerjisi en çok kendine yatırım yaptığında değişir.
Bedeniniz güçlendikçe, zihniniz de toparlanır. Geçmişi sürekli kurcalamak yerine onu olduğu yerde bırakmayı öğrenin. Kendinizi küçültmeyin, kimsenin sevgisine muhtaçmış gibi davranmayın. Parlayın, gelişin, eğlenin, üretin. Geçmiş kapıyı çalarsa da sadece gülümseyin ve yolunuza devam edin.
"Olmaz ama bir umut işte" düşüncesiyle dua etmek Allah’ın Rezzak ve Rahman isimlerine karşı bir güvensizliktir. Allah, "Ben kulumun zannı üzereyim" buyuruyor. Eğer sen, "Rabbim beni duyuyor, O'nun hazinesi sonsuz ve bana en hayırlısını verecek" diye tam bir teslimiyet ve hüsnüzanla istersen o kapı sana öyle açılıyor. Ama "Zaten dualarım kabul olmuyor" dersen, kendi zannınla o rahmetin önüne kendin perde çekmiş oluyorsun. Allah'tan isterken O’nun cömertliğine ve şefkatine sonsuz güvenmek gerek. Sen ne kadar büyük ve güzel hayal edersen et, O’nun verecekleri senin hayallerinden her zaman daha büyüktür. Yeter ki ellerini açtığında O’nun seni geri çevirmeyeceğine dair kalbinde en ufak bir şüphe kalmasın.
Skandalın üstünden 30 saati aşkın bir süre geçti. Hala istifa eden bir sorumlu yok! İnanılmaz!
Ne ulusal yas ilan edildi ne de okullar tatil edildi! Berbat bir süreç yönetimi yaşıyoruz.