Abi et dediğin budur senelerce bu millet kurbanda steak’i bifteği kıymadan geçiriyor hepsini kuşbaşı yapıyor bizim kasaplara şunu yaptıramazsın derisini yüzüp karkasları parçalamaktan başka bir şey bilmezler
unonun resmi kurallarını kimse okumamış zaten. biz yıllardır kendi anayasamızla oynuyoruz. bizim masada +2 üzerine +2 atılır, +4 üzerine +4 atılır, aynı renk +2 ve +4 birleşir, hatta son kart +4 ise sessizce oynamak zorundasın yoksa 2 kart ceza yersin. bunu her masada herkes bilir. uno şirketi kendi oyununun gerçek versiyonunu hiç oynamamış belli ki. 7 milyar insan aynı kurallarla oynuyor, şirket çıkıp yanlış yapıyorsunuz diyor. yanlış yapan biziz yani? 30 yıldır her aile toplantısında kavga çıkaran, kardeşlikleri test eden, masadan küstüren o +2 yığılması sahte miymiş? uno kendi oyununu halktan öğrensin. biz kuralı yazdık. onlar kartları.
İsmet Paşa tam bir gerilim harbi uzmanı. Ömrü, bu tip mücadelelerle dolu. İşte sıralı tam liste:
1920: Garp Cephesi Komutanı olduktan sonra Çerkes Ethem ona biat etmedi. Neredeyse kan dökmeden Ethem'i devreden çıkardı.
1922: Birinci Ordu Komutanı Ali İhsan Paşa ile komuta krizine girdi. İhsan Paşa azledildi.
1922: Mudanya Ateşkes Görüşmelerinde ilk diplomatik sınavını verdi. Başarılı oldu.
1922: Lozan Barış Görüşmelerinde Lord Curzon gibi deve dişini inatçılığıyla çıldırttı. Curzon ikinci görüşmelere katılmadı.
1923: Lozan Barış Görüşmelerinde İngiliz baş delege Rumbold'la mücadele etti. Yenilmedi.
1923: Lozan sırasında Başbakan Rauf'la siyasi kriz yaşadı. Rauf görevi bıraktı.
1924: İlk muhalefet partisi TCF, CHP'yi bölmek için politik taarruz başlattı. İsmet Paşa mecliste direndi. Kaybetmedi.
1925: Şeyh Sait isyanı patlak verdikten sonra parti içi oylamada hükümete getirildi. Göreve gelir gelmez isyanı bastırıp hainleri astırdı.
1926: İzmir Suikast girişimi kapsamında gözaltına alınan Karabekir'i, İstiklal Mahkemesi kararı olmaksızın serbest bıraktırdı.
1937: Nyon Konferansı sırasında Atatürk ve Tevfik Rüştü Aras ile görüş ayrıldığına düştü. İnadıyla Atatürk'ü bile çileden çıkardı. Kısa süre sonra yaşanan başka bir krizde Atatürk'le tartıştı ve görevden alındı. (Kaybettiği tek sinir harbi Atatürk'e karşı olanı olabilir)
1942-1946: İkinci Dünya Savaşı'nda Stalin, Roosevelt ve Churchill'in ısrarına ve Nazilerin politik rüşvetlerine rağmen 60 milyon insanın öldüğü savaştan uzak durmayı başardı.
1962: Talat Aydemir darbe girişiminde bulundu. İsmet Paşa direndi ve darbeyi kansız şekilde bastırdı.
1963: Talat Aydemir ikinci darbe girişiminde bulundu. Püskürtüldü ve idam edildi.
ingiltere izmir konsolosunun siz ingiltere hükümetine savaş mı ilan ediyorsunuz demesi üzerine «biz barış imzaladık mı ki yeniden savaş ilan edelim» demesi
Roller tam tersi olsaydı, yani o kız Real madrid yıldızı, Arda ise mahallede kalan bir genç olsaydı, o ilişki transfer imzası atılmadan saniyeler önce biterdi.
