Gaziantep 0 Fenerbahçe 0 Maç Sonu Notlarım
Bir tanecik Fenerbahçem var. Benim dünyam Fenerbahçem. 45 yaşımdayım. 15 yaşımdaki halime gitsem, "Onur sen önümüzdeki 30 yılda bunları bunları yaşayacaksın" diye yaşadıklarımı anlatsam, muhtemelen 15 yaşımdaki halim "hadi yaşayalım nereye imza atıyoruz" der. Çok şükür ki bu yaşıma kadar heyecanı yüksek, sürprizlerle dolu, beklenmedik şeylerle karşılaştığım bir hayatım oldu. Kimler geldi, kimler geçti. Şimdi çok daha sakin bir noktadayım. Değişmeyen, sabit kalan ve her geçen gün içimde sevgisi büyüyen bir ailem var, bir de Fenerbahçem. Çok üzülüyorum. Bu olanlara o kadar çok üzülüyorum ki. Keşke elimden bir şey gelse, bir sihirli değneğim olsa da bir şeyleri hemen değiştirebilsem istiyorum ama futbolda maalesef öyle bir sihirli değnek yok. Çok uzun yıllardır tekrar tekrar yapılan hataların, hiç ders alınmamış gibi tekrar tekrar yapılmasını gördükçe delirecek gibi oluyorum. Ben bir de öyle bağıra çağıra maç izleyen biri değilimdir. Stadyumda değilsem tabi. Stadyumda kendimi görevli sayarım, son düdüğe kadar kendimi parçalarım. Ama televizyon başında Fenerbahçe'yi izlerken, anlamaya çalışırım. İyiysek de anlamaya çalışırım, kötüysek de anlamaya çalışırım.
O sözünü ettiğim yaşadığım şeyler, hep büyük krizler, büyük toplumsal olaylar, büyük iletişim kampanyalarının içinde şeylerdi. Maalesef çoğunun ne olduğu bende gizli kalmak zorunda olan şeyler, burada anlatamam. Fakat şu kadarını çok net ve keskin söyleyebiliyorum ki, büyük krizlerin çözümü, krizlerin pik yaptığı anlarda sakin kalabilmekten geçer. Süreçlere inanmaktan ve anlık hezeyanlardan uzak durmaktan geçer. Maalesef Fenerbahçem'in mevcut krizini uzaktan izlemek zorunda olmak benim için çok zor. En zorlandığım tarafı bu.
İsmail Hoca'nın basın toplantılarında söylediği gibi devam edeyim: Maça gelince...
Oyunun geneline bakıldığında beraberliğin normal kabul edilebileceği, kötü bir Fenerbahçe oyunu, karşısında da bu kötü oyunu değerlendirebilecek durumda olmayan bir Gaziantep oyunu izledik. Fenerbahçe'nin üç dört tane net gol pozisyonu kıl payı gole dönüşmedi. Onlardan biri içeri girse, maçın senaryosu da farklı bir yere gider, zor bir deplasmandan, bu kadar çalkantının üstüne iyi bir üç puan aldık der devam ederdik. Ama işte negatif olan, havayı negatife döndüren o kadar çok etken var ki, o top içeri girmez böyle zamanlarda.
Bir futbolsever olarak, oyundan da az da olsa anladığını düşünen biri olarak, tabii ki oyun düzenini sezon başından beri bozan, takımla birlikte hareket etmeyen, sürekli çabalayan ve çırpındıkça suya batan yüzme bilmeyen biri gibi her şeyi daha da kötü duruma getiren Kerem yerine, bu sezon pırıl pırıl parlayan Oğuz Aydın maçın ilk dakikasından itibaren sahada olsaydı, çok yüksek ihtimalle orada bir ekstra yapıp maçı bize getirebilirdi. Bunun için yemin edebilirim ama ispatlayamam. Maçın en sıkıştığı anlarda, gecikerek sahaya girdiği için o Archie'yle yakaladığı uyumu ilk dakikadan itibaren sahada gösteremedi. Baştan olsa mutlaka işi çözerdik. Guendouzi 100 kere vursa 5'ini dışarı atacağı vuruşun kredisini 5'lik dilimden değil, 95'lik dilimden kullansaydı tabii ki çok farklı şeyler konuşacaktık. Ama işte futbol bu. Ama işte Fenerbahçe bu. Olabilecek en kötü ihtimal, biz Fenerbahçeliler için ilk ihtimaldir.
