“BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİYM” i söyleyebilmek için ne gerek? Üzerinde düşünelim mi?
Öncelikle kişinin, “LA İLAHE İLLALLAH” diyebilmesi gerekir!
Hatırlayalım ki, doğruluğu tartışmasız olan bir hadiste şöyle vurgulanmaktadır bir gerçek:
“MEN KALE LA İLAHE İLLALLAH FEKAD DEHALE CENNE!” Anlamı, KİM ANLAMINI DÜŞÜNEREK VE BÖYLE OLDUĞUNU HİSSEDEREK YANI SIRA BİR İLAH OLMADAN SADECE ALLAH OLDUĞUNU BİLEREK YAŞARSA CENNETE DAHİL OLUR!
Kurân’da geçen ‘kul&kale’ ifadeleri, papağanın demesi gibi ezberleneni tekrar anlamına gelmez! “DÜŞÜN, ANLA, KAVRA VE TASDİK EDİP DİLLENDİR” anlamınadır ‘kul’ kelimesi.
Bunu açıkladıktan sonra gelelim konunun hassas yanına… “İHLÂS” Sûresine…
“İHLÂS” Sûresine İMAN etmemiş olanın İMANI YOKTUR!
KELİMEİ TEVHİDDE İFADE EDİLEN “illa ALLAH”ın açıklaması “İHLÂS” sûresidir. İSMİ “Allah” olanın tarifi tanımı bu Surededir ki, bu tanımı kavrayıp, tasdik etmemiş olanın “ALLAH” imanından söz edilemez!
Nasıl başlıyor “İhlâs” Sûresi.. ‘KUL” yani, düşün, anla, kavra, hisset ve sonra dillendir ki…
1. Allah “AHAD” dır;
2. Allah “SAMED”dir;
3. Doğurmamış, doğurulmamıştır!
Şimdi bu üç tanımı iyi irdeleyelim..
Her yöne veya boyuta sonu olmaksızın bir TEK ten sözeden AHAD!
Ne içine bir şey girmesinden ne de içinden bir şey çıkmasından söz edilemeyen “SOM TEKİLLİK” anlamında “SAMED”! (Samed’in bu açıklaması GAZALÎ’ye aittir.)
DOĞURMAMIŞ VE DOĞURULMAMIŞ metaforu O TEK’in kendinden ayrı bir şey meydana gelmediğini ve dahi onu da bir meydana getiren olmadığını vurgular!
İsmi “ALLAH” olanın tanımı böyle bildirildiğine göre…
GERÇEKTEN BU TANIMLAMAYA İMAN EDİYOR MUSUNUZ?
Eğer olay bu ise, yaşam ve yaşamınız nedir? Nelerin kavgasını yaparak yaşamınızı yangın yeri yapıyorsunuz?
Neyse, konuyu dağıtmayayım…
Bu gerçeğe iman ettiğinizi kabul ederek, ANCAK İHLÂS SURESİNE İMAN ETMİŞLERİN DİLLENDİREBİLECEĞİ “BESMELE” ye gelelim…
“B”, “İSMİ”, “ALLAH”…
“B” HARFİ bizim müşahedemize göre, İHLAS SURESİNİN İŞARET ETTİĞİ ANLAM VE HAKİKATE İŞARET EDEN ŞİFRE HARFTİR! “HAKİKATİM,ORİJİNİM İHLAS SURESİNİN VURGULADIĞI GERÇEKLİKTİR Kİ; ben yoktan varolmuş yok olan bir varlığım; sadece ALLAH var, anlamındadır.
Buna şehadet eden, içselliğinde ve dışsallığında “ALLAH” tan gayrı olmadığına şehadet eder ki, gene şehadet eden de “ŞEHİDALLAHU….” Âyetinde anlatılan haldir!
Kısaca anlatmak gerekirse, “besmeleyi” okuduğunda sen yokluğunu yaşarsın, dillendiren, yaratan Allah olur!
Yaşamı İHLAS olanın dili de besmele olur!
Galiba ipin ucu kaçtı!
Estağfirullah!
(NOT: önce kelimei tevhid bildirilmiştir, sonra İhlâs suresi, sonra da Besmele)
8.7.2026
DUA NİÇİN YAŞAMDAKİ EN ÖNEMLİ ŞEY?
“DUA VE ZİKİR” isimli kitabımızda bu konuya biraz değinmiştim. Burada o konuya önemli bir açıklama yapmak istiyorum.
DİNDE, “RAB” ismiyle işaret edilenin, holografik sistem sonucu, kuantum potansiyelin tüm özelliklerini barındıran KUANTUM BEYİN olduğunu önceki mesajlarımda yazmıştım.
Metaforik DİNSEL anlatımda, beyindeki bu potansiyeldeki özelliklere de “ALLAH ESMÂSI” denildiğine işaret etmiştim.
Dolayısıyla, her insan denilen beyinde bu özellikler tümüyle potansiyel olarak vardır.
“ALLAHA İMAN” denildiğinde, ÖTEDEKİ VEYA İÇİNDEKİ BİR VARLIKTAN DEĞİL; varlığının TÜMÜYLE kendisi olan KUANTUM BEYİN dediğimiz “POTANSİYELİNE İMAN”dan söz edilmektedir!
Sonsuz sınırsız özellikleri barındıran KUANTUM BEYİN/RABBIN, her an, kendisine ulaşan bilgilere GÖRE, O bilgilerin gereğine/icabına/farkındalıklı ya da farkındalıksız DUANA GÖRE, bir an sonranı YARATMAKTADIR!
