Kılıçdaroğlu'nun 15 yıllık genel başkanlık dönemini kavramsallaştıracak olursam buna 'Stratejik Edilgenlik' derdim.
1) Kaset skandalı ve Baykal'ın istifası sonrası yapılacak kurultayda son ana kadar aday olmadığına dair demeçler verdi. Tüm bu demeçlere rağmen kurultaya tek aday olarak girdi ve CHP Genel Başkanı seçildi.
2) 2023 seçimleri öncesi son ana kadar aday tartışmasın hiç girmedi ve sadece aslında kendisini tarif eden bir profil tanımı yaptı. Aday olup olmayacağına dair hiçbir şey söylemedi. Adaylığına karşı tüm siyasi ve toplumsal muhalefete rağmen seçime Cumhurbaşkanı olarak girdi. Kaybetti.
3) 2023 seçimleri sonrası kurultayda aday olacağım diye bir irade belirtmedi. Delege beni aday gösterirse aday olurum dedi. Bu hep böyle olmuştur dedi. Delege aday gösterdi. Kurultayı kaybetti. Ama buna rağmen kurultayla alakalı tartışmalara son verecek net bir demeç vermedi.
4) Kurultay ile alakalı tartışmalar devam ederken bu tartışmalara son verecek bir açıklama yapmadı. Bunun sebebi de yine kendisi dışında gelişecek olayların onu tekrar sorumluluk almak zorunda bırakacak olmasını beklemesi. Çünkü yine kendisi bir aktör değil; olan bitenin sorumluluk yüklediği, göreve çağırdığı bir siyasetçi olmalı.
Bu somut örneklere, Ekmeleddin İhsanoğlu’nun adaylığının aslında MHP’ye ait olduğunu, 2023 seçimlerinin kaybedilme nedeninin kırsalda yalnızca TRT’nin izlenmesi olduğunu ve 2018 seçimlerinde Cumhurbaşkanı adayı ile parti oyu arasındaki %8’lik farkın son derece normal olduğunu savunmasını; ayrıca o seçimden sonra toplanması muhtemel bir kurultay sürecine karşı hiçbir adım atmayarak genel merkezdeki kurmayları devreye sokmasını da eklemek mümkün.
CHP'nin bugünkü yönetimi bu sürece bakıp mutlak butlan kararına ve bu karar sonrası oluşacak tabloya karşı iyimser bir hisse kapılırlarsa büyük hata yapar.
Çünkü Kılıçdaroğlu'nun en önemli ve onu 15 sene CHP Genel Başkanı makamında tutan becerisi kendisini mecbur kılacak koşulların oluşmasını sabırla beklemek ve bu koşullar oluştuğunda da toplumun tepkilerinden hiç etkilenmeden meseleleri çürümeye bırakarak tansiyonu düşürerek kendisini kabul ettirmektir.
Galatasaray’ın 26. şampiyonluğu camiamıza hayırlı olsun. Dört senelik istikrar ve başarı, bugün yepyeni bir zaferle taçlanmıştır. Daha büyüklerinin yolda olduğuna ve Galatasaray bayrağının her zaman zirvede kalacağına inanıyorum.
Sayın Başkan Dursun Özbek başta olmak üzere, bu büyük başarıda emeği geçen herkesi tebrik ediyorum, kulübümüzün bir Divan üyesi olarak her birine teşekkürlerimi sunuyorum.
Galatasaray’ın dört sezonluk ilk şampiyonluk serisinin kilit oyuncularından, bugünün şampiyon hocası Okan Hoca’yı, değerli ekibini, futbolcularımızı ve kulüp emekçilerimizi canıgönülden kutluyorum, dört sene üst üste şampiyonluk kulübümüze yine çok yakıştı.
Galatasaray taraftarı, bu mutluluğu sonuna kadar yaşamalı, şampiyonluğu doyasıya kutlamalıdır…
Galatasaray’ın yeni hedefi, yarın sabahtan itibaren kendi rekorunu daha da geliştirmek adına çalışmak olmalıdır çünkü Galatasaray, tarihinden güç alarak her zaman ileri bakar ve Galatasaray gibi büyük kulüplerin var olma amacı budur.
