Şeref verdiniz değerli Başkanım, kıymetli Genel Müdürüm. Betül ve Abidin evlatlarımıza ömür boyu mutluluklar diliyor, Akdeniz'in incisi güzel Antalya'mıza ve Aydın ailesine selam, sevgi ve muhabbetlerimizi gönderiyoruz.
Yüreğinize sağlık. ♥🧿🇹🇷
Betül ve Abidin’e, bir ömür boyu sağlık, huzur, mutluluk ve bereket diliyorum.
Rabbim, kurdukları yuvayı sevgi ve muhabbetle daim eylesin; mutluluklarını ömürleri boyunca artırsın.
Karadeniz’in incisi Trabzon’da, bölge insanımızın kadim misafirperverliği ve sıcak ev sahipliğinde; kıymetli kardeşlerim Betül ve Abidin’in en mutlu günlerine şahitlik etmenin mutluluğunu yaşadık.
Bu özel günlerinde sevinçlerine ortak olmaktan büyük memnuniyet duyduğum sevgili
#Yaş61Artı1PlakaHerZaman61
❤️💙
61 artı 1 yıl boyunca üzerimde emeği olan herkese; büyüklerime, aileme, dostlarıma, arkadaşlarıma ve doğum günümü her türlü iletişim yöntemiyle kutlayan herkese ayrı ayrı teşekkür ediyorum.
Hepinize sevdiklerinizle birlikte sağlıklı uzun ömürler diliyorum.
İyi ki varsınız, var olun.🇹🇷
Bu vesileyle;
#Yaş61Artı1PlakaHerZaman61 akımını bu akşam
ilk kez başlatıyor ve bütün #Trabzon'luları da bu akıma destek vermeye davet ediyorum.
Bu akıma göre:
Biz #Trabzonlular;
Yaşımızı 61'de donduruyoruz:)
61 yaşında kartal misali yeniden doğuyoruz.
61'den sonra ikinci baharımızı yaşıyoruz.
61'den sonraki her yılımızı artı bir değer olarak görüyoruz.
61 sabit kalıyor, yaşımıza her yıl artı 1, artı 2, artı 3 şeklinde ek yapıyoruz.
Böylece 61 yaşına erişen ve 61 yaşını daha önce geçen her #Trabzonlu bu akıma her yaş gününde dilediği aşamada katılabilecek.
Tek yapması gereken; örneğin 62. yaş için #Yaş61Artı1PlakaHerZaman61 başlığını, 71 yaş için #Yaş61Artı10PlakaHerZaman61 başlığını, yani yaşına uygun başlığı atmak. Hepsi bu kadar.
Bu fani dünyaya gelmeme vesile olan ve yıllar önce ebedi aleme göçen sevgili anneme, babama ve cümle ecdadımıza rahmet olsun.
61 artı 1 yaşıma eriştiren Yüce Allah'a hamd olsun.
Selam, sevgi ve saygılarımla.🇹🇷
Yapay değil, gerçek #seksenler 🇹🇷
Bu paylaşım aynı zamanda merhum #AzizBal kardeşimizi anma paylaşımıdır.
Ruhun şad, mekânın cennet olsun Aziz kardeşim.🇹🇷
Yapay değil, gerçek #seksenler 🇹🇷
Bu paylaşım aynı zamanda merhum #AzizBal kardeşimizi anma paylaşımıdır.
Ah Aziz kardeşim ah...
Sosyal medyada #80'ler akımı başladı; güzel #İzmir'de, Ege Üniversitesi'nde, Bornova Öğrenci Yurdu'nda, Başkent Ankara'da senin damganı vurduğun yıllar gündem oldu ve sen aramızda yoksun Aziz'im.
Okulda sen vardın, yurtta sen vardın, her tartışmada, her kaynaşmada, her uzlaşmada sen vardın; Bornova pazarında sen, İzmir Fuarı'nda sen, Ödemi�� Birgi'de sen, Manisa Sabuncubeli'nde sen vardın Aziz'im.
Merhum Toygun Dikmen hocamızın şefliğinde Ege bölge birincisi olarak Ankara'ya giden Basın Yayın Yüksek Okulu Türk Halk Müziği Korosu'nda da sen vardın Aziz'im.
