Do not see only a fighter in this photograph.
See a Kurdish woman standing where law has collapsed and survival begins. Her wounded body carries the truth of a people repeatedly abandoned, yet still resisting.
Against barbarism, displacement, and the silence of a world that speaks of “human rights,” she remains. This is not a love of war-it is a refusal to disappear. What was done in Kobani and Shengal is now being repeated in Aleppo, under different names, with the same intent.
And still, Kurdish resistance endures-not as violence, but as existence itself.
🧠 Hepimiz dopamin bağımlısıyız. Peki, hangi türüne?
Hızlı dopamin kolaydır. Kaydır, tıkla, izle... Hemen her şeyi tüketelim.
Ve beş dakika sonra yine aynısı.
Ama yavaş dopamin bambaşkadır. Bir kitabı bitirmenin huzuru.
Kendi yaptığın bir yemeğin gururu. Gerçek bir sohbetin içini ısıtan etkisi.
Zaman ister, emek ister… Ama kalıcıdır.
Sorun şu ki:
Çoğumuz hızlı dopamine o kadar bağımlıyız ki, yavaş olan artık heyecan verici bile gelmiyor.
Sessizlik rahatsız eder hale geliyor.
Çözüm ne mi?
Bir anda bırakmak değil, dopamin kaynağını yavaş yavaş değiştirmek.
Bu hafta sadece tek bir hızlı dopamin alışkanlığını değiştir:
– Yatmadan önce ekrana bakmak yerine bir bölüm kitap oku
– Yürüyüşte müzik yerine sessizliği dinle
– Dışarıdan yemek söylemek yerine bir öğün kendin pişir
Beyninde hemen bir isyan başlar: “Çok sıkıcı bu!”, “Telefona bak!”
Sen yine de devam et.
Haftaya bir tane daha değiştir. Sonra bir tane daha.
Mükemmel olma derdin yok.
Sadece beynine gerçek tatminin ne olduğunu tekrar öğretmeye çalışıyorsun.
Unutma, dönüşüm yavaş olur. Ama mutlaka olur.
Bu adam bir Türk,
Keşke Türk olduğunu iddia eden herkes bu Türk kadar insaflı, vicdanlı, gerçekçi bir “insan” olsa.
Bu Türk’le bin yıl değil, milyonlarca yıl yaşarım.