İşte konunun en incelikli alanı burasıdır…
Oluşmuş bilgi tabanına GÖRE, sonsuz özellikler barındıran kuantum beyinin, AN içinde tüm verileri analiz edip, sonraki ANINI yaratır!
Bu hususa Resulullah, “TAKUNYANIZIN TASMASI DAHİ KOPSA ONUN İÇİN DUA EDİN” diyerek konunun önemine müthiş bir dikkat çekmiştir!
Çünkü yaşadığın her an, önceki andaki farkındalığın kadarıyla yönelişinin/DUANIN sonucu olarak açığa çıkacaktır!
“İLİM ÇİN’DE BİLE OLSA GİDİP ALIN” işareti Resûlullah’ın, her anki açığa çıkışının, İLMİNE GÖRE DUANA dayalı olarak meydana gelmekte olduğu esasına dayanır.
“RABBİM İLMİMİ ARTTIR” âyetiyle işaret edilen de; DUAN İLMİNE GÖRE/KADARDIR, SİSTEMİNE dayalı olan uyarıdır!
Eğer buraya kadar yazdıklarımla muradımı anlatabilmişsem…
ÖNCELİKLE GEREKLİ OLAN, ister RABBIM diye anla ister sonsuz potansiyelli olan KUANTUM BEYNİN diye anla; bu anladığına İMAN ETMEKTİR!
İMAN ETMEKTİR, çünkü akılla bu sistemi zihninde bir tür somutlaştırman mümkün değildir; ancak İMAN EDİLESİ bir konudur. BU YÜZDENDİR Kİ, DİN, AKIL DEĞİL, İMAN ESASINA DAYALI OLARAK ANLATIMIŞ VE ANLATIMLAR METAFOR ÜZERİNE GELİŞMİŞTİR!
İşte eğer sende böyle bir İMAN HALİ/İLMİ açığa çıkıyorsa, bu farkındalıkla ihtiyaç duyduğun her konuda, anında DUA EDERSİN! DUAN OLMAYAN HER ANIN DA İSRAFTIR, BİR BİLEBİLSEN!
YAŞAMIN, FARKINDALIKLI VEYA FARKINDALIKSIZ DUALARINA RABBININ İCABETİNDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR; BİR BİLEBİLSEN!
SELÂMETİN DUANDADIR,
RABBİM, ENTES SELÂM VE MİNKES SELÂM, TEBAREKTE YA ZÜL CELÂLİ VEL İKRAM !
26.6.2026
XxL’ den bir alıntı :
Bize yıllarca evrenin temel yapı taşının atomlar olduğu öğretildi ama bilinmeyen şu ki bu evrenin bize söylediği en tatlı yalanlardan biri.
Atomun içine yeterince yaklaştığında ortada fiziksel bir madde kalmıyor sadece olasılık bulutları ve matematiksel denklemler var. Yani masaya vurduğunda çıkan ses maddenin maddeye çarpması değil iki farklı bilgi paketinin birbiriyle etkileşime girmesi. Eğer evren maddeden değil de bilgiden oluşuyorsa bu bildiğimiz her şeyi yıkar. Termodinamiğin aksine yeni fizik yasaları bize evrendeki bilgi düzensizliğinin azalmaya başladığını ve sistemin kendini optimize ettiğini gösteriyor.
Kendi dna zincirini düşün o sarmal 3.3 milyar harflik bildiğin yazılım kodundan başka bir şey değil ve bedenin sadece bu kodu çalıştıran ıslak bir donanım. Bugün fizikçiler kara deliklerin yuttuğu her şeyin bilgisini olay ufkunda sakladığını bas bas bağırıyor çünkü evrende hiçbir data silinemez. Teslanın beynim sadece bir alıcı demesi boşa değildi. Bizler uzay boşluğunda süzülen tesadüfi et yığınları değiliz. Bizler evrenin kendini anlamak kendi kodunu okumak ve hataları ayıklamak için yarattığı biyolojik sensörleriz.
Şu an bu yazıyı okurken sadece ekrandaki piksellere bakmıyorsun gerçeklik olan kozmik sunucuyla senkronize oluyorsun. Dokunma diye bir şey yok sadece veri aktarımı var.
#data #information #knowledge
TEK TE ÇOKLUK ALGI VE YAŞAMI
VARLIK sonsuz sınırsız bölünmez TEK !
Sonsuz sınırsız bölünmez bilgi ve kudret (enerji)..
Her birim TEK’in bilgisi, kudreti ve tüm özelliklerini ihtiva eden bir formda oluşmuş, birimsellik, “BEN”lik hissiyatıyla!
Her birim TEK’in tüm özellikleriyle yaratılmasına rağmen TEK tarafından, nasıl oluşuyor birbirinden farklı ÇOKLAR ve farklı “ben”ler?
Farklı “ben”lerin yaratılması, “TEK” in tüm özelliklerinin her bir noktadan, gelen bilgilere göre farklı formlar oluşturmasıyla açığa açığa çıkar.
Daha açalım…
Kuantum beyin ilk anda sıfır noktası itibariyle TEK’in tüm özellikleri (ilmi) ile vardır. İlk andan sonraki anda kendisine ulaşan bilgiye göre, o bilginin açığa çıkması için gerekli bilgiyi, mevcut özelliklerinden yaratır! YARATAN TEK’TİR, İSMİ ALLAH diye tanımlanandır.
Hepimizin ve her şeyin yaratanı TEK’in sonsuz sınırsız özellikleridir; ne var ki, o özelliklerden, OKUNAN BİLGİYE GÖRE, BİLGİ FORMLARI YARATILIR Kİ, böylece hepsi birbirinden farklı sayısız “ben”ler oluşur.