Yapımcılığını ve yönetmenliğini Hasan Ali Demircan kardeşimle benim yaptığım "israf" konulu mezuniyet filmimizin sunucusu bile sendin Aziz'im.
Ankara'da halkla ilişkiler ajansı kuran, Türk milliyetçiliğini entelektüel anlamda özümseyen, hiç bir siyasi düşünce ayrımı yapmadan herkesin yardımına koşan, merhum Muhsin Başkan'a yol arkadaşı olan, Gündüz Gazetesi'nin Yazı İşleri Müdürlüğünü yapan, bir dönem Türkiye Kamusen'in dergisini de çıkaran sendin Aziz'im.
Ege Üniversitesi'nde, sadece Basın Yayın Yüksek Okulu'nun değil, üniversite başkanımız oldun.
Geriden gelenlere öncü oldun, aramızda Gazi Üniversite'sinde ilk Yüksek Lisans yapan sen oldun.
Anadolu'dan gelen arkadaşlarına kol kanat geren sen, hatta selamımızla gelenlere bile Ankara'da kapısını, gönlünü ve evini açan sendin Aziz'im.
Ve hüzünlü bir Ankara gününde; 2 Nisan 2020'de seni Gölbaşı'ndan ebedi aleme, Hakk'ın rahmetine uğurladık Aziz'im.
Üzerimizde hakkın çok fazla, inşallah helal etmişsindir kardeşim.
Bizden yana varsa hakkımız helal olsun.
Yüce Allah'ın sonsuz lütfu, rahmeti ve mağfireti üzerine olsun. Senden önce ve senden sonra ebedi aleme göçen arkadaşlarımıza da rahmetler olsun.
Ruhun şad, mekanı cennet olsun Aziz kardeşim.
Aradan yıllar geçse de seni hiç unutmayacağız. Seni çok seviyor, arıyor ve özlüyoruz Aziz Bal kardeşim.🇹🇷
Yapay değil, gerçek #seksenler 🇹🇷
Bu paylaşım aynı zamanda merhum #AzizBal kardeşimizi anma paylaşımıdır.
Ah Aziz kardeşim ah...
Sosyal medyada #80'ler akımı başladı; güzel #İzmir'de, Ege Üniversitesi'nde, Bornova Öğrenci Yurdu'nda, Başkent Ankara'da senin damganı vurduğun yıllar gündem oldu ve sen aramızda yoksun Aziz'im.
Okulda sen vardın, yurtta sen vardın, her tartışmada, her kaynaşmada, her uzlaşmada sen vardın; Bornova pazarında sen, İzmir Fuarı'nda sen, Ödemiş Birgi'de sen, Manisa Sabuncubeli'nde sen vardın Aziz'im.
Merhum Toygun Dikmen hocamızın şefliğinde Ege bölge birincisi olarak Ankara'ya giden Basın Yayın Yüksek Okulu Türk Halk Müziği Korosu'nda da sen vardın Aziz'im.
Yapımcılığını ve yönetmenliğini Hasan Ali Demircan kardeşimle benim yaptığım "israf" konulu mezuniyet filmimizin sunucusu bile sendin Aziz'im.
Ankara'da halkla ilişkiler ajansı kuran, Türk milliyetçiliğini entelektüel anlamda özümseyen, hiç bir siyasi düşünce ayrımı yapmadan herkesin yardımına koşan, merhum Muhsin Başkan'a yol arkadaşı olan, Gündüz Gazetesi'nin Yazı İşleri Müdürlüğünü yapan, bir dönem Türkiye Kamusen'in dergisini de çıkaran sendin Aziz'im.
Ege Üniversitesi'nde, sadece Basın Yayın Yüksek Okulu'nun değil, üniversite başkanımız oldun.
Geriden gelenlere öncü oldun, aramızda Gazi Üniversite'sinde ilk Yüksek Lisans yapan sen oldun.
Anadolu'dan gelen arkadaşlarına kol kanat geren sen, hatta selamımızla gelenlere bile Ankara'da kapısını, gönlünü ve evini açan sendin Aziz'im.
