@barisgokturkfan Ama bunlar dün olmadı ki. İstifa ederken ben Özgür Özelin yükünü azaltmak istiyorum, yeni parti kurulunca katılacağım demişti. Şimdi bunu hatırlatanı engelliyor.
Erdoğan’ın ilan ettiği “yeni nesil teşkilatlanma!”
Ruhunu satın alarak, bedeni ile zafer ilan etmek…
Hapisle, tutsaklıkla tehdit etmek…
Seçilmişi diz çöktürmek, boyun eğdirmek, el öptürmek!
Sonra da bu fotoğrafı kapalı salonlarda alkışlatmak!
Böylesi dönemi milletimiz hiç yaşamadı. Haysiyet, onur, namus hisleri hiç bu kadar aşağılanmadı. Milli iradeye hiç bir zaman bu kadar büyük zarar verilmedi.
Türk milletine, bile isteye, iktidarını korumak adına, sandıkta kazanamadığında, yargı kollarıyla devletin gücünü kullanarak, kazandım naraları atmak…
Bir iktidarın, saray rejiminin sonudur, bitişidir.
Bu eylemin bir parçası olmuş, yüzü gözü birbirine girmiş zavallıları ise nedamet gözyaşları da kurtaramayacak.
Bu millet onları hiç affetmeyecek!
Çünkü söz de makamlar da milletindir!
Senin olmayanı kime satıyorsun!
Eren Ali Bingöl’ün kimyası bozulduysa psikiyatrist, psikolog desteği alsaydı o zaman.
Ramazan Gülten’in bebeği yok mu, Fatoş Pınar Türker’in çocukları yok mu, Mehmet Murat Çalık evlat, annesi anne değil mi? Herkes her ateşi kaldıramaz, doğrudur, o zaman istifa edersin. Ben bu şartlar altında artık bu kamu görevini yerine getiremiyorum dersin. Herkesin psikolojik dirençliliği her şeye yetmez, istifa edene neden direncin yetmedi diyemeyiz, bazen baskı ağır gelir, hepimiz insanız. Ama şu şartlar altında AKP’ye geçenden vatana, millete hayır beklenmez.
Psikolojik tükenmişlik, stres ayrı, ahlaki seçimler ayrı.
Evren Buçan…
İTÜ mezunu, 21 yıllık şehir plancısı, kamu görevlisi.
Hayatı boyunca tek derdi kamu yararı oldu. Makam değil, mevki değil; sadece işini doğru yapmak, mevzuata uymak ve vicdanıyla çalışmak…
20 yıl aynı yönetim tarafından idare edilen, son yerel seçimle yönetimi değişen Şile Belediyesi’nde Nisan ayında göreve başladı. Bu belediyede sadece 3 ay çalıştı.
İmza yetkisi yoktu, ihale komisyonunda değildi. Buna rağmen tanık(!) beyanları nedeniyle tutuklandı.
Bugün 381 gündür cezaevinde. Sadece 3 ay çalıştığı bir kurum için 13 aydır iddianame bekliyor.
Belki isteneni söyleseydi bugün özgürdü. Ama Evren Buçan, özgürlüğünü onuruna tercih etmedi.
Bugün halkın iradesini yok sayanları da dün söylediklerinin tam tersini yapanları da görüyoruz.
Biz ise onurlu kalmayı seçenlerin yanındayız.Kızların, ailen ve ben seninle gurur duyuyoruz.
O kapı açılacak.
Yine takım elbiseni giyip işinin başına döneceksin.
Çünkü gerçeklerin er ya da geç ortaya çıkacağına inanıyoruz.
#İddianameNerede
#EvrenBuçanİçinAdalet
Sevgili Tuzlalı Komşularım,
Öncelikle bugüne kadar bana verdiğiniz her türlü destek için sizlere gönülden teşekkür ederim.
Genç yaşta bana güvenerek, Tuzla gibi çok güzel ama aynı zamanda da büyük sorunları olan bir ilçenin yönetilmesi görevini emanet ettiniz. Ben de güveninize layık olabilmek için var gücümle çalıştım. Göreve geldiğim günden bu yana tek bir gayem oldu: Tuzla’nın kronikleşmiş sorunlarını çözmek ve siyasi parti ayrımı gözetmeksizin, her bir komşumun hakkını, hukukunu korumak.
Ne yazık ki bazen siyasi hesaplar, halkın ihtiyaçlarının, umutlarının ve haklarının önüne geçebiliyor.
Yaklaşık iki yıldır, önce yetkililere, sonra da sizlere anlatmaya çalıştığım gibi, ilçemiz tarihinin en büyük barınma ve mülkiyet kriziyle karşı karşıya.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Teftiş Kurulu tarafından gönderilen rapor doğrultusunda; yaklaşık 50 bin vatandaşımızın evlerinin yıkılması riski ortaya çıkmış, 16 bin dairenin elektrik, su ve doğal gazının kesilmesi talimatı verilmiştir.
Ortada geçmişten gelen hukuki bir problem olduğu doğrudur; ancak söz konusu olan sadece hukuki ve teknik bir imar meselesi değil, insani bir krizdir.
Üstelik, yıllar boyunca İmar Kanunu açısından sorunlu uygulamaların hayata geçirilmesini sadece seyretmekle yetinen ve meselenin içinden çıkılmaz hale gelmesine müdahale etmeyen İBB’nin de büyük sorumluluğu vardır.
