Fethi bey bir şey sorabilir miyim?
Karşıdaki iki erkeğin arasına eşinizin oturmasına müsaade eder misiniz?
*
Cevap verirseniz mutlu oluruz..
@POLATFethiAhmet
Yavuz Ağıralioğlu:
“DEM partisinde 29 MİT görevlisi Milletvekili var, Bunlar ailesiyle birlikte MİT'e hizmet ediyor.” demiş
Bunu bir Mossad ajanı deseydi hiç şaşırmazdık ??
Yavuz !! sen kimin değirmenine su taşıdığının farkında mısın ??
Dün gece.
Eş zamanlı olarak şu paylaşım yapıldı sosyal medya hesaplarında:
Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi İlyas Kaya, fon kazancını gönüllülük esasına göre TMSF’ye iade ediyor.
Hiçbirinde yatırılan miktara dair bilgi yoktu.
İlginçtir, kimse de sormamış.
Bugün Hürriyet’te Musa Kesler imzal�� haberde gördük o detayı.
Kaya çiftinin iade tutarı, 1 milyar 860 milyon liraymış.
Bu rakam ana para ve mevduat faizi düşürülerek hesaplanmış.
Ana paranın 163 milyon lira olduğu dikkate alınırsa eklenen mevduat faizi 147 milyon lira.
Faiz haram değil mi?
Bu bir inanç meselesi, inanmıyorsanız hadi bunu geçtik.
Asıl soru şu:
İade edilen para suç geliriyse iade kararı sizi kurtarır mı?
Doğubeyazıt'ın neredeyse tamamı dedesine ait ama başarılı gariban öğrenciler için ayrılan bursları mı alıp okuyor...
Şecaat arz ederken merd-i kıbtî sirkatin söyler...
Ya kusura bakmayın ama konu konuştukça iyice batak bir hale geliyor...
Yüzbinlerce vatandaşımızın cebinde olması gereken 800 Milyar TL bir kaç kişinin cebinde
Bu para vatandaşın cebinde olsa yılda ortalama 16 kez el değiştirecekti.
Ekonomiye 12,5 Trilyon TL büyüme katacak piyasalar canlanacak işsizlik azalacaktı.
Devlette 1 Trilyon vergi alacaktı
Foncu aile bakanı Fatma Betül gündeme gelmişken,
Kadının beyanını esas alırız gibi Türk aile yapısını paramparça eden ve erkeği kadın karşısında ezdirerek ve kadın tarafından iftiraya uğratılmasına sebep olarak adalete tecavüz eden bir yaklaşımla kocasını evden attırıp, pezevengiyle kocasının yatağında fuhuş yapabilmek için bu kanunu kullanan ve kocalarını evden attıran ve bazen de hapse attıran bir takım ahlak ve namus yoksunu kadınların alçakça kullandığı bu açık kapı yüzünden bu ülkede yüz binlerce yuva dağıldıysa ve yine o dönemde İstanbul sözleşmesi gibi en sonunda Cumhurbaşkanımızın müdahalesi ile kaldırılan -ki orada üzücü olan bizden önce ,İngiltere'nin ve bir takım Avrupa ülkelerinin dahi bu anlaşmaya aile yapısını çökerttiği için taraf olmaktan çıkmışlardır- o lanet İstanbul sözleşmesinin bu şerefli milletin aleyhinde olmasına rağmen o kanunun geçmesi için bütün gücüyle çalışan Fatma Şahin adlı kadını da unutmayacağız.
Bugün AK parti ve hükümet düşmanı olan Ahmet Davutoğlu'nun ve Fatma Şahin'in birlikte bütün gücüyle çıkarttıkları bir kanun o günlerde gerçekten aileyi korkunç derecede çökertmiştir ve hala etkileri vardır.
Akp içerisinde vatanını ve erdoğanı alper abi kadar seven 10 kişi yoktur. Bir çoğu da onun kadar fayda sağlamamıştır dert edinmemiştir. Siz haramzadeler uğruna şerefli insanlara piç muamelesi yapılmasına sessiz kalırsanız yarın sizin yanınızda kimse kalmaz
Hesabımı hala kapatmak iştahı olan varsa buyursun kapatsın. Ben susarsam, biz susarsak yaptıklarınızı Allahtan nasıl saklayacaksınız? Sahi Allah inancınız var mı?