Ve hüzünlü bir Ankara gününde; 2 Nisan 2020'de seni Gölbaşı'ndan ebedi aleme, Hakk'ın rahmetine uğurladık Aziz'im.
Üzerimizde hakkın çok fazla, inşallah helal etmişsindir kardeşim.
Bizden yana varsa hakkımız helal olsun.
Yüce Allah'ın sonsuz lütfu, rahmeti ve mağfireti üzerine olsun. Senden önce ve senden sonra ebedi aleme göçen arkadaşlarımıza da rahmetler olsun.
Ruhun şad, mekanı cennet olsun Aziz kardeşim.
Aradan yıllar geçse de seni hiç unutmayacağız. Seni çok seviyor, arıyor ve özlüyoruz Aziz Bal kardeşim.🇹🇷
Bizler; lidersiz, partisiz, ocaksız, derneksiz, parasız, pulsuz ve hesapsız; Anadolu'nun kavruk delikanlıları olarak, #80ler'de birbirimize tutunduk.
Türk milletini yüceltme ülküsüne adanmış Türk gençleri olarak, gerçek anlamda yerli ve milliydik.
Yapay değil, gerçek #seksenler 🇹🇷
Bornova Öğrenci Yurdu'nun reisleri, Büyük Reis'imiz Hüseyin Dizdaroğlu ağabeyin başkanlığında bir arada.
Tarih: Nisan 1986
Arka sıra, soldan sağa: Ahmet Zekai Kaya/Samsun, Hüseyin Dizdaroğlu/Rize, Kemal Top/Ordu, Arif Demirer/Afyonkarahisar
Ön sıra, soldan sağa: Kerim Yağlıoğlu/Denizli, Harun Arslan/Trabzon, Nurettin Aksu/Kütahya, Hasan Ali Demircan/Düzce
Her birimiz farklı illerden gelmiş adeta milli takım aday kadrosu kampı gibi İzmir Bornova Öğrenci Yurdu'nda buluşmuştuk.
Hepimiz aynı zamanda sonradan adı İletişim Fakültesi olan Basın Yayın Yüksek Okulu'nda okuyorduk.
#12Eylül darbe vesayetinin hüküm sürdüğü yıllardı.
Darbe sonrası yapılan 1983 seçimlerinin üzerinden henüz iki buçuk yıl geçmiş, 1987 seçimlerine ise daha bir buçuk yıl vardı.
Bizler; lidersiz, partisiz, ocaksız, derneksiz, parasız, pulsuz; Anadolu'nun kavruk delikanlıları olarak, #80ler'in o zor yıllarında birbirimize tutunduk.
Türk milletinin kurtuluş ve Türk devletinin kuruluş felsefesi olan kuvayi milliye ruhunu yaşatma gayretinde olduk.
Her birimiz Anadolu'nun ayrı bir ilinden gelmiştik. Ailelerimiz ve bizler kıt kanaat geçiniyorduk. Devlet yurdunun koğuşlarında kalıyor, tüm imkansızlıklara rağmen her bayramda ve tatilde mutlaka memlekete gidiyorduk. Ailemize, memleketimize ve toprağımıza sıkı sıkıya bağlıydık; yani gerçek anlamda yerliydik.
Aynı zamanda Türk milletini yüceltme ülküsüne adanmış Türk gençleri olarak, gerçek anlamda milliydik.
Yeri geldi bir ekmeği 8 kişi bölüşüp yedik.
Yeri geldi aç kaldığımızda Hüseyin Dizdaroğlu ağabeyimize gittik, o da dolabından bize rahmetli annesinin kötü günler için valizine koyduğu bal ile tereyağını ikram etti, yedik bitirdik:) O yoklukta midelerimiz bayram etti.
Hüseyin abinin dediğine göre; kendisi parasız kalınca bal ile yağ yiyormuş:) Ne de olsa Karadenizli ve ne de olsa büyüğümüz sorgulamak bizi aşar:)
O bal ile yağı, o zor günler için o valize koyan, sağlığında elini de öptüğüm başta merhum annemize, cümle geçmişlerimize ve ahirete göçen cümle arkadaşlarımıza Yüce Allah'tan sonsuz rahmet niyaz ediyorum.
