Motokuryeye büyük bir 👏👏
Ankara'da bir motokurye, teslimat için aldığı tatlının eksik gramajlı olduğunu fark ediyor.
İşletmenin eksik yok cevabı üzerine ürünü başka bir yerde tarttırıyor, gerçeği ortaya çıkardı.
Ticaret Bakanlığı işletmede usulsüzlükler tesbit etti.
NATO GÖREVİNDE YOL KENARINDA BEKLEYEN POLİSLERE VATANDAŞIN GÖZÜNDEN BAKIŞ.
2 gündür o yol kenarında canlı kalkan olarak görev yapılıyor. Kimse görüp konuşmuyor ama çok ağır şartlar olduğunu hepimiz biliyoruz.
Meslek kanunu yok.
Sendikası yok.
Fazla mesai ücreti yok.
Canının değeri yok.
Görevi çok.
Angaryası çok.
Allah ayaklarınıza taş değdirmesin ama inşallah hakettiğimiz değeri de görürüz.
Nato mato derken 12 Dev Adamın zaferi güme gitmesin
Basketbol Milli 🇹🇷 Takımımız Dünya Kupası Avrupa elemelerinde İsviçre’yi 95-72 yenip 6’da 6 yaptı
Dünya Kupasını Türk Milletine zehir eden futbolculara kapak olsun
Montella istifa‼️
Federasyon istifa‼️
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın uzun zamandır hazırlık yaptığı DOA yani depozitosu olan ambalajlar projesi kapsamında üzerinde DOA logosu bulunan plastik ve cam ambalajların iade süreci önceki günlerde resmi olarak başlamıştı. Buna göre çeşitli yerlerde konumlanan DOA iade makinelerine bu ambalajları iade eden tüketicilere ambalaj başına 1 lira iade verileceği duyurulmuştu. Hem çevresel hem de maddi yönüyle büyük rağbet gören uygulama günlerdir konuşuluyordu.
Fakat vatandaşın 1 lira iade aldığını duyan ve adeta cebine göz diken üç harfli market zincirleri boş durmadı ve 3 Temmuz itibariyle tamamının organize bir şekilde bu ürünlere zam yaptığı ortaya çıktı. İzmir’deki bir tüketici de bu skandala dikkat çekmek için üç farklı zincir markete giderek suların aynı oranda zamlandığını ortaya koydu. İlk olarak Yıldız Holding’e ait Şok marketlere giden tüketici, önceki gün 5,25₺’ye aldığı suyun iade sürecinin başlamasının ardından zamlanacak 7,25₺ olduğunu böyle duyurdu. Tüketici daha sonra sırasıyla Bim ve A101 marketlere giderek benzer şekilde buralarda da suların zamlandığını ve birbirleriyle anlaşmışlar gibi aynı fiyata yükseltildiğini açıkladı.
Şimdi Ticaret Bakanlığı yetkililerini göreve çağırıyoruz! Rekabet kurallarına aykırı şekilde organize zam yapıp vatandaşın cebindeki 1 liraya bile göz diken bu marketlere gereğini yapmalısınız!
@ticaret
Dinimiz köpek öld*rmeye izin vermez diyorlar ama kendi bebeklerini acımadan öld*rüyorlar.
Kürtajcılar bize merhamet dersi veremez!
#yağmur Intercity Tünaydın
Türk topraklarını sözde K*rdistan'ın içinde göstermesine rağmen Türkiye'den yayınlarına devam eden Rudaw TV çalışanı bir şahıs Bedri Usta isimli şahısla karşılaşıyor.
Rudaw tv seyircilerine %10 indirim istiyor Bedri denen şahısta emrin olur diyor!
Bedri Ustan denen hırtoya para kazandıran Türkler onursuzdur!
Değerli Meslektaşlarım,
Haftada 40 saatten fazla çalışmalarımızın karşılığını Devlet Memurları Kanunu 99 ve 178.madde uyarınca fazla çalışma ücreti veya fazla çalışma izin hakkı almak için kuruma başvuru yaptığımızda hepinizin bildiği gibi 3201 sayılı Kanunu'na, 486 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 17.maddesi ile eklenen ek 21.maddesinde yer alan " fazla çalışma ücreti" verilmektedir, diye cevap veriliyordu. Bu nedenle maaş bordrosu, Bakan Onayı ve Ek 21.maddede yazılı "fazla çalışma ücreti " ibare hukuki belirsizliğe neden olduğundan Anayasaya ve Yasalara aykırı olduğu gerekçesiyle İPTALİ talebiyle davamız devam ediyor. İçişleri Bakanlığı'nın ve Emniyet Genel Müdürlüğü'nün Danıştay'a savunma vermesini bekliyoruz.
