ÜZGÜNÜZ, KIZGINIZ, ÖFKELİYİZ!
İstanbul Ağaç A.Ş. işçisi arkadaşımız Fadıl ÇİÇEK, çalışma sahasında, orta refüje doğru ilerlerken, bir aracın çarpması sonucu yaşamını yitirmiştir.
Fadıl ÇİÇEK’in ölümü sıradan bir trafik kazası olarak geçiştirilemez.
Trafik güvenliği sağlanmadan, karayolları yakınında çalışma yapılmasına izin verilmemesi, alınması gereken ilk işçi sağlığı ve güvenliği kuralıdır. Ancak, İBB ve Ağaç A.Ş. işverenliği tarafindan, bu temel İSİG kuralına dahi riayet edilmemiş ve bir kardeşimizin daha iş cinayetinde hayatını yitirmesine neden olunmuştur.
Karayolları yakınında çalışan belediye işçileri her gün benzer risklerle karşı karşıya bırakılmakta, bu konuda uyarılarımıza rağmen tek bir önlem alınmamaktadır.
İSİG çalışmaları yalnızca evrak düzenlemekten ve göstermelik önlemlerden ibaret olamaz. Gerekli tedbirlet alınmadan, işçilerin karayolu yakınlarında çalıştırılması, iş cinayetlerine davetiye çıkarmaktır.
Fadıl Çiçek’in yaşamını yitirmesine neden olan ihmaller tüm yönleriyle açığa çıkarılmalı, sorumlular hesap vermeli ve benzer ölümlerin yaşanmaması için gerekli tedbirler derhal alınmalıdır.
Başta ailesi olmak üzere yakınlarına ve tüm çalışma arkadaşlarına başsağlığı ve sabır diliyoruz.
Fadıl Çiçek’in ölümü kaza değil, iş cinayetidir!
İş cinayetleri kader değildir!
Bu adam örgütten yetişmiş, partinin "evladı" olan biriydi, değil mi? Yıllarca makam, mevki sırasına girmiş insanların toplandığı bir yeri "baba ocağı" diye pazarladılar. Şu günlerde en çok da bu arabesk, arkaik yapının söylemlerinin boş olduğunun ortaya çıkmasına seviniyorum.
Güvenlik soruşturması bahanesiyle İBB'ye bağlı Ağaç A.Ş.'den işten çıkarılan işçiler olarak, 90 gündür sürdürdüğümüz haklı direnişimizi görmeyen; adında "halk" olan ama halkın kendisi olan işçileri görmezden gelen Halk TV'yi ikinci kez ziyaret ederek bu tutumunu protesto ettik.
AKP ve AKP'ye yakın holdingler emekçilere haksızlık yaptığında "emek dostu", "işçi dostu" söylemleri kullanan Halk TV'nin, aynı haksızlık İBB tarafından yapıldığında emeği ve emekçiyi görmezden gelmesi kabul edilemez.
Halk TV'ye, NOW TV'ye ve Sözcü TV'ye soruyoruz:
Haksızlığa karşı tavrınızı siyasi kimliklere göre mi belirliyorsunuz? Emek mücadelesini "bizim mahalle, sizin mahalle" anlayış��yla mı değerlendiriyorsunuz?
İşçinin hakkı söz konusu olduğunda iktidara da muhalefete de aynı mesafede duramayan bir yayıncılık, emekten değil; siyasetten yana tavır almış olur.
Bizler emeğimizi, alın terimizi ve onurumuzu savunmaktan vazgeçmeyeceğiz. İşimize dönünceye kadar mücadelemiz kararlılıkla sürecek.
@halktvcomtr
@nowhaber
@gazetesozcu
@eczozgurozel
@CAOIletisim11
@nuriaslan_tr
@yoduman
SERMAYENİN DE BAKANLIĞIN DA OYUNLARINI BOZDUK, BARAJLARI YİNE AŞTIK!
Bakanlık, binlerce üyemizi farklı işkollarında göstermeye, lehimize olan işkolu kararlarını geciktirmeye devam ediyor…
Sermaye, örgütlendiğimiz işyerlerine sarı sendikaları çağırıyor, bu sendikalara üye olmayanları işten çıkarıyor, fişliyor...
Sendikamız BTO-SEN’in tüm bunları yanıtı, daha çok mücadele, daha çok direniş ve daha çok zafer olmaya devam ediyor…
Sendikamıza karşı yapılan tüm girişimlerin tek bir amacı var: işkolumuzdaki işçilerin sarı sendikalara mahkum kalması…
Ancak, BTO-SEN bunlara izin vermedi, vermeyecek…
28 Temmuz 2026 Resmi Gazete'de yayımlanan Temmuz ayı İşkolu İstatistikleri gösterdi ki bu oyun bir kez daha bozulmuştur. BTO-SEN, tüm bu engellemelere rağmen barajı yine aşmıştır.