Hayattaki cümle arkadaşlarımıza, aileleri ve sevdikleriyle birlikte sağlıklı uzun ömürler diliyorum.
#80ler
#SeksenlerAkımı
#80s
Yapay değil, gerçek #seksenler 🇹🇷
Bornova Öğrenci Yurdu'nun reisleri, Büyük Reis'imiz Hüseyin Dizdaroğlu ağabeyin başkanlığında bir arada.
Tarih: Nisan 1986
Arka sıra, soldan sağa: Ahmet Zekai Kaya/Samsun, Hüseyin Dizdaroğlu/Rize, Kemal Top/Ordu, Arif Demirer/Afyonkarahisar
Ön sıra, soldan sağa: Kerim Yağlıoğlu/Denizli, Harun Arslan/Trabzon, Nurettin Aksu/Kütahya, Hasan Ali Demircan/Düzce
Her birimiz farklı illerden gelmiş adeta milli takım aday kadrosu kampı gibi İzmir Bornova Öğrenci Yurdu'nda buluşmuştuk.
Hepimiz aynı zamanda sonradan adı İletişim Fakültesi olan Basın Yayın Yüksek Okulu'nda okuyorduk.
#12Eylül darbe vesayetinin hüküm sürdüğü yıllardı.
Darbe sonrası yapılan 1983 seçimlerinin üzerinden henüz iki buçuk yıl geçmiş, 1987 seçimlerine ise daha bir buçuk yıl vardı.
Bizler; lidersiz, partisiz, ocaksız, derneksiz, parasız, pulsuz; Anadolu'nun kavruk delikanlıları olarak, #80ler'in o zor yıllarında birbirimize tutunduk.
Türk milletinin kurtuluş ve Türk devletinin kuruluş felsefesi olan kuvayi milliye ruhunu yaşatma gayretinde olduk.
Her birimiz Anadolu'nun ayrı bir ilinden gelmiştik. Ailelerimiz ve bizler kıt kanaat geçiniyorduk. Devlet yurdunun koğuşlarında kalıyor, tüm imkansızlıklara rağmen her bayramda ve tatilde mutlaka memlekete gidiyorduk. Ailemize, memleketimize ve toprağımıza sıkı sıkıya bağlıydık; yani gerçek anlamda yerliydik.
Aynı zamanda Türk milletini yüceltme ülküsüne adanmış Türk gençleri olarak, gerçek anlamda milliydik.
Yeri geldi bir ekmeği 8 kişi bölüşüp yedik.
Yeri geldi aç kaldığımızda Hüseyin Dizdaroğlu ağabeyimize gittik, o da dolabından bize rahmetli annesinin kötü günler için valizine koyduğu bal ile tereyağını ikram etti, yedik bitirdik:) O yoklukta midelerimiz bayram etti.
Hüseyin abinin dediğine göre; kendisi parasız kalınca bal ile yağ yiyormuş:) Ne de olsa Karadenizli ve ne de olsa büyüğümüz sorgulamak bizi aşar:)
O bal ile yağı, o zor günler için o valize koyan, sağlığında elini de öptüğüm başta merhum annemize, cümle geçmişlerimize ve ahirete göçen cümle arkadaşlarımıza Yüce Allah'tan sonsuz rahmet niyaz ediyorum.
Hayattaki cümle arkadaşlarımıza, aileleri ve sevdikleriyle birlikte sağlıklı uzun ömürler diliyorum.
#80ler
#SeksenlerAkımı
#80s
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğinde Türk vatanının bağımsızlığının ilelebet müdafaa edileceğini bütün dünyaya bir kez daha büyük bir kararlılık ve inançla duyurduğumuz Sakarya Zaferi’nin yıl dönümünü kutluyoruz!
12 Eylül darbecilerinin başı Evren'in Cumhurbaşkanı olduğu bir dönemde, başörtüsü yasağı için "...alınan karar, Bulgar zulmüne eşittir!" diyerek darbecilere o günlerde meydan okuyan asil Türk milliyetçilerine bin selam olsun.🇹🇷
12 Eylül darbesine ve tüm darbelere lanet olsun.
Türk milliyetçileri başörtüsü için ne yaptı?
