Yav yine bu nasıl duyuru özlememişiz valla
- Satış emri verdin, PBLK kaydı oluştu
tek başına takasın başladığını göstermiyor.
- Takasın tamamlanması için paranın yatırımcı hesabına geçirilmesi ve fon payı sahipliği kaydının kaldırılması gerektiğini söylüyor.
Ne yapmam gerekiyor takla mı atayım takasın başlaması için dua mı edelim… SAÇMALIĞA BAK
Takasın bittiğini anlamakta çok zor olmalı. Para geçince bitiyormuş :D
🔴 SPK DUYURUSUNA PARAGRAF PARAGRAF CEVAP
🔴 1-) Spkn 79 m. gayet güzel anlamışsınız tebrik ederim.
🔴 2-) 13:30 öncesinde fon alış emri girelim, saat 13:30'dan sonra "hastam var, işim çıktı, para lazım oldu" gibi bahanelerle iptal etmeye kalkalım bakalım edebilecek miyiz? Hayır edemeyiz çünkü artık fon payı, alıcı ile eşleşmiş, kapanış fiyatını beklemektedir. Kaldı ki #THF fonunda; 14,15 ve 16.09 13:30 öncesi satış emirlerinde hem fiyat mevcut, hem temerrüt fiyatlar eşleştikten sonra geliyor hemde tasfiyeye 2 gün sonra alındı.
🔴 3-) Takas Kesinliği ilkesi naktin yatırımcı hesabına geçirilmesinden sonra ne gibi durumda yatırımcıyı koruyacak mesela? Atmden para çekerken olası hırsızlığa karşı mı? Siz bizimle dalga mı geçiyorsunuz?
Fiyat eşleşmiş paylar Mkk'da blokaja alınmış işte TAKAS KESİNLİĞİ kanunu yatırımcıyı tam olarak burada korumaya başlar ve bu süre zarfında artık Temerrüt ve Tasfiye durumu dahil yatırımcı etkilenmez, alacağı borç olarak kaydedilir.
#AbdullahGülerPBLKvardır
#fonmağdurları #PBLKdanMuhalefeteTeşekkür
#spk
#ANAPARAKirmiziCizgimiz
#PBLKMülkiyetHakkı
SPK’nın “Takas Kesinliği ve PBLK Hususlarına İlişkin Basın Duyurusu” başlıklı 22 Ekim 2026 tarihli paylaşımı incelendiğinde özetle;
“Takas kesinliği ve rehin hakkı” başlıklı SPK m.79/1’in; TEFAS’a verilen her talimatı kapsamayacağı, kapsama girilebilmesi için satış emri neticesinde nihayeten nakdin yatırımcının hesabına geçirilmesi gerektiği, aksi halde takasın tamamlanmamış kabul edileceği şeklinde yorumlanması gerektiği sonucuna varıldığı,
Ancak bu duyurunun; SPK m.79’un lafzına, ruhuna, piyasa güvenine ve Anayasa m.35 ile İHAS 1. Ek Protokol m.1 tarafından teminat altına alınan mülkiyet hakkına aykırı olduğu,
SPK’nın bu basın duyurusunda belirttiği şekilde; takas işlemi nakdin yatırımcıya aktarılması ile tamamlansa idi zaten ortada bugünkü gibi bir fon krizi olmayacağından, yatırımcıların haklı ve meşru beklentisi ile SPK m.79’un emredici hükümlerinin gözardı edilemeyeceği, konunun normlar hiyerarşisinde “üst norm” niteliği taşıyan Anayasa ve İHAS çerçevesinde ele alınmasının gerektiği, bu normlara aykırı düzenlemelerden hareketle SPK m.79’un ve mülkiyet hakkının ihlal edilemeyeceği,
Gözönünde bulundurulmalı ve “hukuk devleti” ilkesi esas alınmalıdır.