Size daha bomba bir şey söyleyeyim: Hazine Bakanlığı, Fon vurgununa karıştığı iddia edilen kişilerin önceki hesap hareketlerini incelesin. Orada ortaya çıkacak rakamlar, ülke ekonomisine nefes aldıracak büyüklükte olabilir….
Yaşanılan fon krizi ile alakalı süreci sulandırmaya, zihinleri bulandırmaya ve piyasaları belirsizliğe sürükleyecek açıklamalara artık son verilmelidir. Böylesine ciddi bir süreçte herkes sorumluluğunun gereğini yerine getirmeli, kamuoyunun güvenini zedeleyecek söylemlerden uzak durmalıdır.
Bir taraf meseleyi “dış güçler” söylemine bağlayarak Millî İstihbarat Teşkilatımızı zan altında bırakmaya çalışıyor. Diğer taraf ise çeyrek asırlık AK Parti teşkilatını ve milyonlarca mensubunu, birkaç kişinin yaptığı iddia edilen yanlışlarla aynı kefeye koymaya çalışıyor. Bu yaklaşım ne hakkaniyetlidir ne de siyasi gerçeklikle bağdaşmaktadır.
AK Parti, milyonlarca insanın emek verdiği büyük bir siyasi harekettir. Bu büyük yapı içerisinde art niyetli davranan, kişisel çıkar peşinde koşan kim varsa Cumhurbaşkanımız, bugüne kadar olduğu gibi gereken iradeyi ortaya koyacaktır.
Bırakın kurumlar görevini yapsın. Hukuk, denetim ve devlet mekanizmaları kendi işini yapsın. Hiç kimse soruşturmanın yerine geçerek hüküm vermesin; hiç kimse de süreci kendi siyasi hesabına alet etmesin.
Ancak bununla birlikte süreç mutlaka şeffaf yürütülmelidir. Başta Hazine ve Maliye Bakanlığımız olmak üzere ilgili resmî kurumlarımız ve bürokratlarımız bu süreçte daha aktif olmalı, kamuoyunu düzenli ve açık biçimde bilgilendirmelidir. Ekonomik güvenin en temel şartı, belirsizliğin ortadan kaldırılmasıdır.
Resmî açıklamaların gecikmesi, bilgi boşluğu oluşturulması ve bu boşluğun “Yönetimde ben olsam çözerim” diyerek kendisini kurtarıcı ilan eden siyasi fırsatçılara bırakılması kabul edilemez.
Süreç nereye giderse gitsin, kime uzanırsa uzansın; devletimizin gereğini yapacağından kimsenin şüphesi olmasın.
Çünkü mesele yalnızca siyasi bir tartışma değil; vatandaşın devlete, ekonomiye, piyasalara ve adalete olan güven meselesidir!
Selanik lobisi, Müslüman oldukları için Türk iş insanlarıyla mücadele etmektedir.
Planları, Türklerin kendi vatanlarında köle gibi yaşamasıdır.
Türklerin fabrika ve dükkân sahibi olmaları engellenmektedir.
Ekonomi bütünüyle yabancıların elinde tutulmaktadır.
Sultan Abdülhamid'e de aynısını yapmışlardı: Müslümanlara ait fabrikaları iflasa sürüklemiş, Sultan'ı tahttan indirmek için darbe yapmış ve nihayetinde Osmanlı İmparatorluğu'nu yıkmışlardı.
Şimdi de Türkiye'ye karşı aynı komployu tekrarlıyorlar.
◾️Fon dolandırıcıları şöyle bir hesap yapmış anlaşılan;
Sistemi, batırılmayacak kadar büyüt (17.5 milyar dolar), ortaya çıktığında ise kurtarılmaya mecbur bırakacak kadar (455 bin kişi) kalabalıklaştır.
Böylece dolandırıcılık fark edilse bile müdahale edilmeye, el konmaya ve batırılmaya cesaret edilmesin. Ve sisteme öyle güçlü bürokrat ve siyasetçileri dahil et ki; dolandırıcılık ortaya çıksa dahi müdahale edilmesin, edilmeye kalkıldığında ise engel olsunlar.