Konunun #12Eylül darbesi ile ne ilgisi var?
Cevabı hemen verelim: Türk milliyetçileri başörtüsü mücadelesi için gereğini her zaman fazlasıyla yaptı; hem de darbenin elebaşı Kenan Evren Cumhurbaşkanı iken yaptı.
İşte bu gazete kupürleri #seksenler’de verilen o mücadelenin basına yansıyan küçük bir kesitini gösteriyor.
12 Eylül rejiminin üniversitelerde uyguladığı başörtüsü yasağı, yaygın bir sorun haline gelmiş ve kitlelere mal olmuştu.
"Üniversitelerde kılık kıyafet serbesttir" şeklinde bir düzenleme olmasına rağmen ve sivil bir hükümet görev başında olmasına rağmen 12 Eylül darbe idaresinin vesayeti 1980’ler boyunca devam etmişti.
İşte o dönemde milliyetçiler/ülkücüler daha genel tanımıyla Türk milliyetçileri, bu soruna asla kayıtsız kalmadı. Yeri geldi eylemlere destek oldu, yeri geldi üniversite idareleri ve yasakçı hocalara isyan bayrağı açtı ve yeri geldi dönemine göre oldukça cesur bildiriler yayımladı.
Bir kısım cemaatler ilerde devlet kademelerinde yer alma planları ve fişlenme korkuları nedeniyle başörtüsü zulmüne yeterince ve gereğince ses çıkarmazken, Türk milliyetçileri/ülkücüler fişlenmeyi göze alarak cesurca el yükseltmekten ve ses yükseltmekten asla çekinmedi.
Türk milliyetçileri, yeri geldi basın üzerinden 12 Eylül darbesinin elebaşı Kenan Evren'in Cumhurbaşkanı olduğu; darbe vesayetinin, devlet kurumlarında, YÖK'te ve üniversitelerde hüküm sürdüğü bir dönemde, başörtüsü yasağı kararı alanlara "...alınan karar Bulgar zulmüne eşittir!" diyerek cesurca meydan okudu.
Gençler bilemeyebilir, sözde medeni dünyanın gözleri önünde 1984'ten itibaren Bulgaristan'daki Türklere yönelik büyük bir zulüm başlatılmıştı. Komünist Todor Jivkov liderliğindeki Bulgaristan, Türklerin isimlerini zorla değiştiriyor, değiştirmeyenlerin mallarına ve mülklerine el koyuyor, Türkiye'ye göçe zorluyor, Türkleri doğup büyüdükleri yurtlarından sürgüne ve kıyıma tabi tutuyorlardı.
Türk milliyetçileri işte o zamanlarda hem Bulgar zulmüne hem de başörtüsü zulmüne açıkça isyan etmiştir.
Başörtüsü mücadelesini tekeline almak isteyen ve sorunu siyasallaştıran çevreler, başörtüsü yasağı konusunda Türk milliyetçilerinin mücadelesini ve çabalarını genelde görmezden gelmişlerdir.
Oysa Türk milliyetçileri, inançlarının gereği olmasının yanında, aynı zamanda bireysel bir hak ve özgürlük konusu, bir insan hakkı konusu olan başörtüsünün serbest olmasını ve genelde de üniversitelerde kılık kıyafet serbestisini sonuna kadar savunmuştur. Bu mücadeleyi yaparken de başı açık kızlarımızı ve kadınlarımızı incitmemiş, kırmamış ve asla ötekileştirmemiştir.
Üzerinden 46 yıl geçen 12 Eylül darbesini hemen herkesin lanetlediğine şahit oluyoruz, bu memnuniyet verici ancak bugün için rutin bir lanetlemedir.
Daha anlamlı ve değerli olan, darbecilere hüküm sürdükleri dönemde karşı çıkabilmektir.
Daha önemli olan Ozan Arif ağabey gibi cesurca haykırmaktır:
“Hiç bakmadım zalimlerin çapına,
Kafa tuttum, karşı koydum topuna,
Yalnız hakikatin, Hakk’ın ipine,
Sarıla sarıla geçti bu ömrüm.”
