TRİBÜNLERİN ATASI BEŞİKTAŞ KAPALISI!
Herkes yerini, haddini bilsin! 1982’den beri tribünde tek bir otorite, tek bir kanun vardır: çArşı! Bu ülkede tribün kültürünün kitabını yazan, raconunu koyan biziz. Pankartın dilini, bestenin hasını, tribünün raconunu biz öğrettik; çizgisini biz çizeriz. Türkiye’nin değişmez, tartışılmaz tek otoritesi; Yüce Beşiktaş çArşı’sıdır.
1982 senesinden itibaren İnönü Stadyumu'nun kalbinde, kapalı tribünde verdiğimiz mücadeleyle, her zaman Türk sporunun temel taşı anlı şanlı Beşiktaş'ımıza desteğimizi veriyoruz. Gerek İnönü’de olsun, gerek deplasmanda olsun, gerek 2013-2016 yılları arasında stadyum inşaatının olduğu dönemlerde Beşiktaş'ın peşinde göçebe gibi stadyumdan stadyuma gezdik; ama hiçbir zaman çizgimizi bozmadık. Amaç bir, değer bir: Beşiktaş sancağını en ileri noktaya taşımak!
Karşılaşmaların çoğunun, İstanbul'da başka stadyum olmaması nedeniyle İnönü Stadyumu'nda oynandığı dönemde, kapalı tribüne rakip takım taraftarı girmesin diye kapalıyı şeref bildik, namus bildik; kendi evimiz, yuvamız gibi koruduk, kolladık. Uğruna kaç gece sabah ettiğimiz, uğruna kaç farklı sıkıntı yaşadığımız tribünümüzden; bugün fahiş fiyat politikası ve ticarethane fikirleri yüzünden vazgeçirilmeye çalışılıyoruz.
Biz her kulvarda Beşiktaş'ın hakkını savunmak için canımızı dişimize takarken, soruyoruz: Üstümüze oynayan, her kulvarda önümüze engel çıkartan, Beşiktaş'ı doğramaya kalkan o federasyona karşı yönetim olarak ne yaptınız da bugün kalkmış bize üst perdeden konuşuyorsunuz? Masada hakkımızı koruyamayanlar, sesini bile çıkaramayanlar, gücünü sadece kendi taraftarına fahiş fiyat dayatırken mi hatırlıyor?
Yönetim koltuğunda oturanlara, başta Serdal ADALI olmak üzere sormak isteriz ki; Beşiktaş yönetim kurulunun başına gelmeden önce, tarih 25 Aralık 2024'te, "5 liraya bilet satıp 25 bin kişiye oynamaktansa, 2.5 liraya bilet satıp 45 bin kişiye oynamak en büyük hedefim," sözünüzün bu şekilde mi arkasında durduğunuzu, kendinizi bu şekilde mi temsil ettiğinizi çok merak ediyoruz. HANİ VERİLEN SÖZLER? HEPSİ VASAT, BİRER BİRER! Zamanında bahsettiğiniz 5 lira bugünün parasıyla 175.000 TL, bahsettiğiniz 2.5 lira 87.500 TL gibi fahiş bir fiyat mıydı?
Unutma Başkan! Savaş seni içeriye haksız yere atanlarla yapılır; seni savunup kapalı tribüne resmini asanlarla değil!
Sizler 44 yıllık emeği görmezden gelip bizleri kapalı tribünden uzaklaştırmaya çalışıyorsunuz; fakat unuttuğunuz iki madde var: Doğusu, batısı, kuzeyi, güneyi ile İNÖNÜ STADYUMU BİZİM EVİMİZ, MABEDİMİZ! Ek olarak ise sizler, bu fiyat politikasıyla sezon içinde yapacağımız sosyal sorumluluk projelerini de doğrudan etkilediniz. Yapacağımız köy okulu yardımlarını, deprem bölgesi yardımlarını ve benzeri projeleri de baltaladınız; sert kayaya tosladınız!
Biz bu sezon kapalı tribüne girmiyoruz; ama Kuzey altı-üstü, Güney altı-üstü fark etmez bu stadın her köşesinde, ensenizde olacağız BİZ BEŞİKTAŞIZ!
Hatırlatmak isteriz ki; karşınıza aldığınız topluluk sıradan bir topluluk değil, zamanı geldi mi kendisine bile karşı olacak olan çArşı!
Saygılarımızla...
#forzabesiktas #çArşı
Acaba ben mi ahrazım yoksa bu tipe sahip çıkmaya çalışan vatansever görünümlüler mi?
