Türkiye'de çevrenin korunması adına umut verici bir gün. Bu yeni mahkeme kararının duyulmasına destek verirseniz sevinirim. Bizzat kendi adıma ve tüm memleket hayrına Aydın’daki yeni maden ocağı projesinin ruhsatının iptali için açtığım davada maden ruhsatı iptal edilmiştir.
Böylelikle, valiliğin “ÇED Gerekli Değildir” kararına karşı açtığım davada Aydın 2. Idare mahkemesinden aldığım iptal kararından sonra bu sefer de Aydın 1. İdare Mahkemesi tarafından ilgili müteahhit firmaya Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (“MAPEG”) tarafından verilen maden ruhsatı iptal edilmiştir.
Öyle orman gördüğünüz her yeri darmaduman edecek şekilde kazmayı vurup kazmaca yok. Memleketin doğasına sahip çıkan vatandaş var. Hukukçular var. Aydın'da hakimler var.
Bu kararın ilgili sayfalarını 290,000 takipçime iletiyorum. Memleketin nice yerlerindeki doğa katliamlarına karşı kullanılabilecek önemli bir karardır. Eğer duyurulmasına ve elden ele dolaşarak bilinmesine katkı verebilirseniz, koruma etkisi benim yetişebildiğim yerlerle sınırlı kalmamış ve yurt sathına yayılabilmiş olacaktır.
Fatoş Pınar Türker’in savunmasının son bölümü salonda bulunan herkesi ağlattı. Mahkeme heyeti de etkilendi ki ara verdiler…Narin, iyi yetişmiş, istese yurtdışında yaşayabilecek,İstediği makamlarda olabilecek bir kariyere sahipken yaşadıkları dram film sahneleri gibi…her cümlesi okunmalı. Bölümler halinde eksiksiz paylaşacağım. Hem ibretlik hem tarihe not düşmelik…
Medya Aş Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker:
Geçen sene benim kızım lise sondaydı Başkanım.Yurt dışında okuyacak, Koç Lisesi'ni bitirmişti. UCL diye Londra'daki dünyanın en iyi okullarından bir tanesinden bir yani kabul almıştı. Fakat şartlı kabul. Dediler ki 13 Mart 14 Mart'ta görüşmeye çağırdılar Londra'da. Biz de 13 Mart'ta ben, büyük kızım Nehir, küçük kızım ‘ben de geleceğim’ dedi. Onunla birlikte Perşembe Londra'ya gideceğiz, pazar günü döneceğiz. 14'ünde de Nehir'in görüşmesi var. Pasaport kontrolünde biz sabah güle oynaya gittik. Bana şey dediler, "Zay kaydı" var pasaportunuzda. Dolayısıyla biz gidemedik. Pasaportuma el konuldu. Ekte uçak biletlerimi görebilirsiniz. Ondan sonra da hemen ben savcılığa, yani anladık ki bir şey var, dilekçe vererek, aynı gün ifade vermek istediğimi belirttim. 14 Mart'ta bir kere daha cevap alamadık. 14 Mart'ta bir daha ve 18 Mart'ta bir daha dilekçe verdik. Ama 3 dilekçemize rağmen 1 gün sonra hayat durdu. Sabah 5.30- 6.00'da. Ben iki kızımla dediğim gibi yalnız yaşıyorum. Çok ilginç. İşte polisler eve geldi. Tam polisler gelmeden yani onlar kapıyı çaldılar.Allah'tan avukatımı arayabilmiştim, çünkü girince polisler hemen telefonumu aldılar. "Hiçbir şeye dokunmayın" dediler.
İşte çocuklarım ağlıyor, diyorum ki, "Bir su vereyim". "Hayır". İşte küçük kızım okula gidecek, "Hayır, kimse kımıldamasın, delil karartmayın" diyor sürekli Polis bey, komiser herhalde. O çok yani onun gözlerindeki bakışı hiç unutmayacağım. Bir tane kadın memur vardı en sonunda kızlarımla birlikte o da ağlıyordu. Dedi ki "Kaşe var mı". Dedim. "Ne kaşesi". "Şirket kaşesi" dedi. "Yok" dedim ben şirketin genel müdürüyüm kaşeyi ne yapayım? "Arayın evi" dedim, neyse evi arıyorlar filan. "Kimse yerinden kımıldamasın" filan dedi bize. Biz de böyle salonun ortasında pijamalarla duruyoruz. Kızlarım da haliyle ağlıyorlar ve ben yani bana sarılmak istiyorlar. "Sakın kimse birbirine dokunmasın" filan dedi. Dedim "Siz dedim mali suçlar için gelmediniz mi? Biz ne delili karartacağız?" Şey dedi polis; "Biz cinayet masadan geliyoruz" dedi. Öyle olunca benim kızlarım avaz avaz ağlamaya başladılar. Ben dedim "Ne cinayeti" dedim. Hayır dedi; "Şu an operasyon oluyor, polis kalmadı, biz geldik" dedi.
