Öcalan’ı ilahlaştırmanın dayanılmaz hafifliği ayrı bir mevzu; gel gelelim ‘yürüten kudretine’:
Öcalan bir ihanet projesi yürütücüsüdür. 3 şehir büyüklüğünde Kürt çocuklarına mezarlık yaptıktan sonra Rojava’ı IŞİD’in kardeşlerine bir hafta içerisinde teslim etti. Bu teslim sürecinde bile Kürt çocuklarına korkunç tuzaklar kurarak yaklaşık 5 binini öldürterek, esir düşürterek bunu gerçekleştirdi.
Öcalan’ın şükrettiğiniz yürüten kudreti budur başka da bir şey değil.
Apocu komutanlar Suriye’ye entegre oldular. Her biri bir bakanın yardımcısı oldu. Kürtler evlerine gelemiyorlar, Araplar onlara saldırıyor. Suriye devletinin yardımcılık koltuklarında oturan Apoclar da ses yok. Apoculuk böyle bir kanserdir. Sizi yola çıkarır ve yolda öldürtür.
İnanılmaz........
Kobane'de bütün Kürtler SDG köpeklerinin araçlarına vurup İhanetçiler ölsün diyorlar.
🧐😲
Apoculara karşı isyan çıkarın, ilk başta Avanak Abdi'yi sonra tüm SDG yetkili köpeklerini yok edin bakın nasıl statü alacaksınız
İnanılmaz........
Kobane'de bütün Kürtler SDG köpeklerinin araçlarına vurup İhanetçiler ölsün diyorlar.
🧐😲
Apoculara karşı isyan çıkarın, ilk başta Avanak Abdi'yi sonra tüm SDG yetkili köpeklerini yok edin bakın nasıl statü alacaksınız
"Kürtler barış değil, hak ve özgürlüklerini istiyor."
Kürt meselesi bu kadar basit ve nettir işte. Konuyu felsefi terimlerle soslayarak siyasi kavram çorbasına çevirmeye gerek yok.
Suriye Savunma Bakan Yardımcısı Cahş Sippan Hamo;
"Önümüzdeki hafta içinde SDG tamamen tasfiye ediliyor. Bugüne kadar kısmen özerk olarak adlandırılan kuzey-doğu Suriye'nin varlığıda sona erecek."
HERKESE TEŞEKKÜR VAR, KÜRD HALKINA HESAP YOK!
Sayın Demirtaş ve Sayın Mızraklı,
Hani cezaevine “dik girdim, dik çıkacağım” diyordunuz?
Hani Erdoğan’a karşı “Seni başkan yaptırmayacağız” diyordunuz?
Hani Kürd milletinin anayasal düzeyde eşit haklara sahip bir halk olarak tanınmasını savunuyordunuz?
Hani anadilde eğitim, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi ve Kürdlerin kendi kendilerini yönetme hakkı sizin vazgeçilmez siyasal talepleriniz arasındaydı?
Hani Kürdlerin özerklik veya federalizm dahil olmak üzere kendi siyasal statülerini özgürce tartışma ve talep etme hakkından vazgeçmeyecektiniz?
Şimdi yayımladığınız mesajı okuyorum.
Cumhurbaşkanı’na teşekkür ediyorsunuz.
Devlet Bahçeli’ye teşekkür ediyorsunuz.
Abdullah Öcalan’a özel olarak teşekkür ediyorsunuz.
İktidarından muhalefetine, sürecin içinde veya çevresinde bulunan neredeyse herkese teşekkür ediyorsunuz.
Peki Kürd halkı nerede, Sayın Demirtaş ve Sayın Mızraklı?
Bedel ödeyen Kürdlerin siyasal ve hukuki talepleri bu teşekkür listesinin neresinde?
Üstelik savunduğunuz çerçeve yasa Kürdleri anayasal bir halk olarak tanımıyor;
anadil hakkını düzenlemiyor; Kürdçenin eğitim dili olmasını güvence altına almıyor,
yerel yönetim özerkliği getirmiyor,
Kürdlerin siyasal statüsünü bir cümleyle dahi tanımlamıyor.