Yaşanan dolandırıcılığın biçimi, tutarı ve tutuklanan isimlerin son ana kadar rahatlıklarına baktığımda başka bir açıklama bulamıyorum.
Ama evdeki hesap çarşıya uymadı...
Allah Teâlâ'nın inayetiyle telif ettiği eserlerle materyalizmanın bütün iddialarını çürüten, Uhuvvet,İhlas, Tesettür, İhtiyarlar Risalesi gibi onlarca telifatıyla İslam yolunu açan Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri'ni bugün her zamankinden daha çok okumaya ve anlamaya muhtacız.
Hayati Yazıcı’nın fon şüphelisi oğlu icralık borçlulardan servet kazandı
“Son 5.5 yılda kazandığı faiz geliri 1.8 milyar TL.”
— AKP Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın mal varlığına getirilen tedbir sadece bir saat içinde kaldırıldı.
— Adil Varlık Yönetim AŞ, 27 yetkili varlık yönetim şirketinden biri ve sermayesi Mustafa Yazıcı’ya ait.
— Mustafa Yazıcı, modern bir borç tahsildarı. Yazıcı, bankaların ya da şirketlerin tahsil edilememiş borçlarını yarı fiyatına satın alıyor ve alacakları borçlulardan faiziyle tahsil ediyor.
— Halk yoksulla��tıkça, işsiz ve gelirsiz kaldıkça icralık oluyor. İcralık sayısı arttıkça tahsildar Yazıcı kazanıyor.
— Sadece 2026 yılının ilk 6 ayında satın alınan borç miktarı 1.3 milyar TL. Satın alım bedeli 617 milyon TL.
— Yazıcı büyük oranda Varlık Fonu’ndaki Turkcell’in borçlarını satın alıyor.
— Son 5.5 yılda kazandığı faiz geliri 1.8 milyar TL.
— Bir borçlu, "Borcumu biliyorum ama maddi durumum nedeniyle ödeyemiyorum. Borç ve icra tehdidi içeren mesajlar alıyorum. Annemi de aramaya başlamaları beni psikolojik olarak daha fazla yıpratmaya başladı" diyor. (Uğur Zengin)
“Dindar anayasa değil, adil anayasa” diyorsunuz. Peki, kimin adaleti, hangi ölçüye göre adalet? Yeryüzünde bütün insanların adil kabul ettiği bir anayasa var mı? Böyle bir mutabakat mümkün mü?
Dindarlıkta herkesin anlaşamamasını gerekçe gösteriyorsunuz; adalet konusunda herkes anlaşıyor mu?
Allah’ın adaleti sizi tatmin etmiyor mu? İslami bir düzenin adil olamayacağını mı iddia ediyorsunuz? İslam ile adaleti neden karşı karşıya koyuyorsunuz?
@HulyaTerzioglu1
Feminizmin iyi tarafları olduğunu söylüyor.
Mesela bu hoca hanım, bu durumda kadını kapitalizmin kölesi yapan feminizmin iyi taraflarını sıralarsa neleri söyler acaba.
Ya da kendisi feminizmin iyi taraflarını tespit edebilmişse, 13 yaşından itibaren feminizme bulaşma tehlikesi yaşayan kızlarımız, kadınlarımız, feminizin iyi taraflarını, yanlış taraflarını ayırabilecekler mi?
Feminizmin iyi tarafları var diyerek bu hoca hanım tüm kızlarımıza ve kadınlarımıza feminizm konusunda referans olmuş, bu haliyle feminizme yönelik tıkalı kanalları açmış olmuyor mu?
Feminizmi son derece tehlikeli bir ideoloji olmaktan, en az kısmen faydalı bir teori konumuna çıkartmış olmuyor mu?
Bu durumda bu hoca hanımın ifadesine göre feminizm, kısmen faydalı bir teori.
O zaman bu hoca hanım bu teorinin faydalı yönlerini sıralaması gerekir. Bizim de kaçırdığımız bir şey varsa biz de feminizmin bu faydalı yönlerini öğrenmiş oluruz.
Çünkü feminizmin iyi taraftarı var diyerek orada da faydalı bir şeyler olduğunu söylemiş oluyor.