💛❤️
Peşmerge uzun namlulu silahlarla ile aziz vatanın toprağında gezinirken sesi çıkmayanlar, bütün bunlara sebep olanlara isyan edeni görevinden alıyor. Allah biliyor, sizin gibi bu ülkeye gelmedi, gelmeyecek.
Sakın unutmayın; "Son sözü Türk milleti söyler."
CHP’nin İmralı’ya gidilmesine karşı çıkması ve hayır demesi doğrudur. Komisyon üyelerinin İmralı’ya götürülmek istenmesinden maksat Öcalan’ın meşrulaştırılmasında önemli bir eşiğin daha açılmasıydı!
Abdülmecid döneminde İtalyan kumpanyaları sarayda bir dünya opera sahneledi, Giuseppe Donizetti geldi saray bandosunu kurdu. Abdülaziz 1867 seyahatinde Avrupa'da valsleri beğeniyle izlediği gibi kendisi de bizzat vals bestekârı (Valse Davet) oldu. Abdülhamid ise hem vals biliyor hem de iyi derecede piyano çalıyordu. Osmanlı'da devletlunun meşgalesiyle Cumhuriyet'te sıradan vatandaş iştigal edince mi "kültürel sömürgeleşme" başladı yoksa daha 19. yüzyılda kültürel sömürgeleşme başlamıştı da nemalandığınız ideolojinin tarih söylencesiyle çatışmaya cesaret edemediğiniz için mi o topa girmiyorsunuz.
Avrupalının huzuru ve refahı için kendi vatanımızı tampon bölge yapmak ve bunun için teşekkür almak… Utanması gereken biz değiliz ama utancımızdan yerin dibine giriyoruz.
Full video. According to the Israeli army these were “suspicious unmarked vehicles” shielding combatants. This is the narrative Israel used to obliterate the medical/rescuing sectors in acts of genocide. In this horrific attack, the shielding lie is particularly blatant. Why? 1/4
Sessiz çoğunluğun sesi duyulmayınca topluca bağırmak kaçınılmaz oluyor.
Mesele Ekrem İmamoğlu’na kişisel siyasi destek vermek falan değil; Ekrem İmamoğlu’na ve onun nezdinde muhalif kimliklere yapılan ayrımcı siyasi uygulamalara tepki göstermek.
Belki hala anlamayan vardır 🤷♀️
Yörük otağı Antalya'nın orta yerinde Apo sloganları, kahraman TÜRK Güvenlik Güçlerince öldürülen teröristlere ithafen 'Şehit Namirin' sloganları ile PKK hezeyanları. Türk Devleti Akıl tutulması mı yaşıyor?
Polis? Biber gazı? Barikat? Tekme, tokat, yumruk?
Ha pardon, bunların elinde Türk bayrağı yok. Türk bayrağı taşırsan yersin tekmeyi. Sanırsın 1918-1923 arası İngiliz işgali...
Yalnız bunlar şeytana pabucunu ters giydirir. Yolsuzlukla ismi en çok anılmış parti üyeleri muhalefeti suçluyor. Fetö benzeri oluşumları güçlendirmiş, Öcalan’a Sayın sıfatını vermiş parti muhalefeti terör ile suçluyor. Muhalefette herkes sütten çıkmış ak kaşık değildir de siz bu başlıklara en son itiraz edecek partinin üyelerisiniz. Güçler ayrılığını bitirdiğiniz Türkiye’de, yargı size dokunmuyor diye, millet gerçekleri görmüyor mu sanıyorsunuz. Cam fanustan çıkıp, milletin neyi gördüğünü sokaklara bakarak anlayın.
2.Ergenekon-Balyoz dönemini canlı olarak yaşıyoruz. Yargının vereceği kararları hükümet trolleri önceden kamuyla paylaşarak hazırlıyor. Ondan sonra da utanmadan “Hukuki süreçlere saygı gösterin, yargı bağımsızdır” diyecekler.