Öğretmenlik mesleğinin itibarı o kadar değer kaybetti ki Ankara’nın ortasında açlık grevinde olan öğretmenler toplumun büyük kesiminin umrumda bile değil. Milli takımın durumunun binde biri kadar bile gündem olamıyor.
Neredeyse tüm müdürler bunu yapıyor.Hepsi de malum sendikalı.Şikayet ettiğinizde de cezaya gerek görülmedi deniyor.”İt iti ısırmıyor”Hakettikleri unvan tam olarak bu.İşte sonuç almak için de ancak böyle ölmeniz gerekiyor.
#Irmaköğretmeniçinadalet
Bilal Erdoğan: “Nasıl oluyor da 45 yaşında EYT’den emekli olmuş bir insan, ‘Devlet bana geçinecek kadar emekli maaşı versin’ diyebiliyor?
Bunu nasıl içine sindirebiliyor ki?”
@tw005145@TRogretmen Eski müdürümün yeni müdürle arkadaş olduğunu nerden çıkardın :)tanışmıyorlardı o sebeple yeni müdürüm bana söyledi durumu.O zaman her gittiğim okulun müdürünü arasın beni kötülesin iftira atsın.Hakkında konuşmak başka arayıp iftira atmak kötülemek başka.
Bazen hayat, insanın içinden yeniden başlamayı ister…
Nevruz da tam olarak bu duygunun bayramı. Mezopotamya halklarının yüzyıllardır yeni yıl olarak karşıladığı bu gün, her şeye rağmen yeniden filizlenmenin, yeniden umut etmenin simgesi.
Dilerim ki bu Nevruz; kalplerimize cesaret, hayatlarımıza yeni bir başlangıç getirsin.
Barışın ve umudun çoğaldığı bir yıl olsun…
Nevruz kutlu olsun. 🌿🔥
Bütün ömrüm boyunca biz iyi olalım, çocuklar iyi olsun, öğretmen iyi olsun, aileler iyi olsun, okullar iyi olsun diye uğraştım; ne yazık ki, ruhumuzun derinliklerinde kök salan, göstermeye çalıştıkça görmezden gelinen o devasa çürümenin altında kaldı bütün uğraşlarım, uğraşlarımız. Yine de durmadık. Biz öğretmenler hep yeniden başlarız, her yıl, her hafta, her ders yeniden başlarız. Buna alışkınız. Kolay kolay düşmeyiz, derdik. Bugün öyle olmadı. Fatmanur Öğretmenin haberini aldığımda onunla birlikte düştüm yere. Sadece ben değil, bütün öğretmenler, bütün meslektaşlarım hiçbir silginin toplumsal hafızamızdan silip atamayacağı bir yükle yüklendik, çöküp kaldık olduğumuz yere. Öğretmen kelimesi yeniden tefekkür edilmedikçe, öğrencinin tanımı yeniden yazılmadıkça, “öğretmeni say” cümlesi milyonlarca kez söylenmedikçe evlerde, okullarda, kalplerde, dudaklarda; kalkamayız ayağa. Çok üzgünüm. Bütün öğretmenler adına, bütün öğrenciler adına, bütün veliler adına çok üzgünüm.
Öğretmene cep telefonu kullanmak zorundaymış gibi muamele edilirse,
Öğretmene zorla öğrenci grubu kurudurulursa,
Öğretmene zorla veli grubu kurudurulursa,
Öğretmen sürekli veli ve öğrenci ile muhatap ettirilirse,
Öğretmene ders dışında sürekli etkinlik, angarya, cart, curt işler verilip eğitim öğretim ikinci hatta üçüncü plana atılırsa,
Öğretmen sürekli evrak, kürek, toplantı, seminer vs. ile oyalanırsa,
Toplumda öğretmenler sürekli tatil yapıyor algısı yaratılırsa,
Öğretmene çaycı ve güvenlik görevlisi maaşı reva görülürse,
Öğretmenleri cimer vb. yerlere şikayet etmek marifetmiş gibi lanse edilirse,
Eğitim öğretim basit bir şeymiş gibi formasyonu olmayanlar dahi ücretli öğretmenlik adı altında çalıştırılırsa,
Öğretmene asli görevi unutturulup eğitim öğretimden uzaklaştırılırsa,
Öğretmene sürekli aba altından sopa gösterilirse, ders programı ile, onla bunla tehdit edilirse,
Ne eğitimin değeri kalır ne de öğretmenin.
Eğitimde özü kaybettik. Toparlanıp özümüze dönmemiz gerekiyor.
Oğuzhan Abravcı
Bugün Fatma Nur Öğretmenimizi Öğrencisi katletti!
Bugün Fatma Nur Öğretmenimizi Öğrencisi katletti!
Bugün Fatma Nur Öğretmenimizi Öğrencisi katletti!
Bugün Fatma Nur Öğretmenimizi Öğrencisi katletti!
Bugün Fatma Nur Öğretmenimizi Öğrencisi katletti!
Bugün Fatma Nur Öğretmenimizi Öğrencisi katletti!
Bugün Fatma Nur Öğretmenimizi Öğrencisi katletti!
Bugün Fatma Nur Öğretmenimizi Öğrencisi katletti!
Bugün Fatma Nur Öğretmenimizi Öğrencisi katletti!
Bugün Fatma Nur Öğretmenimizi Öğrencisi katletti!
Bugün Fatma Nur Öğretmenimizi Öğrencisi katletti!
Bugün Fatma Nur Öğretmenimizi Öğrencisi katletti!
Bugün Fatma Nur Öğretmenimizi Öğrencisi katletti!
Bugün Fatma Nur Öğretmenimizi Öğrencisi katletti!
Bugün Fatma Nur Öğretmenimizi Öğrencisi katletti!
Bugün Fatma Nur Öğretmenimizi Öğrencisi katletti!
***Ufacık, kendini savunmayı geçin, ifade etme yeteneği dahi kısıtlı bir çocuğa saldırmak alçaklıktır kalleşliktir, nametliktir, canavarca bir eylemdir...
***Öncelikli bu masum çocuk bana gelse idi, detaylı muayenesini yapar, özellikle en az 24 ay süre ile Adli Tıp poliklinik takibine alırdım... Travma kaynaklı organik veya organik olmayan en ufak kalıcı sekeli dahi yazardım. Ayrıca inisiyatif alır, bunu yapanların saç tırnak idrar örneğinde madde bakılmasını ve psikiyatrik muayenesini önerirdim...
***Sahada hiçbir günahı olmayan bir çocuğa bir TÜRK evladına hınçla saldıranlar, hukuk ve bilim dahilinde her tür işlemi görmelidir.