“Sizi de fiillerinizi de Allah yarattı” tesbiti, “ben”lerin ve onlardan açığa çıkan düşünce ve eylemlerin TEK’İN ÖZELLİKLERİYLE (esmanın işaret ettiği özellikler) oluştuğunu vurgularken…
Her “ben”den açığa çıkanların, o”ben”i oluşturan edinimlerin, bilgi girdilerinin (kabuller ve fizyolojik girdilerin) sonucuna g��re oluştuğunu gözardı etmeyelim.
Bu yüzdendir ki, “herkes elleriyle yaptıklarının sonucu yaşar” tesbiti bildirilmiştir.
Daha basit anlatmak gerekirse, her birimin orijinalinde aynı özellikler varsa da, o özellikler, kendisine ulaşan bilgilere, girdilere göre formlar, “ben”likler yaratmaktadır.
“Ben”e ulaşan her bilgi, girdi, DUA, o bilgi, girdiye göre sonucunun yaratılması da İCABETTİR!
İman edilesi, inanılması istenen her bilgi dahi birimin daha sonraki aşamada hissedeceği veya yaşayacağı durumu oluşturur.
TEK HİÇ BİR BİRİME ZULMETMEZ!
HER BİRİM, OLUŞUM SÜRECİNDEKİ GİREN BİLGİLERE GÖRE TEK’İN YARATTIKLARINI YAŞAR!
Ben niye böyleyimin cevabı, içinde bulunduğun ortamın, çevresel bilgilerin girdilerinin sonuçlarına GÖRE böylesindir!
İlmini geliştiren, hakikati gören, hisseden huzurda ve seyirde olurken; kabul ve şartlanmalarının batağından ARINAMAYAN da içindeki ateşte yanmaya devam eder!
KENDİ HAKİKATINI TANI VE ONU YAŞAMAK İÇİN GEREKEN İLMİ EDİN Kİ, YAŞAMIN CENNET OLSUN!
CENNET deyince aklıma düştü!
Cennetteki HURİLERİN tartışmasını yapıyor insanlar!!!
SİSTEM TEK BİR BOYUT OLDUĞU İÇİNDİR Kİ; ÇOKLU BOYUT ALGIDAN KAYNAKLANDIĞI İÇİNDİR Kİ…
Âhıret ve ötesindeki her şeyin bir örneği, misâli şu anda da vardır ve bir şekilde yaşanmaktadır.
CENNET DİYE TANIMLANAN YAŞAM BİÇİMİNDE OLAN HER KUANTUM BEYİN (insan) ÖZÜNDEKİ SINIRSIZ (esma) ÖZELLİKLERE GÖRE, DİLEDİĞİNİ DİLEDİĞİ ŞEKİLDE YARATACAKTIR DÜNYASINDA!
Bu ortamda kuantum beyniniz bilgisayarı yaratıp, sanal zekayı yaratıp, sonra da onun özellikleriyle, verdiğiniz emirlere (promt) göre nasıl sanal hurileri yaratıyorsa, işte aynı sisteme dayalı biçimde, hakikatındaki özelliklere İMAN ETMİŞ OLANLAR, buna dayalı olarak o ortamda da gereğini yaşayacaklardır.
https://t.co/I7S57dZ5cS adresinde YENİ EVİNİZ NASIL OLSUN başlıklı yazımı okuyabilirsiniz, çok yıllar önce yazdığım.
Rabbimin seyrettirdiklerini dilim döndüğünce anlatmaya çalışıyorum. Kusurum varsa bendendir. Hoşgörün.
Allah hepimize bayram yaşata Ramazan bereketiyle.
#Facebook
INTERCESSION is widely misunderstood.
INTERCESSION is the knowledge that transports you to enlightenment!
No one possesses the power to get another either into heaven or hell.
Everyone will experience the results of ONLY THEIR OWN thoughts and actions.
SEEK THE CAUSE OF YOUR SUFFERING FROM WITHIN!
@AhmedHulusi
https://t.co/OYoQqf3Mfr
Çok uzun senelerdir @AhmedHulusi işin ✨ SIRRINI açıklıyor✨
⬇️⬇️⬇️
✨”SIR”
ALGORİTMA DA!
Algoritma nedir? (2021)
✨Evren içre evrenlerin muhteşem algoritmasının
Kurân dilindeki tanımlaması
��SÜNNETULLAH”tır!
“OL” denmişi olduran muhteşem YARATIŞ mekaniği!
Sınırsız sonsuz potansiyelin (Rahman) Allah ilminde, zamansız seyrini, “RAHİMİYETİNDE” sürdüren SÜNNETULLAH isimli algoritma!
Her şey RAHMAN daki sonsuz potansiyelin(Allah isimleri özellikleri) RAHİMde seyri ile oluşmuştur.
Bu seyir ile (ilmiyle ilmini OKUMASI) çeşitli isim etiketleri altındaki varlık sûretlerinin ilmî varlığını yaratmıştır.
Bu yaratış sistemini oluşturan ilmî algoritma SÜNNETULLAHTIR.
(2022)
✨Sen düşündüğünü sanıyorsun;
oysa düşüncen “SEN”i yaratmakta! Fikrin hakikati kuantum potansiyelden açığa çıkar.
Kuantum potansiyel (Rahmaniyet) varlık değil, İLİM (DATA/BİLGİ PROJEKTE EDEN) YARATANDIR.
