Bu senenin sonu şimdiden belli. Hiçbir alternetifi olmayan üzerine banko dedigi adamların agırlaştıgı aylardır sadece bir transfer yapan bu takım bu sene ilk üçe zor girer. Şampiyonlar liginde de rezil oluruz. Ciddi fiyasko bekledigim bu sezon bein üyeligimi yenilemiyorum
Fatih Altaylı ,Balkanların kolayca neden kaybedildiğini soruyor :
Murat Bardakçı :
93 Harbinde ordu zayıftı, II.Abdülhamid döneminde devletin bel kemiği kırılmıştır. Ordu Balkan Harbinde daha da zayıftı.
Balkan Harbinde Yunan donanması dahi Osmanlıdan daha üstündü ,
donanma darbe yapar korkusu ile
II.Abdülhamid tarafından çürütülmüştür.
İstiklal Harbine dahi o travma ile girdik. Atatürk o ağır travmaya rağmen orduyu toparlamıştır.
93 harbi 1878'de kaybedildi. 33 yıl Osmanlıyı yöneten II.Abdülhamid'in orduyu ihmal etmesi ve donanmanın da olmama sebebiyle Osmanlı dört yüz, beş yüz yılda kazanılan toprakları bir anda kaybetmiştir. 12 adaların kaybedilmesinin sebebi de budur.
Donanma olmadığından İtalya 12 Adaları kolayca işgal etmiştir. Yunanistan bir gemi ile koca Midilli Adasını işgal etmiştir.
II. Abdülhamid tahtan indikten 3 yılda sora çıkan Balkan Savaşına kadar koca ordu ve donanmanın ihyası da imkansızdır.
İşin acı yanı Galata bankerlerinden alınan borçlarla saraylar yapılırken ordu ihmal edilmiştir. Gerçekler budur.
Fatih Altaylı:
"Mircea Lucescu öldü.
Tam da istediği gibi, futboldan kopmadan, neredeyse saha kenarında.
Galatasaray’da 2. başkanlık yaptığım dönemde Lucescu ile çalıştık, kendisini yakından tanıma fırsatı bulduk.
Kendisi benim tanıdığım en düzgün, en beyefendi, en çalışkan ve görev yaptığı kulübün menfaatlerini önde tutan futbol adamıydı diyebilirim.
Buna o gün yönetimde beraber olduğumuz futbol şube sorumlusu yöneticilerimiz Abdurrahim Albayrak ve Özer Saraçoğlu da şahitlik edecektir.
Lucescu’nun görev yaptığı dönem Galatasaray’ın mali açıdan en zor dönemiydi.
Türkiye 2001 krizi ile boğuşuyordu.
Tarihin en büyük kur krizi ile dolar uçup gitmişti.
Gelirler dip seviyedeydi.
Toplam 14 milyon dolarl��k bir futbol bütçesi yapabilmiştik.
100 bin dolar ücret alan Victoria, ondan biraz fazla alan Fleurquin, hemen hemen tamamı birkaç yüz bin dolar seviyesinde yıllık sözleşmelerde oynayan bir takım.
En yüksek ücreti alan Ümit Karan’ın aldığı para 400 bin dolar civarındaydı.
Bunun üzerinde bir sözleşmeye imza atan İlhan Mansız’ın sözleşmesinden vazgeçmek ve Beşiktaş’a gitmesine göz yummak zorunda kalmıştık.
Milyon doların üzerinde para alacak olan tek oyuncu Jardel’di.
Lucescu “Jardel’i satın, hem maliyetinden kurtulun hem de satıştan gelecek para ile diğer futbolcuların ödemesini yapabilirsiniz” dedi. Jardelsiz de şampiyon olacağına inanıyordu.
Sattık.
Bu sırada takımın bir diğer önemli parçası Ümit Davala idi.
Milan istiyordu ama takımda alternatifi yoktu.
“Satabilirsiniz” dedi.
Davala’yı da sattık.
Yerine müthiş bir topçu olan ama sakatlığı nedeniyle bir maç var bir maç yok şeklinde oynayan Perez’le devam ettik.
Tüm bunlara rağmen Şampiyonlar Ligi’nde ön elemeyi geçti takım.
Dahası, grup aşamasında hayli zorlu bir gruptan çıkmayı başardık. Hem de Liverpool’un önüne geçerek.
Sezon ortasında Lucescu Antep’te oynayan Batista’yı istedi.
“Batista’yı alın, takımı şampiyon yapayım” dedi.
Celal Doğan’dan Batista’yı almaya giderken yolda Lucescu aradı.
