Bir dosya takibi için Almanya’ya geldim. Dönüşte Düsseldorf Havalimanı’nı kullandım. Tüm uyarılara rağmen dönüş biletimi Pegasus’tan aldım.
Yurt dışı dönüşü resmen çileye döndü!
Dört gişenin bulunduğu yerde yalnızca iki kişi hizmet veriyor. İnsanlar sadece valizlerini teslim edebilmek için saatlerce kuyrukta bekliyor.
Hastası var, yaşlısı var… Ayakta durmakta zorlanan insanlar var.
Üstelik çalışan iki kişinin temposuna bakınca Sanki çalışmak için değil, çalışmamak için m��cadele ediyorlar.
Pegasus, yolcusuna bu eziyeti neden yaşatıyor?
Burayı sürekli kullanan yolcular, aynı manzaranın ve aynı kuyrukların sürekli yaşandığını anlatıyor. Bu durumun münferit olmadığı söyleniyor.
Bu da bana ders olsun.
İlahi adalete inanın.
Çünkü bazı insanların özrünü duymazsınız, pişmanlığını göremezsiniz ama hayatın onlara verdiği cevabı mutlaka izlersiniz. Bugün sizi görmezden gelenin, yarın görülmek için çırpındığını; kıymetinizi bilmeyenin, bir gün yokluğunuzla sınandığını görürsünüz. O yüzden bırakın, herkes yaptığının ağırlığını kendi omzunda taşısın. Bazı hesapları siz sorarsanız eksik kalır; zaman sorarsa herkes payına düşeni alır.
İlahi adalet gecikir, eksik kalmaz.
📌Muğla Akyaka Akbük koyu. İşgalciler denizin sıfır noktasına kadar şezlong ve şemsiye yerleştirmişler vatandaşa havlu serip denize girebilecekleri 1 m2 alan bırakmamışlar. Belediyeler, valilikler siz ne işe yarıyorsunuz? Neden görevinizi yapmıyorsunuz? Bu işgalcilere ortak mısınız?
Kıyılar halkındır, kimse bu şekilde işgal edip halkın malını gasp edemez.
olmalıdır.
#Muğla #Marmaris #kıyılarhalkındır #plajlarhalkındır #salı #Akyaka #hırtsorununuçözün #hırtişgali #hırttehciri #HerkeseEşitAdalet #çözümüyokmu
Evlendiğimde eşimin şöyle bir video çekip paylaşmasına neden olsam kahrolurdum. Ben o ihmalkârlığı göstersem bile bunu yapmamalı; gelip bana günlerce sitem etsin, bağırıp çağırsın, yıllarca burnumdan getirsin ama bunu yapmasın.
Bakın, bu videoda gördüğünüz cennet yer, "Milli Takım oyuncularına villa hediye ediyoruz" bahanesiyle katledilmek istenen bölgedir. Burası, yıllardır birinci derece sit alanı olarak korunan, nesli tükenmekte olan binlerce canlıya ev sahipliği yapan ve antik kent dokusuna sahip muhteşem bir doğa harikasıdır. Bizim uyanık Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, futbolcular üzerinden bu cennet yerin reklamını yaptırarak, bugüne kadar korunması için alınmış tüm mahkeme kararlarını hiçe sayıyor. Sit alanı olan bu bölge için yeniden mahkemeye başvurup onay çıkartarak, imara açılan bu yere tam 4 bin adet villa inşa edecek…Hiçbir futbolcumuz bu evleri istemezken "Zorla bu çocuklara evlerini vereceğim" diyerek haber ve basında algı oluşturup, arka tarafında 9.7 milyon metrekarelik devasa doğayı katledecekler.
Bilkent Üniversitesi Psikoloji Bölüm 1.'sinin konuşması:
"Ücretsiz ringlerini bizden esirgemeyerek ulaşım hakkımızı koruyan okuluma, 4 senedir her sabah uyandığımda kapanmadan var olmaya devam ettiği için teşekkür eder; diplomamın da bir ömür benimle kalmasını temenni ederim."
Kadıköy merkezden girip Suadiye’den çıktığın hatta bir delilik yaşanıyor. Koca semt sanki gizli bir tarikat toplantısında bir araya gelmiş de, "Arkadaşlar Kadıköy’ün acil, ama çok acil bir kahveciye daha ihtiyacı var, ben espresso makinesinin kolunu çekmezsem bu çark dönmez!" diye yemin etmiş.
Mahallede terzi vardı, pantolon paçası kısaltırdık. Gitti. Yerine ne geldi? kahveci. Ayakkabı tamircisi vardı, topuk çakardık. O da gitti. Yerine ne geldi? kahveci!
Kardeşim ben paçamı kahveye mi batırayım? Ayakkabımın topuğuna filtre kahve mi süreyim? Caddebostan'dan Suadiye'ye yürü, attığın her adımda bir barista sana latte art yapıyor. Kalp çiziyor köpüğe. Kalbime çiz onu, kira 80 bin TL!
Bir de dönerciler türedi. 100 gram döner 600 lira. Adam danayı kesmiş, şişe dizmiş, karşıma geçmiş gram hesabı yapıyor kuyumcu gibi. "Kaç gram olsun abi?" Kaç gram olsun ne demek, sarrafa mı geldim ben? Bir de işin komiği, Tatar Salim'de porselen tabakta yediğinle köşedeki Barış Büfe'de ayakta, kola kutusunu koyacak yer bulamadan yediğin tombik aynı para!