Bunun üzerine mahkemeyi ikna etmek için başka bir konu üzerinde duruyorum. Şöyle ki;
Ek 21.madde :
657 sayılı Devlet Memurları Kanununda belirtilen en yüksek Devlet Memuru aylığının
(ek gösterge dahil); ............... % (oran) tutarını geçmemek üzere İçişleri Bakanlığınca belirlenecek usul ve esaslara göre fazla
çalışma ücreti ödenir.Ayrıca, İçişleri Bakanı, büyük ölçekli yolsuzluk, ...... oranların en çok yarısına kadar
ilave ödeme yapmaya, bu ödemeyi; görev yeri ve süresi, görevin zorluk ve risk derecesi,
görevlinin kıdemi ve sorumluluğu ile benzeri unsurları dikkate alarak farklı miktar veya oranlarda belirlemeye, buna ilişkin diğer usul ve esasları tespit etmeye yetkilidir. Bu ücretten
damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesinti yapılmaz.
Ek 21.maddenin uygulanması ise, Emniyet Teşkilatı Kanun'un sonundaki " İşlenemeyen Hükümler " bölümünde yer alan 13/07/1993 tarih ve 486 sayılı KHK'nın 1 inci maddesidir.
5- 13/7/1993 tarih ve 486 sayılı KHK'nin geçici maddesi:
Geçici Madde 1 – Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin 17, 18 ve19 maddeleri hükümlerine göre ödenecek tazminatlar; 31/12/1993 tarihine kadar 1993 Mali Yılı Bütçe Kanununa ekli (K) işaretli cetvelde öngörülen "Aylık Maktu Fazla Çalışma Ücreti" ile "Muhtelif Ücret Ödemeleri"nin net tutarı kadar eksik ödenir.
Değerli Meslektaşlarım
Ek 21.Maddenin uygulaması olan 486 sayılı KHK geçici 1.maddesi 1994 yılı itibariyle sona erdi. Ancak o zamandan bu yana ek 21.maddenin uygulamasında temel kuralın ne olacağı hem Ek 21.maddede hem Bakan Onay'ında yazılı değildir. Bu davada hukuki tartışma içinde olacağız.
"Emniyet Hizmetleri Sınıfına Ek Madde 21 kapsamında ödenen fazla çalışma ücretinin( tazminat) hesaplanmasında kullanılan formül, hangi mevzuat hükmüne veya hangi Bakanlık görüşüne dayanmakta olduğunu mahkeme aracılığıyla talep edeceğiz. Tabi öngördüğümüz üzere;
İdarenin kabul ettiği hesap:
En yüksek Devlet memuru aylığı(aylık gösterge 1500 + ek gösterge 8000) × memur aylık katsayısı × %52 : 7.783,03 TL ( 3 Temmuz itibariyle)
Ancak burada önemli bir hukuki tartışma konusu işte şudur.
Ek Madde 21'in metni 1993 yılında yazıldı. O tarihte "en yüksek Devlet memuru" fiilen Başbakanlık Müsteşarı idi. 2018'de Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemine geçildikten sonra Başbakanlık kaldırılmış, yerine Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanı (bugünkü adıyla Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri) esas alınmıştır.
Bu nedenle uygulamada 9500 gösterge kullanılmaktadır.
Üstünde durduğumuz konu ise,
Ek Madde 21'de yalnızca:
"...en yüksek Devlet Memuru aylığı (ek gösterge dahil)" ifadesi yer almaktadır.
Burada taban aylık, kıdem aylığı, yan ödeme, ek ödeme, seyyanen ödeme veya diğer maaş unsurlarından bahsedilmemektedir.Bunu ileri süreceğiz.
Şu soruyu soracağız?
1993 yılında Ek Madde 21 yürürlüğe girdiğinde "en yüksek Devlet Memuru aylığı" hangi unsurlardan oluşuyordu ve kanun koyucu tam olarak hangi mali büyüklüğü esas almayı amaçlamıştı?
