Genel Sekreterimiz Özgür Bursalı, Moskova'da düzenlenen "Uluslararası Birlik-SOVINTERN" buluşmasında:
"Buradaki toplantılarda Dünyamızın, Batı Asyamızın, Türkiyemizin gündemlerini ve 21. Yüzyılda Bilimsel Sosyalizm’in görevlerini konuştuk. Amerikan hegemonyasının çöktüğü, Asya’dan yeni bir uygarlığın yükseldiği bir iklimde Türkiye-Rusya-Çin-İran ittifakının hem bölgesel sorunların önüne geçebileceğini hem de insanlığın değiştiren bir ittifak olduğunu anlattık.”
Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek
DÜNYA MEDENİYETLERİ GİRİŞİMİ ARAŞTIRMA MERKEZİ
AÇIŞ KONUŞMASI
-Ankara, Meyra Palace, 14 Nisan 2026-
Çin Komünist Partisi Uluslararası İlişkiler Bakan Yardımcısı Sayın Jin Xin,
Sayın Bakanlar, Sayın Büyükelçiler, Sayın Diplomatik Misyon Temsilcileri,
Kamu Yönetiminin, Siyasal Partilerimizin, Sendikalarımızın, Üniversitelerimizin, İş Hayatımızın, Basınımızın Değerli Temsilcileri
Değerli Konuklar,
Öncelikle Çin Komünist Partisi Uluslararası İlişkiler Bakanlığı Heyeti’ni yürekten arkadaşlık duygularıyla selamlıyorum.
Çin Halk Cumhuriyeti’nden Türkiyemize Çin Medeniyetinin ve Çin Devriminin değerlerini getirdiler. Hoş geldiler. Ankara’da Xi Jinping Yoldaşın önderliğinde Çin Halk Cumhuriyeti’nin başlattığı Küresel Medeniyet Girişimi’nin Araştırma Merkezi’ni onlarla birlikte açmak, bize esin veriyor ve ufkumuzu zenginleştiriyor.
Değerli Dostlar,
Dünya tarihine baktığımız zaman, medeniyetlerin çeşitli coğrafyalardan yükseldiğini, insanlığın gelişmesine yeni ufuklar getirdiğini, düşünce ve duygularımıza yeni değerler kattığını, zamanla kabuk bağladığını ve çürüdüğünü ve yerini yeni bir medeniyete bıraktığını görüyoruz.
Çin, Mezopotamya, Hindistan, Mısır, Anadolu, Güney Amerika’da İnka ve Maya, Akdeniz’de Grek ve Roma, Pers, Orta Asya, Arap-İran-Türk İslam medeniyetleri, Batı Avrupa’da, Kuzey Amerika’da ve Japonya’da kapitalizmin yükselişi ve çağımızda Millî Demokratik Devrimler ve Sosyalizmi Kurma girişimleri birbirini izledi. Belli coğrafyalarda filizlenen medeniyetler, zamanla bütün insanlığı kucaklayan boyutlara ulaştı ve evrensel karakter kazandı.
Kabile toplumundan sınıflı topluma geçişle, özel mülkiyetle, değişim ekonomisiyle, parayla, matematikle, yazıyla, ordu ve devletin kuruluşuyla belli toplumların tutuşturduğu ilk medeniyet ateşi, kıtalardan kıtalara geçti ve insanlığı aydınlattı; bütün insanlığın malı oldu.
Dünyada benmerkezci kalamayan bir olgu varsa, paylaşılmaktan kaçınamayan bir oluşum varsa, o da medeniyettir.
Medeniyet, yeni toplumlar kurdu, kavimlerin bir gülü elden ele vermeleri gibi, denizlerden denizlere, kıtalardan kıtalara taşındı ve bugünlere geldi. Her yeni medeniyetin yükselişi, yeni bir toplumun kuruluşunu getirdi. Her medeniyet, bütün insanlığı içine alan yeni bir devrimle geldi ve yeni bir çağın kapısını açtı. Bu süreçlerde insanî değerler yeniden tanımlandı. Biz iyimserler, her yeni medeniyetin insanlığa, daha insanî ilişkiler getirdiği görüşünü paylaşırız.
