Terazi
Bir hukukçu dostum:
“Hocam, bu tıp camiasında artık kimseye güvenemiyoruz.”
dedim ki:
“Camiayı bırak. Hukuka güveniyor musunuz?”
Bir an sustu.
“Yok.”
İşte memleketin trajedisi bazen iki meslek erbabı arasındaki üç cümleye sığıyor.
Hekim Hygieia’nın terazisinden, hukukçu Themis’in terazisinden şüphe ediyor.
Sonra ikimiz de başımızı kaldırıp adalet bekliyoruz.
Oysa mitolojide bile düzen böyle bozulduğunda Nemesis gelirdi:
Kibri, ölçüsüz gücü ve bozulan teraziyi hatırlatmak için.
Bizim asıl meselemiz kime güveneceğimiz değil artık.
Themis’in gözleri zaten bağlıydı; korkarım biz terazisini de elinden aldık.
Polio (Çocuk felci ) aşılama stratejileri
Polio tarihini biraz eşeleyince, “aşı geldi ve hastalık bitti” cümlesinden çok daha ilginç bir halk sağlığı sorusu çıkıyor.
1950'lerde kayıtları güçlü iki Avrupa ülkesi farklı bir yol seçti:
İsveç: 1957 → IPV
Hollanda: 1957 → IPV
Her ikisi de rutin programlarını canlı OPV'ye dayandırmadan polioyu kontrol edebildi.
Türkiye ise:
1963 → OPV
1998 → son vahşi polio vakası
2002 → polio-free sertifikasyonu
2008 → IPV programa ekleniyor; IPV + OPV ardışık şemasına geçiliyor.
Buradaki ayrım önemli.
OPV'nin çok ciddi bir üstünlüğü vardı: bağırsak mukozal bağışıklığını güçlendirerek fekal-oral transmisyonu baskılıyordu. Bu nedenle vahşi virüs dolaşırken Türkiye'nin OPV tercihinin güçlü bir epidemiyolojik gerekçesi vardı.
Fakat OPV canlı atenüe virüstür ve çok nadir de olsa VAPP (aşıya bağlı paralitik poliomyelit) oluşturabilir.
IPV'de ise VAPP riski yoktur.
Üstelik IPV → OPV ardışık stratejisinin mantığı 2008'de keşfedilmiş değildi: önce IPV ile sistemik koruma sağlamak, ardından OPV'nin mukozal avantajından yararlanmak ve böylece VAPP riskini azaltmak daha önce başka ülkelerde uygulanmıştı.
Türkiye açısından asıl bilimsel soru bu nedenle:
“Neden OPV kullandık?” değil.
Asıl soru şu:
Vahşi poliovirus dolaşımı azaldıkça ve özellikle Türkiye 2002'de polio-free bölgenin parçası olduktan sonra, OPV'yi korurken IPV'yi daha erken öne almak mümkün müydü?
Yani karşılaştırılması gereken:
OPV-only
↕
IPV → OPV
↕
IPV-only
stratejileridir.
Bunu ideolojik değil, epidemiyolojik olarak tartışalım:
Türkiye için IPV→OPV ardışık stratejisine geçmek hangi yılda net olarak daha fazla fayda ve daha az risk sağlayacaktı?
Ve daha somut soru:
1998���2008 arasında OPV kullanımına bağlı kaç VAPP meydana geldi; bu vakaların kaçı daha erken IPV öne alınması ile teorik olarak önlenebilirdi?
Bu sayıların Sağlık Bakanlığı ve AFP sürveyans kayıtlarından açıklanması, Türkiye'nin polio stratejisinin bilimsel olarak değerlendirilmesi açısından son derece kıymetli olur.
🔴 | Bir kadın şehirlerarası yolda aracını durdurmuş yol kenarında başıboş köpekleri besleyerek adeta kazaya davetiye çıkarıyor.
Trafik güvenliğini tehlikeye atan bu şahıs hakkında adli ve idari işlem yapılmalıdır.
@KarayollariGM I @EmniyetGM
2021'den itibaren sahiplenilmesi yasak olan Pitbull köpekleri üretip satıyorlar. Denetim olmazsa yasak pek işe yaramıyor. @TCTarim
Sokakta pitbull görürseniz direkt 112'yi arayın.
Genç evlilere bir tavsiye:
Ailece aldığınız büyük kararları videoya alın.
