9 Eylül 1922 Kurtuluş Savaşı’na son noktanın konulduğu gündür.
O günleri en güzel anlatan Attila İlhan’dır.
Şöyle anlatır:
“Fahrettin Paşa’nın süvari kolordusu 8 Eylül günü yani bugün Manisa’ya girer. Manisa kurtulmuştur. Uzun süreden beri savaşmaktadırlar ve henüz süvarilerin midesine sıcak yemek girmemiştir.
Manisa’nın kazanılması üzerine, bir yemek yenilmesi emredilir. Seyyar mutfaklar kurulur. Yemek hazırlanmaya başlanır. Fakat bir müddet sonra, İzmir’den bir telgraf gelir. Telgrafta, “Yunanlılar çekiliyor, yerli Rumlar şehri yakacak, derhal yetişmeniz lazımdır.” denmektedir.
Derhal kazanlar dökülür, süvariler atlara atlayıp İzmir ve Menemen istikametinde harekete geçerler. Aşağı yukarı sabah yaklaşırken Alsancak civarına gelirler.
9 Eylül sabahı, Yüzbaşı Şerafettin Bey komutasındaki birliklerden biri, şimdiki ismiyle Hilal ve Alsancak dediğimiz bölgeden bir taarruz geliştirir. Neticede, dörtnala ilerlerken hiç beklemedikleri bir şekilde, bir yıkıntının arkasında pusu kurmuş olan yerli Rumlar ani bir ateş açarlar. İçlerinden üçü orada şehit düşer.
Fakat Yüzbaşı Şerafettin Bey’in atlıları 9 Eylül sabahı şehre girerler. Saat 10.30’da Konak’ta Hükümet Konağının balkonunda asılı olan Yunan bayrağını Yüzbaşı Şerafettin Bey bizzat indirir. Türk bayrağını çeker. Ve İzmir Türk olur.
Çok geçmeden Sarıkışla ve Kadifekale’ye de bayrak çekilir. Böylece hedefe varılır.
https://t.co/ScDtORscWo
-bölümün devamı YouTube’da-
Bizde olmayan Bombardier 415’ler.
Birim fiyatı yaklaşık 35 milyon dolar yani Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bir yıllık bütçesi ile yaklaşık 100 adet almak mümkün.
Hayatta en büyük başarı, iyi bir insan olabilmektir. Çünkü en büyük bedeller, iyi bir insan olabilmek için ödenir. Kimi şu anda anlıyor bunu, kimi de zamanla öğrenecek.
Google, Türk internetinin gelişmesinin önünde yer alan en büyük engel haline geldi.
Acilen, toplumsal seviyede bir kamuoyu oluşturmalı ve Google'ı tartışmaya açmalıyız. Buyrun, hazırladığım videoyu izleyin ve herkesle paylaşın.
İnsan ömrü boyunca -bir defa olsun- yeniden doğmazsa, hayat kitabında boş bir sayfa olarak kalacak demektir, der Cibran. Nerede, ne zaman olur bilemiyorum. Fakat yeni bir başlangıca ulaşmadan tükenirse ömrün, bunu yaşamaktan sayma. Kendine uzak kaldın, kendini bulamadın demektir.
Utanma duygusunu kaybedersen, insana ait ve insana dair bütün güzel hasletlerden de nasibin kesilir. Utanmayanın üzerinden ahlâk, haysiyet ve namus kalkar. Geriye kalana insan diyorsan, artık insan değil mahlûkatın en alt seviyesidir.
@Serhan_Asker Can Yılmaz Hocam şartlar şöyle böyle demeden çalışan yılmaz bir cumhuriyet bekçisidir. Hepimize ümittir, örnektir. "Sevgi ve şefkat güzelleştirir ,bilim ilerletir" bize bu reçeteyi öğretmistir. İki cihanda şen olasın canım Hocam Gözde yaşla kıvançla izlemekteyim.
Haller hallere sirayet eder. Mesela bir müzikle değişebilir insanın ruh hali ya da bir tebessümle. Uzaktan yakına bir haber duyarsın, hiç olmadık yerde hüzün kaplar içini. Ya da birden umutla dolar yüreğin.
Bedenler ayrı ve fakat ruhlar arasında katı çeperler yok. Sen, ben veya o; herkes, herkesin haline tesir edebilir. Bulunduğun yerde karamsar bir hal varsa mesela, sana da bu karamsarlıktan bir paye düşer. Ya da tam aksi; yıkıldım artık, derken birinden birkaç cümle duysan, yeniden ayağa kalkabilirsin.
Kalbini temiz ve berrak tutman yetmez bazen. Umuda inanmam yetmez. Seni harap haline esir eden yerlerden veya kimselerden sakınmalısın. Daima iyi ve güzel hallere yakın olmalısın; hoş bir muhabbete, sevmeye, sevilmeye, şiire yahut gönülden kopan birkaç cümleye.
Haller hallere sirayet eder. Kim hangi hal üzere ise ondan payını muhakkak alır.
“Duyup ahvalimizi halk-ı cihan
Sana şıp sevdi diyorlar a civan
Yalanım yok bu söze gerçek inan”
🎞️⏳🎶
19. yüzyıl Osmanlı Istanbul’unun müziğinden bir tadımlık bir örnek bırakıyorum buraya.
Kürdilihicazkâr makamındaki bu pek latif şarkının bestesi Şevki Bey’e atfedilmekte.
İnsan kalabilme kavgası veriyoruz; namuslu ve haysiyetli kalabilme kavgası. Yalanlar artık her yerde ve merhamet ile samimiyet unutuldu. Vefa eski bir semt ismi ve nezaketse kim bilir nerede! Bu cendereden nasıl çıkarız, bilemiyorum. Fakat kavgasını vermek bile insan kalmaktır.
İnsan neyi arıyorsa, ona yaklaşınca diner sızıları; tıpkı bir merhem gibi. Uzaklaşınca da azar yeniden yaraları. Belki bu dünyada bulmak yoktur, lakin yaklaşmak var! Aradığına yaklaş o zaman; sana iyi gelene yaklaş. Görmek, duymak veya dokunmak, ten ile değil kalpledir.
@fatihportakal Bize ve kendi isminize saygıdan bahsetmişsiniz koca bir kibir olmasın o bahsettiğiniz? "Dış ses" dediğiniz genç bir hanımefendi ve meslektaşınız! Ekip ruhunuza hayran kaldım! Bravo vallahi!!! #FatihPortakal