Mustafa Kemal, Sultan Beyazid Camii Vaizi Abdurrahman Kamil Efendi’den ertesi günkü Cuma hutbesinde Kurtuluş Savaşı’nın öneminden söz etmesini istemiştir. Gecenin ilerleyen saatlerinde Abdurrahman Kamil Efendi, yarınki Cuma hutbesine hazırlanması gerektiğini belirterek Mustafa Kemal’den müsaade istemiştir. Bunun üzerine Mustafa Kemal ayağa kalkarak:
“Yanınıza bir adam katayım, karanlıktır” deyince,
Abdurrahman Kamil Efendi, Mustafa Kemal’in gözlerinin içine bakarak: “Gözlerinizin ışığı beni götürür paşam...” demiştir.
Bu söz üzerine biraz duygulanan ve düşünen Mustafa Kemal, hocaya:
“Baba!
Bu işte muvaffak olmak da var, olmamak da...
İnşallah muvaffak olacağız. Eğer olamazsak bizi asarlar.
Kelle gider!
Ne dersin?” diye sorunca, Hoca Kamil Efendi, yine Mustafa Kemal’in o derin mavi gözlerinin içine bakarak:
“Oğul! Sen ki genç yaşta başını vatan millet uğruna feda etmişsin, benim bu ihtiyar kelleyi de koy senin uğruna feda olsun” demiştir.
Kaynak: Bizden biri Atatürk, S. 26 - 27
Dr.Zafer Soylu
Ankara Güvenpark’ta 15 gündür sadece bir hak arayışı değil, vatan uğruna ödenen ağır bedellerin sessiz haykırışı var.
Aralarında iki gözünü kaybeden, ayağını kaybederek protezle yaşamını sürdüren, tekerlekli sandalyeye mahkûm kalan ve bedenlerinde yüzlerce şarapnel parçasıyla yaşam mücadelesi veren terörle mücadele gazileri bulunuyor.
Bu kahramanlar, vatan için hiçbir fedakârlıktan kaçınmadılar. Bugün ise 15 gündür Türkiye’nin başkenti Ankara Güvenpark’ta, emsal özlük hakları ve adalet talep ediyorlar.
Vatan için uzuvlarını verenlerin, adalet için 15 gündür meydanlarda bekletilmesi milletin vicdanını yaralamaktadır. Gazilerin istediği ayrıcalık değil; hak ettikleri eşitlik, verilen sözlerin tutulması ve geciken adaletin bir an önce tecelli etmesidir.
Güvenpark’tan 15 gündür y��kselen bu sessiz çığlık duyulana kadar, gazilerin onurlu adalet mücadelesi tarihe not düşmeye devam edecektir. Adalet geciktikçe vicdanlar da yaralanmaya devam edecektir. #GazileriminYanındayım #Güvenpark #ankara #SONDAKİKA #gündem #gazi #şehit #basın
Prof.Dr.Yusuf Halaçoğlu:
Şey Sait'e ,1 .Dünya Savaşı'nda Rus Ordusuna yardımlarından ötürü 500 bin Türk'ü katleden Ermeni çetelerinin de olduğu törende Ruslar tarafından övünç madalyası verilmiştir. Video Rus arşivlerinde mevcuttur, tarafımdan yayınlanmıştır.
Şeyh Sait Ruslara yardım ettiğinde Osmanlıya ,Halifeye ve İslam'a ihanet etmiyormuydu ?
Osmanlı'nın yapamadığını Atatürk yapmış, Şeyh Sait'i vatana ihanetten asmıştır.
Şeyh Sait ,bölücü ayaklanmasına dine alet eden klasik bir siyasal İslamcıdır. İsyanı din ile alakalı değil genç Cumhuriyet'i yıkmaya yönelik İngiliz destekli bir isyandır.
Kazakistan'da evlenmeye hazırlanan gelin, damattan mehir olarak pahalı bir otomobil istedi.
Başka bir şey iste diyerek gelini uyaran damat, konu uzayınca nikahı terk etti!
Uzaktan atına el sallayan kadına, hayvanın büyük bir coşkuyla dörtnala koşarak karşılık verdiği o anlar kameraya yansıdı; insan ile hayvan arasındaki sevgi bağı izleyenleri duygulandırdı.
Almanya’da seyir halindeyken Manisalı bir Tır sürücüsüne denk gelen sürücü:
“Almanya’da otobanda harika bir şeye denk geldim. Şunun güzelliğine bakar mısınız! Tüylerimizi diken diken etti.”