Yahu bu herif Ermeni meselesinde açıkça Ermenilerden yana tavır alıyor. Bana göre sahnesine koyduğu kelle bile bir yerlere gönderme.(İkinci foto)
Milliyetçilik fikriyatı ile açıkça dalga geçiyor.
Atatürk ile açıkça dalga geçiyor.
HDP ve Demirtaş bunu ölümüne sahipleniyor.
Bundan uzak durmak için daha ne olması gerekiyor?
Dünya Kupası’ndan elenen bazı ülkelerde elenmelerin ardından yaşananlar:
— Uruguay: Özel uçuş iptal edildi her futbolcu kendi imkanıyla ülkesine döndü.
— Suudi Arabistan: Federasyon Başkanı istifa etti.
— Güney Kore: Teknik direktör istifa etti. Devlet Bakanı, olayın araştırılmasını istedi.
— İskoçya: Teknik direktör istifa etti.
— Çekya: Teknik direktör istifa etti.
— Türkiye: Oyunculara villa ve 16.000.000 dolar verildi.
Hakan Çalhanoğlu: "Kendimizle gurur duymamız gerekiyor çünkü nerelerden nerelere geldik. Turnuvadan elenmek tabii ki kolay değil, insan kabullenemiyor. Futbol bazen acımasız. Bundan da ders çıkarmalıyız. Bir şutla yine maçı kaybettik."
▪️Rashica, ayrılmaya çok sıcak değil.
▪️Davitashvili, Beşiktaş’ın
gündeminde.
▪️Italiano, 2 sol kanat istiyor.
▪️Ndidi gidecek gibi duruyor.
▪️Beşiktaş yeni sezon formalarını 29 Haziran’da tanıtacak.
▪️Lucimi’yi sordum gündemde yok dediler.
▪️İlhan Fakılı biter gibi.
(Murat Özen)
Bir kadın sorar:
— Yumurtalarınızı kaça satıyorsunuz?
Yaşlı satıcı cevap verir:
— Bir yumurta 10 TL, hanımefendi.
Kadın der ki:
— 6 yumurtayı 50 TL'ye alırım, yoksa giderim.
Yaşlı satıcı cevaplar:
— Hanımefendi, istediğiniz fiyata alın. Bugün henüz bir tane bile yumurta satamadım ve geçinebilmem için buna ihtiyacım var. Bu benim için iyi bir başlangıç olur.
Kadın yumurtaları pazarlıkla aldığı fiyattan satın alır ve kazandığını düşünerek oradan ayrılır. Şık arabasına biner ve arkadaşıyla birlikte lüks bir restorana gider.
Kadın ve arkadaşı istediklerini sipariş ederler. Azıcık yerler, ancak birçok şeyi yarım bırakırlar.
Hesap geldiğinde toplam 3800 TL tutmuştur. Kadınlar 4000 TL verir ve restoran sahibine üstü kalsın, bahşiş olsun derler.
Bu hikâye lüks bir restoranın sahibi açısından gayet normal görünebilir. Ama yumurta satan yaşlı adam için oldukça adaletsizdir…
Ortaya çıkan soru şudur:
Neden ihtiyacı olanlardan bir şey alırken gücümüzü göstermeye ihtiyaç duyarız?
Ve neden asıl ihtiyacı olmayanlara karşı cömert oluruz?
Bir keresinde bir yerde şöyle bir şey okumuştum:
“Babam, yoksullardan ihtiyaç duymasa bile bazı eşyaları yüksek fiyatlara satın alırdı.
Bazen normalinden daha fazla para verirdi.
Buna çok şaşırırdım. Bir gün ona sordum: ‘Neden böyle yapıyorsun baba?’
Babam şöyle dedi:
‘Bu, onura sarılı bir hayırdır, oğlum.’”
Biliyorum ki çoğunuz bu mesajı paylaşmayacak.
Ama buraya kadar okuyacak kadar zaman ayırdıysanız…
Belki siz de o onurlu hayırseverlerden birisinizdir.
Ozan Güven'e tepki gösteren kadının da sicilinin kabarık olduğu ortaya çıktı.
Eski eşine şiddet gösterdiği için Ozan Güven'e tepki gösteren kadının, eski eşine şiddet uygulayan rapçi Şehinşah'ın avukatı Kardelen Başak olduğu ortaya çıktı.
Ozan Güven, eski sevgilisi Deniz Bulutsuz'a şiddet uyguladığı gerekçesiyle aldığı hapis cezasının kesinleşmesinin ardından oyun sosyal alanda da sert tepkilerle karşılaşmıştı.
