@dan893894 Zavallı detaya bak önce. Kız bir sonraki gezide Kanada Abd demiş. Yani fetöcü dostlarına ziyaret. Defol şimdi. Sende fetöşistsin belli. Katolog çocuğu yada.
Evet bu arkadaşları neden ak gençlik diye linçlediğimi açıklıyorum.
Selin Meteertem ;
Kendisi Akp başakşehir belediyesinde memur ama bankamatik memuru işe gitmeden maaş alan kriminal guruptan.
Hatice Çağlar ;
Amcası ve yeğenleri Fetö terör örgütü firarisi canada’da yaşamlarını sürdürüyor ve ülkemize en çok zarar verenlerin başında amcası var adil öksüzün sağ kolu.
Şimdi soruyorum @xxxhzn sen ak parti belediyesinde bankamatik memurumusun değil misin ??
Hatice sana soruyorum amcan ve ailesi adil öksüzün sağ kolu olduğu için fetö terör örgütü kaçağı mı değil mi ?
Siz bu devletin tüyü bitmemiş yetimlerin hakkını yiyorsunuz. Lüks yaşamlarınızı insanların gözüne gözüne sokuyorsunuz ve pişkin pişkin kıskanılıyoruz diyosunuz
Evet kıskanıyoruz hepimiz akp belediyesinde senin gibi bankamatik memuru olmak istiyoruz.
Allah Sizin ve yedi sülalenizin belasını versin. Alın size Ak Gençlik
Tutuklu gazeteci İsmail Arı, Sincan Cezaevi’nden mektup yazdı:
• Telefonum sanırım 20 Ekim Salı günü saat 15.30’da çaldı. Arayan Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube’de görevli polisti.
• “Bir ifade işleminiz var İsmail Bey, bugün 17.00’ye kadar Emniyete gelebilir misiniz?” dedi. “Elbette, avukatlarım ile geliyorum” dedim.
• Yoldayken tekrar aradılar, “Neredesiniz?” diye sordular. “Az kaldı gelmek üzereyiz” dediğimde, “Siz yerinizi söyleyin sizi alalım isterseniz?” denildi.
• “Allah Allah, Emniyetin böyle bir hizmeti mi var?” diye şaşırırken “10 dakikaya oradayız” dedim.
• Emniyette ifademi verdikten sonra gözaltında olduğum ve geceyi nezarethanede geçireceğim söylendi.
• Sağlık kontrolünün ardından nezarethaneye indirildim. Malum önceki gelişimde nezarethane koridorunu benim için açmışlardı ve tek başınaydım.
• Bu sefer nezarethanede ağır bir koku vardı. Çünkü nezarethaneler ağzına kadar doluydu.
• Hem Süleymancılara operasyon yapılmış hem de uyuşturucuya özendirme operasyonu yapılmış.
• Gece nezarethanede yerde uyumak zorunda kaldım. Süleymancılar ile aynı nezarethanede olduğum için de epey sohbet ettik.
• Kendi kurs ve yurtlarında büyüyen isimlerden bahsettiler ki bir isim oldukça dikkat çekici. “Hem bizim yurtlarımızda büyüdü hem de şimdi...” diye anlatıyorlar.
• Anladığım kadarıyla yapılan operasyonlar artık cemaat içinde de bir rahatsızlık başlatmış.
• “Keşke iktidara karşı bu kadar keskin çıkış yapmak yerine daha ortada kalsaydık” diyen de vardı.
• 21 Ekim Çarşamba sabahı Ankara Adliyesi’ne götürüldüm. Önceki tutukluluğumda savcı yüzü görmemiştim, bu sefer görebildim. Savcı da ifademi aldı.
• Adını her andığımda bana yeni bir dava açtıran malum şahıs benden şikâyetçiymiş yine!
• “Kuvvetli suç şüphesi var” denilerek yine yatarı olmayan bir suç iddiası ile sulh ceza hâkimliğine sevk edildim. Sulh ceza hâkimliği sorgusu oldukça kısa sürdü.