1993'ten bugüne "en yüksek Devlet memuru aylığı" kavramının hukuki tartışması üzerine kurmak gibi bir yaklaşım olacağız. Nihayetinde madde, en üst kamu görevlisi aylık maaşı diyor,o halde bu doğrultuda tazminat artışı olmalı diyeceğiz. Evet amacımız birde tazminat iyileştirmesini hukuken gerçekleştirmektir.
Yuh ulan CHP'nin muhaliflerinin savunduğu kişiye bakın ❗❗
Deniz Göktaş'ın babasının Çorum'da polis memuru Muzaffer Yeşilyurt'u şehit ettiği,
aynı saldırıda polis memuru Mehmet Bektaş'ı yaraladığı ortaya çıktı.
"Yönetmeliklerle" İbaresinin Doğurduğu Sorun
DMK Madde 99'daki "...yönetmeliklerle, kurumların ve hizmetlerin özellikleri dikkate alınmak suretiyle farklı çalışma süreleri tespit olunabilir" hükmü,idareye geniş bir takdir yetkisi vermektedir.
DMK 99.madde : Memurların haftalık çalışma süresi genel olarak 40 saattir.Bu süre Cumartesi ve Pazar günleri tatil olmak üzere düzenlenir.
Ancak bu kanuna,özel kanunlara,
Cumhurbaşkanlığı kararnamelerine veya bunlara dayanılarak çıkarılacak yönetmeliklerle, kurumların ve hizmetlerin özellikleri dikkate alınmak suretiyle farklı çalışma süreleri tespit olunabilir.
Polis için ise;
Ancak bu kanuna ( Devlet Memurları Kanunu 99-100-101.maddeleri)
Özel kanunlara (Emniyet Teşkilatı Kanunu 61.maddesi ) kuralı doğrultusunda DMK ve ETK'ya dayanılarak çıkarılan Emniyet Hizmetleri Sınıfı Personelinin Çalışma Saatlerine ilişkin esaslar yönetmelik, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Polislik ( Emniyet ve Asayiş) hizmetleri dikkate alınarak düzenlenmiştir.
Devlet Memurları Kanunu 99.maddesine göre " Memurların haftalık çalışma süresi genel olarak 40 saattir.Hafta tatili 2 gün olduğu kuralı kesindir.
Emniyet Teşkilatı Kanunu 61.maddesinde ise Polis için alt ya da üst saat sınırı olmadığı gibi haftalık tatil hakkı 1 gün olacak şekilde İş Kanunu'na göre düzenlenmiş olup, yönetmelikte ise Polisin haftalık çalışma vardiyası 12/12 ( haftada 72 saat),12/24 ( haftada 60 saat) olarak belirlenmiş,vardiya usulü çalışan polis memurlarına DMK 99.madde de 2 gün,Emniyet Teşkilatı Kanunu 61.madde de tanınan 1 gün haftalık tatil hakkının verilmeyeceği belirlenmiştir.Diğer yandan kurumların ve hizmetlerin özellikleri dikkate alınmak suretiyle farklı çalışma süreleri bu kanuna ya da özel kanununa göre tespit edileceği kesin hüküm altındayken günün 24 saat esasına göre çalışan Sağlık Hizmetleri sınıfı gibi DMK ek 33.maddede olduğu gibi genel kanunda emniyet hizmetleri sınıfı için farklı bir çalışma süresine yönelik kanun maddesi düzenlenmesi olmadığı gibi özel kanunumuz Emniyet Teşkilatı Kanununda farklı çalışma süresi yoktur. Emniyet Genel Müdürlüğü'nün hazırlamış olduğu,İçişleri Bakanlığı'nın Olur verdiği Emniyet Hizmetleri Sınıfı Personelinin Çalışma Saatlerine İlişkin Esaslar Yönetmeliği,Anayasa'nın 50.maddesi ile memurlara açıkça tanınan haftalık tatil hakkını (2 gün) ortadan kaldırmakta, farklı çalışma süresinin belirlenmesi de idarenin takdirine bırakılmıştır.Buna imkân tanıyan düzenleme ise Devlet Memurları Kanunu 99.maddenin üçüncü bendinde yer alan " yönetmeliklerle" ibaresidir.Bu ibare,TBMM'nin yapması gereken haftalık çalışma süresini ( farklı çalışma süresi dahil) , idarenin belirlemesine vardiya usulü ile çalışan polise ise haftalık 2 gün tatil hakkının ortadan kaldırılmasına neden olduğundan Anayasamızın 7.maddesi uyarınca yasama devredilmez ilkesine aykırıdır.
