Kariyerinin başında olan herkesin bilmesi gereken bazı acı gerçekler var. Buraya önemli olanlarını sıralayacağım.
Birincisi, birçok insan sizin olduğundan daha iyiye gitmenizi istemiyor, sizi bulunduğunuz seviyede kalmanız şartıyla seviyor.
Merhabalar konniçiwa! Japonya'dan selamlar. Üzüldüğüm için bir süredir yazamadım ama şimdi iyiyim. Türkiye'de yaşayabilmek için tekrar başvuru yapıp geri dönmeye çalışıyorum. Umarım sıkıntı çıkmaz ve en yakın zamanda aranızda olabilirim. Hem sizleri hem de kebapları çok özledim.
10 yıl sonra geri döndüm
Ben Gültekin Avcı
6 köşe yazısına dünyanın en uzun tutukluluğu 9 yıl 2 ay
8 ay önce tahliye oldum
Kötümuameleyle geçen ve avuçlarımdan süzülüp giden onca solgun yıl
Artık eski sıhhatim yok
Bastonla yürümeye mahkumum
Ama buradayım
Kaldığım yerden devam
Davranış bilimleri eğitmeni eski ABD subayı Chase Hughes uyarıyor:
Ne kadar açıklama yaparsan, o kadar güç kaybedersin; ne kadar tepki verirsen, o kadar çok zaafını açık edersin.
Hayatta yapabileceğiniz en karizma hareketlerden biri “Seçici” olmaktır.
Her ilgi gösterene şans vermemek,
Her güzel cümleye inanmamak,
Her çıkan fırsata atlamamak,
Durup derin bir nefes almak,
Kendi değerini bilmek.
Her fırsatın gerçekte iyi bir fırsat olmadığını anlayabilmek.
Biri sizi suçlu hissettirdiği anda kontrolü ele geçirir. Çünkü suçluluk savunmaya, savunma da yönlendirilmeye açık hale getirir. Manipülasyon tam da burada başlar.
Buna siyaset felsefesinde resistance (direnç) ve karşı koyma diyoruz…
Gandhi modeli yaklaşım her yerde işe yaramaz. Muhatabınız eşitlikçi, aydın veya medeni değerlere inanan biri değilse, sağlam karşı sinyal almalıdır.
Bazen deterrence (caydırıcılık), en iyi önleme yoludur.
Çok iyi, çok affedici bir insan görüntüsü çizmenin pek işe yaradığını görmedim. Daima bir miktar tekinsiz, gözü kara, raydan çıkmaya hazır yönü korumak lazım. Kusursuz bir insan değilim ve benim de sapma payım var... Güvende kalmak istiyorsan bana buna göre davran. Mantık bu.
“Ey Rabbim, ey Allah… Onlardan birçoğu vazgeçti, geriye yalnızca Sen kaldın.
Bu sahneler gerçekten yürek parçalayıcı…
Lütfen bu insanların yaşadığı acılardan bahsedin, onları görmezden gelmeyin.”
Cezaevindeyken bazı arkadaşlar yurt dışına gidenlere karşı öfkeliydi.
Tutuklamalardaki gerekçe "kaçma şüphesinin varlığı..." olduğu için, böyle bir fikre kapılmışlardı. "Eğer kaçmasalardı, bizi de tutuklamazlardı" Bir de "Eğer kaçmasalardı cezaevlerinde yer olmadığı için bu kadar tutuklama yapılmazdı."
Genelde bu tarz konularda koğuşun geneli sessiz kalırdı.Çünkü böyle düşünen bir ya da iki kişiydi. Genel böyle düşünmez o yüzden de konu deşilip, büyütülmezdi. Ayrica böyle düşünedebilirlerdi; zira acıları büyüktü, kimi evladına hasret kimi hasta eşine... bazen sadece anlayış gerek.
Pandemideyiz;
6 kişilik koğuşta 10 kişiyiz. Yerde yatıyorum. Öyle ki arkadaşlar zaman zaman, -arkadaşın 5 buçuk yaşındaki kızı istisnasız her gün:) - geçerken başıma basardı. Alan o kadar dardı.
Yine bir gün bu konu açıldı. Aynı arkadaş "kaçmasalardı bu kadar tutuklama olmazdı'dedi. Bu sefer duramadım. Espriyle karışık "Hukuken bir başkası kaçtı diye, senin tutuklamana karar verilemez. Bunu bir kenara koyuyorum. İnan onlar gitmeseydi afedersin bizi h.yvan gibi üst üste tıkarlardı umurlarında da olmazdı. Allah'tan gitmişler de yatacak yerimiz var. Şakası bir yana kimsenin bu çileyi çekmesini istemem.İmkanı ve nasibi olan herkes keşke gidebilseydi. Keşke sen de gidebilseydin"demiştim.
İlerleyen süreç bize gösterdi ki sayı arttıkça tutuklamalar azalmadı, 6 kişilik koğuşlarda 18 kişi olduk.. Erkeklerde bu sayı 40ları buldu . Sandalyede nöbetleşe uyundu.
Baktılar olacak gibi değil; yargı paketiyle cezaevleri boşaltıldı bize yer açıldı.
Velhasıl sayı arttı diye bize merhamet etmediler.
Yemek masrafı arttı sayıyı azaltalım diye düşünmediler, yemeği azalttılar.
Hatta yeni cezaevi bile inşa ettiler.
Velhasıl yurt dışına gidişlerle kalanların tutuklanması arasında bir illiyet bağı olmadığı anlaşıldı.
Tıpkı bugün söylenilen bazı sözlerle, ya da yapılan-yapılmayan bazı eylemlerle ortaya çıkan sonuçların arasında illiyet bağı olmadığı gibi..
AdaletYoksa HuzurYok
@eri_osman@muhittinakgul @withemes Bu yazinin bir alman gazetesinde yayinlanmasi ne kadar da güzel olmuş. Cok degerli bir is. Elinize kaleminize saglik..
Değerli Dostlar,
Solingen'deki saldırıyla ilgili yazdığım makalenin Düsseldorfer-Allgemeine'da bugün yayınlanan Almancasına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.
„Islamistischer“ Terror und die Verantwortung der Muslime https://t.co/CJ0rwdaASC @withemes aracılığıyla
Fiten El Melahim'de hadislerden tutun velayet ehlinin işaretlerine kadar özellikle Şam ve etrafında dikkat çekliyor olması savaşın 1. Müslümanlara ve Müslümanların yoğun olduğu bölge olması itibariyle 2. Mehdiyi direkt ilgilendirecek bir coğrafya olduğundan 3. Savaşın