Sezon başından beri bu takıma inandığımı, hocamıza güvendiğimi, Fenerbahçe hocasının dünyanın en iyi hocası, sahaya çıkan 11'imizin dünyanın en iyi 11'i olduğuna inancımı belirttiğim için, devre arası notlarımın altına gelip kaybedilen iki puanın hesabını benden soranlar bile var.
Buradan toplu bir yanıt vereyim. Matematiksel iddiamız kalmayana kadar, son düdük çalana kadar benim için bir şey değişmeyecek. Ben değiştirebileceğim şeyler konusunda bir şeyleri değiştiremiyorsam kendimi suçlarım. Ama bir taraftar olarak şu anda takıma, hocaya, yönetime küserek, kendi öfkemi boşaltma yoluna gitmem.
Ben Fenerbahçeliyim... Her gece Fenerbahçe'yle ölsem, her sabah Fenerbahçe'yle yeniden doğarım. Çok değerli hocamızın da çok değerli sporcularımızın da son ana kadar yanındayım. Ve o formayı terlettikleri sürece benim için hepsi baş tacıdır.
Seviyorum işte... Karışmayın!
@334FENER izmir den gitmiştim…yaşım 19 idi
denizlilerin içinde maratonun sol tarafında gözlerle konuşarak toplandık belli kesimimizle …
üstümüzde polar içimizde çubuklu
20 yıl değil bir ömür geçsede o travma geçmedi geçmeyecek
Hayatımda bu kadar mahçup olduğum bir an olmadı !
kime nasıl koruyup savunayım bilemedim
Konu şampiyon olup olmama değil
Ama çok kırıcı oldun @Fenerbahce
2 Temmuz gecesi tek derdimiz ön liberoya hangi dünya yıldızının geleceğiydi. Ezeli rakibimiz şehrin göbeğindeki stadyumunu bile dolduramıyorken biz her dalda hem sahada, hem de tribünde onları eziyorduk. Finansal olarak yanımıza bile yaklaşamıyorlardı.
Kumpasla bizi ve Türk futbolunu aşağıya çekerek kadro farkını kapattılar. Stad yaptırdılar. Düzenin göz yumduğu her türlü çakallığı yapıp şampiyonluk sayılarında öne geçtiler. Bu sayede tutkudan uzak, yapay seyirci sayılarını arttırdılar. Buna rağmen diğer branşlarda yanımıza dahi yaklaşamadılar. Olimpiyat ruhu hiçbir zaman umurlarında olmadı.
O zamanları yaşamamış, durumun nasıl bu hale geldiğini bilmeyen yeni jenerasyona tekrar hatırlatalım; Fenerbahçe gerçek, onlar ise yapay.
Zaman geçtikçe bunu daha iyi anlayacaksınız.
FUTBOLUN AKP’Sİ: GALATASARAY
🖋️ Türkiye’de futbolu siyasetle birlikte okuyan sayılı isimlerden biri olan Tanıl Bora, 2011 yılında yayımlanan 'Türkiye’de Futbol ve Siyaset' kitabında çok basit ama çok rahatsız edici bir ayrım yapar:
🖋️ Türkiye’de futbol kulüplerini “makbul” ve “makbul olmayan” diye ayırır.
Bu tespit, bir teori değil; son on beş yılın pratik özetidir.
🖋️ Maalesef Türkiye’de iktidar kendisini yalnızca bir siyasi parti olarak görmüyor.
Kendisini devletin yerine koymuş durum da.
Uyumlu olanı ödüllendiriyor, sorun çıkaranı eziyor.
🖋️ Bu refleks muhalefette dahil iş dünyası, medya, yargı ve futbol gibi iktidarın kontrol etmeye çalıştığı tüm alanlarda aynı.
🖋️ Ve bu tabloda en sorunsuz, en uyumlu, en makbul kulüp kimdir sorusunun cevabı artık gizli değildir.
Galatasaray.
Peki neden hep Galatasaray makbul?
🖋️ Bu soru masum bir futbol sorusu değildir.
🖋️ Bu, bir iktidar sosyolojisi sorusudur.
🖋️ Neden dün cemaat döneminde, bugün AKP döneminde, hep aynı kulüp sistemin merkezinde duruyor? Neden Yargı, medya, iş dünyası ve bürokrasi içindeki ağları 40 yıldır hiç kesintiye uğramıyor?
Kimse yazamaz herkes karnından konuşur ama ben diyeyim, bu durum hiç bir etik değer olmadan ;
Güce Tapınmanın Kurumsal Halidir.