(2015)
✨ “İlmi Suret ve Hologram”
"DATA" diledi, Beyin aynasından kendini seyreyledi!
“Çok boyutlu tek kare resim”olan âlem içre âlemler, tümüyle bir “holografik gerçeklik”tir!
İlmiyle, ilmini, ilminde seyredenin seyri sonucudur “holografik gerçeklik”olan âlemlerin varlığı!
(2007)
https://t.co/5JcauyEh3d
✨ Hayal dünyanda yaşıyorsun!
Görüyorum dediğin; algıladığın her şey, beyninin içinde oluşan bir (3D değil) çoklu D holografik dünyan!
Beyne gelen beş duyuya dayalı veya beş duyu ötesi tüm elektromanyetik dalgalar, bu organ tarafından veritabanına göre değerlendirilerek, beyninin içindeki holografik çok boyutlu görüntü hâlinde dünyanı (kozanı-cocoon) oluşturuyor! Yani dış dünyada değil, beyninin içinde oluşan hayal dünyanda yaşıyorsun, kim olursan ol!
Algıladığın ve hüküm verdiğin her şey, algıladığının sûreti kadarının yani bir enstantanesinin, dünyanda oluşan simgesi!
Beyinler... Tüm varlıkta, dalga dönüştürücüsü olarak var olmuş dönüştürücülerdir. Birimlerin çok boyutlu holografik dünyaları bu dönüştürücüler tarafından oluşmakta; her birim kendi holografik dünyasında yaşamaktadır; dışsallıkta yaşadığını sanarak! (2010)
https://t.co/8Nx5ecRZGd
Bilimin (8.4.2025 ) tarihli haberinde geçen gerçeği @AhmedHulusi çok detaylı bir şekilde 2010, 2015, 2017 yılları olmak üzere uzun süredir açıklamaktadır⬇️
“Hayal dünyanda yaşıyorsun!
Görüyorum dediğin; algıladığın her şey, beyninin içinde oluşan bir (3D değil) çoklu D holografik dünyan!”
Yazılı Metin: https://t.co/kctkXpGtXl (2010)
Video: https://t.co/yYJE7eGXkC (2015)
Evren dediğimiz şey, sonsuz-sınırsız bir dalgaboyu denizidir. Evren esasında 2D(boyutlu) 1 yapıdır.Sonsuz sınırsız tek düzlem dalga boyu yapıdır.Bu dalga boyu yapı algılayanlar tarafından algılama sistemlerine göre 3D(boyut) algılanmaktadır!!
https://t.co/BHX1LzmtQe (2017)
“OKU”
Diye başlayan sure (96)
“SECDE ET Kİ KURBA ERESİN”
Diye bitiyor!
“OKU”manın neye dönük olmasını böylece açıklıyor!
Eğer Rabbinin kulu olmanın ne olduğunu fark edersen, herkesin dahi aynı durumda olduğunu keşfedersin!
“ALLAH SİZİ DE YAPTIKLARINIZI DA YARATTI”
Âyetini düşünebilirsen, farkedersin ki;
BEN HİSSİYATINI DA, TÜM YAPTIKLARINI DA RABBİN (kuantum beynin/esma özelliklerin) yaratmaktadır!
Bunu da fark edersen, ezelinden ebedine, Allah esmasına kulluk eden bir varlık var ve SEN YALNIZCA, VARIM, sanan bir varlıksın!
YOKSUN!
HİÇSİN!
İşte bunu hissedip yaşadığında
SECDE ETMİŞSİNDİR!
SECDENİN ANLAMI BUDUR!
Bu SECDEnin sonucu da KURBİYETTİR! Yani Rabbinin varlığında yok olmak; HİÇ olmak; zerrende dahi Rabbinin özellikleri dışında bir şey kalmamasıdır.
Gören, duyan, söyleyen, Rabbindir!
Yoksa, BENLİĞİN, BEN YAPIYORUM hissiyatın, bataklığa saplı demir kazık gibi dimdik dururken; alnını yere koyarak, SECDE EDİYORUM sanısıyla da avunarak, geçip gidenlerden biri daha olursun!
HİSSETTİĞİN VE YAŞADIĞINSIN; BİLDİKLERİN HİÇ DEĞİL!
Selamet ola.
16.4.25
DUAM NİYE KABUL OLMUYOR, DİYORSUN YA; ANLATAYIM !
DOĞRU ADRESE YOLLAMIYORSUN DUANI ! O yüzden de duana icabet olmuyor! Ediyorum ediyorum cevap gelmiyor, demeye devam ediyorsun.
Mesajını evrene yolluyorsun!
Evrenin dibi bucağı yok! Başı sonu yok!
Yanlış adrese yöneliyorsun!
Doğru adrese işaret ediyor Kurân. Ne diyor?
“BİZ ŞAH DAMARINDAN DAHA YAKINIZ !”
“BİZ” diyor.. kim bu biz? Esma hüsna..
Konu Allah isimleriyle işaret edilen özellikler ise, buralarda çoğul olan BİZ SIFATI KULLANILIR.. YANİ, BEYİNE TALİM EDİLMİŞ OLAN TÜM İSİMLERİN ÖZELLİKLERİYLE ANLAMINA GELİR “BİZ” işareti.
ŞAHDAMARI nereye ulaşır beyine!
BİZ BEYNİNİN BOYUTSAL DERİNLİĞİNDE TÜM ESMA ÖZELLİKLERİMİZLE VARIZ, DEMEKTİR BU ÂYETİN ANLAMI!
