@muhendisyenn Ülkemizin her köşesini hor kullandırıyoruz. Sınırlar namus iken elini kolunu sallayan binlerce kaçak giriyor, istediği ile gidip yerleşiyor, istediği il, ilçeyi rahatca dolaşıp, yerleşiyor. Ev alana ev içi sınırsız anında hediye vatandaşlık vermek bile ülkeyi hor kullandırmaktır.
@TCKulturTurizm antik kentlerin hangi birine gitsek durumu vahim.
Cennet ülkemizin değerlerini korumak görevimiz ve emek verilmeyi hak eden bir mirasa sahibiz.
Görevli yok mu varsa görevlerini layığı ile niye yapmıyorlar?Maaşlarını orada süs biberi gibi durmak için mi alıyorlar?
2700 yıllık Apollo Tapınağı’na. Sahip ülkeyiz ama sonuç..
Antalya Side’deki Apollo Tapınağı’nda tarihi kalıntılara çıkan turistlere görevliler müdahale etmedi. Duyarlı bir genç ise turistleri Türkçe ve İngilizce uyararak tarihi alanı boşalttı.
Kanla canla alınan ülkemizin herşeyi hor kullandırılıyor. Zaten tüm güzel olan herşey harap edildi, satıldı, 81 ilin 922 ilçenin dağı taşı 3. ülke milletleri sığınmacı,kaçak,Afrikalı ne varsa doldu istedikleri gibi girip, istedikleri yerleri gezip, istedikleri yere yerleşiyorlar.
İtalya’da ya da Yunanistan’da antik harabelere adımını atamayan turistler, Türkiye’de hiç bir kurala saygı göstermeden içeri giriyor. Bu duruma artık dayanamayan bir Türk vatandaşı, içeri giren herkesi dışarı kovuyor!
Son 25 yıl daha da artan Müslüman ülke milletlerinin medeniyet ve yokluk olmayan, yaşam satandartları yüksek, huzurlu, güvenli AB ülkelerine kaçma mücadelleri...
@Purch92 Son bir kaç yıl çok uzun süre. Şu pahalılık, emekli ve asgari ücretin dibin dibi, geçim sıkıntısı, aşırı yüksek kiralar yoksul halkı yaşamdan soğuttu. İşsizlik,artan fuhuş,uyuşturucu,kara para milyardeleri aradaki uçurum felaket oldu. Yani gidişat düzelmiyor habire kötüye doğru..
Birkaç ay içinde büyük göçler bekliyorum. Türkiye göç yolları üzerindeki ana güzergah. Buraya Avrupa'ya geçmek için gelen göçmenler geçemeyince burada kalıyorlar ve kalacaklar. Çok önemli siyasi ve sosyal olaylara gebe bir durum doğacak. Bölge açlık, sefalet ve savaşlarla kırılıyor.
Arcturus yine çok aşşırı çılgın.
Türkiye için dünyada heyecan verici bir gündem. Söylemler yön değiştirici, gündem konuları heyecan verici, ayrıca beklenmedik.
Savaşlı, ateşli, dünya nüfusunu değiştirmeli 1-2 ayın ayrıca gündemi.
Yakın zamanda alıntlarız.
Trump’ı Türkiye’de ülke halkına yüksek düzeyde rahatsızlık verecek şekilde şatafatlı karşıladık. sonuç Trump bazı ülkelere gümrük vergisini %10 uygularken Türkiye’ye yüzde 12.5 uyguladı
Yine Destan yazdık yine oyunu biz kurup biz bozduk yine dünyaya had bildirdik
Heybeliada’daki Ruhban Okulu’nun geçen haftadan itibaren yıllardır görülmeyen ölçüde ışıklandırılması ve etrafındaki ağaçların adanın her yerinden görünecek şekilde budanmasının zamanlaması çok dikkat çekicidir.
Lozan’ın 103., Montrö’nün 90., Kabotaj Kanununun 100., Hatay’ın anavatana katılışının 87., ve Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 52., yıldönümlerinin bulunduğu temmuz ayında, Heybeliada gibi 1773’ten bu yana Türk denizciliğinin ve Deniz Harp Okulu geleneğinin simge mekânlarından birinde böylesine gösterişli bir görüntü verilmesi kamuoyunda doğal olarak soru işaretleri doğurmaktadır.
Türkiye’deki Rum Ortodoks nüfusunun bugün geldiği seviye de dikkate alındığında, bu tür sembolik adımların yalnızca estetik bir tercih olarak değil, siyasi ve jeopolitik bağlamıyla birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Son dönemde Doğu Akdeniz’den Ege’ye, AB kurumlarından ABD-Yunanistan-GKRY eksenine kadar Türkiye üzerinde artan diplomatik baskılar yaşanırken, bu görüntünün zamanlamasını sorgulamak meşru bir haktır.
Daha da öte ABD baskıları ile Heybeliada Ruhban Okulu’nun yeniden açılmasının yoğun şekilde tartışıldığı bir dönemde, Batı Trakya Türk Azınlığı’nın yıllardır dile getirdiği temel hak ihlalleri devam ediyor.
Son haftalarda azınlık temsilcileri ve Türk kurumları Lozan Antlaşması ile güvence altına alınan eğitim ve din özgürlüğü haklarının tam olarak uygulanmadığını vurgulayarak, Türk okullarının giderek azalmasını, iki dilli Türk anaokulu taleplerinin karşılanmamasını ve Batı Trakya Müslüman Türklerinin kendi müftülerini özgür iradeleriyle seçememesini adeta haykırıyor.
Devletimizin ilgili kurumlarının bu tür gelişmeleri dikkatle değerlendirmesi ve kamuoyunu şeffaf biçimde bilgilendirmesi önem taşımaktadır.
Tarihi ve egemenlik hassasiyetleri bulunan bu tip tartışmalı dini binalar sadece bina değildir. Buralardan verilen her mesaj, yalnızca mimari değil aynı zamanda jeopolitik anlam da taşır.