12 Eylül darbecilerinin başı Kenan Evren'in Cumhurbaşkanı olduğu, askeri vesayetin devlet idaresinde h��küm sürdüğü bir dönemde, başörtüsü yasağı için "...alınan karar, Bulgar zulmüne eşittir!" diyerek darbecilere o günlerde meydan okuyan asil, cesur ve yiğit Türk milliyetçilerine bin selam olsun.🇹🇷
12 Eylül darbesine ve tüm darbelere lanet olsun.
Türk milliyetçileri başörtüsü için ne yaptı?
Konunun #12Eylül darbesi ile ne ilgisi var?
Cevabı hemen verelim: Türk milliyetçileri başörtüsü mücadelesi için gereğini her zaman fazlasıyla yaptı; hem de darbenin elebaşı Kenan Evren Cumhurbaşkanı iken yaptı.
İşte bu gazete kupürleri #seksenler’de verilen o mücadelenin basına yansıyan küçük bir kesitini gösteriyor.
12 Eylül rejiminin üniversitelerde uyguladığı başörtüsü yasağı, yaygın bir sorun haline gelmiş ve kitlelere mal olmuştu.
"Üniversitelerde kılık kıyafet serbesttir" şeklinde bir düzenleme olmasına rağmen ve sivil bir hükümet görev başında olmasına rağmen 12 Eylül darbe idaresinin vesayeti 1980’ler boyunca devam etmişti.
İşte o dönemde milliyetçiler/ülkücüler daha genel tanımıyla Türk milliyetçileri, bu soruna asla kayıtsız kalmadı. Yeri geldi eylemlere destek oldu, yeri geldi üniversite idareleri ve yasakçı hocalara isyan bayrağı açtı ve yeri geldi dönemine göre oldukça cesur bildiriler yayımladı.
Bir kısım cemaatler ilerde devlet kademelerinde yer alma planları ve fişlenme korkuları nedeniyle başörtüsü zulmüne yeterince ve gereğince ses çıkarmazken, Türk milliyetçileri/ülkücüler fişlenmeyi göze alarak cesurca el yükseltmekten ve ses yükseltmekten asla çekinmedi.
Türk milliyetçileri, yeri geldi basın üzerinden 12 Eylül darbesinin elebaşı Kenan Evren'in Cumhurbaşkanı olduğu; darbe vesayetinin, devlet kurumlarında, YÖK'te ve üniversitelerde hüküm sürdüğü bir dönemde, başörtüsü yasağı kararı alanlara "...alınan karar Bulgar zulmüne eşittir!" diyerek cesurca meydan okudu.
Gençler bilemeyebilir, sözde medeni dünyanın gözleri önünde 1984'ten itibaren Bulgaristan'daki Türklere yönelik büyük bir zulüm başlatılmıştı. Komünist Todor Jivkov liderliğindeki Bulgaristan, Türklerin isimlerini zorla değiştiriyor, değiştirmeyenlerin mallarına ve mülklerine el koyuyor, Türkiye'ye göçe zorluyor, Türkleri doğup büyüdükleri yurtlarından sürgüne ve kıyıma tabi tutuyorlardı.
Türk milliyetçileri işte o zamanlarda hem Bulgar zulmüne hem de başörtüsü zulmüne açıkça isyan etmiştir.
Başörtüsü mücadelesini tekeline almak isteyen ve sorunu siyasallaştıran çevreler, başörtüsü yasağı konusunda Türk milliyetçilerinin mücadelesini ve çabalarını genelde görmezden gelmişlerdir.
Oysa Türk milliyetçileri, inançlarının gereği olmasının yanında, aynı zamanda bireysel bir hak ve özgürlük konusu, bir insan hakkı konusu olan başörtüsünün serbest olmasını ve genelde de üniversitelerde kılık kıyafet serbestisini sonuna kadar savunmuştur. Bu mücadeleyi yaparken de başı açık kızlarımızı ve kadınlarımızı incitmemiş, kırmamış ve asla ötekileştirmemiştir.
Üzerinden 46 yıl geçen 12 Eylül darbesini hemen herkesin lanetlediğine şahit oluyoruz, bu memnuniyet verici ancak bugün için rutin bir lanetlemedir.