Piyano çalan bir kişinin yanına gelen küçük kız, kemanıyla müziğe eşlik edince ortaya adeta büyüleyici bir uyum çıktı.
O anlar izleyenlere unutulmaz bir final yaşatırken, performans kısa sürede büyük beğeni topladı.
Avrupa Parlamentosunda tarihi protesto!
Polonyalı milletvekili Konrad Berkowicz, parlamentoda gamalı haç eklenmiş bir İsrail bayrağı açtı:
“İsrail yeni bir Üçüncü Reich’tır, bu yüzden bayrağı da böyle görünmeli. Filistin genelinde yürüttüğünüz soykırımı kınıyorum. Sizi Nazi olarak görüyorum.”
1951'de Amerika'da yayımlanan Caucasus dergisinde "Hayret verici siyasi kehanetler" başlığı altında bir yazı yayımlanıyor. Bu yazı Atatürk'le General McArthur arasında 1932 yılında yapılmış olan bir konuşmayı naklediyor. Generalin sorusu üzerine Atatürk, gelecekteki savaş ihtimalleri üzerine şu tahlil ve tahminlerde bulunuyor:
"Almanya, kısa sürede büyük bir ordu meydana getirebilecek ve İngiltere ile Rusya hariç, bütün Avrupa'yı işgal edebilecek yetenektedir. Savaşın patlaması 1940-1945'ten daha sonraya kalmayacaktır. Fransa büyük bir askeri güç oluşturma yeteneğini kaybetmiştir. İngiltere artık, adalarının savunması bakımından Fransa'yı hesaba katamaz. İtalya Mussolini'nin yönetiminde şüphesiz önemli ölçüde yükselmiş ve ilerlemiştir. Mussolini, gelecek savaşa katılmaktan kaçınırsa, İtalya'nın dış görünüşündeki büyüklüğün yarattığı tehditten yararlanarak, barış konferansı masasında ana rollerden birini oynayabilir. Ama, korkarım ki, İtalya'nın bugünkü şefi,bir Sezar rolü oynamanın cazibesine dayanamayacak ve İtalya'nın bir askeri güç olma yeteneğinden uzak olduğu gerçeğini hemen ortaya koyacaktır. Amerika, tıpkı geçen savaşta olduğu gibi, tarafsız kalamayacak ve Almanya, Amerika'nın savaşa katılması sonucu yenilecektir. (...) Avrupa'da patlayacak savaşta, zafer kazanacak olan İngiltere, Fransa ve Almanya değil, fakat, Bolşevik Rusya olacaktır."
(Cemal Erginsoy, Atatürk'ü Araştırma Merkezi Dergisi, sayı 2, s. 538.)
Amerikan dergisi, bu konuşmayı "hayret verici kehanet" olarak vasıflandırıyor. Sonradan gelişen olayların, bu yorumları 'yüzde yüz' oranında doğrulamış olması karşısında, dergi, daha başka nasıl bir niteleme yapabilirdi?
Arnold Toynnbee diyor ki:
"Bir an için tahayyül ediniz ki: Batı dünyasındaki rönesans, reformasyon, bilim ve düşünce ihtilali, Fransız inkılabı ve sanayi devrimini, Atatürk, bir insan ömrüne sığdırmıştır." (s.559)
Prof.Dr. Herbert Melzig diyor ki:
"Büyük Yunan filozofu Platon'un, 'Krallar filozof olsa ve filozoflar kralların tahtında otursaydı...' şeklindeki dileği, iki bin yıllık tarihte gerçekleşmedi. Halbuki, 20. yüzyılda ilk defa olarak Atatürk'ün şahsında Platon'un istediği gibi kelimenin tam anlamıyla bunu görmekteyiz. O, dâhi bir fikir adamı olarak bir miletin, yani Türk milletinin mukadderatını ele almış ve bu milletiyle atıldığı Kurtuluş Savaşı, bu milletin medeni durumunu değiştirmiş bir inkılap ve diğer milletlerin haklarını da koruyan barış ile insanlığa muhteşem bir örnek vermiştir."
Şimdi;Atatürk gibi bir vatansever ve dahîye dil uzatanların aczini daha net görüyorum.Yetersizsiniz, liyakatsizsiniz, cahilsiniz ve bu durumunuz cüretinizi daha aptal gösteriyor.Siz kimsiniz?Gazi Paşa kim? Bir kendinize gelin..