Tiyatro mu ya da kabus mu gibi desem o gerçekten polislerin gözlerindeki o şeyi hiç unutmayacağım, ama çok insani polis memuru daha vardı. O hatta sonra beni sağlık kontrolüne götürdüğünde başına bir şey gelmeyecekse, annemi aradı iki kere, benim konuşmama izin verdi, "kızınız iyi" dedi, sonra tekrar aradı. Allah razı olsun kendisinden. Ben o şekilde çıktım evden. Küçük kızım da son kez okuluna uğramış oldum. O döneceğimi düşündü tabi akşam. 15 ay geçti üstünden. Vatan'a girdik, emniyete. Hakikaten ben oradan çıkamayacağım diye düşündüm.Zaten sonra gerisi yağmur gibi yağdı, işte Fatoş geldi, Ceyda geldi. Tanımadığım bir sürü insan geldi. Sonra artık orada tabi hiç görmemişsinizdir muhtemelen görmeyin de inşallah nezarethaneyi ama zaman mefhumunuzu yitiriyorsunuz, çünkü Bodrum katı olduğu için hiç cam, pencere yok. Müthiş bir pislik var her tarafta. Artık kaçıncı gün bilmiyorum. Bir kadın memur geldi, "Arama yapacağız" dedi. Sırayla götürüyorlar bizi. Geriye getiriyorlar. Ben de gittim. Böyle arşiv odası gibi bir yere aldı kadın memur beni. "Soyun" dedi. "Nasıl yani" dedim. Eldiven taktı eline. Arkada böyle klasörler, çok küçük bir oda. "Üstünü çıkar" dedi, "Üstünü çıkardım". Ama üstünü çıkarmanın hani zaten çıplaksın, ne kontrol edeceksin ama kontrol yaptı, "Tamam" dedi. "Üstünü giyebilirsin."…
Devamı 👇
@ekonomikanaliz Yurt dışına çıkmam Hocam. Bugün rektörlük 3. kez emekli olmamı teklif etti ama emekli de olmam.
Devlet imkanlarıyla okumuş öğretmen çocuğuyum. Bu ülkede hukuku egemen kılacağız. Gençlere borcumuz budur. Çocuklarıma bırakacağım en büyük miras yaşanabilir bir ülke ve dik duruş.
An itibariyle CHP Samsun İl Başkanlığı olarak Olağanüstü Kurultay imza sürecini Samsun 7. Noterliği’nde tamamladık.
İlçe başkanlarımız, yönetim kurulu üyelerimiz ve 38. Kurultay delegelerimizle birlikte imzalarımızı noter huzurunda vererek Seçilmiş Parti Yönetimimize sunduk.
Kararlıyız. Seçilmiş Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in yanındayız; sonuna kadar.
Mehmet Özdağ
Cumhuriyet Halk Partisi Samsun İl Başkanı
Gezi, bu toprakların vicdan terazisidir.
Dün o terazide adalet arayanların kararlılığı neyse, bugün demokrasiyi ve sandığı savunanların iradesi de odur.
Bugün, tam 13 yıl sonra, yine aynı çizgideyiz.
Ne bir adım geri, ne bir cümle eksik…
Boyun eğmeyenlere…
Direnenlere…
Mücadele edenlere selam olsun.
Büyük usta Nazım Hikmet
"Artık şaşırtmıyor beni dostun kahpeliği.
elimi sıkarken sapladığı bıçak."
dizelerini adeta bu kifayetsiz muhterisler için söylemiş. Her hamleleri hukuksuz işgal ettikleri makamı neden haketmediklerini kanıtlar nitelikte.
📣CHP’li Özgür Karabat'tan bomba açıklamalar:
🔥Genel merkezde sergilenen iki araç Aziz İhsan Aktaş’ın veya Özkan Yalım’ın değil ama Kemal Bey, 1.5 yıl Aziz İhsan Aktaş’a ait zırhlı araç kullandı.”
⭕Genel Merkezimizin bahçesinde seviyesizce sergilenen iki araç da partimizin kendi parasıyla alınmıştır, tüm faturaları mevcuttur.
⭕Araçlardan biri 2022 yılında Sayın Kılıçdaroğlu döneminde alınmış ve bizzat Sayın Kılıçdaroğlu tarafından makam aracı olarak kullanılmıştır. O araçları Genel Merkezimizin bahçesine koyanlar bunu bilemeyecek kadar cehalet sahibidir.
⭕Diğer araç da partimizin kendi parasıyla henüz bu yıl satın alınmıştır.
⭕O araçlardan hiçbirinin Özkan Yalım ya da Aziz İhsan Aktaş ile ilgisi yoktur.
