cokta sikimizdeydi sizin ozel hayatiniz bide kamuoyuna duyuru yazmis yok cumhurbaskanligi kararnamesi amk kucucuk cocuguda malzeme ediyosunuz bi yapilisini gormedik cocugun amk
Datça'da metrekare başına 35 Instagram influencerlar'ı düşüyor. Milletin neredeyse otağ kurup küçük bir beylik yarattığı yerleri "Datça'da kimsenin bilmediği o yer" diye çekip yayınlıyorlar. Onlar kesip kırpıp çekerken, arkada kolluk takmış bir grup çocuk "Anneee kakam geldi" diye bağırıyor. Vallahi bıktık bu kolpa etkileşim manyaklarından.
I am genuinely shocked by the racist comments made by this individual. Such behavior is unacceptable and completely incompatible with the values a university should uphold. I hope you address this incident seriously and take appropriate action @csunorthridge
Asgari ücretle nöbet tuttan adam sabaha karşı evine geldi, uyumadan sizi izledi.
Üniversite sınavına girecek çocuk 2 saat erken uyandı, sizi izledi.
Milyonlar erkenden kalktı, sizi izledi, size dua etti.
“Tweet atıyorlar, korkuyoruz” diye naz yaptığınız, trip attığınız milyonlar, sizin 1 golünüz için saç baş yoldu.
Gönlünüz eğlensin diye ananız, babanız, halanız, teyzeniz, yakın arkadaşınız kampa getirildi, yemekler yenildi.
Keyfiniz iyi olsun diye TFF başkanı dahil herkes millete racon kesti, sizi savundu.
Altın jenerasyon, en iyi kadro diye şişirilen balonlar. Sizin topunuz, 2002 Dünya Kupası’na tarih yazanların kramponlarının ayakkabı bağcığı olamaz!
Milyon dolarlık reziller.
Evine ekmek götürmek için 15 saat çalışan emekçinin, 3 kuruş zam için hak arayan emeklinin, ucuz peynir için market market gezen vatandaşın hakkı, parası, pulu, vergisi sizlere zehir zıkkım olsun!
2.5 yıldır İngiltere’de yaşıyoruz. Bu ailenin geldiklerini de birebir takip ediyoruz, çünkü bunlarla aynı vizeyle geldik. Biz sonra vizemizi burada kalıcı olan başka bir vize çeşidine eşimin aldığı iş teklifi sayesinde çevirebildik. Fakat öncesi gerçekten çok stresliydi. Burada yaşayan göçmen için en ciddi sorun öncelikle vize sorunu, son dönem sertleşen göçmenlik politikaları bunu daha da zorlaştırıyor ne yazık ki.
Öte yandan İngiltere’de yaşamak konusunda diyebilirim ki, evet burası hiçbir yer gibi Alice Harikalar Diyarı değil. Her yerin artı ve eksileri var. Ben Türkiye’de ya da İngiltere’de olmayı artı ve eksileriyle görünce buradaki hayatımız çok daha ağır basıyor bizim için. Ekonomik olarak değil, sosyal koşullar, sosyal olarak güvende olma hissi ve eğitim şartları açısından burası çok önde. 2 tane çocuğumuz olduğu için bu çok belirleyici bizim için.
Yurtdışına son dönem yerleşen “beyaz yakalı” denilen göçmenlerin en büyük baş etmeleri gereken sorun(vize iş oturum sorunları yoksa tabi) “ben kimim” sorusuyla baş etmek diye düşünüyorum. Çünkü gittiğiniz ülkede yeni bir kimlik inşa etmek durumunda kalıyorsunuz ve bu hali hazırda çok oturmuş bir kimliği olan kişi için çok çatışmalı bir konu.
Kişinin ne kadar çocukluk travması, çözülmemiş çatışmaları varsa bu kimliği inşa ederken karşısına çıkabiliyor. Bu kısım psikolojik olarak zorlayıcı. Bazı ülkeler bunu daha zorlayıcı yaparken, bazıları ise daha da kolaylaştırabiliyor tabi ki. Ben kimim sorusunu sorarken cevabını bulamayan kişi tabi ki “ben kimdim” e takılıyor ve gittiği ülkede de küçük bir Türkiye içinde yaşamını sürdürebiliyor. Bu da bir savunma mekanizması ama nihayetinde.
Sonuç olarak gitmenin ya da kalmanın başarı ya da başarısızlıkla ölçülmemesi gerektiğini düşünüyorum. Herkesin hayat tercihleri, öncelikleri ve koşulları var. Gitmeyi ya da kalmayı belirleyenler bunlar.
Böyle paylaşımları önünüze düşürüp midenizi bozmak istemezdim ama bu hurafeleri çürütmek zorundayız.