Özellikle karı-kocanın birlikte karar verdiği meseleleri:
Borç verme, borç alma, yatırım yapma, ev-araba alıp satma, taşınma, çocukların okul seçimi, aile bütçesini ciddi biçimde etkileyecek harcamalar ve hayatın yönünü değiştirecek diğer kararlar…
Videoda herkes kendi ağzıyla şunu söylesin:
“Bu kararın alınmasına ben de katıldım. Görüşümü herhangi bir baskı altında kalmadan söyledim. Bu kararı birlikte veriyoruz ve sonuçlarının sorumluluğunda benim de payım var.”
Sonra videoyu birbirinizin e-posta adresine gönderin. Tarihi de belli olsun.
Çünkü evlilikte hafıza bazen olayları değil, sonuçları kaydeder.
İş iyi giderse:
“Zaten beraber karar vermiştik.”
İş kötü giderse:
“Ben sana o zaman da söylemiştim.”
Yirmi yıllık evliliklerde geçmiş bazen yeniden yazılır.
Arşiv kuvvetli olsun. :)
🚨🚨 Médicos no vendidos al cártel farmaceútico hacen sonar la ALARMA...
El cáncer turbo explotó por todo el mundo, especialmente en jóvenes de entre 18 y 40 años... "Parece haber una clara asociación con los refuerzos para COVID"...
Dr. Paul Marik, el director científico jefe de FLCCC, recomienda para reducir el riesgo de desarrollar cáncer:
• Comer MENOS alimentos procesados
• Dieta cetogénica baja en glucosa
• Relajación y sueño
• Obviamente sin vacunas ni refuerzos
• Fármacos reposicionados
- Vitamina D
- Propranolol
- Melatonina
- Metformina
- Curcumina
-'Ivermectina
- Mebendazol
Kedileri beslediği sokaktan geçen vatandaşlara engel olan kadın gözaltına alınıp psikiyatri servisine yatırılmış. Darısı diğerlerine diyelim. Tebrikler @EmniyetGM@istanbul_EGM
Çocuğuna aşı yaptırmak istemediği için toplum sağlığını riske atanlara herhangi bir yaptırım uygulanmazken, koruyucu sağlık hizmetlerini özveriyle yürüten aile hekimi, ebe ve hemşirelerin aile aşı yaptırmak istemediği ve ıslak imzalı savunma yazmadığı için maaşları kesilebiliyor. Sağlık çalışanlarını mağdur eden hak kayıplarına ve angaryalara artık dur demenin zamanı gelmedi mi?#eziyetyönetmeliğinehayır
1-) ASIL TOPLUMUN SAĞLIĞINI TEHLİKEYE ATAN SİZ AŞI PAZARLAMACILARISINIZ...
İçeriğini bilmediğiniz, hiçbir laboratuar da kontrol ettirmediğiniz dış kaynaklı ABD Siyonist İlaç kartellerinin aşılarını millete dayatıyorsunuz.
(Not: İnsanlık tarihinde ilk defa bir sağlık koruyucu maddeyi kullanmayanlar yüzünden kullananların sağlıksız olduğu iddia ediliyor, ama aşı vurulmayan çocukların daha sağlıklı olduğu ise göz ardı ediliyor.)
"AMA SİZE AŞI ZARARLARINDAN DOLAYI HUKUKİ-CEZAİ SORUMLULUK ALDIĞINIZA DAİR..." BİR BELGE İMZALATMAK İSTESEK BUNU KABUL ETMEZSİNİZ... (Bu güne kadar imzalayan çıkmadı, bu bey imzalarsa bende dava açacak bir muhatap bulmuş olurum...)
Ama iş aşı reddi imzalatmaya gelince halka baskı yapmaktan hiç utanmıyorsunuz. Sizin aşıdan kazandığınız para batsın, hayrını görmeyin inşallah.
2-) Ailenin aşı-topuk kanı sebebi ile hazır formları imzalamasını reddetmesinden dolayı paranızın kesilmesi ise elbette bir haksızlıktır.
İmza bir rıza beyanıdır, zorunlu rıza beyanı diye birşey olmaz, kimseyi de bir şey imzaya zorlayamazsınız.