Kişisel olarak fonlarda ciddiye alınacak bir yatırımım veya zararım yok. Ama gerçek İMKB 100 hisselerinde (atılanları saymıyorum) kendi çapımda bir servet kaybetmiş durumdayım. Madem olağanüstü piyasa şartları gereği takas kesinliği yok mümkünse bende bu hisseleri aldığım fiyatlar +tüfe ile geri vermek istiyorum.
Herkese günaydın, PBLK emirleri olan arkadaşlar negatif bir sabaha kalktınız biliyorum ama son çare ANAYASA MAHKEMESİ
LÜTFEN aşağıdaki tagi kullanalım. Bu kanunun iptali için Meclisin Anayasa Mahkemesine taşıması lazım.
SESİMİZİ DUYURALIM
#FonYasasınıAYMyeTaşı
Fon Kanunu Teklifinin Görüşmelerinde Yaşananlar Hakkında
Fon vurgununun ardından TBMM’ye getirilen kanun teklifinin görüşmeleri sırasında yaşananları, vatandaşlarımızın haklarının korunması için dile getirdiğimiz talepleri ve iktidarın bu süreçte attığı yanlış adımları vatandaşlarımızla paylaşmak istiyorum.
1- PBLK’lıların Hakkını Neden Israrla Savunuyoruz?
Takas kesinliği ilkesinin sonradan alınan idari kararlar veya tasfiye süreçleri nedeniyle zedelenmesi, piyasa katılımcılarının hukuki güvenliğini ve sermaye piyasalarına duyulan güveni olumsuz etkilemektedir.
SPK Kanunu’nun 79’uncu maddesiyle güvence altına alınan takas kesinliği ilkesi uyarınca, tasfiye kararı öncesinde satış talimatı verilmiş ve payları hesaplarından düşülerek PBLK statüsüne geçmiş yatırımcıların hakları korunmalıdır. Çünkü bu kişiler, hukuki olarak fonun değer değişimlerinden kaynaklanan riski taşıyan pay sahipleri değil, satış bedelini bekleyen alacaklı konumundadır.
17 Eylül 2026 tarihli tasfiye kararı öncesinde, 14, 15 ve 16 Eylül tarihlerinde saat 13.30’dan önce satış talimatı veren ve payları hesaplarından düşülerek PBLK statüsüne geçen yatırımcıların hukuki durumu bu çerçevede değerlendirilmelidir. Sonradan alınan idari kararlar ve tasfiye işlemleri, daha önce gerçekleşmiş işlemlerin hukuki sonuçlarını ve takas kesinliği ilkesini ortadan kaldıracak şekilde yorumlanmamalıdır.
Biz, hukukun üstünlüğünü savunarak PBLK statüsündeki yatırımcıların haklarını savunduk. Ancak iktidar, gece yarısı getirdiği önergeyle bu yatırımcıların haklarını korumak yerine hak kaybına yol açan bir düzenlemeyi hayata geçirmiştir. Hukuki güvenliği ve takas kesinliğini güvence altına alması gereken bir yaklaşımın, yatırımcıların haklarını zedelemesi kabul edilemez.
2- Teklifte "Ana Parayı Garanti Altına Alan" Bir Husus Yok!
Vatandaşlarımız, birikimlerinin ana parasını bir an önce geri almayı beklemektedir. Bizim mücadelemiz de vatandaşlarımızın paralarına en kısa sürede kavuşması içindir. Ancak görüşülmekte olan kanun teklifi, yatırımcıların ana paralarının ödenmesini sağlayacak bir düzenleme içermemektedir.
Vatandaşın en temel beklentisi, kendi parasına yeniden kavuşmaktır. Ana paranın ödenmesine ilişkin somut bir çözüm getirmeyen bir teklif, yaşanan mağduriyeti gidermekten uzaktır. İktidar, yatırımcıların parasına ne zaman ve nasıl kavuşacağını açıkça ortaya koymalı; ana paraların ödenmesini sağlayacak somut adımları bir an önce atmalıdır.
3- Fonların Tasfiye Sürecinde, Yatırımcının Parası Enflasyon Altında Ezdirilecek!