Net konuşuyorum: hiçbir kadın zirveye tırmanırken aşağıda kalan erkeği sırtında taşımaz.
Çünkü kadın doğası hipergamiktir. Statü atladığında yanındakini yükseltmez, yanındakini değiştirir.
Arda'nın yaptığı vefanın adı, bir kadın olsaydı veda olurdu.
Erkek zirveyi inşa eder ve sevdiğini yanına alır. Kadın ise inşa edilmiş zirveye yerleşir.
Bu fotoğraftaki olay aşk değil, safkan bir erkek karakteridir.
Kadınlarda bulunmayan bir özellik.
- Türkler asker gibi namaz kılıyorlar.
- Asla hareket etmezler.
- Namazdan sonra tesbih emirle yapılır.
- Dua emirle yapılır.
- Bu askeri bir sistem.
- Bu sosyolojiktir.
+ Birlikte hareket ediyorlar.
- Aynen, çünkü bu askeri tarzdır.
1924 yılında gizlice kurulan Kürt İhtilal Komitesi, isyanı başarıyla tamamladıktan sonra Ankara'ya sunmak üzere şartlar oluşturdu. Onlardan biri sözde Kürdistan'ın vergiden muaf olması ve Kürtlerin askere alınmamasıydı.
1960'larda kurulan gizli Kürdistan Demokrat Partisi, elden ele dolaştırdığı parti programında sözde Kürdistan bölgesinden çıkan petrol kaynaklarının %74'ünü talep ediyordu.
Sene 2025... Bebek katili Apo, petrol ve elektrik gelirinden pay istiyor. Fakat bu defa gizli gizli değil, alenen.
Bir asır önce fare deliklerinde dillendirebildiklerini şimdi açıktan haykırıyorlar.
Bir asır önce denediler. Hepsi idam edildi.
Yarım asır önce denediler. Yasa dışı ilan edildiler. Hapse tıkıldılar.
Fakat şimdi, bunu söyleyene kurucu önder deniyor. İp yok, hapis yok... Açıktan.
İşte cumhuriyetin bölücülere karşı bir asırlık hali. Nereden nereye düştük.
Emeli Tümgeneral Cihat Yaycı:
"Soru şudur; Durduk yere devlet ve devleti yöneten hükûmet terörü bitirmişken, İçişleri Bakanı çıkıp '52 tane adam kaldı, bunların da ayakkabı numaralarını biliyoruz.' dedikten sonra, terör örgütü elebaşları 'İnimizden başımızı çıkartamıyoruz. Ensemize biniyorlar, hepimizi öldürüyorlar. Mağaralarımıza tıkılıp kaldık.' dediği noktada nereden çıktı bu süreç? Adı da 'Terörsüz Türkiye'
Zaten devlet, terörü bitirmişti. Devleti yönetenleri de haklı olarak tebrik ediyorum. Terörü bitirdikleri için çok ciddi şekilde övünüyorlardı ama bir anda Terörsüz Türkiye lafı çıktı.
Terör örgütü diz çökmekten beter, toprağın altına girmişken, terör örgütü lideri meclise çağırıldı."
Galatasaray Divan Kurulu Üyesi Turcan Bolayır: "Barış Alper Yılmaz sempatik, güzel ve hızlı koşuyor. Koşarken sırtıyla, omuzuyla rakibini bazen yıkıyor, bazen düşüyor. Buna da talip çıkarsa ocak ayında iyi para verirlerse 'Güle güle' diyelim."
Dursun Özbek: "Futbolcularımız hakkında böyle konuşmayalım, bizi dinliyorlar."
Turcan Bolayır: "Dinleyebilirler! Küfür mü ediyorum? Bula bula beni mi buldunuz başkanım! Ben burada janti konuşuyorum, kimseyi kırmıyorum. 'İsim verme, isim verme' yani isimsiz mi bu adam dünyaya geldi_ Nüfus kağıdında ismi belli değil mi?"