Ampul Partisinin oyu %27'ye düşmüş. Memleketin neredeyse %80'ninin istemediği bir iktidar gece gündüz zorbalık yapıyor.
Bunu sürdürebileceğinizi mi sanıyorsunuz aşağılık zorbalar? Siz artık sarayda yaşayan bir avuç çetesiniz. Parti denilecek haliniz bile kalmadı.
@izmirlipagan Bikini ben bildim bileli babamın yanında giyerim, hiç bu konuda sohbet etmedik. Sahilde zaten bikini mayo giyilir. Bunun kendine saygı ile bir durumu yoktur. Çok geri kafalıymış babanız !
@ask_kumtanesi İnsan bakımı çook zor ya, babamın hastalığından biliyorum. Ki ben de sürekli bakmadım, annem baktı ama gecen gündüzün karışıyor. Psikolojik olarakta baya yıpranıyor bakan kişi, aynı değil inanın
6 Temmuz Pazartesi günü hem sözde casusluk hem de diploma davasında 2 ayrı mahkemede yargılamam var. İBB Davası’nın hakimi ise aynı gün benim İBB Davası’nda savunma yapmamı istiyor. Üstelik daha önce en son savunma yapmamı kabul ettiği halde.
Bir insan aynı gün 3 ayrı mahkemede savunmaya zorlanmasının insani bir yönü yok. 110 gündür süren dava sürecinin sonlarına gelmişken mahkeme başkanının 9 Temmuz’da duruşmayı sonlandırma ısrarı düşündürücüdür.
Neden 9 Temmuz ısrarı?
Bu ani kararın sebebi ne?
3 eylemi olan sanıklar 1 tam gün savunma yaparken, 142 eylemden suçladıkları Ekrem İmamoğlu’nun savunması neden kısıtlanıyor?
Bu soruların yanıtı yok. 9 Temmuz sonrası Türkiye’de ne olacak?
The picture that has emerged in Ankara ahead of the NATO Summit tells us something very clear. This government does not trust its own people.
A self-confident government does not try to hide its country or its citizens from its guests. It does not fear journalists or freedom of expression. It is not embarrassed by its people. It does not treat citizens as a threat. It does not imagine that shutting down daily life in the capital will bring international respect.
Yet this is what we have seen.
Hundreds of people detained on flimsy and vague grounds. Journalists denied accreditation. A capital city pulled away from its normal life by extraordinary security measures.
This is the image Erdoğan has chosen to present on behalf of our country.
But Türkiye has nothing to be ashamed of. There is nothing about our people, our streets or our cities that needs to be hidden behind panels, barriers or closed roads.
The real concern is elsewhere. It is the institutions weakened by this government, the democratic heritage it has tried to erase, the anti-democratic practices imposed on citizens, and the lawlessness that has now become impossible to ignore.
No panel can hide that.
Respect is earned through a free and democratic society.
NATO gelecek diye çukurlar kapanıyor, kaldırımlar onarılıyor, binalar boyanıyor, taksiler temizleniyor.
Demek ki asfalt var, boya var, taş var ekip var, para var.
Demek ki istersek gayet medeni olabiliyoruz.
Demek ki istemiyoruz!
Küçük bir pastanem var.
İşler bir süredir durgun. Kira arttı. Kapatmayı düşünüyordum.
Geçen cuma bir genç içeri girdi. Biraz gergindi. Bir kurabiye almak için bozuk paralarını saydı. 50 kuruşu eksikti.
“Önemli değil,” dedim. “Alabilirsin.”
Masaya oturup kurabiyesini yerken matematik ödevine bakıyordu. Takılmış gibiydi.
Eskiden matematik özel ders verirdim.
Yanına gittim.
“İkinci dereceden denklemler mi?” dedim.
Başını salladı.
“Anlamıyorum.”
Oturdum, yaklaşık 20 dakika birlikte çalıştık. Anladı. Gülümseyerek çıktı.
Ertesi gün iki arkadaşıyla geri geldi. Kurabiye aldılar.
Bir sonraki gün beş çocuk geldi.
Meğer okulda şöyle demiş:
“Pastanedeki abla ödevlere yardım ediyor.”
Şimdi pastanem okul çıkışı buluşma noktası.
Gürültülü. Dağınık.
Her yerde sırt çantaları var.
Dün bahşiş kavanozunda bir not buldum.
200 tllik bir banknota sarılıydı.
“Oğlumun matematiği geçmesine yardım ettiğiniz için teşekkür ederim.
— Bir anne”
Pastaneyi kapatmıyorum.
Sanırım sonunda neden burada olduğumu anladım.
Bu kurabiye değil.
Bu, bir topluluk.