Süleyman Hilmi Tunahan Hazretleri’nin hayatı, ilme ve Kur’an eğitimine adanmış bir mücadelenin hikâyesi. O dönemin rejimi, dinî eğitim üzerinde yasaklar ve kısıtlamalar uygularken o, Kur’an öğretimini sürdürmek için büyük fedakârlıklar yaptı.
Aradan yıllar geçmesine rağmen bugün de talebeleri, bu dönemin rejimi tarafından benzer yasak ve kısıtlamalarla karşı karşıya kalıyor.
Değişen zaman, değişmeyen mücadele…
BBC’nin tercihi zaten yanlıştı. İsabet olmuş. Zaten yapısal ve ilkesel olarak (“yarı-resmi”) AA’ya kimse bu şahıs kadar zarar vermemiştir.
Gazetecilik nedir asla bilmediği gibi, iktidardan aldığı güçle olağanüstü küstah, kendini beğenmiş, arogan bir tipti.
Evet, isabet olmuş.
Karanlıktaki fotoğrafta Fatma Aşık'ı korkutucu göstermek için yanına silahlı asker levhası yerleştirildi.
Dikiş-nakış öğretmeninin görüntüsü, suç kanıtı yerine dekorla korku üreten bir propaganda mizanseni olarak tanımlandı.
🗣️ Erkam Tufan Aytav: @erkamtufan
Din alerjisi genlerine öyle işlemiş ki, Cumhuriyet'ten HalkTV, Sözcü ve BirGün'e muhalif medya, Süleyman Efendi grubuna karşı operasyonda, temel hukuk ilkelerini ve mevcut yargının Erdoğan'ın maşası olduğunu unutup, havuz medyasıyla aynı çizgide buluştu. Utanç verici! Bu yüzden hep diyorum, sorunumuz keşke Erdoğan'la sınırlı olsaydı, o gidince işler düzelirdi. Maalesef problem daha köklü, daha yaygın. @cumhuriyetgzt1@BirGun_Gazetesi@halktvcomtr@gazetesozcu@ekrem_imamoglu@eczozgurozel@MuratBakan_35@herkesicinCHP
Yarım Kalan Umut
Bir kadın duruyor gecenin tam ortasında...
Arkasında karanlık, önünde kırmızı bir levha.
Özgürlüğe çıkan bütün yolların sonuna
“Buradan ötesi yasak!” diye mühür vurulmuş.
Onun yüzünde yasak olan hiçbir şey yok.
Ne bir suçun gölgesi, ne bir kötülüğün izi...
Evinden koparılmış bir akşamın sessizliği var gözlerinde.
Üşümüş belli ki...
Asıl üşüyen elleri değil...
Bir insanın kendi ülkesinde,
buz tutan vicdanların içinde;
yaşamak zorunda kalmasıdır soğuğun en ağır hâli.
Kırmızı levha.
Üzerinde silah, alnında dört dilde bir emir:
GİRME!
Sanki insanlık dört ayrı dilde aynı utancı yazmış oraya.
Oysa bir anne geçecekti o yoldan.
Bir kadın...
Zulümden kaçıyordu;
belki eşine varacaktı,
belki çocuğunun başını okşayıp
“Geçti yavrum, geçti...” diyecekti.
Yolun ortasında kader,
önüne demir bir kapı koydu;
ellerine kelepçe,
gözlerine gecenin en ağır rengini vurdular.
Bir suçtan değil,
zehir edilen bir hayattan kaçıyordu.
Arkasında bıraktığı evin sıcaklığı,
önünde bekleyen bir kavuşmanın duâsı...
özgürlüğüne koşarken yakalandı.
Dünya sustu...
Bir çocuğun, annesine uzanan elleri
sessiz ve kimsesiz kaldı.
Gecenin bir yerinde
bir sınır çizilmişti önüne.
Tel örgülerden önce
vicdanlar örülmüştü.