Ancak biliyoruz ki asıl mesele istatistik dönemlerinde barajları aşmak değil; işçinin örgütlenme ve toplu sözleşme yapma hakkının önündeki en büyük engel olan 6356 sayılı Kanun'daki işkolu barajını ortadan kaldırmaktır.
Bir kez daha diyoruz ki Tarım İşçileri, Ormacılık İşçileri, Sera İşçileri, Hayvancılık İşçileri, Balıkçılık işçileri…
Hiç Biri Yaln��z Değil, Tek Biri Bile Geride Değil…
Hep Birlikte Mücadele Edeceğiz…
Hep Birlikte Kazanacağız…
Birleşik Tarım Orman İşçileri Sendikası (BTO-SEN)
Genel Yönetim Kurulu
CHP'nin rozet töreninde salonda bulunanların en az 200'ü sahte figüran CHP'li ile dolduruldu.
Kılıçdaroğlu'nun rozet töreni için 950 TL’ye cast ajanslarından tutulan figüranlar arasında Mısırlı, Özbekistanlı göçmenler, atanmayan öğretmenler, öğrenciler vardı.
Arka bahçelerde slogan provası yaptırıldı. 50 kişiye CHP Gençlik Kolları yeleği giydirildi.
Not: Haberi yalanlayan herkese alandan fotoğrafımı bırakmak istiyorum. Destekleyen herkese ayrı ayrı teşekkür ediyorum.
Mütevazi, samimi, emekçi Cebrail..
Emekçi semtlerinde uyuşturucu çetelerine karşı mücadele yürüttü, 2013'te çeteler tarafından vurularak ağır yaralandı.
Gezi'den Roboskî'ye Suruç'a, Gülsuyu'ndan Adana'ya kadar bir çok yerde emek verdi. Hayal ettiği yaşama göre ilerledi.
Çocuklarımız 'Milli Eğitim ve Çalışma Bakanlıkları eliyle' Mesleki Eğitim/MESEM adı verilen iş cinayeti, sömürü, şiddet çarkındalar..
Aksaray Yeni Sanayi Sitesindeki bir oto tamircide çırak olarak çalışan 13 yaşındaki çocuk işçi, kalfa tarafından ıslak havlu ile dövüldü..
Ağaç A.Ş işçileri her defasında size gerçek muhalefet ve hak savunuculuğu nasıl yapılır öğretiyor ve siz bundan en ufak bir ders çıkarmıyorsunuz.
@eczozgurozel@nuriaslan_tr
@ozgurcelikchp
@yoduman ( Bu dersi en çok senin çıkarman gerekiyor )
Yeni Şafak Gazetesi'nin Haberi Üzerine Zorunlu Açıklama
Haberde bahsi geçen işten çıkarılmış işçilerin tamamı Ağaç A.Ş.'de 2020 yılından sonra işe başlamış olup, tamamı son iki buçuk ay içerisinde işten çıkarılmıştır. İstanbul'un parklarını, bahçelerini, yeşil alanlarını ve otoyol kenarlarını emekleriyle var eden bu işçiler, İBB bürokratları tarafından "güvenlik soruşturması" bahanesiyle haksız ve hukuksuz biçimde işlerinden edilmiştir.
Haberde oluşturulmaya çalışılan algının aksine, işten çıkarılan işçiler arasında her siyasi görüşten emekçi bulunmaktadır. Bu işçilerin neredeyse yarıs�� CHP üyesi, tamamına yakını ise DİSK üyesidir. Dolayısıyla ortada siyasi aidiyet meselesi değil; hukuksuz biçimde işinden edilen emekçilerin yaşadığı ağır mağduriyet vardır.
Vatandaşların doğru habere ulaşma hakkı bakımından gazetecilerin ve gazetelerin mesleki etik ilkelere bağlı kalması son derece önemlidir. Haber gerçekleri esas alarak hazırlanmış olsaydı, belki haksızlığa uğrayan Ağaç A.Ş. işçilerinin sesinin duyulmasına katkı sağlayabilirdi!
Bu haber vesilesiyle İBB bürokratlarına da birkaç söz söylemek gerekmektedir. Haberde kullanılan görüntüler tarafımızca çekilmemiştir. İBB bürokratları verdikleri talimatlar nedeniyle çok iyi bilmektedir ki eylemimiz sırasında yemeğe ve suya erişimimiz engellenmiş, görüntü almamızın önüne geçilmeye çalışılmıştır.
Buna rağmen bugün görüyoruz ki, telefonlarımız elimizden alınmaya çalışılırken, üzerimize güvenlik görevlileri yönlendirilirken ve fiziksel müdahaleye maruz bırakılırken; kendi içlerinden birileri kayıt yapmış ve elde edilen görüntüleri söz konusu gazeteye servis etmiştir.