Daha önce de açıkladığımız üzere kuantum beyninin hakikati, tüm isimlerle işaret edilen özelliklerin tamamıdır! Yani, RABBİNDİR !
Demek ki adresi neresi olmalıymış DUANIN; elbette ki GERÇEK BEYNİN/RABBİN !
Oysa sen duanı ÖTENDEKİ BİR VARLIĞI HAYAL EDEREK ONA YOLLUYORSUN! Yanlış adrese!
ÖNCE “B” sırrınca, ben sandığın varlığının sadece bir zan, vehim olduğunu; gerçek varlığının RABBİNE AİT OLDUĞUNU FARK ET; sonra da DUANI, İÇSELLİĞİNDEKİ, KUANTUM BEYNİNDEKİ RABBİNE YAPMAYI DENE !
Rükûnda, secdende hep beyninin hakikati olan RABBİNE yönelerek tesbihini, duanı yapmaya başla.
“ARZ” diye isimlendirilmiş bedeninin tüm hücreleri, organları dualarını “SEM” olarak isimlendirilmiş beynine iletiyor ve ondan cevap alıyor…
DUANI UZAYA YAPARSAN, HAYALİNDE TASAVVUR EDİP YARATTIĞIN TANRINA YOLLARSAN, DUYGUSUZ UZAYDA KAYBOLUP GİDER!
UZAY NEDİR BİLİR MİSİN? Aşağıdaki linkten okuyabilirsin UZAYIN NE OLDUĞUNU, bugüne kadar hiç duymadığın bir tarzda.
Dolayısıyla önce İNAN VE GÜVEN BEYNİNİN HAKİKATİ OLAN RABBİNE VE SANA CEVAP VERECEĞİNE… Sonra da DUANI YAP!
Ezberlediğin kelimelerle değil; içinden geldiği gibi! Tüm samimiyetinle! Yana yakıla!
Bak gör bakalım, duana cevap geliyor muymuş, gelmiyor muymuş.
Unutma ki, âdet olmuş diye yapılan ne dua kabul olur, ne de diğer ibadetler!
Bakın dua olayını çok yıllar önce DUA VE ZİKİR isimli kitabımızda nasıl anlattık… Aşağıda okuyun…
“KEVSER HAVUZU” metaforuyla anlatılan ve beyninizin HAKİKATİ olan tüm Allah özelliklerini fark edip, gereğini yaşayamazsanız, geleceğinizin cennet olması bir hayli düşük ihtimal olacaktır.
“DÜNYA MÜMİNİN CEHENNEMİDİR” işareti, beden boyutunda beşeriyet şartları içinde ömür sürenin, içinde bulunduğu şartları anlatır…
İçe, hakikatine yönel ki, cehenneminin ateşi sönsün, gerçekliğini, “ALLAH’A FİRAR EDİN” âyeti vurgular! Allah’a kurbu, olanı, hakkel yakîni yaşayanı dünya ateşi yakmaz!
Allahım, RABBİNİN SONSUZ GENİŞLİĞİNDE YAŞAYANLARDAN OLMAYI BAHŞET BİZE!
17.3.2025
https://t.co/u3mBEZZ1Qj
https://t.co/pAHOhkG7nZ
Üzerinize afiyet bugün biraz EZBER BOZACAĞIM !
Kurân’daki Ademin yaratılışının metaforik anlatımı, esasında İLK “İNSAN”ın UYANIŞININ HİKÂYESİDİR !
HALİFE´nin ve Adem´in varoluşunu anlatacağım.. “Kurân Çözümü” kitabımızda Bakara Suresi 30. Ayetinden başlayarak bu konuyu anlatmıştım ama burada da bunu net vurgulayayım.
Kurân’da “HAVVA” yoktur! “HAVVA”dan söz edilmez!
İnsanın oluşumu aşamasından, “HALİFE”nin açığa çıkışı ile başlar konu..
YERYÜZÜNDE BİR HALİFE AÇIĞA ÇIKARACAĞIM (ceale kelimesi açığa çıkartmak anlamındadır yaratma değil) anlatımı olayın nasıl oluşacağını izah içindir.
İnsan diye bahsedilen “beden yapı” dünya üzerinde yüz milyonlarca yıllık süreçte oluşmuş ve nihayet, BEYİN, HOLOGRAFİK BEYİN OLARAK VARLIĞIN ÖZÜ BİLGİSİNİ AÇIĞA ÇIKARACAK KAPASİTEYE ULAŞTIĞINDA, ÖZELLİKLERİ İTİBARIYLA HER İSTEDİĞİNİ YAPAR HALE GELMİŞTİR. BU DA CENNET YAŞAMI OLARAK TANIMLANMIŞTIR…
BU AŞAMADA HİSSETTİĞİ KENDİ ÖZELLİKLERİ DOLAYISIYLA DA, BEDENİ YOKMUŞÇASINA YAŞAMDADIR DÜNYA ÜZERİNDE!
İŞTE KUR’ÂN, BU RUHANİ HİSSEDİŞİN (HALİFE’NİN) KULLANMAKTA OLDUĞU BEDENİ “ZEVCİ/EŞİ” OLARAK TANIMLAMIŞTIR!
Adem, şuur boyutunda kuantum beyninin hakikati olan tüm esma özellikleriyle cennet boyutunu yaşarken, yasak ağaç metaforuyla anlatılan kendini beden olarak hissetmemesi ilhamı almıştır.
