İnan Bey, Kılıçdaroğlu'nun dokunulmazlık konusunda yıllardır bir türlü anlatmayı beceremediği detayı anlatmış. Etik olarak yine hayır denmeliydi ama referanduma gidilse %70'le geçer arada birçok maddeyi de kabul ettirirlerdi
https://t.co/uDxM2qppkt
Dokunulmazlıkların kaldırılmasına ilişkin 20 Mayıs 2016 tarihli oylamada Adalet ve Kalkınma Partisi ile Milliyetçi Hareket Partisinin sandalye sayısı toplamı 357 idi ve bu sayı anayasa değişikliği yapılmasına dair kanun teklifinin kabul edilmesi için yeterli idi.
O tarihteki üye tam sayısı olan 550 milletvekilinin 3/5 çoğunluğu olan 330 oy nisabı ( teklifin kabulü için gerekli çoğunluk) sadece Adalet ve Kalkınma Partisi ile Milliyetçi Hareket Partisinin oyları ile aşılmakta idi.
Ancak teklif bu sayı ile yasalaşacak olsa zorunlu olarak referanduma gidecek ve milletvekilleri hakkındaki iddialar halkoyuna sunulacaktı. Bu durum, o zamanki siyasi atmosferde milletvekillerinin halkoyu ile mahkum edilmesi demek olacaktı.
Hükümetin referandumdan bir sonraki adımı halkoylaması sonucu oluşacak konsolide seçmen tabanı ile bir erken seçime gitmek ve başkanlık sistemi için gerekli halk desteğinin bu yolla sağlamak idi.
Bu anayasa oylamasında CHP’nin 134 milletvekilinden sadece 19 milletvekili teklife evet oyu vermek sureti ile referandum eşiğinin aşılması suretiyle hükümetin oyununu bozmuştur.
Amaç sadece referandum eşiğinin aşılmasıdır. (367 oy)
Yoksa sadece Adalet ve Kalkınma Partisi ile Milliyetçi Hareket Partisinin oyları ile dahi dokunulmazlıklar kaldırılmış ve CHP’nin oyları belirleyici olmamıştır.
Özetle Sayın Demirtaş’ın hapiste olmasından Cumhuriyet Halk Partisini ve Genel Başkanını sorumlu tutmak büyük haksızlıktır.
CHP'Lİ LİDERLERİN ORTAK YANILGISI: ERDOĞAN BU KADARINI YAPMAZ!
Kılıçdaroğlu, İmamoğlu, Özel'in en büyük hataları "Erdoğan bu kadarını da yapmaz" sanmaları. Kılıçdaroğlu'nun bu yanılgısı Demirtaş'ı, İmamoğlu'nun yanılgısı kendisini hapse götürdü
https://t.co/wS7pamiLPj
Emeklilikte dinlenmesi gereken işçiler, geçinebilmek için çalışırken ölüyor.
Kütahya’da bir inşaatta iskelenin çökmesi sonucu yaklaşık 5 metre yükseklikten düşen 71 yaşındaki Hamit Sarı ve 58 yaşındaki Süleyman Türkoğlu yaşamını yitirdi.
İş cinayetinde öldürülen işçileri saygıyla anıyor, yaralı işçilere acil şifalar diliyoruz.
Korucular Bitlis’te sivillerin hayvanlarını katletti bölge sakinlerini göçe zorluyor ölümle tehdit ediyor!
Bitlis’in Hîzan ilçesine bağlı Deşta Avê köyünde edinilen bilgiye göre korucular, köylülerin hayvan sürüsüne saldırdı. On kişi saldırıda yer aldığı ifade edildi. Saldırıda yüz koyun öldürülürken çoban tehdit edildi. Ve bölge sakinleri silahlar ile tehdit edilip göçe zorlanıyor.
İstanbul'da haklarını arayan öğretmenleri döve döve gözaltına alıyorlar.
Yere yatırıp boğazlarını sıkarak...
Bu çürük düzeni işbirlikçiler ve şiddetle savunabiliyorlar
Demirtaş olmadan Demirtaş üzerinden söz kurarak, siyasi pozisyonları meşru kılmak için onu araşsallaştıranlar, bir anda Demirtaş'ı hatırlamanın kıymetine erenler şaşırtıyor evet...
Siyasetçisinden, gazetecisine kadar, kim kimler, Kobane davasını yerinde takip etti, üzerine ısrarla konuştu, yazdı, anlattı diye bakınca, bir elin parmağıyla kalıyorsunuz oysa.
Ve elbette onlarca, yüzlerce işin reklamından uzakta arkadaş, dost, yoldaş insanların kurduğu devasa bir yürek ortaklığı var Demirtaş'ın yanında hiç şüphesiz.
Onlar poz verme ihtiyacı duymadıkları için görmüyoruz çok ama asıl sorun kadrajlara koşanlarda.
O koşanların çoğu dün Demirtaş'ı ne kadar hatırladılar kim bilir?
Kılıçdaroğlu "anayasaya aykırı ama evet" diyerek, iktidara operasyonlar için meşruiyet kazandırması hep hatırlatılacak elbette.
Peki o gün onunla yan yana siyaset yapanların, kamuoyu önünde, derdin ve amacın ne olduğunu açıkça bilmelerine rağmen hiç ses çıkarmamaları?
10 yıl sonra özür kıymetlidir elbette ama niye 10 yıl beklendiği de bir sorudur. Nedeninde buluruz çünkü hakikati ve duyguyu.
Geçen gün facebookta, birisi, Demirtaş'a dair küçük bir mesaj paylaşmış. O küçük içten mesajın içine ise, çok hakiki ve sarsıcı bir soru bırakmış kendine dair.
"mesela sen içirideyken benim özgür yıllarım kıymetli oldu mu bilmiyorum"
Ne kadar çarpıcı değil mi?
İnsan kendi içinde bu soruyu tekrar ettikçe hem eziliyor hem de tüm bu yaşananlara dair öfke duyuyor.
"mesela sen içirideyken benim özgür yıllarım kıymetli oldu mu bilmiyorum"
Şimdi bu soruyu, Kılıçdaroğlu dahil herkes, hepimiz kendimize soralım?
Verdiğimiz cevapta işte her şeyimiz...
Bu yüzden, siyasi çekişmeleri, hesapları Demirtaş üzerinden kurmak ayıp geliyor bana.
İkiyüzlülüğün bu kadar makbul olması da kahrediyor insanı...
Kürtler Erdoğan’a Başkanlık için Destek Verecek mi?
DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır’a bir yurttaş soruyor.
“Başkan partimiz DEM Parti Erdoğan’a destek verecek mi?”
Bayındır net konuşuyor “Onlar bize destek versin”