Yasama Yetkisinin Devredilmezliği İlkesi ve Emniyet Hizmetleri Sınıfı Personelinin Çalışma Saatleri Sorunu
Anayasamızın 7. maddesi, yasama yetkisinin Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisine ait olduğunu ve bu yetkinin devredilemeyeceğini kesin bir hükme bağlamıştır. Bu ilkenin doğal bir sonucu olarak, bireylerin temel hak ve hürriyetlerini kısıtlayıcı veya doğrudan etkileyici düzenlemelerin yürütme organının takdirine bırakılmayıp bizzat kanunla yapılması gerekmektedir. Nitekim Anayasa’nın 50. maddesinde yer alan "Dinlenmek,çalışanların hakkıdır. Haftalık ve yıllık ücretli izin hakları ve şartları kanunla düzenlenir" hükmü de bu durumun en açık tezahürlerinden biridir.
Bu belirsizlik,emniyet teşkilatı personeli açısından ciddi bir hak mahrumiyetine zemin hazırlamaktadır. Günün 24 saati kesintisiz hizmet veren Sağlık Hizmetleri Sınıfı çalışanlarının çalışma ve nöbet esasları DMK Ek 33. maddesiyle bizzat kanun düzeyinde regüle edilmişken, Emniyet Hizmetleri Sınıfı için ne genel kanunda ne de 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu’nun 61.maddesinde haftalık çalışma saatinin üst sınırını belirleyen kanuni bir çerçeve bulunmamaktadır.
Evet dediğim gibi bundan 20 yıl ilk kez bir dava açıldı ama eksik ama yanlış dava açıldı, Polis için bir ışık olsa da mesai konusunda Danıştay'a ikinci kez giden olmadı.. Ve böylece yıllar geçip giderken, dur demek bana nâsip oldu diye düşünüyorum.
Evet nasıl ki maaş bordrosunda yer alan fazla çalışma ücreti ibaresi yetkisiz bir şekilde yazılmış ise, buna imkan tanıyan 2003-2022 tarihli Bakan Olur'u ile ödeme için ' fazla çalışma ücreti' yazılması Polisi angaryaya/köleliğe neden olduğu için evet ayrıca bu da çözülmesi gerekir dedim...
Polisin ( davada kendimin) maaş bordrosunda yer alan Faz.Çal.Ü(Nis) sözcüğünün dayandığı 3911 sayılı Yetki Kanunu, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir. Bundan dolayı bordroda yer alan 6.856 TL ödemenin Anayasal kural gereğince bir yetkiye dayanmadığını ortaya çıkardım... Şu an tüm Polis rütbeliler dahil , Polis memurları ve Bekçiler , bu ödemeyi Anayasa'ya aykırı bir şekilde almaktadır. Çünkü dediğim gibi bu ödemenin KANUN-İ dayanağı yoktur. Şimdiye kadar vardır demişler, işte yoktur davasındayım.. Çünkü ispatlarımız var.
