📍🇹🇷❤️🇯🇵
📍2025 yılı biterken yeni yayın ✍🏻
📍II. Dünya Savaşı Sonrasında Türkiye'nin Japonya Stratejisini yazdım...
📍Bu projeye beni davet eden Hacettepe Üniversitesi'nden hocalarımıza teşekkür ediyorum.
📍 Ayrıca #Yoshinorimoriwaki'nin sunuş yazısı oldukça kıymetli, zira👉🏻2
Gazetelerde ve sanal medyada okuduğum haberlerde, BMGS Guterres’in Kıbrıs şahsî temsilcisinin bir Kıbrıs çözüm plânı hazırladığı ve bunu hazırladığı ve bunun yakında ilgili taraflara sunulacağı iddia edilmektedir.
Bu iddia üzerine medyada yapılan değerlendirmelerde plânın KKTC’nin toprak tavizinde bulunmasını ve Türkiye’nin Ada’daki askerî varlığını önemli ölçüde azaltmasını gerektireceği üzerinde haklı olarak durulmaktadır.
Şunu ifade etmem gerekir ki böyle bir plân her şeyden önce KKTC’nin varlığının sona ermesi sonucunu yaratacaktır.
KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ile GKRY lideri Nikos Hristodulidis'in geçtiğimiz Kasım ve Aralık aylarında Ada’da yaptıkları temas ve görüşmelerde federal çözüm şekli üzerinde mutabık kaldıklarını BMGS 5 Ocak 2026 tarihli raporunda kayda geçirmiştir.
BMGK 30 Ocak’ta kabul ettiği kararında federal çözümü tarafların kabul etmesini, diplomasinin dayatma ifade eden kelimeleriyle istemiştir. Hem de bunu 35 ve 25 yıl önce BMGK’nin kabul ettiği iki Kararı referans vererek yapmıştır.
BMGK son 35 yılda sadece KKTC’de değil, Dünya’da köprünün altından çok sular geçtiğini dikkate almamıştır.
Erhürman ve Hristodulidis'in "federal çözüm" üzerinde mutabık kalmaları KKTC'nin önceki Cumhurbaşkanı Tatar’ın açıkladığı ve Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın destek verdiği, geçen dört BM Genel Kurulu’nda dünyaya duyurduğu ve KKTC’nin uluslararası camianın üyeleri tarafından resmen tanınmasını talep ettiği “egemen eşitlik temelinde iki devletli çözüm” hamlesinden vazgeçtiği anlamına gelecektir.
Tarihî bir gerçeği hatırlatmak isterim:
Kıbrıs konusu Türki Milleti’nin davasıdır. Türkiye’de Kıbrıs uyuşmazlığı 1952’de Türk Gençlik örgütleri tarafından Millî Dava olarak nitelenmiştir. 1954 yılında merhum Başbakan Menderes’in kurduğu ikinci Hükûmetin Programında Kıbrıs konusu “Millî Dava” olarak nitelenmiştir. Bu kavramı sonraki siyasî liderler de kullanmışlar ve "Millî Dava" kavramı çeşitli Hükûmetlerin programlarında yer almıştır.
KKTC’de ve Türkiye’de iktidarda bulunan siyasî Parti (veya Partiler) kendilerinden önceki iktidarın Kıbrıs konusunda elde ettiği kazanımları muhafaza eden; ortaya çıkan müsait fırsatları değerlendirerek yeni ileri adımlar atan politikalar izlemişlerdir. Bunda başarılı olmuşlardır. Türk Milleti bugüne kadar Kıbrıs Davası’nda attığı ileri adımları hiçbir zaman geri almamış, geri adım atmamış, bütün baskılara, dayatmalara Milletçe karşı koymuştur.
Merhum Dr. Fazıl Küçük’ün açtığı enosis’e karşı direniş ve Kıbrıs Türk halkının varoluş mücadelesi bayrağını daha sonra merhum Rauf R. Denktaş teslim almış ve ebediyete kadar dalgalanacak olan KKTC Bayrağı olarak göndere çekmiştir.