Net yatırım tutarının TÜFE ve Yİ-ÜFE değişim oranlarının aritmetik ortalaması esas alınarak yalnızca fonun tasfiyesine karar verilen 17 Eylül 2026 tarihine kadar güncellenmesi, yatırımcıların tasfiye süreci boyunca enflasyon karşısında reel değer kaybına uğramasına neden olabilecektir.
Tasfiye işlemlerinin uzun sürmesi ihtimali dikkate alındığında, yatırımcıların alacaklarının yalnızca tasfiye kararının verildiği tarihe kadar güncellenmesi yeterli değildir. Yatırımcıların mülkiyet haklarının korunması ve tasfiye süresince oluşacak reel kayıpların önlenmesi amacıyla net yatırım tutarı, fiilî ödeme tarihine kadar TÜFE ve Yİ-ÜFE değişim oranlarının aritmetik ortalaması esas alınarak güncellenmelidir.
Yatırımcıların alacakları yıllar sürebilecek tasfiye süreçleri boyunca enflasyon karşısında erimemelidir. Ana paranın iadesi kadar, iade edilecek tutarın reel değerinin korunması da önemlidir.
4- Hisse Mağdurlarının Zararı Ne Olacak?
Tasfiye sürecine giren fonların portföylerinde yer alan bazı şirket hisselerinin manipülatif işlemlerle fiyatlarının yapay biçimde yükseltilmesinin ardından taban serileriyle kilitlenmesi, bu hisseleri satın alan küçük yatırımcıları ağır zarara uğratmıştır. Manipülatif işlemlerin faili olmayan yatırımcılar, bu işlemlerin ekonomik sonuçlarını üstlenmek zorunda bırakılmıştır.
Bu nedenle, manipülatif işlemlerle ilgisi bulunmadığı tespit edilen yatırımcıların uğradıkları zararların giderilmesine yönelik somut bir mekanizma oluşturulmalıdır.
Bu konuda tarafımızca öneriler sunulmuş; ancak iktidar kanadı önerilerimizi kabul etmediği gibi mağdur yatırımcıların zararlarının karşılanmasına yönelik alternatif bir çözüm de ortaya koyamamıştır. Hisse mağdurları, uğradıkları ağır kayıplarla baş başa bırakılmıştır.
5- Vatandaş Parasını Beklerken İktidar Neden Gönüllü İadeye Bel Bağlıyor?
Tasfiye süreçlerinde yatırımcıların zararlarının giderilebilmesi için suçtan kaynaklanan malvarlıklarının geri kazanılması ve hak sahiplerine mümkün olan en kısa sürede ulaştırılması büyük önem taşımaktadır. Ancak gönüllü iade sürecinin beklenmesi, mağduriyetlerin daha da derinleşmesine ve çözümün gecikmesine neden olacaktır. Vatandaşın artık bekleyecek, dayanacak gücü kalmamıştır.
Organize biçimde işlenen suçlarla bağlantılı malvarlıklarının geri kazanılmasında gönüllü iadeye bel bağlanmamalı; hukukun ve mevcut mevzuatın imkânları çerçevesinde gerekli işlemler ivedilikle başlatılmalıdır.
Vatandaşlar mağdur edilirken hukuku çiğneyenlerin ve yatırımcıların paralarını götürenlerin, hukukun sağladığı imkânların arkasına sığınarak süreci uzatmasına izin verilmemelidir. Hukuku çiğneyenlerin, hukukun sağladığı güvenceleri kullanarak sorumluluktan kaçması kabul edilemez. Hukuk, mağdur vatandaşlar karşısında etkisiz kalırken sorumlulara ayrıcalık tanıyan bir mekanizmaya dönüştürülemez.
Bu kapsamda, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 128’inci maddesi çerçevesinde el konulan ve suçtan kaynaklandığı bilirkişi incelemeleri, MASAK veya SPK raporlarıyla tespit edilen şirket, taşınmaz ve diğer malvarlıklarının geri kazanılmasına yönelik özel bir düzenleme yapılmalıdır.
