Hak bizim, emek bizim, üretimden gelen güç bizim!
Sabrımız tükendi.
Görmezden gelinen emeğin, değersizleştirilen alın terinin artık karşılığı verilmelidir.
Emeğimizin hakkını istiyoruz! Adil ücret, adil çalışma koşulları istiyoruz!
#EmeğinHakkınıVerin#HakBizimEmekBizim #ÜretimdenGelenGüçBizim #HekimBirliği
@saglikbakanligi@drmemisoglu
Genç tıbbiyelilere ne önerebilirim?Bilemedim.
Etliye sütlüye dokunmayın.
Bir de,
riskli ameliyatları hekimleri içeri atanlara ve onları seyreden politikacılara bırakın.
Bırakın o ameliyatları onlar yapsınlar!!
Siz risk almayın.
Doktorlar her gün binlerce reçete, serum, enjeksiyon yazıyor. Hastada allerji gelişmesi durumunda; Komplikasyon ne demek bilmeyen bir ülkede kasten adam öldürmekle yargılanacaksak; NASIL DOKTORLUK YAPABİLİRİZ Kİ?
Adam bicaklayan kişilerin serbest bırakıldığı ülkede, 2 gün önce yaşanan tıbbi bir olayda doktoru cezaevine atiyorsunuz.
Hangi bilimsel kanitla otopsi adlı tıp raporu olmadan neye dayanarak cerrahi bir işlemin sonucunu degerlendirip tutukluyorsunuz.
Bu saatten sonra hangi doktor ameliyat yapar orada…
Bir mesleği bitirmeyeceksiniz,insanların sağlıklarını bitireceksiniz…
Zaten kimsenin seçmediği bölümleri artık kimse seçmez sayenizde…
Önce bir kadın doğum uzmanın 77 Milyon haksız tazminat cezası sonucu evine haciz geliyor. Sonra özelde çalışan kadın doğum uzmanlarına sezaryen oranı yüksek diye meslekten 6 ay men geliyor. Son olarak bir kadın doğum uzmanı hastası vefat etti diye kelepçe ile gözaltına alınıyor.
Artık hekim de tutuklayabiliyorlar
Hem de hekim hatası olup olmadığıyla ilişkili hiçbir tespit yapılmadan
“Tıpta, önlenemez "komplikasyonlar" ile "hekim hatası" ayrımı ancak bilimsel verilerle yapılabilir. Bu tespit yapılmadan uygulanan peşin cezalandırmalar, hekimlerde çekingenlik yaratarak kritik ve acil vakalarda sağlık hizmeti sunumunu aksatacak….”
Komplikasyonun suç, hekimin peşinen suçlu ilan edildiği bir düzende defansif tıp sağlık sisteminin her hücresine daha da işleyecektir.
Peki yarın komplikasyon riski yüksek hastaya kim cesaretle “Ben bakarım” diyebilecek?
Doktorlara karşı öyle bir savaş var ki; kazanırlarsa KAYBEDECEKLER. Sağlık hizmeti korkuya esir olursa, hasta bakılamaz. İnsan hayatına yapılan her müdahale ölümcül RİSK içerir. RİSKİ KABUL ETMEDİĞİNİZ SÜRECE YAŞAMA SEÇENEĞİ KALMAZ.
Bu yetmez iş bilmez hakim ve savcı her kimse ilgili sorumlular için bir soruşturma açılmalı. Sağlık bakanlığı devletin resmi bir kurumudur çalışanları da aynı devlet ciddiyetiyle muhatap olmak zorundadır.Kanunsuzluk yapan kanun çalışanları olamaz
@saglikbakanligi@drmemisoglu
KAMUOYUNA DUYURU
Şanlıurfa’da Yaşanan Süreç Sadece Bir Meslektaşımızın Değil, Türkiye’deki Tüm Hekimlerin Meselesidir
Şanlıurfa’da özel bir hastanede doğum yaptıktan sonra sevk edildiği sağlık kuruluşunda hayatını kaybeden vatandaşımıza Allah’tan rahmet, ailesine ve yakınlarına sabır diliyoruz.
Her anne ölümü derinlemesine araştırılmalı, varsa ihmal veya kusur hukuk devleti ilkeleri içerisinde ortaya çıkarılmalı, sorumlular adil yargılama sonucunda hesap vermelidir. Bunun aksini savunmak hiçbir hekimin düşüncesi olamaz.
Ancak bugün yaşanan süreç artık bir anne ölümü soruşturmasının çok ötesine geçmiştir.
Bugün yargılanan yalnızca bir kadın doğum uzmanı değildir.
Bugün yargılanan; Türkiye’de gece gündüz demeden çalışan, en ağır sorumluluğu omuzlayan bütün hekimlerdir.
Basın Etiği Çiğnenmiş, Masumiyet Karinesi Yok Sayılmıştır
Henüz hakkında kesinleşmiş hiçbir mahkeme kararı bulunmayan meslektaşımızın adı, soyadı ve görüntüleri birçok basın kuruluşunda açıkça yayımlanmış; kamuoyu önünde peşinen suçlu ilan edilmiştir.