Bir kadınla bir levha arasında
koca bir çağ duruyor.
Levha kırmızı.
Kadın suskun.
Silah siyah.
Gökyüzü kapkara.
Ben bu fotoğrafa baktığımda
aydınlığı gördüm gözlerinde.
Bazı gözler vardır...
Ağlarsa dünya utanır mı?
Ağlarsa insanlar uyanır mı?
Bazı insanlar vardır;
kaçarken bile masumiyetlerini yanlarında taşırlar.
Pasaporttan ağırdır bazen bir insanın duâsı.
Kimlikten büyüktür bir annenin korkusu.
Ve hiçbir sınır kapısı
sığmaz Allah'a emanet edilmiş bir kalbin içine.
Sen dur orada kadın...
Kırmızı levhanın önünde.
Bırak gece üstüne biraz daha insin.
Bırak yollar seni reddetsin.
Bırak dünya kendi kurduğu duvarların arkasında
kendi sesinden utansın.
Sen başını eğme.
Çünkü bazen bir mazlumun başını eğmemesi
bir ordunun zaferinden daha büyüktür.
Yanında durduğun o levha
yarın mahşerde renginden utanacak.
O silah bir gün susacak.
O sınır bir gün silinecek.
O gece bir gün bitecek.
Senin o karanlığın içinde taşıdığın sessiz sabır,
göğün en yüksek yerinde şahitlik edecek:
“Ben zulmetmedim. Ben, insan kalmaya çalıştım.”
Bir gün tüm sınırlar kalkacak.
Bütün levhalar düşecek.
Bütün kapılar açılacak.
Bir kadın gecenin içinden çıkıp aydınlığa yürüyecek.
Arkasında korku, önünde sonsuzluk...
Gök ona şöyle diyecek:
“Geç artık…
Burası yasak bölge değil.
Burası insanın insana yeniden insan olduğu yer.”
Şiir: TalhaKul @talhakul66 15 Ağustos 2026
https://t.co/quvo87ByWH
Beste ve vokal: SUNO v5.5
İlgili haber: KHK’lı dikiş-nakış öğretmeni tutuklandı: Fotoğrafı medyaya ‘terörist’ diye servis edildi
14 Ağustos 2026, Sevinç Özarslan @sevincozarslan
https://t.co/CPTLsZnHqS
Erzurum Ziyareti 1995 | M. Fethullah Gülen Hocaefendi
Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi’nin (rahmetullahi aleyh), 1995 yılında, beraberindeki bir grup ağabey ile doğup büyüdüğü toprakları ziyaretine dair görüntüler.
O günlere ait bu kıymetli görüntüleri, bir vefa nişanesi olarak paylaşıyoruz.
Aziz Kardeşlerimiz;
Sizlerin de malumu olduğu üzere, her akşam namazı öncesinde büyük bina mescidimizdeki dua saatimizde, Muhterem Hocamızın (rahmetullahi aleyh) zaman zaman işaret buyurduğu duaları cem‘an takip etmeye gayret ediyoruz.
Mescidimizde bir müddet okunacak olan dua, El-Kulûbü’d-Dâria adlı eserimizde yer alan ve Hasan Şâzelî Hazretlerine ait bulunan Hizbü’n-Nasr duasıdır.
Muhterem Hocamızın itina ile devam ettiği bu müstesna dua vaktinde; ülkemizdeki mağdur, mazlum ve mahpus kardeşlerimizi hususen nazara alarak, kalplerimizi, niyetlerimizi ve dualarımızı Cenâb-ı Hakk’a yöneltmeyi murat ediyoruz.
Sizlerin de iştirakiyle duanın umumiyet kesbederek makbuliyete daha ziyade karin olacağına dair ümid ve niyazımızı arz ederiz.
El-Kulûbu'd Dâria’da Hizbü’n-Nasr duasını Herkul uygulaması üzerinden okuyun. https://t.co/dBawYmeCEb