İBB içerisinden çekilen görüntülerin bu şekilde dışarıya ulaştırılması da bir gerçeği ortaya koymaktadır: İBB'ye ve Ekrem Başkan'a zarar vermeyi amaçlayan bir kısım bürokratlar, emekçileri haksız ve hukuksuz yere işten atmakla yetinmemiş; şimdi de kamuoyunda bu insanların sanki 2019 öncesi dönemde işe alınmış ve yalnızca siyasi nedenlerle işten çıkarılmış AK Parti'li işçiler olduğu algısını oluşturmaya çalışmaktadır. Oysa bu emekçiler, 19 Mart sürecinde günlerce Saraçhane'de hukuk ve demokrasiye sahip çıkmış, işten atılmalarına rağmen "mutlak butlan" tartışmaları sürecinde sağduyulu davranarak eylemlerine bir hafta ara vermişlerdir.
Süreci bu noktaya taşıyan bir kısım İBB bürokratının sosyal demokrat değerlerle, hukuk devleti ilkesiyle, Anayasa'yla ve de insan haklarıyla en küçük bir bağları kalmamıştır. Haksızlık karşısında direnişin meşru olduğunu her fırsatta kendilerine hatırlatmamıza rağmen, İSTGÜVEN Genel Müdürü ile kendisini daire başkanı olarak tanıtan kişinin "Onlar eylem yapıyorsa ben de onlara yiyecek ve içecek ulaştırmama hakkına sahibim." şeklindeki ifadeleri bu anlayışın açık bir göstergesidir!
İstanbul Metrosu'nda NATO protestosu sırasında bir vatandaşın darp edilerek gözaltına alınması sürecinde İBB güvenlik görevlilerinin sergilediği tutum da bu anlayıştan bağımsız değildir. Çünkü aynı güvenlik görevlileri, bugün bizlere yönelik hukuksuz uygulamaların talimatlarını veren bürokratların emir ve talimatları doğrultusunda hareket etmekte, buna göre seçilmekte ve bu doğrultuda da terfi ettirilmektedir.
İşçilerin hak arama mücadelesini karalamaya yönelik hiçbir girişim, yaşanan hukuksuzlukların üzerini örtemeyecektir. Bizler hukukun, adaletin ve emeğin yanında olmaya ve haklarımızı savunmaya devam edeceğiz.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
@eczozgurozel
@CAOIletisim1
@ozgurcelikchp
@nuriaslan_tr
@yoduman
Dünya Halklarının Özgürlüğü ve Barışı İçin; NATO Savaş Aygıtı Dağıtılsın, Askerî Üsler Kapatılsın!
Emperyalist paylaşım ve hegemonya mücadelesinin keskinleştiği, savaş ve çatışmaların dünya halklarının yaşamını kâbusa çevirdiği bugünlerde insanlık, 3. Dünya Savaşı gerçeğine her geçen gün biraz daha yaklaştırılmaktadır.
NATO, emperyalist merkezler tarafından sosyalist bloğa karşı kurulan bir özel savaş aygıtı olarak, dünya halklarının eşitlik ve özgürlük mücadelesini boğmayı; işçi sınıfının ve ezilen halkların mücadelesini özel savaş yöntemleriyle bastırmayı hedeflemiştir. Sosyalist bloğun yıkılmasının ardından ise dünya halklarının yarattığı tüm birikim ve değerleri, kendi hegemonya ve sömürü düzeni adına iç savaşlar ve emperyalist müdahaleler yoluyla ortadan kaldırmaya yönelmiştir. NATO'nun genişlemesi ve yeni üyelerin katılımıyla, emperyalist paylaşım mücadelesinde ABD-AB emperyalist blokunun üstünlüğünü pekiştirmeye çalışmıştır.
2008 yılında neoliberal sermaye birikim modelinin krize girmesi, emperyalist güç merkezleri arasındaki çelişkileri daha da derinleştirmiş; ekonominin askerîleştirilmesine, savaş ve çatışmaların dünyanın farklı bölgelerine yayılmasına yol açmıştır. Vekâlet güçleri üzerinden yürütülen savaşlar, Ukrayna ve İran'da yaşanan çatışmalarla birlikte, emperyalist ve hegemonik güçlerin doğrudan karşı karşıya geldiği yeni bir aşamaya sıçramıştır.