Ne var ki, gelişen süreç içinde kendisinin ve varlığın hakikatinin TEK olması müşahedesi onda bir yanılgı meydana getirerek (şeytana saptırıcı fikre uyarak), beden de haktır, niye kendimi beden kabul etmiyeyim, bakışından hareketle yasak ağaca/beden kabulüne düşmüştür. Bu durum da şeytanına tâbi olunması diye anlatılmıştır.
Anlaşılacağı üzere, olayda HAVVA hiç yoktur; o yüzdende Kurân‘da HAVVA’DAN SÖZ EDİLMEZ!
Havva metaforu geçmiş kavimlerin bilgilerinden geçmiştir.
Bundan sonra, “EŞİNLE DÜŞMAN OLARAK YERYÜZÜNE İN”, denmesinden kasıt da, artık hakikatini yaşamana düşman olan, kendini beden kabulünle yaşamaya devam et, demektir.
Zira ÖLÜMSÜZ KUANTUM BEYİN (RUH) ihtiva ettiği bilgi itibariyle her an sınırsız kuvvelerini açığa çıkarmak isterken, bilinçte bu fikirleri ilham dediğimiz şekilde fark ettirmek isterken; EŞİ/ZEVCESİ olan bedeni de her an yolladığı mesajlarla kendini beden kabullenmesine neden olmaktadır. Bu yüzden de düşman olarak nitelenmiştir.
KURÂN’da geçen “SEMA” ismi ruhani şuur boyutuna işaret eder kuantum beyinin.. “ARZ/YERYÜZÜ” ismi de topraktan yaratılmış beden boyutuna işaret eder.
Adem’e “BÜTÜN İSİMLERİN TALİM EDİLMESİ” ifadesi de, “HALİFE” adı verilen, hakikatini KUANTUM BOYUTTAN (“Rahmaniyet”) GELİP HOLOGRAFİK SİSTEME GÖRE BEYİNDE AÇIĞA TÜM ÖZELLİKLERE İŞARET EDER.
Beynin bu özelliklerinden açığa çıkan tüm melekler dahi, hep insan beyninde açığa çıkan ÖZSEL KUVVELERDİR.
MELEKLER GÖKTEN, UZAYDAN İNMEZ, KUANTUM BEYİNİN HOLOGRAFİK ESASA DAYANAN ÖZELLİKLERİYLE KENDİ BOYUTSAL DERİNLİĞİNDEN AÇIĞA ÇIKAR Kİ, BUNA DA KUR’ÂN “İNZÂL” tabirini kullanır.
“ALLAH” ismiyle işaret edileni ve İNSANIN HAKİKATİNİ anlatan âyetlerin vurguladığı gerçekler kıyamete kadar DEĞİŞMEZ GERÇEKLERDİR.
KUR’ÂN KIYAMETE KADAR DEĞİŞMEZ; ANLATIMI DA BU HUSUSU VURGULAR.
Bu konunun detayı “KURÂN’IN RUHU” başlıklı yazımdadır, https://t.co/I7S57dZ5cS dan okunabilir.
Ayrıca apple store’dan resimdeki uygulamayı indirirseniz, TÜM YAYINLARIMIZI ÇEŞİTLİ LİSANLARDA ÜCRETSİZ OKUYUP, CİHAZLARINIZA İNDİREBİLİRSİNİZ.
Derinlikli ve hazımlı düşünceler dilerim.
11.3.2025
Ramazan ayında Kurân Kerîm okuma şansı olmayanlar
en azından
Bu âyetler üzerinde düşünebilirler.
Kitabullâh Diyor Ki... -
https://t.co/8H0btaWTJX
Yeşim Tomaç hazırladı
https://t.co/iTy1PCBt8l
"Deizm Niçin Çağdışı Bir Anlayıştır? - Ahmed Hulusi
Deizm nedir, ne değildir? Niye deizm yanlış bir düşünce şeklidir? Bunun izahını yapmak gerekir.
Deizm'in temeli: Bütün bu varlık belli bir sistem içinde çalışıyor, dolayısıyla bunun arkasında bir yaratıcı şuur, akıl olmalı...
Yukarıda tanrı var anlayışı, İslâmiyeti bozmak için vahhabiliği kullanmıştır.
Kur'ân deyince, sokaktaki adamın anladığı müslümanlığı düşünmeyin!
İnsanın hakikatinde Tek'in bütün özellikleri vardır ve eğer insan, kendi hakikatindeki Allâh'ı hisset, yaşa anlayışını (Billah) benimserse Kurân'a ve getirdiği ilime iman etmiş olur.
İbadetler araçtır. Amaç, Allâh'ın varlığını ve tekliğini kendi hakikatinde bulabilmektir.
Deizm ve ateizm, Kurân'ın bildirdiği Allâh ismi ile anlatılanın vahidiyetine ve vahdaniyetine vakıf olmamanın sonucudur." @AhmedHulusi
BEYEFENDİLER ANLAYAMAZ !
Niçin aydın, sorgulayan, düşünen kesimin hızla müslümanlıktan uzaklaşıp DEİZME yöneldiğini!
Niçin insanların camilerden ve din adamlarından uzaklaştığını!
Niçin toplumda Allah korkusu kalkıp, büyük çoğunluğun nefsi için elinden geleni ardına koymadığını!
Niçin hak hukuk adalet kavramlarının artık insanlara yön vermediğini!
Bilgili Din adamlarının yayın organlarında yer almadığını, alanların da eğlencelik amacıyla izlendiğini..
Toplumda DİN kavramının ciddiyetini kaybettiğini!