Mayıs 2026'da İstanbul Kadıköy'de gittiği bir eğlence mekanında bulunan kadınlar tarafından protesto edilmiştir. Mekandaki vatandaşların "Failler dışarı" sloganları ve yoğun tepkileri üzerine Ozan Güven, gerginliğin tırmanmasıyla birlikte oturduğu işletmeyi terk etmek zorunda kalmıştır. Daha önce de Bodrum'da sahneye çıkacağı tiyatro salonunun önünde kadın platformları tarafından "Sanatınız şiddetinizi örtemez" yazılı dövizlerle protesto edilmiş, salona girişi engellenmeye çalışılmıştır.
“Paralar nerde” diye çıkarıldığınız yolda, şimdi teknik direktör bile bulamayan Beşiktaşa kavuştunuz.
Bu kulüp bir tane maça çıkmadı diye 2 sene şampiyon yapılmadı. 90 milyonluk takım 4. Oldu diye twit attınız senelerce.
Herkes bu yoldaki rolünü, yerini hatırlayıp kınasını ona göre uygun yerine yaksın.
Son bir atimin kaldı malesef başkan. İletişim problemin yüzünden Şenol Hoca da gelmez artık. En son Zico olmuş 20 yıl önce şampiyon. Halen yabancı hoca peşinde koşuyoruz. Üst düzey yabancı hoca da gelmeyeceğine göre, nasıl umutla bakalım yeni sezona.
Kulübümüzden Açıklama
Futbol A Takımımızın yeni teknik direktörünü belirlemek için çalışmalar, Başkanımız Serdal Adalı ile Yönetim Kurulumuzun bilgisi dahilinde Futbol Direktörümüz Önder Özen tarafından titizlikle yürütülmektedir.
Konuyla ilgili olarak yazılı ve görsel basınla sosyal medyada iddia edilen isimlere itibar edilmemesini önemle rica ederiz.
Futbol A Takımımızın yeni teknik direktörü belirlendiğinde detaylı bilgilendirme, kulübümüzün resmi iletişim kanalları aracılığıyla camiamız ve kamuoyuyla paylaşılacaktır.
Saygılarımızla,
Beşiktaş JK
‼️ Jürgen Klopp on Arda Gülers lack of intensity — “Talent means nothing without intensity”
When Jürgen Klopp speaks about young players, people listen. Throughout his coaching career at Borussia Dortmund and Liverpool FC, Klopp built his reputation not just on winning trophies, but on developing talents into complete footballers. That is why his reported admiration for Arda Güler carries real weight.
“Talent means nothing without intensity.”
It is the kind of statement that perfectly captures Klopp’s football philosophy. Skill alone has never been enough for him. He values aggression, pressing, movement, courage, and personality just as much as technical brilliance. And in many ways, Arda Güler represents the modern challenge every gifted young player faces: proving that creativity can survive in football’s increasingly physical and demanding environment.
Since arriving at Real Madrid CF, Güler has constantly been praised for his elegance on the ball. His first touch, vision, passing range, and ability to create chances make him one of the most exciting young midfielders in Europe. Many fans compare his style to legends such as Mesut Özil and Luka Modrić because of the calmness and intelligence he shows in possession.
But elite football is ruthless. At the highest level, coaches demand far more than flashes of brilliance. They want consistency, defensive work, pressing intensity, and the mentality to influence games even when things are not going perfectly. That is exactly the kind of mentality Klopp has always pushed his players to develop.
During his years at Liverpool, Klopp transformed technically gifted players into relentless competitors. Mohamed Salah became more than a goalscorer; he became a pressing machine. Sadio Mané combined flair with tireless work ethic. Even creative midfielders were expected to run, fight, and press with intensity for ninety minutes.
For a player like Arda Güler, that lesson could be crucial for the next stage of his development.
At times, critics have questioned whether the Turkish starlet can physically dominate matches consistently enough to become a guaranteed starter at Real Madrid. Competition in Madrid is brutal, especially with stars like Jude Bellingham, Federico Valverde, and Eduardo Camavinga setting extremely high standards for energy and work rate.
Yet what makes Güler special is his willingness to evolve. Every season, he looks stronger, sharper, and more aggressive without losing the creativity that made him famous in the first place. That balance is rare. Many young playmakers struggle when asked to add intensity to their game, but Güler seems determined to prove he can combine artistry with competitiveness.
Klopp’s quote reflects a truth that applies to every elite talent. Football history is full of gifted players who never fulfilled their potential because they lacked discipline, intensity, or mentality. Talent opens the door, but intensity keeps you at the top.
For Arda Güler, the challenge is no longer convincing people that he is talented. The world already knows that.
Now, the mission is to show he can dominate modern football with the same hunger, aggression, and intensity that define the very best players in the game.