Değiştirmek istediğiniz ne varsa ona dönüştünüz! @Akparti
Yarın siz olmayacaksınız, yok saysanız da iftiralarla karalamaya çalışsanız da Milli Görüş Hareketi ve Saadet Partisi var olmaya devam edecektir.
Fon krizini fırsat bilerek, milletimizin inancına saldıranlara söylüyorum:
Hesap soracaksanız, paranın izini sürün!
Siyasi ilişkileri sorgulayın!
İktidara öfkelenmek, inancımızı kötülemenin gerekçesi olamaz.
İktidarın, dinimizi kendi yanlışlarına ortak etmesine de; muhaliflerin, iktidarın bu yanlışlarından dinimize düşmanlık çıkarmasına da razı olmayız!
Mahmut Arıkan:
Kürsülerde ‘Yanlış yapan kızım Fatıma da olsa cezasını keserim’ hadisini dillerinden düşürmeyenler; sıra "Bakan Fatma"ya gelince ifadeye bile çağırmıyorlar!
Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, yeni yasama yılı açılışı nedeniyle Meclis bahçesinde görev yapan gazetecilere “saflığı ve temizliği”sembolize eden beyaz karanfil hediye etti.
Arıkan ilk genel başkan olduğunda; “eşine çiçek almayan Milli Görüşçü olamaz” çıkışıyla dikkat çekmişti.
Hayatını davasına ve aziz milletimizin saadetine adayan merhum Yüksek İstişare Kurulu Başkanımız Oğuzhan Asiltürk'ü vefatının yıl dönümünde rahmetle anıyoruz.
Her şey samimi bir besmele ile başladı.
İlk adımdan itibaren iyiliği yaymak, hayra motor şerre fren olmak adına onurlu bir gençlik mücadelesi yazıldı.
Bu kutlu çabaya ömrünü, emeğini ve yüreğini koyanlara selam olsun!
Bugün de MGV ve AGD çatısı altında aynı inançla kenetleniyoruz.
Bugün de o ilk günkü besmelenin heyecanı ve adanmışlığıyla yarınlara yürüyoruz.
Geleceğe olan umudumuz diri, kararlılığımız tam.
Yine, yeniden ve her daim;
BİSMİLLAH!
Son günlerde Suudi Arabistan ve Yemen arasında yaşanan gerilimler çerçevesinde Türkiye’nin Suudi Arabistan'a askerî kargo uçakları sevk ettiği ve Yemen'e karşı bir operasyon hazırlığı içerisinde olunduğuna dair iddia ve senaryoları endişeyle takip ediyoruz.
Bölgemizde yeni gerilim hatlarının oluşmasına, İslam ülkeleri arasındaki ihtilafların derinleşmesine ve Türkiye’nin bu gerilimlerin bir parçası hâline getirilmesine karşı son derece dikkatli olunmalıdır.
Türkiye, bölge ülkeleriyle olan köklü ilişkileri, bölgesel stratejik konumu ve tarihî sorumluluğunun gereği olarak bu gerilim ve çatışmalarda angaje olarak taraf değil; tarafları bir masa etrafında buluşturan ve çözüm üreten adil bir taraf olmak zorundadır.
Bu kapsamda Türkiye; Mısır, Pakistan, İran ve Katar’la temas kurarak ortak bir arabuluculuk heyeti oluşturmalı; barışı, adaleti, ve krizleri çözen kucaklayıcı liderlik vasfını sergilemelidir.
Bu masanın ilk gündemi; karşılıklı saldırıların durdurulması, gerilimi artıracak askerî adımlardan kaçınılması ve doğrudan diplomatik iletişim kanallarının açılması olmalıdır.
Türkiye, tarafları Ankara Masası etrafında buluşturarak mezhepsel ve siyasi bloklaşmaların üstüne çıkmalıdır.
Bölge dışı aktörlerin ve vekâlet savaşlarının Yemen üzerindeki baskısı bitirilerek çözümün ancak bölge ülkelerinin ortak iradesiyle sağlanacağı ilan edilmelidir.
Türkiye, İslam İşbirliği Teşkilatı'nın bu süreçte daha aktif bir şekilde rol almasını sağlamalı ve İslam coğrafyasının iç sorunlarını kendi bünyesinde çözüme kavuşturulması için liderlik üstlenmelidir.
Çünkü İslam ülkeleri arasında yaşanan hiçbir sorun çözülemez değildir, olmamalıdır. Bilinmelidir ki bu bölgede kardeş kavgasının kazananı bölge halkları değil, yalnızca siyonizm ve terörist İsrail olacaktır.
Bizler bir kez daha açık ve net söylüyoruz; Türkiye’ye düşen; gerilim ve çatışmaların tarafı olmak değil; barışın ve diyaloğun merkezi olmaktır.
Ankara İl Yönetim Kurulu Üyemiz İsmail Fidan kardeşimizin düğün merasimine iştirak edip, bu mutlu ana şahitlik ettik.
Rabbim mesud etsin. Her iki cihanda da saadetler diliyorum.
“Lansmanlarla” yönetilen Türkiye’den
“Operasyonlarla” yönetilen Türkiye’ye dönüştük.
Devletin görevi sürekli olağanüstülük üretmek değil, olağan hayatı güvence altına almaktır.
NATO ile Mekke yanyana gelemez!
Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan’ın, “Mekke Antlaşması, NATO’nun tamamlayıcısıdır.” açıklamasını son derece tehlikeli ve endişe verici buluyoruz.
NATO’yu tamamlayan bir antlaşma, bu bölgede barışı değil; İsrail’in güvenliğini tahkim eder.
İsrail’in saldırganlığına karşı sessiz kalan, Gazze’de yaşananlara karşı caydırıcı hiçbir irade ortaya koymayan NATO’yu merkeze alan bir güvenlik mimarisi, bölgemize huzur getiremez.
Bölgesel ittifakları Atlantik paktının uzantısı olarak gören bir anlayışla ne Gazze korunabilir ne de adil bir dünya kurulabilir.
Şahsiyetli bir dış politika, NATO'nun gölgesine sığınarak değil, kendi medeniyet değerlerimize dayanarak yapılır!
Heybeliada Ruhban Okulu’nun "özel statü" ve özerk bir yapıda yeniden açılması girişimlerine karşı Heybeliada’dan sesimizi yükselttik.
Bizler, farklı inanç ve kültürlerle asırlardır barış içinde yaşayan bir medeniyetin mensuplarıyız. Gayrimüslim vatandaşlarımızın din ve vicdan hürriyeti devletimizin teminatı altındadır. Ancak mesele basit bir "eğitim hürriyeti" değil; doğrudan anayasamızı, kanunlarımızı ve milli egemenliğimizi hedef alan bir dayatmadır!
📍 Tüm eğitim kurumları MEB’e, dini müesseseler Diyanet’e bağlıyken; devlet denetimini reddeden bu "özel statü" kabul edilemez.
📍 Batı Trakya’da Türk okulları kapatılırken, Lozan dengesini yok sayan tavizlere rıza gösterilemez.
📍 Diplomatik kulislerde ve dış politika pazarlıklarında egemenlik haklarımız masaya sürülemez.