Dondurmacıları hiç sorma. Pardon, dondurmacı değil, Gelato. Çünkü dondurma dersen 50 lira, gelato dersen 250 lira oluyor, sistem bu. Dükkan limon sarısı, tabela el yazısı, isim İtalyanca, bir top 200 lira. Bir top, tek top!
O sırada Değirmendere'de Öz Serbesler amca üç topu 100 liraya veriyor, süt kokuyor ama olmaz, biz gidip limon yeşili dükkanda "fıstıklı gelato" yiyeceğiz, çünkü Instagram'a Öz Serbesler koyunca olmuyor :)
Yeter valla yeter. Bir tane de nalbur açın, bir tane. Vida lazım bana, vida.
Biz ne yaşıyoruz Allahaşkına! Ülkenin yarısından çoğunun tüm vatandaşlık hakları askıya alındı. Sadece vergi vermekle yükümlü kılındık. Söz hakkımız yok, oy hakkımız yok, seçeneğimiz yok, adalet talep etme hakkımız yok, çocuklarımızın geleceği yok, anayasanın tanıdığı tüm haklarımız gasp edildi…Sahi biz ne yaşıyoruz böyle!
Burası Yeni Türkiye;
Bir kararname, bir fezleke, bir iddianame…
🔘Bir gün öğrencisi olduğun üniversite yoktur.
🔘Ertesi gün oy verdiğin belediye başkanı yoktur.
🔘Sonraki gün oy verdiğin parti yoktur.
Başkanlık rejimi budur !
Dur hele sen daha dur....
Türkiye’de artık vatandaş denize girmiyor…
Denize alınıyor…
Bir zamanlar sahiller kamunundu…
Şimdi kapısında fedai gibi duran görevlilerin…
Bir şezlong koyuyorlar…
Bir halat çekiyorlar…
Bir çit dikiyorlar…
Sonra denizi satmaya kalkıyorlar…
Deniz ne zamandan beri tapulu mal oldu…?
Kıyılar bu ülkenin insanınındır…
Üç beş işletmecinin değil…
Ama bugün Bodrum’da olan yarın her yerde olacak…
Önce küçük bir alan çevrilir…
Sonra “müşterilere özel” denir…
Sonra giriş paralı olur…
Sonra vatandaş kendi ülkesinde denize bakıp geri döner…
Adına da turizm derler…
Bu turizm değil…
Kamusal alan işgalidir…
Daha kötüsü ne biliyor musunuz…?
İnsanlar artık buna alışıyor…
Çünkü Türkiye’de en tehlikeli şey hukuksuzluk değil…
Hukuksuzluğun normalleşmesi…
Belediyeyi ararsın ulaşamazsın…
Bakanlığı ararsın cevap yok…
İşletmeye sorarsın “kurallar böyle” der…
Hangi kural…?
Kimin kuralı…?
Kıyı Kanunu diye bir şey var…
Ama belli ki bazı yerlerde kanundan daha güçlü olan şey kasa…
Para vermezsen kum yok…
Para vermezsen gölge yok…
Para vermezsen deniz bile yok…
Böyle ülke olur mu…?
Yavaş yavaş halk plajları dışında her yer küçük derebeyliklere dönüyor…
Bugün sahile zincir çeken…
Yarın sokağa da fiyat biçer…
Hukukun olmadığı yerde önce fırsatçılar gelir…
Sonra küçük mafyatik düzenler kurulur…
Ve en acısı…
Vatandaş kendi memleketinde misafir muamelesi görür…
💥En kısa zamanda halkın yüzme hakkına tecavüz eden otel lokanta ve bilimum yerleri isim isim yayınlamaya çalışacağım
Almanya'da 870 € emekli maaşı alıp, kira ve faturaları devlet tarafından karşılanan gurbetçi vatandaşımızın, Türkiye'de;
8 daire, 6 arsa, 5 tarla, 3 işyeri, 3 lüks otomobili olduğu ortaya çıkınca, bugüne kadar aldığı tüm yardımları faiziyle birlikte geri ödemeye mahkum edildi!
Haberden anladığım şu.
Oğlan, kendisini okula geldiğinde her gün üzerini arayan müdür yardımcısını emniyet müfettişi babasına şikayet etmiş. Babası, emniyetteki üst düzey bağlantılarını kullanıp Milli eğitim'e söylemiş ve müdür yardımcısının tayinini çıkarmış.
Bu tayinde katkısı olan herkes tutuklanmadiktan sonra o çocukların vebalini nasıl ödeyeceksiniz? Nasıl adaleti sağlayacaksınız?
Yüksek gümrük vergileri ve yüksek stadyum kirasından dolayı İstanbul’a gelmekten vazgeçtiği söylenen dünyaca ünlü Metallica grubunun yanıbaşımızdaki Atina’da verdiği konser..
Video dünyayı dolaşıyor.
Atina reklamını yapıyor…
Coğrafya kader değildir.
Kafa yapın kaderindir!!!
şebnem ferah için manifest sueda’nın çıktığı noktaya çıkamaz demiş AHAHAJDKAHSJ değil sueda; manifest’in tamamı bir tarafını yırtsa şu performansın yanına bile yaklaşamaz. sahne şovu arayan sirk izlesin, biz sanatın zirvesini izliyoruz.
Soldaki Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümünü bitiren ve torpili olmadığı için iş bulamayan babasının yanında ayakkabı tamircisi olarak çalışan Büşra.
Sağdaki de Mustafa Destici’nin TBMM’de programcı olarak işe giren edebiyat bölümü mezunu kızı Hilal Destici...