Şunu da hatırlayalım:
Annan Plânı’nı çerçevesinde hazırlanan ve İsviçre modeline göre federal çözüm öngören Antlaşma metnini 24 Nisan 2004 referandumunda Kıbrıs Rum halkının yüzde 76 oyla reddetmesinden donra yayımladığı 28 Mayıs 2004 tarihli ve S/2004/437 sayılı raporunun 86. paragrafında şu değerlendirmeye yer vermişti:
“Şayet Kıbrıslı Rumlar, siyasî eşitliğe dayalı bir federal yapı içinde iktidarı ve refahı Kıbrıslı Türklerle paylaşmaya hazırsalar, bunun sadece sözle değil hareketleriyle de kanıtlanmasına ihtiyaç vardır.”
Soruyorum?
Referandumdan bugüne kadar geçen 22 yıl içinde Kıbrıs Rum halkı ve liderliği iktidarı ve refahı Kıbrıslı Türk halkı ile paylaşmaya hazır olduklarını gösterecek hangi somut hareketi yapmıştır, göstermiştir?
Komünist AKEL Partisi’nin Cumhurbaşkanı Erhürman’ın daha önce Genel Başkanlığını yaptığı Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) ile olan protokollere de bağlanmış ideolojik yoldaşlık ilişkisi sorumun cevabı için elbette yeterli değildir.
Millî Kıbrıs Davamızda 2020 Ekim ve Kasım aylarında yapılan tarihî hamleden geri dönmek millî bir hedeften sapma, inhiraf olur. Bu da aynı zamanda dalalet ve gaflet demektir.
📍Tesadüf mü? Yoksa bilinçli bir tercih mi ?
📍 Türkiye'de toplanacak NATO zirvesi öncesi oldukça manidar bir paylaşım oldu. Modern Türkiye ve Rusya'nın dostluk bağlarına güçlü bir vurgu var.
📍NATO zirvesinde alınacak kararlar Türk ve Rus dostluğunun yönünü belirleyecektir.
📄 30 Haziran 1921'de, Halk Komiserleri Konseyi Başkanı Vladimir Lenin, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne (TBMM) 5 milyon altın ruble (bugünün parasıyla yaklaş��k 452 milyon ABD dolara denk geliyor) tutarında mali yardım sağlayan bir kararname imzaladı.
Genç Sovyet ve Türk devletleri arasındaki ilgili anlaşma, TBMM hükümetinin Dışişleri Bakanı Bekir Sami başkanlığındaki bir Türk heyetinin Moskova ziyareti sırasında, 1920 yazında sağlandı.
Türk Milli Kurtuluş Savaşı döneminde, yalnızca Sovyet hükümetinden gelen toplam mali desteğin 10 milyon altın ruble (bugünkü değeri yaklaşık 0,9 milyar ABD dolara denk geliyor) olduğunu belirtmek gerekir.
#DostlukNamına
Türkiye’ni Ege adalarındaki askeri üsleri vurma hakkı vardır. Paris anlaşmasının gereğini ikaz edip ardından müdahalesini yapabilir. Her nedense Türkiye Paris anlaşaması yok gibi davranıyor.
Partiler de konuyu bilmiyorlar
Karslı hemşehrim Barış Beyin "Atatürk'ün partisi" ifadesi trajikomik. Seyyit Rıza'nın varisiyiz diyenlerin saltanat kavgası verdiği hangi parti Atatürkçü olabilir.
Barış Yarkadaş: "Hak yerini buldu. Çalınan partimizi geri aldık.
Atatürk’ün partisi artık şaibeler ile anılamayacak.
Bu günleri de gördük ya… Artık ölsek de gam yemeyiz…"
Mansur Yavaş Cumhurbaşkanı olmak istiyorsa bu süreci aktif olarak kullanmalı, liderlik yapmalıdır. Aksi takdirde geçen seçimde olduğu gibi aday bile olamaz.