İLKLERİ GERÇEKLEŞTİRMEYE DEVAM EDECEĞİZ
486 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Emniyet Teşkilatı Kanunu'na eklenen Ek 21.maddede yazılı "...tutarını geçmemek üzere İçişleri Bakanlığınca belirlenecek usul ve esaslara göre " cümlesinden gelmek üzere olan "fazla çalışma ücreti " ibaresinin iptali için ilk davamızın İstinaf mahkeme süreci devam ederken dosya muhtemelen Bölge İdare Mahkemesi İdari Daire Kurulunda görüşülecektir ki, davalı İstanbul Valiliği ,İstinafa talebimiz yönünde itiraza 30 günlük sürede cevap vermediği için süre zamanaşımından dolayı dosya dediğimiz gibi bölge idari kurulda görüşülecektir düşüncesinde olmak ile birlikte her ihtimali değerlendirerek ve mesai dava hukukunda her çare üzerine en detaylı çalışma içinde olduğumuz için davamız dava benzerliği yönünde bu sefer " Fazla Çalışma Ücreti Usul ve Esaslarına İlişkin Bakan Olur'unda yazılı "...Büro Amirlikleri ve Polis Merkezlerinde görev yapan Emniyet Hizmetleri Sınıfı Personele cümlesinden sonra gelmek üzere olan " fazla çalışma ücretinin " ibaresinin iptali ile birlikte ... "hastalık izin süreleri toplamının ( 7) günü aşması halinde aşan günlere isabet eden " cümlesinden sonra gelmek üzere olan "fazla çalışma ücretinin" ibaresi için Danıştay tevdili davayı açacağız. Bu davada Davalı İçişleri Bakanlığı ve Maliye Bakanlığı olması söz konusu olacaktır ki, hepinizin bildiği gibi bu ücret ödemesi Hazine ve Maliye Bakanlığı bordro sisteminde Faz. Çal. Ü(Nis) olarak yer almaktadır ki, Danıştay'dan fazla çalışma ücreti ibaresinin iptali ve bu kavramın Maliye Bakanlığınca da asayiş tazminatı olarak düzeltmesini isteyeceğim.
Polisin haftada 40 saatten fazla çalışılan sürede emeğini almada engel teşkil eden 486 sayılı KHK kuralı yanı sıra OLUR isimli kural içinde dava içinde olmak önemli diye düşünüyorum. Ne dersiniz?
Bundan 20 yıl önce EGM'de ilk kez mesai konusu dava edildi. 1845 yılında kurulan EGM,mesaide ilk defa dava edildi. Davalı İçişleri Bakanlığı, dava konusu haftada 40 saatten fazla çalışma karşılığında, senelik izinde dahi olsa ödendiği iddia edilen o yıl ki Bakan Olur'u alt düzenleyicinin iptali istemedir.
Davayı açan, bu Bakan Olur'unun dayanağı yetki kanun'un iptal edildiğini bilmiyordu, davayı açan Bakan Olur"unun Kanun Hükmünde Kararname ile düzenlendiğini bilmiyordu ve davayı açan, o gün bu ödemenin kendisi senelik izinde olduğu halde yani çalışmadığından dolayı Emniyet Teşkilatı Kanunu'nda Ek 21.madde de yer alan ve adı fazla çalışma ücreti yerine gerçek mesai ücreti ödenmesini talep ettiği davada, Danıştay Başkanlığı Bakan Olur'unun iptalini red etmiş, bu ödemenin fazla çalışma ücreti olmadığına karar vermiştir.
İşte aradan 20 yıl geçtikten sonra ( tabii öncesinde 2024 yılında açtığım dava devam ederken) Danıştay'a doğrudan bir dava açtım... Hem Yürütme Durdurma hem Duruşma talepli bir dava... 20 yıl önce açılan davadan farkı sadece bu değil, şimdi ki dava konusu;
- Polisin maaş bordrosunda ödenen ücretin ( fazla çalışma ücreti) kanuni dayanağın olmadığıdır. Çünkü bu ödemenin kaynağı 3911 sayılı yetki kanunu AYM tarafından iptal edilmiştir.
- Polisin maaş bordrosunda yer alan bu ödeme adı fazla çalışma ücreti olarak yer alsada bunun mevzuat olarak yanlış olarak yazıldığını,ödeme tanzimat olarak belirlenmiştir,nitekim Danıştay ve yüzlerce İdare Mahkemesi de bunun tazminat olduğuna karar vermiştir.
- Zaten en başından itibaren 3911 sayılı yetki kanunu iptali ile birlikte bu kanununa dayanılarak çıkarılan KHK'ler iptal edilmiş iken,,,
- 20 yılın sonunda Danıştay yine aynı konuda İçişleri Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü savunma versin dedi...
Davalarda İlk Derece Mahkemelerini beklememek lazım dedim, belki biraz geç kaldım...
Dinleyin Polis Meslektaşlarım, on yıllardır siyasileri, bürokratları ikna etmek için çareler üzerinde duruldu.. Evet belki de Yargı üyelerini de ikna etmek zor olabilir, nitekim ilk davam süresi uzatıldı.
Evet ben her şeyi düşünüyorum, dava içinde davalar ile kendimi bulmuş olabilirim... Lakin tek çözüm, dava etmekten başka çare yoktur.
Çünkü Kazanacağız...