Türkiye’de 2021-2023 arasında 5 milyon kayıtlı 2 milyon kayıtsız, kaçak Suriyeli olduğunu bir çok kez açıkladım. İktidar ve devlet kaynakları rakamı hep 3.5 milyon civarında çevirdiler. Numan Kurtulmuş Zafer Partisi ziyareti sonrasına basına yaptığı açıklamada 4 milyon 900 bin olarak ilk kez açıkladı.
Şimdi Türkiye’nin Şam büyükelçisi Türkiye’deki Suriyeli sığınmacı sayısı 6 milyonu bulmuştu diyor. Ve şimdi 2026’da 2 milyon 300 bin Suriyeli sığınmacı olduğunu ileri sürüyor.
Sayın Büyükelçi,
2015’de Milli Eğitim Bakanlığının resmi açıklamasına göre anaokul-üniversite arasında Türkiye’de 777 bin küsür Suriyeli öğrenci varmış. Bunları sadece anne ve babaları ile toplam Suriyeli sayısı 2 milyon 331 bin ediyor. Türkiye’deki Suriyeli ailelerin doğum oranı 5.3 olduğuna göre lütfen rakamları gözden geçirin derim. @zaferpartisi@MilliEgitimBak@TC_icisleri@TC_Disisleri
Malazgirt Zaferi'nin, Büyük Taarruz'un yıl dönümünde, Zafer Haftası'nda Zafer Partisi'nin 5. kuruluş yıldönümünde bir Zafer haberini de Fenerbahçe'den almak mutluluk ve gurur verici...
Tebrikler Fenerbahçe @fenerbahce
Tekin Bingöl sadece CHP’yi değil DEM’i de temsilen konuşuyor adeta. Üzücü olan bu insanlar yıllardır seçmeni “Atatürk’ün partisine oy verin” diye aldatıp şimdi Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyeti bilerek ve isteyerek Yugoslavyalılaştırıyorlar. @zaferpartisi
Türkiye’deki üst kimliği tartışmaya açanlardan biri de TBMM’ye yeni başkanvekili seçilen CHP Ankara Milletvekili Tekin Bingöl.
Belli ki Anayasa Mahkemesi’nin Can Atalay kararını bir buçuk yıldır bekleten Numan Kurtulmuş’un yapmadığını yapıp, anayasa hükmü gereğince kararı Meclis’te okutan Gülizar Biçer Karaca gibi Atatürkçü bir TBMM başkanvekili yerine açılıma uygun bir başkanvekili seçilmiş.
Türkiye, hiçbir şeyin rastlantısal olmadığı, emperyalizmin dayattığı Büyük Ortadoğu Projesi’nin tüm Ortadoğu’da olduğu gibi burada da ulus devleti hedeflediği çok kaygan bir düzlemde...
PKK affı ve Öcalan'ın müzakereci olması, anayasanın değiştirilmesi, Cumhurbaşkanı'nın sınırsız seçilmesinin önünün açılması, anayasadan Türk kimliğinin çıkması, Türkçe dışında dillerde eğitim yapılma imkânının gelmesi, yerel yönetimlere özerkliğin önünün açılması, önümüzdeki süreçteki muhtemel gelişmelerdir.
Bundan dolayı görüyoruz ki anayasanın giriş bölümü değişecek ve muhtemelen bu giriş bölümüne Türk, Kürt, Arap ibarelerini, milleti oluşturan unsurlar diye ekleyecekler. Yani millet, Öcalan'ın istediği şekilde yeniden tanımlanacak.
Bütün bunlar gerçekleştirilmek istenirken Türk halkı ağır bir ekonomik kriz ve gayri resmî olağanüstü hâl baskısı altında eziliyor. Susmaya zorlanıyor. Sokaklarda milyonlarca mutsuz insan, her an patlamaya hazır şekilde dolaşıyor. Adeta bir düdüklü tencerenin içinde, ancak düdük lehimlenmiş ve buhar tencerenin içine basıyor.
Bu düdüklü tencere sandıkta patlayacak ve bu iktidar gidecek!
Sayın Özgür Özel'e tekrar, güçlü bir çağrıda bulunmak istiyorum.
Sayın Özgür Özel, Atatürk çizgisinden ne yazık ki kopmuş durumdasınız.
Sayın Özel, hem Erdoğan, Bahçeli ve Öcalan'ın isteklerini kabul edeceksiniz, hem Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet'i kuracaksınız.
Hem Zafer Partisi'yle hem de DEM'le birlikte olamazsınız. Bir tercih yapmak zorundasınız Özgür Bey!
Ya Atatürk'ü ve Zafer Partisi'ni tercih edeceksiniz ya da Öcalan'ı ve DEM'i tercih edeceksiniz.
Başka çareniz yok!
