Bunda hepimizin imzası vardı !
Doğru yaptık. Yine olsa yine yapmalıyız. İktidar muhalefet ayrımı yapmaksızın tüm parti milletvekilleri de böyle yapmalı.
Kürsü dokunulmazlığı dışında bir suç işleme ayrıcalığı kimse için olmamalı.
Şimdi faturayı Kılıçdaroğlu'na keserek linç operasyonuna kendimizi kaptırmak tarihi gerçeği değiştirmiyor.
Özgür Özel, yerel seçimlerde İstanbul Sultangazi'de miting yapıyor.
Chp Sultangazi Belediye başkan adayını tanıtırken,
Biliyor musunuz, Ferhat başkan ile ben aynı gün doğmuşuz.
Vay vay liyakate bak, ne büyük meziyet?
Ne yapayım ulan hangi gün doğduğunuzu?
Bu adam Sultangazi'de yaşamıyor, kendine oy bile kullanamıyor, üstelik lise mezunu.
Özgür Özel ve İmamoğlu'nun liyakat ve emek anlayışı bu.
Bana göre Galatasaray lobisi devletin en üst kademesinden en alt kademesine kadar kadrolaşmış.
Fikstür çekiminden tutun milli aralara kadar en ince ayrıntıyı bile kaçırmıyorlar.
Spor bakanı (spor bakanının odacısı bile olamaz) kalkıyor şampiyon cimbom diye bağırıyor.
Tek adam rejiminde bu kadrolaşmayı başardılar yıllardır sürdürüyorlar.
Tek adam rejimi bir gün gidecek, bu devran yıkılır.
Özgür Özel ve basındaki tarafsız! destekçileri, tüm mesailerini Cumhuriyet Halk Partisini zayıflatmaya ve Kılıçdaroğlu'nu eleştirmeye ayırıyorlar.
Elbet bu halk yolsuzlukları bir gün sorgulayacak.
O zaman ne yapacaksınız?
Tayyip Erdoğan, Kemal Kılıçdaroğlu, Özel, İmamoğlu, Yavaş veya başka biri kim cumhurbaşkanı olursa olsun fark etmez,
Türkiye'nin kurtuluşu parlamenter sistemdedir.
Yasama, Yürütme, Yargı, TSK ve basın bağımsız olmalıdır.
Eğitim ve Sağlıkta fırsat eşitliği olmalıdır.
Türk Milli takımının Dünya kupasında elenmesinin sebebi, tek adam rejimidir.
Galatasaray, Tff, Türk hakemleri, var vs. Bu işin piyonlarıdır.
Tek adam rejiminde liyakat olmaz, sadakat ve biat vardır.
Erman Toroğlu: "Kulüplere boyun eğen TFF yüzünden Dünya Kupası'ndan elendik!"
Ünlü yorumcu ve eski hakem Erman Toroğlu, A Milli Takım'ın erken vedasını ligdeki adaletsizliklere bağladı:
“Orada VAR denen olay çalıştı değil mi? Bizde sen VAR'ın çalıştığını gördün mü? Ondan sonra da Galatasaray başkanı çıkıyor, federasyon başkanına 'Sakın ha' diyor.
O 'Sakın Ha'yı söyleyemediniz. O 'Sakın Ha'yı söyleyemezseniz Dünya Kupası'ndan elenirsiniz."
Dokunulmazlıkların kaldırılmasına ilişkin 20 Mayıs 2016 tarihli oylamada Adalet ve Kalkınma Partisi ile Milliyetçi Hareket Partisinin sandalye sayısı toplamı 357 idi ve bu sayı anayasa değişikliği yapılmasına dair kanun teklifinin kabul edilmesi için yeterli idi.
O tarihteki üye tam sayısı olan 550 milletvekilinin 3/5 çoğunluğu olan 330 oy nisabı ( teklifin kabulü için gerekli çoğunluk) sadece Adalet ve Kalkınma Partisi ile Milliyetçi Hareket Partisinin oyları ile aşılmakta idi.
Ancak teklif bu sayı ile yasalaşacak olsa zorunlu olarak referanduma gidecek ve milletvekilleri hakkındaki iddialar halkoyuna sunulacaktı. Bu durum, o zamanki siyasi atmosferde milletvekillerinin halkoyu ile mahkum edilmesi demek olacaktı.
Hükümetin referandumdan bir sonraki adımı halkoylaması sonucu oluşacak konsolide seçmen tabanı ile bir erken seçime gitmek ve başkanlık sistemi için gerekli halk desteğinin bu yolla sağlamak idi.
Bu anayasa oylamasında CHP’nin 134 milletvekilinden sadece 19 milletvekili teklife evet oyu vermek sureti ile referandum eşiğinin aşılması suretiyle hükümetin oyununu bozmuştur.