Özgür Özel ile görüşen Mansur Yavaş:
• Partiye bu şekilde polisin de girilmesi son derece yanlış.
• Yüzyıllık bir partiye bu şekilde polisin girmesi… Hoş olmadı.
• Allah korusun, başka bir şey de olmadı ama polisler de bizim, canımız, ciğerimiz.
Her kriz aynı zamanda yeni fırsatlar doğurur. CHP'nin içindeki kliklerin mücadelesi yahut asırlık bir hesaplaşma denilebilecek sahnelere şahit oluyoruz. CHP ancak buradan kendi kimliğini bularak çıkabilir. Diğer taraftan Türk siyaseti ibretlik bir sınav veriyor !
“Askeri ve Jeopolitik Perspektiften ABD/İsrail-İran Savaşı ve Türkiye” başlıklı raporumuz yayımlandı.📣
⚔️ Savaşın kaderini artık cephedeki güç mü, veri ve teknoloji üstünlüğü mü belirliyor?
🚀 Dronlar, füzeler ve hava savunma sistemleri savaşın seyrini nasıl değiştiriyor?
📡 Elektronik harp ve yapay zeka destekli sistemler çatışma sahasında nasıl rol oynuyor?
🧭 ABD/İsrail-İran Savaşı, Türkiye için hangi güvenlik derslerini ortaya koyuyor?
🔺Raporun tamamını okumak için👇🏻
https://t.co/59r0i3nbPi
Bakü Fatihi Nuri Paşa (Enver Paşanın kardeşi), Mondros Mütarekesini müteakip İngilizler tarafından tutuklanıp Batum'daki Ardahan Kışlasına hapsedildikten sonra 8-9 Ağustos 1919 gecesi yapılan bir operasyonla kurtarıldı. Baskın sırasında 2 İngiliz subayla 4 asker öldürüldü.
Karamanoğlu Mehmet Bey tarafından 13 Mayıs 1277’de ilan edilen fermanla Türkçe, Anadolu’da ilk kez resmî dil olarak kabul edilmiştir.
Kadim dilimiz Türkçenin korunması, geliştirilmesi ve gelecek nesillere aktarılması adına tarihî bir dönüm noktası olan bu anlamlı gün vesilesiyle aziz milletimizin 13 Mayıs Türk Dil Bayramı’nı kutluyoruz.
@NazimKuruca Karadeniz bölgesinin iç sularla beraber somon üretim kapasitesinin maddi değeri yaklaşık 10 milyar dolar. Türkiye tüm madencilik faaliyetlerinden 6,5 milyar dolar kazanıyor. Üstelik alabalık üretiminde kârlılık daha fazla tüm girdiler yerli.
Kime anlatacaksınız?
36 Osmanlı Padişahı içerisinde en ayrıksı olanı, imparatorluğun gerçek kurucusu Fatih Sultan Mehmet, 3 Mayıs 1481'de vefat etti. Ondan sonra gelen Türk büyüğü Atatürk oldu. İnönü'nün deyimi ile milletlere büyük adamlar 500 yılda bir gelir. Rahmet ve saygıyla...
Parti fark etmeksizin, Kars'ın "vekilleri" çevre illerdeki sportif başarıları kutlamak için yarışa girdiler. Acaba "vekilerimizin" Kars Spor'dan haberleri var mıdır?
Amedspor’un elde ettiği bu tarihi başarıyı yürekten kutluyorum.
Sezon boyunca karşılaşılan tüm haksızlıklara, adaletsizliklere ve ayrımcı uygulamalara rağmen; sahada emeğin, inancın ve dayanışmanın gücü kazandı. Bu başarı, eşitlik ve adalet mücadelesine gönül veren herkesindir.
Başta futbolcular olmak üzere, teknik heyeti, kulüp emekçilerini ve her koşulda takımının yanında olan büyük taraftarını kutluyorum.
Amedspor’un bu onurlu yürüyüşü ve başarısı hepimize umut olmaya devam edecek.
Her Bijî Amedspor!
#amedsporsüperligde #amedspor