Yine insanlığın büyük tecrübesidir: Yeni medeniyetler, kabuk bağlayan, kendisini aşamayan, çıkmaza giren ve eskiyen medeniyetin merkezinden değil, çevresinden yükseldi. Böylece insanlık, medeniyetten medeniyete ilerleyen tarihiyle deyim yerindeyse çürümekten kurtuldu ve kendisine yeni bir ufuk açtı.
Sayın Konuklarımız ve Değerli Arkadaşlar,
Bugün insanlık, yine çürüyen bir sömürü ve zulüm sistemiyle hesaplaşma dönemine girmiştir. Dolar Saltanatı denen emperyalist haraç ekonomisi artık gününü doldurmuştur. İnsanlık, erkeği kadın ve kadını erkek yapmaya kalkışan, bu bağlamda insanın doğasına savaş açan bir yozlaşmayla karşı karşıya gelmiştir.
Bizim Millî Marşımızın şairi Mehmet Akif, çöküşe giden emperyalizmi yüzyıl önce “Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar” diye tanımlamıştı. Bu gerçeği bugün ABD emperyalizminin ve İsrail’in insanlığa karşı açtığı savaşta bütün boyutlarıyla yaşıyoruz.
İnsanı emeğine, topluma, insanlığa ve hatta cinsiyetine bile yabancılaştıran emperyalist sistemin merkezlerinde derin bir medeniyet krizi var. İşte bu koşullarda insanlık, yeni bir çağın sancılarını yaşamaktadır. Evet sancıları yaşıyoruz. Ancak biliyoruz ki her sancı, yeni bir doğumun habercisidir. Bu nedenle bizler şanslı insanlarız, yeni bir medeniyetin yapıcılarıyız, dahası kurucularıyız. Xi Jinping yoldaşın deyişiyle “İnsanlığın ortak geleceği”nin inşası, yedi iklimin gündemindedir.
Kapitalizmin emperyalist aşamasının sonuna geldik. Bugün Asya’dan yeni bir medeniyet yükseliyor. Yeni Medeniyetin yapıcıları arasında bulunmanın sorumluluğuyla ve gururuyla burada toplanmış bulunuyoruz.
Eşiğinde bulunduğumuz medeniyet,
- Emperyalist hegemonyacılığa son verecek,
- Millî devletlerin bağımsızlığına ve egemenliğine dayanacak,
- Emperyalizmin ve Neoliberalizmin katlettiği hümanizme yeniden hayat verecek,
- Çalışmayı ve üretmeyi ateşleyen mülkiyet ve bölüşüm ilişkilerini canlandıracak,
- Kamucu, paylaşmacı, halkçı, özgürlükçü, demokratik değerleri besleyecek,
- Dünyada barışın önünü açan gelişmelere yol verecektir.
Biz Asyalılar, tarih boyunca insanlığın büyük medeniyet atılımlarına emek verdik, imza attık. Bugün yine tarihî bir sorumluluğun eşiğindeyiz.
Türk kavminin Çin Medeniyeti ile ilişkisi tarihin derinliklerindedir. Bizim Türk atlıları, Çin Medeniyetinin bir çok ürününü Atlas Okyanusuna kadar götürmüşlerdir.
Biz Çin ve Türkiye olarak, şimdi yükselen medeniyetin Doğudaki ve Batıdaki öncü mevzilerini paylaşıyoruz.
Bu sorumluluğun kuşkusuz siyasal, ekonomik, kültürel boyutları bulunuyor. Siyasal boyut, anahtar değerindedir. Bu kapsamda Doğudan Batıya Çin, Rusya, İran ve Türkiye olarak, bütün İnsanlığın Ortak Geleceğini belirleyen ön mevzileri paylaşıyoruz.
Ortak değerlerimiz ve özlemlerimiz, bizleri birbirimize bağlıyor.
Özlediğimiz dünyada, mallar parayla değişilmeyecek, Büyük Türk ozanı Şah Hatayi’nin deyişiyle gül ile gül tartılacaktır.