Amaç sadece referandum eşiğinin aşılmasıdır. (367 oy)
Yoksa sadece Adalet ve Kalkınma Partisi ile Milliyetçi Hareket Partisinin oyları ile dahi dokunulmazlıklar kaldırılmış ve CHP’nin oyları belirleyici olmamıştır.
Özetle Sayın Demirtaş’ın hapiste olmasından Cumhuriyet Halk Partisini ve Genel Başkanını sorumlu tutmak büyük haksızlıktır.
Mars ve Jüpiter'de akıllı yaşam yok İsmail bey, olsa olsa mikro organizmalar yaşıyordur yer altında, onlarında Dünya'ya getirilmesi günümüz teknolojisi ile mümkün değil.
İsmail Saymaz, CHP içinde Özgür Özel ve Kılıçdaroğlu’nun durumlarını kıyasladı:
• Seçmenin ezici bir kısmı Özgür Özel ile beraber heyecan duyuyor.
• Delegelerin en az 1000 tanesi, Özgür Özel’e imza attılar.
• Yani Kılıçdaroğlu’nun bile 650 oy aldığı kongrenin delegelerinden bahsediyorum.
• Aynı şekilde parlamento grubunun 113’ü Özgür Özel’e imza attı.
• Belediye başkanlarından şu an Kılıçdaroğlu ile beraber fotoğraf çektiren belediye başkan sayısı 10-15’tir.
• Geri kalanı Özgür Özel’in ne yapacağına bakıyor.
• Şimdi böyle bir partide yürütülecek etkin bir parti içi mücadele onun geri alınmasını sağlayabilir.
• Yani Kılıçdaroğlu yönetimi sırf olağan kurultay için Mars’tan Jüpiter’den delege de getirse o delege yine Özgür Özel’e oy verir.
• Benim kanaatim o.
• Dolayısıyla önceliğin bu olması gerektiği, CHP’den kolayca vazgeçilmemesi gerektiğini söylüyorum.
Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu:
“Bana diyorsunuz ki ‘Erdoğan mı sizi destekliyor?’
Bu kadar büyük mücadele yapmış bir kişiye bu soru sorulur mu? Benim söylemediğim, konuşmadığım şeyleri yazıyorlar.
Ahlaki yapım belli, ailem belli, partiye bağlılığım belli.
Yolsuzluklarla, haksızlıklarla mücadele ettim, geldim buraya kadar.”
Dokunulmazlıkların kaldırılması süreci, verdiğimiz hukuk mücadelesi ve yalan bilgilerle çarpıtılmak istenen gerçekler;
Son dönemde geçmişteki milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılması süreci üzerinden yapılan haksız eleştiriler ve oluşturulmaya çalışılan algılar karşısında, gerçekleri ilk günkü netliğiyle halkımızla paylaşmak bir zorunluluk hâline gelmiştir.
Şu anda hiçbir dokunulmazlığı olmayan ve Erdoğan’ın açtığı birçok davada onlarca yıl hapis cezasıyla yargılanan, bir kısm��ndan da ceza almış bir siyasetçi olarak tekrar söylüyorum; kürsü dokunulmazlığı dışında hiçbir dokunulmazlığı doğru bulmuyorum.
22. Dönem milletvekillerimizin ve aday adaylarımızın noter huzurunda, kendilerine tanınan dokunulmazlık ayrıcalığından faydalanmayacaklarını beyan etmeleri de bizim konuya bakışımızın göstergesidir.
2016 yılındaki dokunulmazlıkların kaldırılma sürecinde AKP, anayasa değişikliklerini referanduma götürerek yapmak istedi. Bu, ülkenin üzerine bir karabasan çöktürme niyetiydi. Bağrımıza taş bastık, risk aldık; bu karabasanı ve ülkenin tehlikeli bir biçimde kutuplaşmasını engelledik.
Sayısal çoğunluğumuz ancak buna imkân verdi. Dönemin milletvekili arkadaşlarımız her adımına şahittir.
Biz, iktidarın bu algı operasyonunu ve kurduğu siyasi tuzağı bozmak, bütün milletvekillerinin hiçbir suçtan korkusu olmadığını göstermek adına o dönem “Evet” dedik.
Bu karar, iddia edilenin aksine, siyasi bir günah veya teslimiyet değil; iktidarın elindeki en büyük propaganda silahını elinden alma hamlesiydi.
Üstelik o günkü anayasal ve yasal sürece göre, dokunulmazlığı kalkan bir siyasetçinin tutuksuz yargılanması, yargılama bittikten sonra eğer bir ceza kesinleşirse gereğinin yapılması gerekiyordu. Ancak iktidar, yargıyı sopa gibi kullanarak yasal süreci ve evrensel hukuk ilkelerini çiğnedi; milletvekillerini apar topar gözaltına alıp tutukladı.