Sizin bir imzadan imtina tutanağı düzenlemeniz hukuken kafidir, sizi sorumluluktan kurtarır. Ama size emir verenlerin hukuk ve gerçek ile bir işleri yoktur elbette...
Sizi güya çocukların sağlığını AŞI-TOPUK KANI İÇİN ailesinden daha çok düşünmenizi sağlayan şey ALDIĞINIZ PARADIR. O para olmasa bir anlığına dahi başkasının çocuğunu düşünmezsiniz.
Ve siz ezbercilerde hiç akıl da, insaf da yok. Bu gün sağlıkla alakalı hastalıklardan koruyucu ciddi bir madde olacak da bu bedava olacak? Mümkün mü? Bu dünyada hiç birşey bedava değildir.
Bu aşı Sağlık Sektörünün ve arkasındaki global güçlerin geçim kaynağıdır, sistemin gittikçe daha fazla müşteri kazanmasının anahtarıdır. Ama kimse görmek istemeyenden daha kör olamaz.
Ayrıca aşı için müeyyide öneriyor bu zevat... Bizim çocuklarımıza hiç bir sorumluluk almadan (İçeriğine-koruyuculuğuna-zarar vermiyeceğine garanti verilmeyen) kimyasalların çocuklara zorla vurulmasını öneriyor.
O İSTEDİĞİNİZ GÜN GELİRSE SİZİ NE OLUR BİLİYORMUSUNUZ?
Bunu istediğinize çok ama çok pişman olursunuz...
İstediğiniz kadar aşı vurulabilirsiniz, hatta zıbarıncaya kadar vurulun, 70 değil 700 aşı vurulun, ama bizim çocuklarımıza el atarsanız o elleri kırarız...
mFLUSIVA
Moderna's new flu shot is named after the deity SIVA associated with destruction, dissolution, and death.
I'm sure they will put a positive spin on it. As it's all about transformation.
SIVA is a perfect name to usher in the Great Reset.
You have been warned.
HPV Aşısı
Bir kısım belediyelerde bir süredir devam eden ve eleştiri konusu ettiğimiz HPV aşısı kampanyalarının gerekçesi nihayet anlaşıldı.
İlişki ağının tabandan tavana doğru geometrik genişlemesi, belli ki koruyucu hekimlik refleksini harekete geçirmiş.
Neticede buna da bir çeşit sosyal yardımlaşma ve dayanışma ağı diyebiliriz.
(Latife sayın; epidemiyoloji konuşuyorum, siyaset değil.)
KANSER
Ne kadar kanser, o kadar “akıllı ilaç”.
Ne kadar erken tanı, o kadar uzun tedavi.
Ne kadar uzun tedavi, o kadar uzun soluklu satış.
Erken tanı elbette hayat kurtarır. Akıllı ilaçlar da doğru hastada hayat uzatır.
Ama sağlık ile pazar aynı cümleye girdiğinde, insanın şu soruyu sorması gerekir:
Biz kanseri mi erken yakalıyoruz, müşteriyi mi?
Suçiçeği aşısında Kore’de neler oluyor?
Kore’de suçiçeği aşısıyla ilgili önemli bir bilimsel tartışma yaşanıyor.
Konu bütün suçiçeği aşıları değil. 2018’de Kore’de kullanıma giren SKYVaricella ve içerdiği canlı zayıflatılmış Oka/SK virüs suşu.
Haziran 2026’da Ewha Medical Journal’da yayımlanan “SKYVaricella safety issues revisited” başlıklı yazı, birkaç yıldır biriken güvenlik verilerini yeniden gündeme getiriyor.
Önce şu ayrımı yapalım: Buradan “suçiçeği aşıları zararlıdır” sonucu çıkmaz. Yapılan şey aşı karşıtlığı değil, tam tersine aşı güvenliği biliminin gereğidir.
https://t.co/WgAjz5SqBy
Aşı da tıbbın bir parçasıdır. Tıp ise “herkese, her şartta aynı işlem” demek değildir.
21 Mayıs 2026'da ASM Case Reports'ta yayımlanan olgu bunun neden önemli olduğunu gösteriyor.
Multipl miyelomlu, kök hücre nakli ve CAR-T öyküsü bulunan, yakın zamanda daratumumab kullanmış, prednizon ve IVIG almakta olan 76 yaşındaki bir hastaya MMR uygulanıyor. Aşı yapıldığı sırada IgG düzeyi yalnızca 123 mg/dL.