Özlediğimiz dünyada, insanlar değil eşyalar yönetilecektir.
Özlediğimiz dünyada, yabancılaşmanın her türünden arınacağız.
Bu özlemleri ve görev bilincini paylaşmak, bizleri ufuklarımızın çok ötesindeki dünyalara bağlıyor, omuzlarımıza uzak geleceklerin insan ilişkilerini bugünden inşa etme sorumluluğunu yüklüyor. Sınıfsız, sömürüsüz, her tür yabancılaşmadan arınmış bir dünyayı paylaşma özlemi, insanlık sevgimizi, felsefemizi, icatçılığımızı, kültürel ve sanatsal yaratıcılığımızı ateşliyor.
Ankara’da, Dünya Medeniyetleri Girişimi Araştırma Merkezi’nin açılışına katılan Çin Komünist Partisi Uluslararası İlişkiler Bakan Yardımcısı Sayın Jin Xin başkanlığındaki kardeş Çin Heyetini ve siz değerli medeniyet kurucularını saygıyla selamlıyorum.
@zafersahin06 Karadeniz'de gemilerimizi vuran Zelensky'ye kuryelik yapmak mı devlet aklı oldu? Gerçeği ters yüz etmede Trump'ı geçtiniz. Ekteki fotoya bak, devlet aklı üstüne bir de yancı olmuş. Ar damarınız çatlamış...
@muratozer_ist Kendi kendine senaryo yazıp, sonra da sonuç üretiyorsun... Şia'ya da İran'a da kurban olasın... Çatla patla... İran, senin yaladığın İsrail'e ve Amerika'ya dünyayı dar etti...
"Kürt Sorununda Tarihsel Çözüm - Devlette ve Millette Bütünleşme" adlı kitabımız çıktı.
Ankara Kitap Fuarı'nda vatandaşlarımızla buluştuk ve "Kürt Sorununda Tarihsel Çözüm Devlette ve Millette Bütünleşme" konferansımızı tamamladık.
@tcsavunma Esas iddiayı es geçip rakam hatasına vahim diyorsunuz ya... Esas vehamet Suriye'nin kuzeyinde ABD'nin düşürdüğü SİHA'mıza sahip çıkamayarak "bizim değildi" açıklamanızdır.
@baharfeyzan Bağcıoğlu efendi de 20 şehit yerine 22 şehit dedi. Üstelik Sn. Perinçek bu hatalı rakamı sonradan düzeltti. Esas gerçeği örtmek yerine rakam hatası üzerinden eleştiri yönetmek, kumda oynamaktır...
HÜKÜMET ABD-İSRAİL TEHDİDİNİ GİZLİYOR
Millî Savunma Bakanlığı’nın bugünkü açıklamasını okuduk. Millî Savunma Bakanlığı bir Hükümet kurumudur. Bizim muhatabımız Türk Silahlı Kuvvetleri değil, AK Parti iktidarıdır.
Konu, Türkiye’yi hedef alan ABD-İsrail tehdidinin gizlenmesidir. NATO’ya iflas etmiş olan sadakat ABD-İsrail tehdidini gizlemeye hizmet etmektedir ve Türkiye’nin güvenliğini sağlayamaz.
AK Parti iktidarı, Türkiye’yi ABD ve İsrail mevziisinden savunamaz. Çünkü ülkemize tehdit, ABD ve İsrail’den geliyor.
NATO’ya bağlılık üzerinden ABD ve İsrail stratejisine sadakat, Türkiye için artık olağanüstü bir tehdit haline gelmiştir. Çünkü ABD-İsrail savaşta yeniliyor. NATO dağılmaktadır.
11 Kasım 2025 günü Azerbaycan-Gürcistan sınırında C-130 uçağımızın düşürülmesine ilişkin raporun beş aydır hala açıklanmaması ABD-İsrail tehdidini gizleme gayretinin bir parçasıdır.
Bu konularda önümüzdeki birkaç gün içinde kamuoyunu aydınlatacağız.