Burada suçlanması gereken muhalefet değil, hukuku katleden Saray rejimidir.
Bu sürecin perde arkasını, hukuki boyutunu ve o günkü siyasi iklimi en iyi bilen kişilerden biri de Sayın Selahattin Demirtaş’tır. Biz, Sayın Demirtaş’ın ve tüm siyasi tutsakların haksız, hukuksuz bir şekilde cezaevinde tutulmasına karşı ilk günden beri en gür sesi çıkardık; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanması ve Demirtaş’ın özgürlüğü için meydanlarda, Meclis kürsülerinde ve Adalet Yürüyüşü’nde her zaman en ön safta mücadele ettik.
Hal böyleyken, bugün gelinen noktada hem bu büyük hukuk mücadelesini görmezden gelen hem de el altından Erdoğan yönetimiyle pazarlık masasına oturan ve sözüm ona Sayın Demirtaş’ın yol arkadaşı olduğunu iddia eden bazı kişilerin tavırları tam bir tutarsızlıktır.
Biz geçmişte kurulan tuzakları bozarak hukuk zemininde kalırken, bugün Erdoğan’ın muhalefeti bölme oyunlarından biri olan dokunulmazlık meselesini yalan ve yanlış bilgilerle kamuoyunda işleyen siyasetçi ve gazeteciler, bilerek ya da farkında olmadan iktidara hizmet etmektedir.
Bizim ne halkımıza karşı bir günahımız ne de Adalet Yürüyüşü’müzden bir milim sapmamız vardır! Dün olduğu gibi bugün de ilkeli duruşumuzdan taviz vermeden; hem Saray rejimiyle hem de onunla iş birliği yaparak demokratik muhalefeti zayıflatmaya çalışanlarla mücadele etmeye kararlıyız.
Buradan bir kez daha ilan ediyorum:
Sayın Demirtaş’ın, Selçuk Kozağaçlı’nın, Can Atalay’ın, Gezi tutuklularının, haksız yere tutuklu bulunan bütün belediye başkanlarımızın ve bu milletin her bir üyesinin hakkını sonuna kadar arayacağımı bilmenizi isterim.
Bu ülkede tek bir adaletsizlik, tek bir mazlum kalmayana dek; herkes için adalet, herkes için hukuk demeye inatla ve kararlılıkla devam edeceğiz!
Senin için, "Sahibi kaçak Fetöcü olan kanalın; İmamoğlu'nun maşası, Özgür Özel'in tetikçisi, satılmış, piyon, aparat.." deniliyor.
Bu görevi üstlenmeyi sürdürecek misin, ileride çocuklarının yüzüne bakabilecek misin, için rahat mı?
Senem Toluay Ilgaz, sana böyle sorsam mutlu olur musun?
Üstelik bunu programın daha en başında, bismillah demeden 'ilk soru' diye yapıyorsun.
Yaptığın kötülüğün karşılığını elbet bir gün bulursun.
@ilgazsenem
Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu:
“Memleketi bu hâle getiren birisiyle neyi müzakere edeceksiniz?
Müzakere edilmez, mücadele edilir.
Geçmişte Meclis Başkanlığı yapmış AK Partili bir kişiyle CHP Genel Başkanı iki saat ne görüşür?”
Genel başkan olduğunu söyleyen kişi,
Genel başkan yardımcılarına rüşvet verdim diyen bir şerefsiz var.
Kim bu Genel başkan yardımcıları, sen biliyor musun?
Rüşvet alan da veren de, rüşveti bilip söylemeyen de şerefsizdir.
Sayın İl Başkanım,
Cumhuriyet Halk Partisi'nin Sultangazi'de yaklaşık 100.000 oydaşı, 15.000 üyesi, 100 civarı da yönetim kademelerinde hizmet verenleri olmasına rağmen,
Özel, İmamoğlu ve Çelik üçlüsü, Gaziosmanpaşa'dan lise mezunu bir belediye başkan adayı getirdiler.
Bunların emeğe ve emek verenlere saygısı bu kadar. :)
Hırsızlık sadece cüzdandan para almak değildir. Kimi zaman birinin emeğini, kimi zaman umutlarını, kimi zaman da insanların zamanını çalmaktır. Bazı hırsızlıkların mahkemesi vardır, bazılarının ise sadece vicdanı.
Hırsızlık sadece cüzdandan para almak değildir. Kimi zaman birinin emeğini, kimi zaman umutlarını, kimi zaman da insanların zamanını çalmaktır. Bazı hırsızlıkların mahkemesi vardır, bazılarının ise sadece vicdanı.