Mahkemenin ara kararıyla söz konusu malvarlıklarının TMSF tarafından satılmasına ve elde edilen bedelin, hak sahiplerine dağıtılmak üzere oluşturulacak bir geri kazanım hesabına aktarılmasına imkân tanıyan istisnai bir hüküm getirilmelidir. Yargısal denetim ve mülkiyet haklarına ilişkin güvenceler korunurken yatırımcıların zararlarının giderilmesi için gerekli adımlar gecikmeksizin atılmalıdır.
6- İktidar, Fon Krizinin Finansal Krize Dönüşmemesi İçin Gereken Adımları Atmıyor
Son haftalarda yaşanan gelişmeler, meselenin belirli fonlarla ve sınırlı sayıda yatırımcıyla sınırlı olmadığını açıkça ortaya koymuştur. Yaşananlar artık daha geniş bir finansal krize dönüşme riski taşımaktadır. Yatırımcıların alacaklarına ulaşamaması, piyasalardaki belirsizliğin derinleşmesi ve sermaye piyasalarına duyulan güvenin sarsılması, gerekli önlemler alınmadığı takdirde çok daha ağır sonuçlar doğurabilecektir.
Bankacılık krizi sonrasında iktidara gelen AKP’nin, bugün finansal sistemde yaşanan bu gelişmeler karşısında eli kolu bağlı biçimde beklemesi kabul edilemez. İktidarın görevi, kriz derinleştikten sonra ortaya çıkan sonuçları izlemek değil, riskleri önceden tespit ederek vatandaşın birikimlerini ve finansal sistemin güvenilirliğini korumaktır.
Başta SPK ve ilgili kamu kurumları olmak üzere tüm yetkili merciler tarafından gerekli incelemeler yapılmalı, sorumluların tespiti için etkili adımlar atılmalı, yatırımcıların ana paralarına kavuşmasını sağlayacak somut bir yol haritası ortaya konulmalı ve finansal sistemde güveni yeniden tesis edecek önlemler derhâl hayata geçirilmelidir.
İktidarın daha fazla bekleme lüksü yoktur. Vatandaşın birikimleri erirken, mağduriyetler büyürken ve finansal kriz riski derinleşirken gerekli adımlar bir an önce atılmalıdır.
Arkadaş PBLK savunuyoruz diye çok bilmiş yorum yapanlar HAKKIMI hala savunuyorum.
Gidip sizin hakkınıza mı çöküyorum.
Postların altında küfür kıyamet…
Siz kanun hukuk önünde doğru olanı savunmayıp hala iyi oldu PBLK emirlerine diyorsunuz.
Gidip takas kesinliğini ezen 1 milyon üstü ana para mı dağıtacak. Yeni yasa çıkartıp ben tasfiye edemiyorum alın size aldığınız fonun HİSSELERİ derseler ne yapcaksınız ?
PROF. DR. ERSAN ŞEN'DEN PBLK MAĞDURLARI İÇİN KRİTİK HUKUKİ UYARI!
Prof. Dr. Ersan Şen, fon krizinde satış talimatlarının yerine getirilmemesine ve takas kesinliği ilkesine dikkat çekti.
“Zamanında ve usule uygun verilmiş talimatın gereğinin yerine getirilmemesi ile talimatı kayda girip TEFAS'ta eşleşen ve PBLK kodunu alanlara ödeme yapılmaması haklı görülemez.”
Şen, bu durumun yalnızca yatırımcıların parasına ulaşamaması meselesi olmadığını, hukuk devleti ilkesini ve mülkiyet hakkını da ilgilendirdiğini vurguladı.
📌 “SPK m.79'a göre hareket edilmesi gerekir.”
Ayrıca piyasanın olağan şartlarında kazananın da kaybedenin de olabileceğini ancak olağan dışı koşullar nedeniyle ciddi zararların ortaya çıktığını belirtti.
“Bunun külfeti, sisteme güvenen yatırımcıların üzerine bırakılmamalı.”
PBLK mağdurlarının aylardır dile getirdiği takas kesinliği ve alacak hakkı tartışmasına bu kez hukukçu Ersan Şen'den dikkat çekici bir değerlendirme geldi.