ÇÜNKÜ…
İmam hatip okullarından yetişenler, YUKARIDA ALLAH VAR; TEK TANRI VAR O DA ALLAH, anlayışında olarak camilerden, tarikatlardan insanlara hitap ederek, yarın kurallara uymayanları cehenneme atacağını anlatmaktalar. Tüm din eğitimi sistemi de bu anlayışa göre kurgulanıp insanlara DİN BU, diye anlatılmaktadır. HALBUKİ…
Asırlardan beri DİN anlayışını yayan ünlü tasavvuf önderlerinin, “Allah her zerrede ve zerrende mevcuttur, kendini TANI ki Allah’a eresin. Dünyada varoluşunun tek amacı vardır, o da HAKİKATIN OLAN ALLAH’ı TANIYARAK BU İDRAKLA SONSUZ YAŞAMA GEÇMEKTİR” şeklinde özetleyebileceğimiz anlatımlarının ortadan kalkmasıdır.
“ÂHİR ZAMANDA İLİM YERYÜZÜNDEN KALDIRILIR” şeklindeki hadis bu duruma işaret eder.
İşte bu yüzdendir ki insanlar gökte Allah var, seyrediyor, yaptığını beğenmezse seni cehennemine atacak; saçının teli görünürse cehennemliksin, erkeğe kadına bakarsan yanacaksın anlatımlarını ciddiye almayıp, hatta dalga geçmektedirler!
ÇÜNKÜ DÜŞÜNEN, SORGULAYAN, ARAŞTIRAN YENİ NESİLLER, MİLYARLARCA GALAKSİDEN OLUŞTUĞU ALGILANAN EVRENDE, GÖKTE, ÖTEDE, ÖTENDE BİR TANRININ (ne isimle anarsan an) var olamayacağını kavramaktadırlar.. HUZURUNA ÇIKACAĞIN, KARŞINA GEÇİP SENİ HESABA ÇEKECEK BİR TANRI kabulü yeni nesillerce mantıklı görülmemektedir!
Dolayısıyla da tüm evreni var eden bir KUDRET VARDIR, kabulüne geçerek DEİZME yönelmektedirler!
İmam hatip ve İlahiyatçıların YUKARIDA ALLAH VAR anlayışına dayalı DİN EĞİTİMİ iflas etmiş; ilim yeryüzünden kaldırılmıştır. Tüm İslam ülkelerindeki durum budur!
Ve bu yüzdendir ki din eğitimini İmam Hatip okullarından İlahiyat Fakültelerinden almış BEYEFENDİLER, HEM HASAR TESBİTİ YAPAMAMAKTA, HEM DE KALMIŞSA BİR KAÇ GERÇEK DİN ÂLİMİNE ÇAMUR ATMAKTADIRLAR.
Arkasında devlet desteği olmayan, çıkar sağlamak için DİNİ kullanmayan, FİYSEBİLULLAH ASIRLARIN GERÇEK DİN ANLAYIŞINI, ÖZGÜN KANALLARDAN İNSANLARA DUYURMAYA ÇALIŞANLAR HOR GÖRÜLÜRKEN; DİN SIRTINDAN ZENGİN OLANLAR, YÖNETİMLERDE YER ALANLAR BAŞTACI EDİLMEKTE;
BUNUN ÇOK BÜYÜK VEBALİNİN SONUÇLARI HİÇ HATIRA GETİRİLMEMEKTEDİR!
OYSA BİLİNE Kİ !
Kurân’a göre İsmi “ALLAH” olan, yalnızca ve sadece var olandır; O’nun gayrı olan, yanısıra var olan hiç bir şey yoktur! Çağdaş bilim de, bilebildiğimiz evrende, Quantum TEKİLLİK yanısıra hiç bir şeyin var olamayacağını dillendirmektedir.
“Adı” ALLAH OLAN, BU İSİMLE İŞARET EDİLEN, KENDİSİNDEN GAYRI OLMADIĞI İÇİNDİR Kİ,
HER ZERREDE TÜM VARLIĞIYLA MEVCUTTUR; çünkü varlığı bölünmez, parçalanmaz, cüzlere ayrılmaz varlıktır; sonsuz sınırsız ilimdir! Çağdaş bilim de derki, evren tümüyle HOLOGRAFİK EVRENDİR; varlığın tümünde var olan, evrendeki her zerrede de aynıyla mevcuttur!
BU YÜZDENDİR Kİ…
İSLÂM DİNİNİ VE KURÂNI DİLLENDİREN ALLAH RESÛLÜ MUHAMMED a.s., tanrıya tapınma anlayışındaki din anlatımlarının ötesinde, HAKİKATIN OLAN ALLAH ADIYLA İŞARET EDİLENİ KEŞFET VE TANI, TEMASINA DAYANAN BİR ANLAYIŞI İNSANLARA FARK ETTİRMEYE, BUNA İMAN ETTİRMEYE ÇALIŞMIŞTIR.
İmkan olsa saatler boyu tüm detayları ve delilleriyle bu konuyu Rabbimin lutfu kadarıyla açıklayabilirim… VARLIĞININ ALLAH İSİMLERİNİN ÖZELLİKLERİYLE NASIL OLUŞTUĞUNU, NEDEN BUNU KEŞFETMEN GEREKTİĞNİ İZAH EDEBİLİRİM.
AFFEDİN BEYEFENDİLER! Yetiştirildiğiniz ve sorgulamaksızın inandığınız Din anlayışınıza uymayan asırların HAKİKAT İLMİNİ hem de ÇAĞDAŞ BİLGİLER EŞLİĞİNDE, MECRAMIZ OLAN İNTERNET, X ÜZERİNDEN insanlara ulaştırmamızı.