Öyle ki Pasifik Denizinin ana gücü ABD ile Kuzey Atlantiğin (başta İngiltere, Almanya, Fransa gelmek üzere) emperyalist Avrupa ülkeleri arasındaki çelişkiler ve stratejik yönelim farklılıkları bütünüyle derinleşmiş, bunun yarattığı gerilim ve çatışmalar İran ve Ukrayna'da daha görünür hâle gelmiştir. Bundan da öte emperyalist güç merkezleri arasındaki taktik farklılaşmalar stratejik düzeye doğru genişleme eğilimine girmiştir. Bu durum, dünyada ve bölgemizde çatışma ve savaş risklerini artırırken, hangi güçlerin ve ülkelerin emperyalist paylaşımın nesnesi hâline geleceğine ilişkin belirsizlikleri de derinleştirmekte, kaotik bir dönemi beraberinde getirmektedir.
Savaş ve çatışmaların derinleştiği, faşist rejimlerin adeta bir virüs gibi yayılarak insanlığı ve yeryüzündeki yaşamı açık biçimde tehdit ettiği bu dönemde, 36. NATO Zirvesi 7-8 Temmuz'da Ankara'da gerçekleştirilecektir. Türkiye'deki finans kapital ve egemen sınıflar, dünya ölçeğinde yaşanan bu faşistleşme ve hegemonya mücadelesine kendi çıkarları doğrultusunda uyum sağlayacak dönüşümleri hayata geçirmeye çalışmaktadır. NATO Zirvesi'nin Türkiye'de düzenlenmesi, yeni karargâh ve kolorduların kurulmasına yönelik planlar, yayılmacı hedeflerle emperyalist paylaşım politikalarının kesiştiğinin göstergeleridir.
Son günlerde NATO Zirvesi'nin protesto edilmesine dahi tahammül göstermeyen devlet, devrimci ve demokratik güçlere yönelik gözaltı ve tutuklamalarla emperyalizme "dikensiz gül bahçesi" görüntüsü sunmaya; böylece kendisini meşrulaştıran emperyalist koalisyonun bir parçası olmayı hedeflemektedir.
Faşist rejimler eliyle yürütülen hegemonya ve paylaşım mücadelesi, doğayı ve insanlığı yok oluşa sürüklemektedir. Bu emperyalist sisteme karşı anti-faşist, anti-emperyalist ve anti-militarist uluslararası mücadeleyi ortaklaştırmak; yakıcı hâle gelen enternasyonal dayanışmayı ve mücadeleyi büyütmek tarihsel bir görev olarak devrimcilerin önünde durmaktadır.
Kaosun ve çatışmaların kurbanı olmak Dünya halklarının kaderi olamaz. İnsanlığın kurtuluşunu ve kalıcı barışı sağlayacak yeni bir dönemin kapısını aralayabilecek tarihsel olanak önümüzdedir. Bu olanağı hayata geçirmek için ulusal ve uluslararası ölçekte birleşik mücadeleyi örmek, devrimciler açısından acil bir zorunluluktur. Dünya Halklarının Özgürlüğü ve Barışı İçin; NATO savaş aygıtı dağıtılmalı, askerî üsler kapatılmadır.
Ve nihayet; Enternasyonalle kurtulur insanlık
Kahrolsun NATO!
Kahrolsun Emperyalizm ve Paylaşım Mücadeleleri!
Yaşasın Enternasyonalizm!
BİRLEŞİK SİYASET
#natodefol #nato
📍 Direnişimizin 23. Günü | Aksa @bursagaz Önündeyiz!
Bizler, yıllarca Aksa Bursagaz'da döktüğümüz alın terimizin karşılığını almak için, kursağımızdan kesip büyüttüğümüz çocuklarımızın geleceği için direniyoruz!
Bizi işsizlik tehditleriyle, sarı sendika işbirlikleriyle ve oyalama taktikleriyle yoracaklarını, yıpratacaklarını sananlar iyi bilsinler ki; çocuklarımıza aydınlık bir gelecek bırakana kadar bu kapıdan ayrılmayacağız!
Sonuna kadar, kazanana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz ve enerji işçilerine yakışır bir toplu iş sözleşmesini hayata geçireceğiz! ✊🏻
Yaşasın Bursagaz İşçilerinin Onurlu Mücadelesi!
#SendikaHakkımızEngellenemez #BursagazİşçisiKazanacak
Kesinleşmemiş bu kararda "hukuka uygunluk" aramak da mümkündür "devletle uzlaşıldığı için bakanlığın dibine yanaşmada aksi karar olmaz" demek de.
Üye sendika çoğunluğunun dahi karşı çıktığı bu taşınma kararı ile aslında bir tarihten uzaklaşıldığı gerçeği ise asla değişmeyecektir.
Garipdede Dergahı'nda "Hain Kemal" provokasyonu yapanlara yanıtımızdır.
Kimse Alevilerin kutsal mekanlarını kendi siyasi emelleri uğruna propaganda malzemesi yapamaz! Hadlerini bilecekler!
Ufuk Emre Bektaş
Bahçelievler Cemevi Başkanı
Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE) Genel Sekreteri