Yaklaşık bir ay sonra ağır, ilerleyici pnömoni gelişiyor.
Burada dikkat çekici olan yalnızca bir “kızamık PCR pozitifliği” değil. Nazofarenkste ve daha önemlisi bronkoalveoler lavaj sıvısında moleküler yöntemlerle kızamık aşı suşu gösteriliyor. BAL sitolojisinde viral pnömoniyle uyumlu multinükleer dev hücreler de mevcut.
Hasta yoğun bakıma alınıyor, entübe ediliyor ve kaybediliyor.
Bilimsel dürüstlük gereği şu sınırı da koyalım: Aynı hastada mevsimsel coronavirus OC43 de saptanmış. Otopsi ve kesin histopatolojik ayrım bulunmadığından ölümün ne kadarının kızamık aşı suşuna, ne kadarının coronavirus enfeksiyonuna atfedilebileceğini bilmiyoruz. Makalenin yazarları da bunu açıkça söylüyor.
Fakat bilmediğimiz şeyler, bildiğimiz şeyi ortadan kaldırmıyor:
Canlı atenüe kızamık aşı virusu bu ağır immünkompromize hastanın alt solunum yollarında aşıdan 41 gün sonra hâlâ moleküler olarak gösterilebiliyor.
Dahası, sağlıklı çocuklarda da MMR sonrasında aşı suşuna ait RNA'nın nazofarenkste saptanabildiğini biliyoruz. 2024 tarihli bir çalışmada ilk MMR dozundan sonra çocukların %34,4'ünde nazofarengeal örnekte aşı virusu RNA'sı bulunmuş; medyan saptanma zamanı 11 gün olmuş ve bazı çocuklarda 29. güne kadar RNA gösterilmiş.
Buradan “aşılanan çocuk 29 gün boyunca çevresine kızamık bulaştırır” sonucu çıkar mı?
Hayır.
PCR ile viral RNA göstermek, enfeksiyöz virus göstermek değildir. Enfeksiyöz virus göstermek de insandan insana bulaşı kanıtlamak değildir. Bugüne kadarki literatürde kızamık aşı suşunun insandan insana bulaştığı gösterilmiş değildir.
İşte bilim böyle yapılır: Ne bildiğimizi söyleriz, ne bilmediğimizi de aynı açıklıkla söyleriz.
Fakat aynı bilim bize başka bir şeyi daha söylüyor:
Canlı atenüe bir aşı söz konusu olduğunda konağın immünolojik durumunu görmezden gelemeyiz.
“Takvimde zamanı geldi, aşıyı yap” yaklaşımı; ağır lenfopenisi, hipogammaglobulinemisi, hematolojik malignitesi, transplantasyon öyküsü veya yakın zamanda immünsüpresif/immünmodülatör tedavisi bulunan hastada yeterli bir klinik muhakeme değildir.
Dolayısıyla mesele “aşı olalım mı, olmayalım mı?” basitliğinde tartışılamaz.
Benim yıllardır anlatmaya çalıştığım şey tam olarak budur:
Doğru aşı, doğru kişiye, doğru zamanda ve doğru immünolojik zeminde uygulanmalıdır.
Şimdi Sağlık Bakanlığına ve ilgili bilimsel kurullara somut bir soru yöneltiyorum.
Ülkemizde nedeni açıklanamayan ağır pnömoni, ensefalit veya multisistemik hastalıkla hastaneye yatırılan ve yakın zamanda canlı atenüe kızamık içeren aşı uygulanmış — özellikle immün sistemi baskılanmış — hastalarda kızamık virusu araştırıldığında, laboratuvarlarımız vahşi tip kızamık virusu ile genotip A aşı suşunu birbirinden ayırabilecek moleküler kapasiteye sahip midir?
Sadece “MeV PCR pozitif/negatif” sonucundan söz etmiyorum.
Gerektiğinde aşı suşuna özgü RT-PCR ve/veya sekanslama ile ayrım yapabiliyor muyuz?
Yapabiliyorsak, bunun hangi referans laboratuvarlarında ve hangi klinik endikasyonlarla yapılabildiğinin hekimlere bildirilmesi gerekir.
Yapamıyorsak bu kapasitenin oluşturulmasını tartışmamız gerekir.