Peki 13 yaşından itibaren feminizm ile karşı karşıya olan kızlarımız, kadınlarımız, feminizmin ideolojisi ile tanıştıklarında iyi ya da kötü taraflarını ayırabilecekler mi?
Yoksa bütünüyle feminizm girdabına düşmeyecekler mi?
Bunun yerine genç kızlarımızı, kadınlarımızı feminizmden bütünüyle uzaklaştırmak, uzak tutmak daha iyi değil mi?
Bu bakış açısıyla hareket edecek olursak yine hoca hanım her teorinin iyi tarafları kötü tarafları olabilir, hepsini çöpe atmayı uygun bulmuyorum diyor.
Mesela ATEİZMİN, DEİZMİN iyi tarafları nelerdir veya SİYONİZMİN ne gibi iyi tarafları olabilir. Öyle ya her teorinin iyi tarafları kötü tarafları olabilir, hepsini çöpe atamayız dediğine göre buradan nasıl bir sonuç çıkartmalıyız
Dünyaya Yahudilerin empoze ettiği, tüm dünyayı ve insanlığı sömüren ideolojiler olarak egzistansiyalizm, nihilizm, voluntarizm nominalizm vs gibi ideolojiler içlerinde ne gibi iyilikler barındırıyor acaba.
Her teorinin iyi tarafları kötü tarafları olabilir derken gençlerimizi ve yetişkinlerimizi bu teorilerin çağlayanı altında tehlikelere atmış olmuyor muyuz?
Gençlerimiz yetişkinlerimiz, bu teorileri bütünüyle öğrenen uzmanlar, hocalar kadar bu teorilerin iyi yönlerini kötü yönlerini ayırabilecekler mi?
Bu ifadelerle gençlerimizi, kadınlarımızı, yetişkinlerimizi bu teorilerin riskli ortamına atmak tehlikeli olmaz mı?
Bu bağlamda her teorinin iyi ya da kötü tarafı olacaksa yine Mesela, Hristiyanlığın, Yahudiliğin iyi tarafları nelerdir mesela.
Allahu Teala şimdiye kadar var olan bütün inanç sistemlerini komple reddedip tarihin çöplüğüne atmadı mı?
Ama bu hanımefendi çöpe atamayız diyor.
Efendimiz SAV, Hz Ömer Efendimizin yahudilikle ilgili bilgiler edinmeye çalıştığını görünce bu teşebbüsünden dolayı onu azarlamadı mı?
Halbuki Hz Ömer Efendimiz bu hoca hanımın değerlendirmesine göre Yahudilikte iyi olan tarafları öğrenme niyetiyle hareket etmiş olup Efendimiz SAV, Hz Ömer efendimizin Yahudilikte iyi olan tarafları öğrenmesine de karşı çıkmakla Hz Ömer Efendimize haksızlık(haşa) yapmış olamaz mı
Bu hoca hanım çöpe atamayız diyor ama Efendimiz SAV, kendisinden sonra ikinci halife olan Hz Ömer Efendimizin yahudiliği öğrenme niyeti üzerine onu azarlıyor. Yani bu hoca hanımın ifadesine göre Efendimiz SAV, yahudiliği çöpe atıyor ama bu hoca hanım her teorinin iyi tarafları kötü tarafları vardır çöpe atamayız diyor.
Şimdi bir Müslüman Bu durumda nasıl bir tutum almalıdır.
Elbette doğrusu İslamın dışında tüm inanışlardan, tüm ideolojilerden uzak durmak gerekir.
Allahu Teala ayeti kelimesi ile Allah katında din islamdır diyerek insanların kafalarını karıştıracak ideoloji, teori ya da inanç, ne olursa olsun tüm sistemleri batıl ilan etmiştir.
Yahudilerin ürettiği ideolojilerden, iyi tarafları olan düşünceler çıkabilir mi hiç.
* Başkan Erdoğan’ın memlekete çok büyük hizmetleri olmuştur!
* ülkemize çağ atlatmıştır
* Ancak kadın politikalarını doğru bulmuyorum!
* kadınların istihdam oranını artırması evi geçindirmekle yükümlü erkekleri perişan etmiş, ahlakî erozyonu tetiklemiştir!
Maalesef!
😔