Büyük Atatürk,
Zafer Partisi olarak 5. Kuruluş yıl dönümümüzü kutladığımız bu günde, ilkelerinizden, devrimlerinizden ve Türk milliyetçiliği ülküsünden aldığımız güçle, Cumhuriyetimizi hak ettiği parlak geleceğe taşımaya kararlıyız.
Bu mücadele, Türk milletinin mukadderatıdır. Bu mücadele, nihai bir zafer ile taçlanacaktır.
Türk vatanı bölünmez bir bütündür, ilelebet payidar kalacaktır.
Ruhunuz şad olsun.
Büyük Zaferlerin Büyük Komutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün "Vakit tamam. İnşallah Zafer bizimdir." diyerek taarruz emrini verdiği ve Türk Milleti'nin kaderinin sonsuza dek değiştiği Büyük Taarruz'un 104. yıl dönümü kutlu olsun!
SURİYE PKK'SI (SDG) FESİH OLDU MU?
- PKK teröristlerine Suriye üniforması giydirince fesih olduğuna inanmak için aptal olmak gerekir.
- PKK'nın bukalemun gibidir, adını sık sık değiştirdiği (KADEK, KONGRA-GEL) zaten biliniyor!
👉 Burada dikkat edilmesi gereken şudur: Bakın 4 Mayıs 2026'da PKK elebaşı Sipan Hemo; Kobani, Kamışlı, Malikiye ve Haseke'de 4 PKK tugayı kurulduğunu anlatıyor.
👉 Sipan Hemo kim derseniz, Suriye Savunma Bakan Yardımcısı ve (sözde) Bölge Komutanı! Yani bu 4 tugayın Komutanı!
👉 Daha da açıkçası "entegrasyon" derken Fırat doğusunda KCK/PKK'nın güney-batı bölümü kuruluyor! Fesih edildi denen bu 4 tugay da onun silâhlı gücü oluyor! Devlet kurumları da PKK'nın idaresinde!
👉 Zamanlama dikkatinizi çekiyor mu? Suriye ve Türkiye'de Açılım ve entegrasyon PARALEL gidiyor! Bizde de silah bırakmamış PKK'ya af ve entegrasyon çıkıyor!
👉 Özetle, KCK/PKK'nın (Siyonizm destekli) 4 parçalı TERÖRİSTAN planı tıkır tıkır işliyor! Suriye ve Türkiye ayağı aynı anda realize ediliyor!
Halil Akıncı Türk Dışişleri Bakanlığının entellektüel derinliği olan büyükelçilerinden birisidir. NATO sekretaryasında ve Orta Asya, Kafkasya, Slav Ülkeleri Genel Müdürlüğü’nde üst düzey görevlerde bulundu. Eski Sovyet Coğrafyasından Sorumlu İkili Siyasi İşler Genel Müdürü, Ljubljana, Yeni Delhi ve Moskova’da Büyükelçisi olarak görev yapmıştır. 2010’da Türk Konseyi Genel Sekreteri olarak seçildi. Halil Akıncı çok önemli ve ülkemizin sürüklendiği felaketi öngören stratejik tespitler yapmış
Açılım süreci, şimdiye kadar siyaset sahnesinde pek rastlanmayan nitelikte, bir yeni örgütlenmeye meşruiyet kazandırmıştır.
Saiki ne olursa olsun sonuç budur. Terör örgütü olarak tanınan bu örgütün silahlarını terk ederek sivilleşmesi öngörülmekte ve bu olgunun da Türkiye’ye barış ve huzur getirmesi umulmaktadır.
Bu konuda İktidar ve Ana Muhalefet arasında hiçbir uyuşmazlık yoktur.
Bu noktada İktidar tarafından Öcalan’ın, PKK'yı desteklemeyenler dâhil, tüm Kürtlerin temsilciliğine tayini, sürecin gelişmesini onun insiyatifine bırakmaktadır.
Türkiye siyasetinde tayin edici rol verilen PKK'nın, disiplinli militanları bu siyaseti uygulamakla görevlendirilerek peyderpey siyaset sahnesine salıverilmektedir.
PKK, kendisine meşruiyet verilerek devlet himayesinde elde ettiği bu konumu, sadece devlet tekelinde bulunması gereken şiddet kullanarak elde etmiştir. Bunun da bilincindedir. İstediklerini elde edemezse tekrar şiddete başvurmayacağının güvencesi yoktur. Bu konuda hazırlıklı kalması çıkarınadır.
İnançlı ve amaçlarına ulaşmak için bütün bir aileyi katletmekten dahi çekinmeyen PKK’nın, Kürt asıllı vatandaşlarımızın yoğun bulunduğu yerlerde yapılacak seçimlerde, onları temsil edecek belediye başkanlarını, milletvekillerini tayin edeceği aşikâr hâle gelmektedir.
Ve bunu devletten aldıkları meşruiyete dayanarak yapacaklardır. Herkesin ağzından düşürmediği demokratikleşme eşit vatandaşlıktan kast edilen budur.