Çok kızgındı.
“Takımın maaşlarını ödeyemiyoruz, siz ne Batista’sı almaya gidiyorsunuz. Batista falan istemiyorum. Çocukların parasını ödeyin” diye bağırıyordu.
Şaşırdık.
Yarım saat önce Batista’yı isteyen adam neler söylüyordu.
Celal Doğan ile anlaşıp Batista’yı aldık.
Haberi duydu. Çok sevindi.
Dayanamayıp “Delirdin mi, alın diyorsun sonra arayıp almayın diye tepiniyorsun. Sonra da aldık diye teşekkür ediyorsun.” diye kızdım.
“Oyuncular yanımdaydı ve öyle yapmam gerekiyordu. Onların parası ödenemezken oyuncu almanıza bozulur, oynamazlardı” dedi.
O takımla Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek finalin kapısından döndük ve tek gol averajıyla Barcelona’ya elendik.
Ama yıl sonunda takımı şampiyon yaptı.
Bu arada başkanlık koltuğuna Özhan Canaydın oturmuştu ve yönetimde olmamamıza rağmen Abdürrahim Albayrak ve ben de futbol şubesinde çalışmaya devam ediyorduk.
Lucescu’nun da özverili desteği ile borçlar sıfırlanmış, yüksek faizli banka borçlarını kapatmış, yönetimi Canaydın’a çok az bir piyasa borcu ile devretmiştik.
Kocaeli maçında şampiyonluğumuzu ilan ettik.
İstanbul’a döndük.
Florya’da Özhan Canaydın ile takımın gelmesini beklerken Başkan Canaydın bombayı patlattı.
“Kimseye söyleme Fatih Terim ile anlaştım. Lucescu’yu yarın yolluyorum” dedi.
“Başkan yapma” dedim. “Yaptım bile” dedi.
İnan Kıraç’ın isteği ve desteği ile buna karar verdiğini anladım. “Abi, kulübü batıracaksın” dedim.
Kalktım, kapıya yöneldim.
Ben çıkarken Ali Dürüst, Özer Saraçoğlu ve Burak Elmas içeri giriyordu.
“Girmeyin, asabınız bozulur. Lucescu’yu kovdu. Galiba Terim’i getirecek” dedim.
İnanmadılar.
Lucescu’ya kovulduğu tebliğ edildiğinde hüngür hüngür ağladı.
Hiç beklemiyordu.
Herkes şampiyonluğu kutlarken, bir birkaç Galatasaraylı Lucescu’ya teşekkür ve veda gecesi düzenledik.
Büyük bir sevgi ve coşku ile veda ettik.
Orada da hüngür hüngür ağladı.
O gün bana verdiği ve üzerinde teşekkür ederim diye yazdığı sarı kırmızı atkı hâlâ duruyor.
Galatasaray’ın kovduğu Lucescu ile hemen Beşiktaş anlaştı. Serdar Bilgili çok doğru bir iş yaptı ve Lucescu da Beşiktaş’a 100. yılında bir şampiyonluk hediye etti.
Galatasaray ise Lucescu’nun yerine getirdiği Terim ile peş peşe başarısız sezonlar geçirdi.
Bizim ödediğimiz borçlar yeniden alındı. Kulüp şimdi şimdi zor bela kurtulduğu bir borç batağına saplandı.
Sonunda Canaydın da Terim’i yollamak zorunda kaldı.
Bana sorarsanız o gün Lucescu yollanmasaydı, bugün Galatasaray’ın müzesinde bir Avrupa Kupası daha olabilirdi.
Türk Milli Takımı’nın bugünkü başarısında bile onun başlattığı değişimin izleri var.
Büyük bir futbol adamı, anlayış olarak Rumen’e benzemeyen bir Rumen’di.
Tanıdığım için, birlikte çalıştığım için kendimi hep şanslı hissettim.
Huzur içinde uyusun, toprağı bol olsun!"
🔴 Bina yıkımı sırasında kafasına beton parçası düştü
📌İstanbul Zeytinburnu'nda bir binanın yıkımı sırasında kopan beton parçasının kafasına isabet etmesi sonucu ağır yaralanan 6 yaşındaki çocuk, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti
2013 GS
Hakan Balta -> Oğlunu Fenere ayarttı
Selçuk İnan -> Selçuk Yula'dan büyük fenerli
Melo -> İnter için takımı sattı
Drogba -> Mourinho için kulübe cephe aldı
Burak Yılmaz -> Beşiktaş kongre üyesi
Sırf karakter olarak bile bu sezonun kadrosu sker atar öyle diyim