60 küsur yıllık çalışmamızın hoşunuza gitmeyişini!
Saygılarımla.
HAFTANIN FIKRASI
Tek oğlu bulunan varlıklı bir çiftçi yaşlanıp yatağa düşer ve oğluna vasiyetini söyler:
-Yatağın altında, içi altın dolu iki tane kese var. Bunlardan biri senin, diğerini de memleketin en büyük eşkıyasını bulup ona vereceksin. Sebebini sorma, vasiyetim böyledir!
“KURAN BİLGİ KİTABIDIR”, demiştik…
“OKU” deniyor Resulullah aleyhisselâma…
Ortada henüz hiç bir kitap, metin YOK !
“OKU”ması istenen nedir?
Resûlullah, “okuyabilenlerden değilim” diyor. ‘Okumam yazmam yok’, demiyor! ÜMMÎ, “OKU”yamayan anlamındadır. Prof, şeyhülislam vs olabilirsin, ama “OKU”yan değilsen ÜMMÎ dir sıfatın!
“İkra bismi rabbike elleziy halâk”
“Sen”i yaratan ismi RAB olanın varlığındaki özelliğiyle OKU”
Deniyor.
Bilgi, orijinaliyle, datadır; dalgaboyu anlamdır!
Orijinaliyle bilginin LİSANI YOKTUR!
Vahiy olan bilgi, lisansız olarak, Rabbi diye tanımlanan kuantum beynindeki potansiyelden “inzal” (inerek?) olarak bilgi tabanına göre proses olarak çözülmüş; kavranılmış, ve bilgi tabanındaki lisan olan Arapça ile dillendirilmiştir.
“OKUNMASI” dilenen şey, içselliğindeki ve dışsallığındaki (esasen beyin için böyle bir ayırım YOKTUR) varlığın TEK BİR vücud olduğunun seyridir!
“OKUYAMADIĞIN SÜRECE SIFATIN ÜMMÎDİR” demiştim.
Gelelim bizim OKUMA KONUSUNDAKİ seviyemize..
Kurân, Resûlullah’ın Kureyş kabilesinde dünyaya gelmesi ve lisanının da Arapça olması hasebiyle Arapça olarak dillenmiştir ki, çevresindeki Araplar da ANLASINLAR için!
Görüldüğü gibi KONU GELEN BİLGİNİN ANLAŞILMASIDIR.
ANLAŞILMAYAN BİLGİYE İMANDAN DA SÖZ EDİLEMEZ!
Akıl anlasın, çözsün ki İMAN etsin. AKLI OLMAYANIN İMANI OLMAZ!
Ne demektir bu? Aklın olmayışı demekten murad, bilgi tabanında gelen bilgiyi çözecek ve bütünleyecek kadar yeterli veri olmadığı için; ya da veri tabanı daha önce girmiş başka bilgilerle KİLİTLENMİŞ olduğu için konuyu çözememesi demektir.
Bize ulaşan bir bilgiyi değerlendirmemiz için önce o bilginin bildiğimiz lisan üzere karşımıza çıkması, sonra anlamamız, daha sonra da o bilgiyi çözümleyecek veri tabanına sahip olmamız gerekir.
İster KURÂN bilgisi, ister Resûlullah’dan gelen başka bilgi ya da modern fizikten gelen bilgi olsun hep söz ettiğim sistem içinde değerlendirilir.
Beyine ulaşan bilginin lisanından söz edebilirsiniz ama beyin içinde, veri proses alanında LİSAN YOKTUR; data çözümü vardır!
Bunun örneğini de bir çoğunuz rüyanızda yaşamışınızdır. Hiç bilmediğiniz bir lisanda konuşan yabancının dediğini anlamışsınızdır.
KÂBİR âlemi denmiş olan kuantum beyindeki zihin alanında lisan kavramı yoktur!
Melekî denen bilgi de bu tarz data/bilginin, beyinin proses alanına ulaşması demektir.
Kuantum beyin, orijini itibariyle, tüm evrensel bilgi okyanusuyla bütünlük ve bunun getirisi entegrasyon ve iletişim halindedir. Bu iletişimden doğan, veri tabanına akan bilgiler de MELEK metaforuyla anlatılmıştır. Tüm bu oluşum MEKANSAL BİR DIŞSALLIĞA DEĞİL, BEYİNİN BOYUTSAL iletişimine dayanır.
Din ve geçmiş erenler metaforlarla bu anlattıklarıma işaret etmiştir. Hepsinin dediği haktır, gerçektir!
Bu yüzdendir ki kadîm “KENDİNİ TANI” işareti insana en önemli ipucudur.
Beyin veri tabanı, bedenden girmiş bilgilerle KİLİTLENMİŞ OLDUĞUNDA, kendini ölümlü beden varlık olarak kabullenip, ölüp toprak olup yok olucam zanına kapılır.
ÇAĞIMIZ ALTIN ÇAĞDIR!
ALTIN ÇAĞDA PIRLANTA BİLGİLER AÇIĞA ÇIKMIŞ;
Madde kabulünün beynin algı yanılsaması olduğu, evrenin hakikatinin dalgaboyu bilgi yapı olduğu, insanın hakikatinin dahi bu ÖLÜMSÜZ BİLGİ YAPI OLDUĞU fark edilmeye başlanmıştır.
Bilin ki artık her sorunun cevabının olduğu bir çağda yaşamaktayız!
Ne mutlu Rabbinin “OKUTTUKLARINA”!
Rabbimiz “OKU”mayı bağışlasın!