• Hem hâkim bizi doğru düzgün dinlemedi hem de 40 yıllık hukukçu olan avukatımı tersledi ve kısa sürede “Seni tutukladım” dedi.
• Polislerle cezaevinin yolunu tuttuk; akşam üzeri cezaevine getirildim, yine tecrit koğuşu denilen geçici koğuşa götürüldüm.
• Bu arada öncekinden farklı olarak yastık ve battaniye verilmedi kimseye. Sabah işlemlerin ardından kalacağım koğuşa gönderildim ve burada da battaniye, yastık verilmedi.
• Meğer battaniye ve yastık kalmamış. Bin TL’ye kantinden battaniye satın aldım. Bin TL’niz yoksa ve Sincan’daysanız soğukta kaldınız yani!
• 28 kişi kapasiteli koğuşta 62 kişiyiz, yine makus talihimden olacak ki yerde yatıyorum. Bu yaz cezaevi, koğuşlar tıka basa dolmuş; cezaevi önceki tutukluluğuma göre çok daha kalabalık.
• Beni gören tutuklu ve personel epey şaşırıyor “Sen nasıl geri geldin? Ne oldu?” diyorlar.
• Avukatlarımın ilk ziyaretiyle ifade, sorgu tutanaklarıma da ulaştım. Bir de ne göreyim, kendi ayağımla emniyete gitmeme rağmen “kaçma ve delil karartma” şüphesinden tutuklanmışım!
• Hayretle sulh ceza hâkimliğinin tutanağını okurken ikinci şoku yaşadım.
• Güya ben “Bugün Dünya Gazeteciler Günü, bugün beni tutuklamamanızı arz ederim” demişim!
• Bu ifadeyi okuyunca yok artık dedim. Avukatlarım Hayati Küçük, Taylan Arı ve Ezgi Ergen Sürer’in de tanık olduğu üzere “Gazeteciler Günü’nde gazeteci tutuklayan hâkim olarak tarihe geçmeyin” dedim.
• Ancak cümlemi değiştirip tutanağa geçirmişler. Yani “arz etmişim” ama benim haberim yok!
• Bu sefer de malum şahsın tuhaf suç duyurusu ile aynı yıl aynı adliyede ikinci kez tutuklandım da halkımızın yüzü mü güldü?
• Gazetecileri peş peşe cezaevine atıyorsunuz da refah düzeyi mi yükseliyor? Ekonomi mi düzeliyor?
• Anayasa’da “Basın hürdür, sansür edilemez” denmesine rağmen bizi cezaevine atıyorlar.
• Tüm tutuklu meslektaşlarım adına da bu kalın duvarların ardından sesleniyorum;
• Anayasa’yı daha fazla çiğnemeyin. Bizi bırakın, işimizi yapalım.
18 yaşımdan beri Sn Erdoğan ve Ak parti'ye amasız fakatsız oy vermiş,
oy vermekle kalmamış propagandasını yapmış,
propaganda ile kalmamış seçimlerde çalışmış,
seçimlerde çalışmakla kalmamış seçim sabahı sonrası bile bir sonraki seçim çalışmalarına başlamış biri olarak bugün 42 yaşıma girdim..
Allah ömür verirse bir daha hayatım boyunca Ak partili hiç bir yetkiliye ne genelde nede yerelde asla oy vermeyeceğim,
Doğal olarak merak ediyorsunuz 24 yıl sonra ne değiştide bugün bu kararı aldığımı!
Ne mi değişti?
❗️Bize dava dedikleri şeyin kendi davaları olduğunu gördüm de ondan!
❗️Bize sadakat dedikleri şeyin kendi yalnışlarını korumak olduğunu gördüm de ondan!
❗️Bize liyakat dedikleri şeyin kendi yakın çevresine ihale vermek olduğunu gördüm de ondan!
❗️Bize adalet dedikleri şeyin kendilerini koruyan yandaş adalet olduğunu gördüm de ondan!
❗️Bize vefa dedikleri şeyin makamlarını sağlama almak olduğunu gördüm de ondan!
❗️Bize garibanların gür sesi dedikleri şeyin kendi zenginlerini beslemek olduğunu gördüm de ondan!