Çünkü farmakovijilans, yalnızca bildirilen olayları bir veri tabanına kaydetmek değildir. Aramadığınız bir advers olayı bulamazsınız; laboratuvarınız ayıramıyorsa hangi virusla karşı karşıya olduğunuzu da bilemezsiniz.
Aşıların toplum sağlığındaki değerini savunmak ile nadir fakat biyolojik olarak mümkün advers olayları araştırmak birbirinin karşıtı değildir.
Tam tersine, güvenilir bir aşılama programı ikisini aynı anda yapabilen programdır.
mRNA aşıları: Lipid nanopartiküllerin biyodağılımı, hedef dışı doku maruziyeti, immünolojik etkiler, uzun dönem güvenlilik verilerinin sınırlılığı ve genomik etkiler de dâhil olmak üzere çeşitli biyolojik mekanizmalar üzerine yürütülen bilimsel tartışmalar nedeniyle; ayrıca birçok ülkede aşı sertifikaları, meslekten uzaklaştırmalar ve seyahat kısıtlamaları gibi uygulamaların temel hak ve özgürlükler bakımından ciddi anayasal ve hukuki tartışmalara yol açması sebebiyle, pandemi döneminin kamu yararı, kamu maliyesi ve temel haklar açısından en kapsamlı şekilde yeniden değerlendirilmesi gereken uygulamalarından biridir.
Daireni sat çocuk okut
Tarlayı sat tedavi ol
Kredi çek Hacca git
Eski bir bakan “Evinizi satın, çocuğunuzu okutun” diyor. Benim 3 evladım var. Doktorum. Eşimde doktor. Özel okulda okutmak için bazı indirimler ve burslar alarak şu güne geldik. Hele şu son iki senede yaşadıklarımı size anlatamam.
Şimdi şunu söyleyen kişi, Anayasa’sında “sosyal hukuk devleti” yazan bir ülkenin yıllarca bakanlığını yapmış kişi değil mi? Devletin görevi çocuğu okutmakmış gibi değil de, aileyi evsiz bırakıp diplomaya ulaştırmakmış gibi konuşuyor. Nasıl?
Demek ki onun devlet tasavvurunda okul kamunun sorumluluğu değil muhteremler. Bir nevi emlak karşılığı verilen bir imtiyaz. Yoksulun çocuğu bilim öğrenecekse babası illa ki çatısını satacak. Zenginin çocuğuysa aile servetinin gölgesinde liyakat nutku atacak. Buna eğitim politikası denmez. Ne denir? Komprador burjuvazinin tahsil tarifesi denir.
Bir de sözüne dinî cila çekiyor. Neymiş? İlim Çin’de de olsa gidip öğrenin.
Elbette gidip öğrenelim.
“Komşusu açken tok yatan bizden değildir” diyen bir ahlâkın mensubu gibi görünerek, “Çocuğun okuyacaksa evini sat” demek nasıl bir dindarlık onu anlamak mümkün mü? Bu, tevekkül değil devletin vazifesinden kaçışı fedakârlık ise hiç değil yoksulluğu kutsamaktır.
Sosyal devlet, vatandaşa “neyin varsa sat” demez. “Çocuğunun yeteneği servetinden bağımsız olarak gelişecek” der. Eğitim için aileyi mülksüzleştiren düzen, bilim toplumu değil ancak bunlar gibi diplomalı bir sınıf tahakkümü üretir.
ALARMING WARNING: Dr. Carrie Madej Exposes the REAL Reason They Push the Tetanus "Vaccine" So Hard!
During her medical rotations in Detroit, Dr. Madej saw it firsthand:
Welfare patients who got the tetanus shot had MASSIVE fertility problems. Private-pay patients who refused? Extremely fertile.
Then she dug deeper:
"The World Health Organization and NIH have, since 1972, been developing the tetanus vaccine as an abortion or sterilization vaccine. They've been putting the pregnancy hormone (hCG) inside the tetanus vaccine... Every time you get it, it's a cumulative response. Your body will learn to attack an early pregnancy — so you wouldn't even know you got pregnant in the first place."
They've already used it in Latin America, Africa, and India. She believes they’ve been doing it here in the US too — while lying to doctors and the public for decades.
This is the SAME system now pushing other shots.
Wake up, protect your fertility, protect your future children.
REFUSE the tetanus "vaccine."