Daha anlamlı ve değerli olan, darbecilere hüküm sürdükleri dönemde karşı çıkabilmektir.
Daha önemli olan Ozan Arif ağabey gibi cesurca haykırmaktır:
“Hiç bakmadım zalimlerin çapına,
Kafa tuttum, karşı koydum topuna,
Yalnız hakikatin, Hakk’ın ipine,
Sarıla sarıla geçti bu ömrüm.”
12 Eylül darbecilerinin başı Kenan Evren'in Cumhurbaşkanı olduğu, askeri vesayetin devlet idaresinde hüküm sürdüğü bir dönemde, başörtüsü yasağı için "...alınan karar, Bulgar zulmüne eşittir!" diyerek darbecilere o günlerde meydan okuyan asil, cesur ve yiğit Türk milliyetçilerine bin selam olsun.🇹🇷
12 Eylül darbesine ve tüm darbelere lanet olsun.
Yapay değil, gerçek #seksenler ...
Bu fotoğraflar, 12 Eylül darbesi sonrasında yeniden derlenip toparlanma gayretindeki milliyetçi/ülkücü hareketin, genelde Ege Üniversitesi'nin, özelde de Basın Yayın Yüksek Okulu'nun çekirdek kadrosunu gösteriyor. Son fotoğraf efsane Ülkü Ocakları Başkanımız rahmetli Ali #MetinTokdemir ağabey ve arkadaşlarının telin mitingine ait.
İlk büyük kaynaşma gezimizi 1985'te Ödemiş Birgi'ye, 1986'da da Sabuncubeli'ne yapmıştık.
1983'ten 87'ye çekirdek kadromuz hızla ço��almış, Bornova'da Yurtkur öğrenci temsilciliğini kazanmış, Ege ve 9 Eylül üniversitelerinde sayı ve etkinlik bakımından önemli bir güç haline gelmiştik.
1980'ler özellikle üniversiteli gençler için zor yıllardı.
Türk demokrasinin üzerine kâbus gibi çöken 12 Eylül darbecilerinin zulmünden; gençlik, özellikle de milliyetçi/ülkücü gençlik fazlasıyla nasibini almıştı.
Ağabeyleri Mamak'ta ve ülkenin her yanındaki zindalarda işkence ve zulüm altındayken darbe yönetimi tarafından siyasetten uzak kalmaları öğütlenen gençlik, #seksenler'in çetin şartlarına rağmen susup oturmadı, siyasetten ve ülke gündeminden kopmadı; özetle uslu durmadı.
1983'te sözde serbest seçimler yapılmış, ancak MHP'nin devamı niteliğinde kurulan ve 1985'te adı Milliyetçi Çalışma Partisi olarak değiştirilen Muhafazakâr Parti ve Adalet Partisinin devamı niteliğinde kurulan Büyük Türkiye Partisi darbecilerinin vetosu nedeniyle seçimlere sokulmamış, Anavatan Partisi tek başına iktidara gelmiş, Halkçı Parti ve Milliyetçi Demokrasi Partisi de muhalefet partileri olarak meclise girmişti.
#Seksenler'de görünürde sivil bir iktidar vardı ancak darbe yönetiminin devlet kurumları, üniversiteler ve yurtlar üzerindeki etkisi halen sürüyordu.
Yatak, yemek, izin vb. şartların iyileştirilmesi için müdürü Albay olan yurtta eylem yapıyor, darbe yönetiminin kontrolündeki YÖK'e, üniversitelere ve iktidara karşı, demokrasi dışı uygulamalar ve özellikle başörtüsü yasağı konusunda adeta isyan bayrağı açabiliyorduk.
Şimdiki gençler bilmeyebilir, #seksenler'de Bulgaristan'daki Türklere sözde medeni dünyanın gözleri önünde büyük bir zulüm vardı. Türklerin isimlerini zorla değiştiriyorlar, öz yurtlarından Türkiye'ye göçe zorluyorlar, mallarına mülklerine el koyuyorlar ve sürgün ediyorlardı.
#Seksenler'de Bulgar zulmüne de sessiz kalmadık.