GALATASARAY’IN HİKÂYESİ BAŞARI HİKÂYESİ DEĞİLDİR; UYUM HİKÂYESİDİR.
‼️1990’lar da derin devletin gölgesinde buna sebep olanlar ile beraberdi,
‼️ 28 Şubat’ta vesayetçiler güçlüydü, Galatasaray yanındaydı.
‼️ Cemaat devleti kuşatırken Galatasaray beraber yürüdü, gizlemedi ve son olarak
‼️ AKP devleti “ben devletim” diye tarif etmeye başladığında, Galatasaray yine hizadaydı.
🖋️ Galatasaray kulüp başkanı Dursun Özbek’in hükümetin şu an yürüttüğü sürece destek açıklaması bile bu sebeptendir.
🖋️ Yarın iktidarın bu konu da tavrı değişsin aynı hızda değişimi Galatasaray da daha belirgin görürsünüz.
Kulüp yönetiminden lisesine ve üniversitesine;
Güçlüye karşı itiraz eden olmaz
Bedel ödeyen olmaz
Risk alan olmaz
Çünkü Galatasaray’ın refleksi hiçbir zaman hakikate, etik değerlere, doğruluğa değil, güce olmuştur.
Cemaatten AKP’ye değişmeyen elit bir konfora sahiptir.
Bugün bazıları
“Her kulüp iktidarla temas ediyor”
diyebilir
Hayır.
Mesele temas değil, ayrıcalık.
🖋️ Cemaat döneminde “abi”lerle poz veren, bugün “reis”le fotoğraf veren aynı zihniyet.
🖋️ Eski maklube severlerin önemli bir kısmı bugün “biz Galatasaraylıyız” diyor.
Çünkü Galatasaray bir takım değil, güvenli kimliktir.
🖋️ Yargıda, bürokraside, sermayede, medyada…
Renk ve refleks değişmez:
İktidara yanaş, sorgulama, konforunu koru.
Örneğin yargı ve medya da;
Galatasaray’la ilgili dosyaların hali malüm!
Soruşturmaların yıllarca bitmesini beklersiniz, bazen de jet hızıyla kapanmasına şaşırırsınız!
Medya dili yumuşaktır, isimler gizlenir
Herhangi bir soruşturmaya ait ifadeler, resimler basına servis edilmez.
🖋️ Peki aynı yargı ve medya konu Fenerbahçe ise aynı tavrımı takınır?
Hayır.
Örneğin geçen hafta yaşananlar.
🖋️ Konu burada Mert Hakan suçludur ya da değildir tartışması değil, yöntemdir.
🖋️ Yaklaşık 150 hakem ve onlarca futbolcu hakkında soruşturma yürütülürken, yalnızca onun MASAK raporları, ifadesi ve cep telefonu görüntüleri medyaya servis edildi.
Çünkü mesele Galatasaray sorun çıkarmaz,
Sorun çıkarmayan ödüllendirilir meselesidir.
İhale mi? Kolaylık.
Arazi mi? Çözüm.
Soruşturma mı? Takipsizlik.
Para mı? Devlet desteği
Bu bir komplo değil; iktidar mantığıdır.
AKP, kendisini devlet yerine koymuştur.
Devlet gibi davranır:
Kendisine itiraz etmeyeni korur, edenle hesaplaşır.
Galatasaray kendisini “elit”, “aydın”, “Avrupai” diye pazarlamayı sever.
Ama bu elitlik hiçbir zaman ahlaki olmadı.
Hiçbir toplumsal infialde ön safta durmadı.
Hiçbir büyük adaletsizlikte risk almadı.
Çünkü bu bir Elitlik Masalı değil,İkiyüzlülük Gerçeğidir .
Dursun Özbek ‘in daha iki gün önce federasyon başkanının “aramız da konuşulanları açıklarım" demesine basın önün de “sakın ha” demesi bile bunun kanıtıdır.
🖋️ Hukukun yerle bir edildiği memlekette
Galatasaray’ın derdi adalet değil, hep kendi istikrarıdır.
Yani güçlü olanın istikrarı.
Cumhurbaşkanı Hastaneye Gider mi?
Soruyu sadeleştirelim:
Koskoca Cumhurbaşkanı, herhangi bir kulüp başkanını hastanede ziyaret edip görüntü verir mi?
Hayır.
Bu ziyaret, bir nezaket değil; bir mesajdır!