Devletin bekasına karşı en tehlikeli oluşum; halkın, PKK'nın devletten daha güçlü olduğuna inanmakta oluşudur.
Bu kanıyı güçlendiren son olay 1984 ayaklanmasının yıldönümünün havai fişeklerle kutlanması karşısında hiç tepki gösterilmemesi / gösterilememesidir.
Her masum sözden hakaret anlamı çıkararak hemen dava açan savcılarımızın, bu konudaki körlük ve sağırlığı bir tıp mucizesidir.
Türkiye etnik çeşitliliğe sahip bir imparatorluğun varisidir. Ancak Cumhuriyet, kökenine bakılmadan her çağdaş devlet gibi, eşit vatandaşlık temelinde kurulmuştur. Bu ilkenin uygulanıp uygulanmadığı geçmişteki ve mevcut yönetim yapısına bakılarak kolayca doğrulanabilir.
Ancak vatandaşın da devlete sahip çıkma, toplum güvenliği ve refahı için kendi seçtiği hükümet tarafından yönetilen devlete itaat etme mecburiyeti vardır. Her devlet kendine karşı çıkanı tedip etme hakkına sahiptir.
Aynı zamanda bununla görevlidir.
Herhangi bir siyasi veya idari düzenleme, Türk vatandaşlığının benimsenmesi temelinde olabilir. Hâlbuki vatandaş çoğunluğu ben Türk'üm demeyi gerekli görmediği hâlde PKK propagandasına kapılan vatandaşlar, kendilerini, metroda bile ben Kürdüm diye bağırmaya mecbur hissetmektedirler.
Her partinin, özellikle de iktidar partilerinin küçük hesapları, Türk siyasetinin yönlendirilmesini Öcalan ve emrindeki DEM’e emanet etmiştir.
Onlar gayet açık konuşmaktadırlar. Bu sürecin bir al-ver olduğunu, silah bırakmanın kamuoyuna takdim edildiği gibi bir teslimiyet olmadığını ifade etmektedirler. Yani PKK ve devlet eşit muhataptır.
Amaç bellidir. Türkiye’yi çalmaktır. Yönetimi ele geçirilen demokratik Türkiye, diğer Kürt toplumlarını da birleştiren, İsrail’in, ABD’nin, Avrupan’nın, hatta Rusya’nın stratejik ortağı olacak bir Büyük Kürdistan Devletinin gönüllü ve müşfik ebeliğini yapacaktır.
Çerçeve kanunu bu sürecin ilk aşamasıdır.
Türkiye Cumhuriyeti'nin sonunu getirecek bu süreç önlenemez mi?
Eğer bunu istemeyen ve siyasi partilerce temsil edilmesi gereken halk iradesi, temsil imkânına kavuşursa önlenir. O da iktidar ortakları içinde dahi bu sürece karşı olanlar, muhalefet rolünü oynamakta olan siyasi partiler, gittikçe örgütlenen toplum, tek sesle yeter derse!
Biraz bilinç. Biraz öngörü, biraz cesaret!
Sevgili Tokatlılar, Tokat siyaseti gerçekten önemli ve değerli bir atamayı sizlerle paylaşmak istiyorum; Opr. Dr. Sayın Pınar Telli Celtemen Zafer Partisi Tokat İl Başkanı olarak göreve başlamıştır.
Tokatlı vatandaşlarımızı Pınar Hanım'a ve Zafer Partisi'ne destek olmaya davet ediyorum. Çünkü Zafer Partisi sevgili Tokatlıların temsil ettiği fikri ve vicdani duruşu temsil eden tek partidir.
Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Çankaya’da semt pazarını ziyaret ederek vatandaşlarla sohbet etti.
Zonguldak'taki olay üzerinden Sırrı Sakık’ı provokasyon yapmakla suçlayan Özdağ:
"Olay iki çocuğun kavgasıyla başladı. Jandarma iki tarafı da gözaltına aldı ancak bu isimler olayı provoke ediyor."
Kıymetli Çankayalı hemşehrilerim,
24 Ağustos Pazartesi günü (yarın) gün boyu sizlerle bir arada olacağım.
14.00 - Avaz Stratejik Araştırma Merkezi Ziyareti
14.45 - Tokatlılar Federasyonu Ziyareti
15.30 - Keklik Halk Pazarı Ziyareti
16.00 - Dikmen Sosyete Pazarı Ziyareti
Burası İstanbul Sancaktepe.
PKK'lı teröristler için taziye düzenleniyor.
PKK'nın 750 civarında terörist için çoğu ilde taziye çadırları kuracağı PKK'ya yakın kaynaklar tarafından iddia ediliyor.
Bu yıl ikincisi düzenlenen Türk Kültür Kampı heyecan yarattı. Türkiye’nin dört bir yanından binlerce insan Ankara’da çoğu Ankaralının bile varlığından haberdar olmadığı bir vadide toplanıyorlar. @zaferpartisi