"Katil Jivkov", "Ordu Sofya'ya", "Ahmet'leri, İvan yapamazlar, Türk'ü Türklüğünden koparamazlar" sloganlarıyla Kordonboyu'nu ve Anadolu'nun bir çok meydanını inlettik.
İşte o zor günlerde başörtüsü yasağının kaldırılması için gazeteleri ziyaret etmiş ve hazırladığımız bildiriyi haber olarak yayımlatmıştık. Bu gazete kupürlerini daha sonra ayrıca paylaşacağım.
İşte o bildiride başörtüsü yasağı kararı alanlara karşı şöyle bir ifare geçiyordu: "...alınan karar, Bulgar zulmüne eşittir..." Nerden bakarsanız bakın müthiş bir ifade. Düşünsenize 12 Eylül darbesinin elebaşı Kenan Evren Cumhurbaşkanı ve biz başörtüsü yasağı kararı alan idareye adeta meydan okuyoruz.
İşte o #SeksenlerKuşağı Bulgar zulmüne de darbe zulmüne de meydan okuyan bir kuşaktı.
Biliyorum bu #seksenler akımı, bir sosyal medya gösterisi, bir yerde magazinel bir akım, şimdi gelip de bu akımı #seksenler'in gerçek gündemine ve özelikle de üniversiteli Türk gençliğinin o zamanki ciddi gündemine bağlamak bazılarına ters gelebilir. Saygıyla karşılarım.
Çünkü ben "sanat sanat içindir" diyenlerin değil, "sanat toplum içindir" diyenlerin tarafındayım.
Dolayısıyla #seksenler'in sosyal ve siyasal gündemini, toplumsal sorunlarını, olaylarını vb. bugünlerde bu vesileyle yeniden hatırlatmanın topluma, millete ve özellikle de gençlere faydalı olabileceğini düşünüyorum.
#Seksenler'de siyasi görüş ayrılığı gözetmeksizin arkadaşlarımızdan ebedi aleme göçenlere Yüce Allah'tan sonsuz rahmet olsun. Yaşayan kardeşlerimize de sağlıklı uzun ömürler ve bin selam olsun.
Yüce Allah büyük Türk milletinin birliğini daim, bütünlüğünü ve geleceğini kaim eylesin.🇹🇷
#SeksenlerChallenge
#Seksenler
#80s
"Mustafa Kemal'in askerlerinin" büyük bir iman ve mücadele ile Türk topraklarında kalan son işgal çetelerini denize döktüğü Türk #İzmir'e selam olsun! 🇹🇷
#9Eylül İzmir'in düşman işgalinden kurtuluşu kutlu olsun! 🇹🇷
Millî Mücadelenin büyük komutanı, Türk milletinin kurtuluşunun lideri, Cumhuriyet'imizin mimarı Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını rahmet, minnet ve dualarla anıyorum.
Türk milleti ebediyen sizlere minnettardır.
CEV Kadınlar Avrupa Voleybol Şampiyonası finalinde İtalya’yı mağlup ederek bir kez daha şampiyonluğa uzanan A Millî Kadın Voleybol Takımımızı yürekten kutluyoruz.
Türk kadınının gücü! 🇹🇷💪
#9Eylül 1922'de İzmir'de Milli Mücadele'nin kesin zaferini dünyaya ilan eden başta Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü ve tüm Millî Mücadele kahramanlarını rahmet, minnet ve şükranla anıyorum.
Ruhları şad olsun.
Güzel #İzmir'imizin kurtuluşunun 104. yılı kutlu olsun.🇹🇷
"Mustafa Kemal'in askerlerinin" büyük bir iman ve mücadele ile Türk topraklarında kalan son işgal çetelerini denize döktüğü Türk #İzmir'e selam olsun! 🇹🇷
#9Eylül İzmir'in düşman işgalinden kurtuluşu kutlu olsun! 🇹🇷
Millî Mücadelenin büyük komutanı, Türk milletinin kurtuluşunun lideri, Cumhuriyet'imizin mimarı Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını rahmet, minnet ve dualarla anıyorum.
Türk milleti ebediyen sizlere minnettardır.