❗️Bize kul hakkı dedikleri şeyin mülakatla binlerce insanın hakkını gasp etmek olduğunu gördüm de ondan!
❗️Bize mazlumların umudu dedikleri şeyin kendilerine avrupa'da sokak cadde çiftlik almak olduğunu gördüm de ondan!
❗️Vefanın bunlarda bir semt adı bile olmadığını gördüm de ondan!
❗️Bize samimiyet diyenlerin samimiyetin "S" bile taşımadığını gördüm de ondan!
❗️Bize ahlak diyenlerin utanmıyoruz niye utanalım dediklerini gördüm de ondan!
❗️❗️En çok inandığımız ve güvendiğimiz başkan sıfatlarına sahip olanların bile bize rol yaptığını asla güvenilecek insanlar olmadığını gördüm de ondan!!
Sayın Savcı Sayan sizinle siyasi olarak aynı görüşte değiliz ama bu olayın üzerine azimle gitmenize saygı duyuyorum.
Şahap Kavcıoğlu susmaya devam edecek sanırım.
Benim size tek bir sorum var Muhammed Yarız ne ifade verdi ve hangi cezaevinde ?
Herkes Emre Tezmen kimle ortaktı onun peşinde. Ancak en önemli detay ve bu vurgundaki elebaşına giden yol Muhammed Yarız'ın tasmasında.
Hedef saptırıyorlar benden uyarması.
@SavciSayan
🔴SAYIN BDDK BAŞKANI ŞAHAP KAVCIOĞLU,
İKİ GÜNDÜR CEVAP BEKLİYORUM..
Sayın Başkan, iki gündür doğrudan şahsınıza yönelttiğim sorulara hâlâ cevap vermediniz.
Öncelikle bu sorularımı açık, net ve belgeleriyle cevaplamanızı bekliyorum.
Çünkü cevap bekleyen çok daha ciddi sorularım var.
☑️İktisat Katılım Bankası’nın kuruluşuna nasıl izin verildiği,
☑️İktisat katılımın sermayesinin akıbeti,
☑️Pusula’nın kapalı fonlarına aktarıldığı iddia edilen milyarlarca lira,
☑️Katılımevim’den ve Birevim’den Pusula Portföy Üçüncü Hisse Senedi Serbest Fonu (PCS) ile bağlantısı hakkında açıklığa kavuşturulması gereken önemli hususlar bulunuyor.
Üstelik mesele bunlarla da sınırlı değil!
☑️SPK yaptırımları, Muhammed Yarız ismi, Birevim ortaklığı ve bu ortaklığa verilen izinlerin arka planı da ayrıca mercek altına alınması gereken konular arasında.
☑️Fon krizinin ardından intihar ederek hayatını kaybeden
Adil Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı Ali Emre Ballı ile olası iş ilişkileriniz,
☑️Bayburt’taki faaliyetler, Katılımevim, Pusula ve BDDK’ya hizmet vermesi için sizin tarafınızdan planlandığı iddia edilen çağrı merkezi binasının yapımıyla ilgili facia..
☑️finansmanı ve bu süreçte devreye giren kişiler hakkında da kamuoyunun bilmesi gereken hususlar var.
Bütün bunlar şimdilik yalnızca başlıklar. Ayrıntılarına henüz girmedim.
Sayın Kavcıoğlu, önce iki gündür sorduğum sorulara cevap verin.
Lütfen BDDK’yı bu tartışmanın içine çekmeyin.
Kurumlar kalıcı, makam sahipleri geçicidir.
Sorularım doğrudan sizin şahsınıza ve görev döneminizdeki kararlarınıza yöneliktir.
Mahkeme tehdidiyle bu soruların üzeri örtülemez.
Siyasetçi halk için vardır.
Benim, sizden sonra diğer kurumların bürokratlarına, soyguncu şahıs ve şirketlere de milyonlarca fon ve borsa mağduru adına soracağım çok önemli sorular var.
Cevaplarınızı geciktirerek diğer kurumlara yönelteceğim soruları da geciktiriyorsunuz.