İdarelerin yaptığı hataların bedelini 50 bin masum Tuzlalının, çocukların, ailelerin ödemesini kabul etmemiz hukuken de vicdanen de kabul edilemez.
Bu büyük felaketi önlemek, temel insan hakkı olan barınma ve mülkiyet sorunlarını çözerek, Tuzla’nın geleceğini kurtarmak için mevcut siyasi çatımız altında ve İBB nezdinde, konudan haberdar olduğumuz ilk günden itibaren her türlü girişimde bulunduk. Çözüm modelleri ürettik, rızaya dayalı alternatifler sunduk.
Maalesef, tüm çabalarımıza rağmen çözüm noktasında bir arpa boyu yol alamadık.
Bu düzeyde insani ve toplumsal bir meselede gösterilen duyarsızlığa şahit olmak büyük bir hayal kırıklığı yaşamama neden oldu. Eğer siyaset, halkın barınma hakkının önünde engelse, artık bir karar vermem gerekiyordu. Ben bugün o kararı veriyorum.
50 bin insanın evsiz kalma riskini, çocukların geleceğinin kararmasını sessizce izleyip "parti disiplini ve sadakati" kavramlarının arkasına sığınmayı reddediyorum.
Bugüne kadar mevcut siyasi zeminde çözüm üretmek için tüm girişimleri yaptım. Geldiğimiz noktada sorunun çözümü için karar verici iradeyle aynı zeminde çalışmak Tuzlalılar adına daha doğru bir karardır.
Çünkü benim asıl sorumluluğum, bana oy veren ya da vermeyen bütün Tuzlalılaradır.
Bu nedenle, benim için çok zor ama vicdanımın doğru olduğuna inandığı bir karar aldım. Bugünden itibaren yoluma Adalet ve Kalkınma Partisi çatısı altında devam edeceğim.
Bu kararın merkezinde siyasi ikbalim değil, Tuzla'nın geleceği var. Eğer mesele siyasi ikbal olsaydı, en kolay yol mevcut düzeni sürdürmekti. Kolay olanı değil, Tuzla için doğru olduğuna inandığım yolu seçiyorum.
Biliyorum, kararımı eleştirenler olacaktır. Farklı düşünen herkese saygı duyuyorum. Ancak inanıyorum ki zaman içerisinde bu kararın sebepleri ve Tuzla için doğuracağı sonuçlar daha iyi anlaşılacaktır.
Defalarca dile getirdiğim gibi, bedeli ne olursa olsun 50 bin insanı evsiz bırakmanın vebalini asla boynuma almayacağım.
Saygılarımla
Eren Ali Bingöl
Tuzla Belediye Başkanı
@hilmihacaloglu@poziayda Bir de sanki Ekrem İmamoğlu'nu Mansur Yavaş'tan yüksek buluyorlar gibi anladım konuşmasından ama emin değilim. Doğruysa çoğu araştırmadan farklı bu
@etkilihaberyeni Aynı yayında CHP'nin barajı geçeceğini düşünmediğini de söylüyor. Bu adam 2023 seçimine bir ay kala da aslında RTE'nin potansiyelinin tamamını sandığa getirdiğini, muhalefette durumun öyle olmadığını söylemişti. Ama ne olduysa seçime 3 gün kala KK 49.5 buldular o ayrı.
2019’da İstanbul’u birlikte yeniden ayağa kaldırmak için yola çıktık. Aynı masalarda çalıştık, aynı kamu anlayışını, aynı heyecanı paylaştık. Birimiz şehir plancısıydık, birimiz gemi inşa mühendisiydi. İkimiz de mesleklerimizin içinden gelip kentlerimize hizmet etmeyi seçtik.
2024’te bu kez kendi ilçelerimiz için sorumluluk üstlendik. Şişli’de de Üsküdar’da da tek derdimiz yaşadığımız kente iyi hizmet etmekti.
Bugün ne yazık ki bu ortak hikâye, aynı hukuksuzlukta yeniden kesişti. İyi yetişmiş, üreten belediye başkanlarını özgürlüklerinden mahrum bırakmak bu ülkeye kazandırmaz aksine hepimizden eksiltir.
Sevgili Sinem Başkanım, inanıyorum ki bu zor günler de geçecek. Yine kentlerimizi, yine çocukları, yine kamuyu konuşacağımız günlerde buluşacağız.
@sdedetas
Siyaseti yargı kollarına devreden Saray rejimi bu kez de Üsküdar Belediye Başkanımız Sinem Dedetaş'ı hedef aldı ve tutukladı.
Seçilmiş belediye başkanlarını peş peşe adliye koridorlarına taşıyan, gözaltı görüntülerini servis eden bu tablo anayasal düzene ve milletin seçme hakkına saldırıdır.
Sinem Başkanımız'ın yanındayız.
@shnbatuhann Doğrudur hepsi inanmıyor sonuçta veya en azından çifte standart olduğunu düşünüyorlar ama körü körüne savunan da hiç az değil. Bir de siyaset tarafında da bu kadar haksızlığa karşı zerre ilkesel bir tutum yok, her şey normalmiş gibi takılıyorlar.
Hâlâ bu operasyonları savunan vicdansız insanlar var. Ne hikmetse 2024 sonrası tonla CHP'li/Yeni Partili Belediye başkanının suç örgütü kurduğu anlaşılıyor, AKP'liler ise tertemiz. Böyle saçmalık olmaz. Bu düzen değişmek zorunda.