⭕Bunu iftirayı attıkları için şimdi ilk kez açıklamak zorundayım.
⭕Sayın Kılıçdaroğlu, Çubuk’ta saldırıya uğradıktan sonra, Sayın Erdoğan Toprak, Aziz İhsan Aktaş’tan bir zırhlı araç almış ve Kılıçdaroğlu’nun kullanımıma sunmuştur.
⭕Kılıçdaroğlu, Aziz İhsan Aktaş’ın zırhlı aracını 1,5 yıl boyunca kullanmıştır.
⭕Kasım 2023’teki kurultaydan bir gün sonra ise Sayın Erdoğan Toprak o zırhlı aracı alıp yeniden İstanbul’a götürmüştür.
⭕Bunların hepsinin kayıtları mevcuttur.
Sevgili dostlar, adını ne burada ne yayınlarımda anmaya tenezzül ettiğim bir şey(!) "CHP'den para aldığımı ve bunun için yaşanan kayyım rezaletini eleştirdiğimi" yazmış. Gazeteci görünümlü çantacı- iş takipçileri de bunu alıntılamış. Elbette dava açıp hesabını çatır çatır soracağım.
Hayatım boyunca hiçbir siyasi partiden, partiliden, para almadım. Bu, bunu iddia eden paralı ahlaksızların asla anlayamayacağı ama benim için olmazsa olmaz bir kuraldır: Çünkü, siyasiden para alan, talimat da alır. Bana o talimatı verecek kişi daha doğmadı!
Çıtayı daha da yükseğe koyayım hatta; bırakın para almayı bir tane -herhangi bir siyasi görüş ya da partiden- siyasetçi "Ben O'na yemek ısmarladım" desin ve ispatlasın gazeteciliği bırakırım!
Haysiyetimi, adımı sokakta bulmadım kimseye de çiğnetmem!
Hukuk önünde hesap vereceksiniz!
ÖNEMLİ NOT: Okuyan sevgili dostlarım, bu pek yaptığım bir şey değil ama hepinizden bu açıklamayı RT yapmanızı rica ediyorum.
Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel, yarın saat 12.00'de Cumhuriyet Meydanı'nda halkımızla buluşacaktır.
Demokrasiye ve halkın iradesine sahip çıkmak için tüm halkımızı Cumhuriyet Meydanı'na davet ediyoruz.
@eczozgurozel#CHPteslimAlınamaz#CHPÖzgürÖzel
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi’ne ve yurttaşlara yönelik polis müdahalesi asla kabul edilemez.
Demokratik siyaset alanının; siyasallaşmış yargı kararları, baskı politikaları ve kolluk müdahaleleri aracılığıyla dizayn edilmeye çalışılması, hukuk devletini ve toplumsal barışı ağır biçimde zedelemektedir.
Türkiye’nin ihtiyacı baskı, kutuplaştırma ve hukuksuzluk değil; eşitliğin, özgürlüğün, adaletin ve halk iradesinin esas alındığı demokratik bir toplumsal düzendir.
TMMOB olarak demokrasiyi, halk iradesini ve toplumsal adaleti savunmaya; hukuksuzluğa ve antidemokratik uygulamalara karşı mücadele etmeye devam edeceğiz. @herkesicinCHP
CHP'nin avlusuna polis marifetiyle girenler, kurultay marifetiyle demokrasi vaat edenler!
Kemal Bey, eserinizle övünebilirsiniz! @kilicdarogluk
Kılıçdaroğlu'na "yakın" milletvekilleri siz de yaptığınız uyduruk açıklamalarla bu işten sıyrılamazsınız.
Yaşananların suç ortağısınız!
🔔Ülkemizdeki tüm Çevre Örgütlerine sesleniyorum. Denizi doğayı seven tüm insanlara sesleniyorum.
Bir tehlike geliyor
📢
İstanbul Boğazının dip yapısı Endüstriyel Balık Avlama Gemileri tarafından darp ediliyor.
Şimdide onlardan korunan adalar bölgesindeki "gırgır avcılığı yasağının" kaldırılmasını istiyorlar.
Gelin "Adalar Bölgesine" sahip çıkalım. Bu alanı kurtaramazsak İstanbulda canlı alan kalmayacak.
Küçük Ölçekli Balıkçı Kenan kardeşim gelen tehlike hakkında hepimizi uyarıyor. Okuyun.
Hep birlikte adalar bölgesine sahip çıkalım.
Herkes bilsin ki;
Türkiye bir doğum sancısındadır!
Bugün yaşanan acılar bir matemin işareti değildir.
Bugün yaşananlar, değişimin doğum sancısıdır!
Bana bu yolda kime güveniyorsun diye soruyorlar:
Ben millete güveniyorum!