Biz voleybol ülkesi değiliz. Biz sürekli her konuda mağduriyet yaşadığı için güçlü olmayı, başarısının ardından şımaramamayı, bir yere gelebilmek için tek şansının biteviye çalışmak olduğunu öğrenen/bilen güçlü kadınların ülkesiyiz. Kadınların emek verdiği her alanda güçlüyüz.
Sabahın 6’nda kalkıp maçı izledik!
Türk halkına bunu yaşatan kim varsa kovun!
Bahisçileri açıklayın!
Fransa’da yılın kalecisi seçilen Berke’yi takıma almayanı bulun ve iki kez kovun!
Mikrofonda kabadayılıkla futbol yönetilmez.
Türk’e bu yaşatılamaz.
Adamla ilgili 9 yıldır kimsenin bahsetmediği infoya bak amk şunu fatih terim falan yapmış olsa tarih kitaplarında okutulurdu ismail hocam yapınca 9 yıl sonra öyle laf arasında anlatılıyo sadece..yeminle tarihin en çok hakkı yenen adam
Kimsenin kürtlerle bir sorunu yok rollenmeyi bırakın, şehit verdigimiz gün ''keyifler yerinde'' paylaşımı yapan bu kulubu seven herkesin ikiyüzlü oldugunu düşünüyorum, sizden ala ırkçı yok
öğretmenlerin kıymetli olduğu zamanlarda öğrenciydik o zamanlar sınıfın en asi çocuğu bile öğretmene of diyemezdi şimdi biz öğretmen olduk ama artık ortada kıymetli hiçbir şey yok tek kıymetli şey velilerin ve öğrencilerin kibri
Veliler, öğretmenleri keyiflerince CİMER’e şikayet edebilmeyi iyi bir şey sandılar.
Öğretmenlerin etkisizleşmesini, yetki ve söz hakkı olarak silikleşmesini ve çocukların dokunulmaz kutsallar gibi büyütülmesi telkinlerini yararlı, doğru bir şey sandılar. Hoşlarına gitti bu serbestlik, pohpohlayışlar, sınır tanımazlık ve öğretmen horlayabilme hoşlarına gitti.
Oysa okul gibi kalabalık, enerjik ve egoların, kontrolsüz güç gösterilerinin havada uçuştuğu yerlerde disiplin her şeydir. Otorite her şeydir. Sınırlar, ölçüler; her türlü problemde referansın çocuk değil öğretmen olması her şeydir. Ama işte... Herkes ezmek istedi. Herkes kendisine en yakın duranı ve en zayıf görüneni ezmek istedi.
Küçükken öğretmenimden dayak yemiştim. Anneme söyledim, üstüne annem de dövdü beni. “Mutlaka bir yaramazlık yapmışsındır” dedi. Bildi! Yapmıştım! Özellikle öğretmenimi ona şikayet ettiğim için beni dövdü. Bununla da kalmadı tabi! İçi rahat etmedi. Ne yaptığımı öğrenmek için okula dayımı gönderdi. Dayımdan da bir güzel azar işittim. Beni zamanla bi güzel hizaya soktular… ve şimdi o öğretmenimle ne zaman karşılaşsam elini öperim. Halini hatırını sorarım... Emeklerini asla unutmam. Biz böyle bir nesildik! Şimdikiler öyle mi? Aramızda çok büyük bir uçurum var maalesef!
narsist bir nesil yetişti. okuldan gelince öğretmen bir kusur işledi mi diye çocukları sorguya tuttunuz. her şeyi kendine hak gören çocuklar yetiştirdiniz. şimdi de nerede hata yaptık diye sorgulamaya başlarsınız umarım.
Mattia Ahmet Minguzzi’nin ailesi 1 sene boyunca benim çocuğumun başına gelenler başka çocuğun başına gelmesin diye uğraştı. Bizim yaşadıklarımızı başka aileler yaşamasın diye uğraştı onlara bile şovmen diyen şerefsizler oldu bu ülkede.
Bizim akranlarımız ve büyüklerimiz hiçbir zaman böyle şiddet eylemlerine girişmedi. Çünkü küçük yaştan itibaren otoriteye, hocaya, müdüre saygı ve korku besledik. Beğenmediğiniz disiplin bunu engelledi. Bugün öğrenciye yakanı düzelt desen ertesi gün veli okula gelip azar kayıyor. Ailesinin şımarık çocuklarının, biricik çocuklarının yetiştirilmeye çalışıldığı sistemin getirisi budur.
Şanlıurfa Siverek’te bir liseye elini kolunu sallayarak giren silahlı bir şahsın 16 kişiyi yaraladıktan sonra intihar etmesi, ve bugün de Maraş’ta bir okulda da yine silahlı saldırı sonrası 20 yaralı ve 4 can kaybının olması; meselenin anlık bir asayiş sorunu değil, sistemdeki derin çürümüşlüğün en acı kanıtıdır.
Okullarımız eğitim yuvası olmaktan çıkmış; öğretmen ve öğrencilerimizin can güvenliği kalmamıştır.
Buradan Milli Eğitim Bakanı Sayın Yusuf Tekin’e sesleniyorum:
Eğitimin dağ gibi birikmiş sorunlarını çözmek ve sahipsiz bırakılan öğretmenlerimizin feryadını duymak yerine, makamınızı içi boş ve ideolojik gündemlerle meşgul ediyorsunuz.
Siz kendi hayal dünyanızdaki lüzumsuz polemiklerle siyasi şov yaparken, evlatlarımız ve öğretmenlerimiz okullarda can pazarı yaşıyor.
Asli göreviniz kamuoyunu oyalamak değil; o okulların kapısından giren her bir canın, burnu dahi kanamadan evine dönmesini sağlamaktır!
Suni gündemlerinizi bir kenara bırakın da biraz gerçeklerle, eğitimcilerin kanayan yaralarıyla ilgilenin.
Zafer Partisi olarak iktidarı uyarıyoruz: Okullarımızdaki bu zafiyete derhal son verilmeli, tüm okullarda profesyonel güvenlik görevlisi istihdamı zorunlu hale getirilerek giriş-çıkış denetimleri tavizsiz uygulanmalıdır.
Türk öğretmeninin ve Türk gencinin sahipsiz bırakılmasına asla müsaade etmeyeceğiz.
Her iki saldırıda da yaralananlara acil şifalar, hayatını kaybeden değerli öğretmen ve öğrenci yavrularımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Başta yakınları olmak üzere Türk Milleti’nin başı sağ olsun.
Olayın tüm yönleriyle aydınlatılmasının ve ihmali olan herkesten hesap sorulmasının sonuna kadar takipçisi olacağımızı ilan ediyorum.