Öncelikle, çalışmadaki manipülasyon çabasını takdir ettim. Klasik hurafecilik metodu terk edilmiş, kitaplardan bir iki bilgi okunup kullanılmış. Ama tabi çok bariz çuvallamalar var.
Mesela Şapka Kanunu 25 Kasım'da çıktı diyor. Doğru. Sonra da halk ayaklandı diyor... Yani önce kanun çıkmış sonra halk ayaklanmış oluyor.
Anlatıyor hanımefendi, Erzurum'da isyan çıktı diye... Ama tarihini söylemiyor. Ben söyleyeyim, 24 Kasım... Kanun çıkmadan bir gün önce.
İsyan, kanun yüzünden isyan çıkıyorsa nasıl kanundan bir gün önce gerçekleşiyor? 1925'te Ankara'da deprem olsa, Erzurum'dan haber almak iki gün sürer. İsyanın tertibi, hazırlığı derken en az bir iki hafta lazım. O halde Erzurum'daki isyan nasıl kanundan bir gün önce çıkıyor? Çok basit. Rejimi yıkmak için zaten isyan tertibi vardı. Şapka bahane...
Erzurum isyanını anlatırken polis ateş açtı, 27 kişi tutuklandı diyor. Ama bir şeyi söylemiyor. 3 bin kişilik asi grubu bir jandarmayı ağır yaraladı. Hükümet konağını basmaya çalıştı.
Sormak lazım, bugün üç bin kişi İstanbul valiliğini basmaya gidip bir askeri ağır yaralasa ne olur?
Erzurum'dan sonra Rize'ye geçiyor. Ama isyan tarihini yine söylemiyor. Ben söyleyeyim. 25 Kasım... Yani kanunun çıktığı gün isyan çıkmış. Kanunun çıktığından haberdar olmaları imkansız. Bu isyanın ön hazırlığını da hesaba katarsak, yine kanundan önce.
Peki isyan nasıl oldu? Asiler Güneysu'da toplandı. Halkı bir bahane ile toplayıp galeyana getirdiler. Jandarma karakolu bastılar. Altı askeri esir aldılar. Hapishaneyi boşaltmaya kalktılar. Rize valiliğini basmaya yeltendiler. Halkı "Ankara'da ihtilal oldu, İsmet öldü, Gazi üç yerinden yaralı" diyerek isyana tahrik ettiler.
Bugün muhalifler bunları yapsa neticesi ne olur? Pamuk şeker mi ikram ederler? Geçelim.
Maraş'taki isyandan bahsediyor. Yine tarihi verilmemiş. Tahmin ediyorsunuz değil mi? Evet, 26 Kasım... Kanundan bir gün sonra... Ne ara haber aldılar, ne ara örgütlendiler de bir gün içinde isyan çıkardılar? Cevabı basit. Kanun bahane. Zaten isyan edeceklerdi çünkü konu şapka değil, "din elden gidiyor" tahriklerinin neticesi...
Hanımefendi diyor ki Maraş asileri aslında asi değilmiş, şapkaları terziye vermişler. Molla İbrahim bu nedenle idam edilmiş. Peki gerçek nedir? Molla İbrahim hapishaneyi boşaltma girişiminde bulundu, yakalandı, idam edildi. Ne olacaktı? Önder deyip ayağına adam mı göndereceklerdi? Komik olmayalım.
Sonrasında Giresun'dan bahsediyor. Yine isyan tarihini vermiyor. Farkındasınız değil mi, kurguladığı manipülasyon sırıtmasın diye isyan tarihlerini vermeyerek "Kanun yüzünden isyan çıktı" teorisini korumaya çalışıyor.
Orada isyan biraz geç çıktı çünkü ele başları İstanbul, Merzifon ve Samsun'da faaliyetteydi. Giresun'a gelmeleri zaman aldı. Zaten mahkeme bu ön ziyaretleri fark edince isyanın tertibini az çok çözdü.
İsyanın ele başlarından Abdullah, rüyasında Allah'ın kendisine yol gösterdiğini, evliyaların kendisiyle birlikte olduğunu söyleyerek halkı kışkırtmak istedi. İhbar etmişler. Yargılandı ve idam edildi.
Hanımefendi videonun sonunda diyor ki, işte şapkaya direndiler ve idam edildiler.
Ben arka planı ve isyan tarihlerini anlattım. Bazı örnek olaylardan bahsettim. Bunların şapkayla ilgisi var mı? Yok. Kanunla ilgisi var mı? Yok.
Bunlar rejimi kafir görüp devirmek için silahlanmışlar ve halkı da arkalarına almak istemişler. Ama bunların torunları dedelerinden utanıyor olmalı ki dedelerinin eylemlerini yok sayıp "şapka takmadılar asıldılar" seviyesine düşürüyor.