Kaynak: @ProfDrErsanSen
#PBLK #ErsanŞen #TakasKesinliği #SPK #TEFAS #FonKrizi #FonMağdurları
Genç meslektaşlarıma
Bu madde..sizi ve müvekkilinizi zafere götürecektir..
SPK 79/1 e göre Yatırımcı satış emrini 17.09.2026 ve 13.30 öncesinde vermişse, bu emir Takasbank’ta kayda alınmışsa, işlem tamamlanmıştır.
Söke söke alacağı faiziyle alırsınız..
PBLK emirlerinin iptal edilmesini, alacaklarımızın yok sayılmasını kabul etmiyoruz. Haklarımızı geriye dönük ortadan kaldıran bir kanun hukukla bağdaşmaz. Muhalefet bu düzenlemeyi Anayasa Mahkemesine taşımalı.
#MuhalefetKanunAnayasaya
“Temerrüt ve/veya katılma payı fiyatının açıklanmaması nedeniyle” denilerek, zamanında ve usule uygun verilmiş talimatın gereğinin yerine getirilmemesi ile talimatı kayda girip TEFAS’da eşleşen ve PBLK kodunu alanlara ödeme yapılmaması haklı görülemez. O zaman “talimat” ve “takas kesinliği” kavramlarının ne anlamı ve önemi kalır? Sisteme güven sorgulanır. Bu nedenle, SPK m.79/1’e göre hareket edilmesi gerekir.
Fona ilişkin müşteri talimatının gereğinin bu gerekçeyle yerine getirilmemesi, başta “hukuk devleti” ilkesinin bir yansıması olan hukuk güvenliği hakkına, mülkiyet hakkının özüne ve sözleşme hürriyetine aykırı olur.
Piyasanın olağan şartlarında kazanan kazanır, kaybeden kaybeder, bundan kimsenin şikayeti olmaz. İçinde bulunulan durumun, piyasanın olağan şartlarıyla açıklanamayacağı izahtan varestedir. Ciddi hatalar zinciri olmuş gözüküyor. Bunun külfeti, sisteme güvenen yatırımcı üzerine bırakılmamalı.
PBLK’yi yalan etme teklifi sıkıntılı bir tekliftir. Takas kesinliği kanununu alakadar eden mağdurların durumunu kendi planına göre başka bir kanunla değiştirmek yarın benzer şey olursa ne olacak sorusunu akla getirir. Bu iş sadece fon işi değil. Yatırımcı yaptığı işlemin sonuçlanacağına ve kesinleşen takasın korunacağına güvenemiyorsa oraya yatırım yapmaz. Bu olay Türkiye’ye yönelik yatırım kararlarında yıllarca ülkemizin karşısına çıkar.
Öncelikli alacaklı oldukları halde, kanunun yürürlüğe girmesi neticesinde emirlerinin tamamını değilde 1 milyon TL'ye kadar ödeme alacak PBKL statüsünde olanlardan zararı tespit edilenler (DOH ve THF) alacak davası açmalılar. 17 Eylül'de emir verdikleri halde emri iptal edilenler de buraya dahil.
Davada ilgili kanun hükmünün anayasaya aykırı olduğu itirazında da bulunmalılar.
TBMM Genel Kurul'da Kanun değişikliği önergesi ile son dakikada PBLK statüsü de anlamını tamamen yitirildi.
14-15-16 Eylülde, hayat olağan şekilde akarken verilen emirlerin bu şekilde değerlendirilmesi bir akıl tutulması.
Satis emri vermis yatırımcı şunu söylüyor:
“Ben tasfiye kararından önce fondan çıkma irademi sisteme ilettim.”
Bu irade sistem tarafından kayda alındıysa, daha sonra hiç satış yapılmamış gibi davranılması hukuki güvenlik bakımından ciddi soru doğurur.
#oncetamPBLKode@memetsimsek@_cevdetyilmaz@MHP_Bilgi@Akparti@MhpTbmmGrubu@spkgovtr