En ağır suç isnadı bulunan kişiler hakkında dahi basın organları çoğu zaman isim gizleme yoluna giderken, bir hekimin bütün kimliğiyle teşhir edilmesi yalnızca basın etiğinin değil, hukuk devletinin temel ilkelerinin de ağır biçimde ihlalidir.
Bir insanın mahkeme salonunda değil, televizyon ekranlarında ve sosyal medyada mahkûm edilmesine hiçbir vicdan razı olamaz.
Hukuk Güvenliği Zedelenmiştir
Sağlık çalışanlarına yönelik yüzlerce şiddet olayında tutuklama tedbiri istisnai şekilde uygulanırken, bu olayda soruşturmanın henüz başında verilen tutuklama kararı sağlık camiasında büyük bir endişe oluşturmuştur.
Burada tartışılan yalnızca bir tutuklama kararı değildir.
Tartışılan; hekimlerin hukuki güvenliğinin bulunup bulunmadığıdır.
Bugün yaşanan tablo, yarın herhangi bir branştaki herhangi bir hekimin aynı akıbetle karşılaşabileceği endişesini doğurmuştur.
Sağlık Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı Bu Krizin Boyutunu Görmelidir
Bu olay artık yalnızca adli bir dosya değildir.
Bu olay sağlık sisteminin geleceğini doğrudan ilgilendiren ulusal bir krizdir.
Sağlık Bakanlığı’nın da Adalet Bakanlığı’nın da artık şunu görmesi gerekmektedir:
Eğer hekimler, bilimsel kararlarının sonunda hukuki korumadan mahrum bırakılacaklarına inanırlarsa;
Kimse yüksek riskli gebelere müdahale etmek istemeyecektir.
Kimse ağır travma hastasını almak istemeyecektir.
Kimse ölüm riski taşıyan ameliyatlara girmek istemeyecektir.
Kimse en zor hastaya “Ben bakarım.” diyemeyecektir.
Çünkü artık her başarılı tedavinin ödülü değil; her komplikasyonun tutuklanma ihtimali konuşulmaktadır.
Bu tablo, sağlık sistemini geri dönüşü zor bir defansif tıp sarmalına sürüklemektedir.
Sessizlik En Az Yaşananlar Kadar Ağırdır
Bugün en büyük hayal kırıklıklarından biri de bilim camiasının sessizliğidir.
Başta Kadın Hastalıkları ve Doğum dernekleri olmak üzere;
Üniversiteler,
Tıp fakülteleri,
Cerrahi branş dernekleri,
Uzmanlık dernekleri,
Akademik camia…
Bugün neden sessizdir?
Komplikasyon ile malpraktis arasındaki farkı en iyi bilenler neden konuşmamaktadır?
Bilim insanlarının sustuğu yerde korku konuşur.
Derneklerin sustuğu yerde yalnızlık büyür.
Üniversitelerin sustuğu yerde hukuk değil, kaygı hâkim olur.
Bugün sessiz kalan herkes bilmelidir ki;
Yarın aynı soruşturmanın muhatabı kendi öğrencisi, kendi asistanı, kendi öğretim üyesi veya kendi meslektaşı olabilir.
Bugün susulan her gün, yarın bütün hekimlere daha ağır bir bedel olarak dönecektir.
Yetkili Sendikalar Nerede?
Toplu sözleşme masasında milyonlarca sağlık çalışanını temsil ettiğini söyleyen yapıların bu süreçte sessiz kalması kabul edilemez.
Bir meslektaşımızın özel sektörde çalışıyor olması, onun hukukunu savunmamak için gerekçe olamaz.
Hekimlik; kamu-özel ayrımı yapılacak bir meslek değildir.
Hukuksuzluk herkesi ilgilendirir.
Sessizlik ise hukuksuzluğu büyütür.
Hekim her şeyi doğru yaptığı halde hastalar hayatlarını kaybedebilir. Buna komplikasyon denir. Bu riski alarak müdahele eden insanlara da hekim denir!! Daha iyisini yapabiliyorsanız buyrun siz yapın! Bu şartlarda cerrahi yapacak hekim bulamazsınız, bulamayacaksınız...
Hekimler potansiyel katil olarak görülmeye başlanmıyordur umarım. Hastası ölen hekimler içeri alınacaksa bol miktarda yeni cezaevi inşa edilmesi gerekecektir.
Hekim ihmali olmaz mı, elbette olur. Ama trafikte katliyam yapanların tutuksuz yargılandığı bi ülke söz konusu olunca hekim tutuklamak?
Bu olay çok garip. Doktor hastayı ameliyat ediyor. Hasta daha sonra ölüyor ve doktor tutuklanıyor. Ortada ne bir otopsi sonucu, ne bir bilirkişi incelemesi yok. Olayın detayını bilmemekle beraber, hekim olarak geldigimiz nokta çok kötü. Gelecek karanlık
https://t.co/GQjbU2LBTu