Sonuç olarak şunu net diyebiliriz:
Bugün Türkiye’de futbolun AKP’si Galatasaray’dır.
Nasıl AKP devletle özdeşleştiyse, Galatasaray da futbol da onun karşılığıdır.
Sorun şu kulübün şampiyon olması değil.
Sorun şu kulübün dokunulmaz olmasıdır.
Ve şunu artık açık açık söylemek gerekir:
🖋️ Artık mesele devletin devamı değil Akp nin devamı meselesidir. Kimse unutmasın devlet başka iktidar başkad��r.
Sonuç olarak defalarca söyledik tekrar söyleyelim;
Bu iktidar seçimle değişmeden
ne futbola , ne memlekete adalet gelmeyecektir.
Sevgiler
Serdar
@poyrazbaran1907
Galatasaray'ı yenseydin diyenlere, Nesyri ıslıklayanlara...
Fenerbahçe,
Alex’in Samsunspor’a meşhur röveşata golünü attığı, Anelka’nın İnönü’de Beşiktaş’ı perişan ettiği, Ali Sami Yen’de Nobre’nin tek golüyle kazandığı, 15/14’lük galibiyet serisi yaptığı; belki de 6-0’lık maçtan bile daha ezici bir oyunla Galatasaray’ı Kadıköy’de 4-0 yendiği, ertesi hafta Avni Aker’de Trabzonspor’a 3 gol attığı ve ligi hiçbir derbiyi kaybetmeden tamamladığı sezonda Denizli'de uğradığı operasyonla şampiyonluğu kaybetti.
Herkes Denizli'yi yenseydin dedi. Kimse rakibinin Denizli'ye kadar nasil getirildiğini sormadı.
Lig sizin kupa bizim söylemi boşuna mıydı? Sergen İnönü'de gollük atakta geri dönmedi mi?
O yıl bırakın Fenerbahçe'den puan almayı gol bile atamayan Galatasaray böyle şampiyon yapılmadı mı?
Şampiyonluğu aklamak için sahanın ortasında ağlayıp rüyamda şampiyonluğu gormüştüm diyenler, bugün ülkeye geri dönebileceği günleri anca rüyasında göre dursun...
Olan yine Fenerbahçe'ye oldu. Sen Anelka'yı aldın, Hasan Kabze şampiyon yapıldı. O yüzden Nesyri ıslıklamayı, oyuncu değersizleştirmeyi bırakın. Osimhen Fenerbahçe forması giyiyor olsa bu sistem sana onu da ıslıklatır, "Galatasaraylı Nesyri, de" Samsun'un içinden geçiyor olurdu.
Mesele basit, değiştiremiyorsan bölünmeyecek ve direneceksin. Bölünüp, parçalanırsan bir daha ayağa kaldırmazlar.
En gitmez dediğin başkanı, en gelmez denen hocayı bile tak diye gönderebiliyorsun; topçuyu anında kenara alıp yollayabiliyorsun; ama topçusunu yuhalayan taraftar hep orada ve orada olacak; hep de haklı olacak; bunun taşını hep beraber döşeyenlere tebrikler…
Ne oldu arkadaşlar? Dalga geçeceğiz derken, ağlama duvarına çevirmişsiniz buraları. Fenerbahçe'ye verdiği zararlardan dolayı ihrac edilmesi gereken yönetimin arkasından ağıt yakan, güzel veda mektubu yazdı diye alkışlayan bir camianın hiçbir şeyden şikâyet etme hakkı yoktur.
El nesyri kanat oynuyor sima dolanıyor Mou yönetime mesaj veriyor, yönetim başka alem. Olanda bize oluyor. Kimsenin umuru değilizki üzülmüşüz kahrolmuşuz. Enayilik bizde hala ümit ediyoruz, bu sefer farklı oynarız diyoruz. Çok yazık.
Avrupa Şampiyonu Fenerbahçe
Yerel ellerin dokunamadığı yerlerde
Tebrikler Fenerbahçe.
Öyle ofsaytımsı, Penaltımsı, kartımsı, faülümsü Şampiyonumsuluklar gibi değil
Pırıl pırıl alın teriyle Avrupada ŞampiyonFenerbahçe .
Tebrikler. #finalfour2025#FenerbahceBeko
Finale kalmak çok güzel ama daha da güzel olan her zaman her yerde kendi armanı desteklemek.
Taşeron sevgiler bir yere kadar değil mi ?
Teşekkürler Fenerbahçe 💛💙
Yaşa Fenerbahçe 💛💙