Buna rağmen siz, “bin yıllık kardeşlik” söylemi üzerinden bu süreci tarihî bir barış hamlesi olarak takdim ediyor ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorsunuz.
O hâlde sorulması gereken soru artık çok açıktır:
Ne değişti, Sayın Demirtaş ve Sayın Mızraklı?
Devlet mi Kürd meselesindeki temel tezlerinden vazgeçti, yoksa siz mi yıllarca savunduğunuz siyasal taleplerden vazgeçtiniz?
Veyahut size verilen talimat doğrultusunda mı hareket ediyorsunuz?
Sayın Cumhurbaşkanı hep söylüyordu: “Edirne’deki, İmralı’dakine hesap verecek.”
Siz şimdi bu hesabı mı veriyorsunuz?
Çünkü barış başka şeydir, bir halkın haklarından vazge��mesi başka şey.
Silahların susmasını istemek başka şeydir, Kürd meselesini yalnızca silahlı örgütün tasfiyesi meselesine indirgemek başka şey.
Kardeşlik başka şeydir, eşitlik başka şeydir.
Gerçek kardeşlik zaten eşitlerin kardeşliğidir. Bir tarafın kimliği, dili ve siyasal statüsü anayasal güvence altındayken diğer tarafa yalnızca “kardeşimizsin” demek eşitlik değildir.
Bugün Erdoğan’a, Bahçeli’ye, Öcalan’a ve sürecin bütün aktörlerine teşekkür edebilirsiniz. Bu sizin siyasi tercihinizdir.
Fakat bir teşekkürünüz eksik kalmış:
Sayın Demirtaş ve Sayın Mızraklı,
Yarım asırdır çocuklarını toprağa veren, köyleri boşaltılan, dili yasaklanan, cezaevlerinden geçen, sürgünlerle dağılan ve bütün bunlara rağmen kimliğinden vazgeçmeyen Kürd halkına teşekkürünüz nerede?
Daha önemlisi, onlara vereceğiniz hesabın cümlesi nerede?
Çünkü mesele artık kimin kime teşekkür ettiği değildir.
Mesele şudur:
Dün Kürd halkına vaat ettiğiniz hangi temel siyasal hakkı bugün bu yasada görüyorsunuz?
Anayasal tanınma mı?
Yok.
Anadilde eğitim mi?
Yok.
Yerel özerklik mi?
Yok.
Siyasal statü mü?
Yok.
Federalizm mi?
O zaten artık telaffuz dahi edilmiyor.
Öyleyse geriye tek bir soru kalıyor:
Sayın Demirtaş, Sayın Mızraklı, herkese söyleyecek güzel sözünüz ve teşekkürünüz var.
Peki Kürd halkına söyleyecek bir sözünüz var mı?
Maaruf Ataoğlu
9 Ağustos 2026
Başkan APO,onun için “Bu ses ölmemeli”diyerek Aram Tigran’a verdiği değeri ve kıymeti ortaya koymuştu.
Aram Tigran da bu değere,bu dotluğa layık olmayı başardı.Onu saygı,sevgi ve minnetle anıyoruz.
#AramTigran
Yine bir grup hırto, yine grupça saldırdıkları bir genç…
İstanbul’da 8-10 kişilik hırto sürüsünün, tek başına bulunan bir gence tartışma sonra saldırdığı anlar ortaya çıkıyor.
Bakar mısınız nasıl vuruyorlar! Resmen ö*dürmek için saldırmışlar ya! Yayalım ki bu sürünün içindeki her bir hırto bulunsun!
@abdurrahim48319 Kürdistan da diretenler imha oluyordu..nice komutanlar öyle gitti koordinatları verip hemen imha ediliyordu en son zeki sengali Nurettin Sofi ..hernedense yukardakilerin koordinatları tespit edilemiyordu